El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hariciler Hakkında Nakledilen Hadîs-I Şerifler

Sahih-i Müslim'de Zeyd b. Vehb el-Cühenfden rivayet olunduğuna göre Hz. Ali, şöyle demiştir: «Ey insanlar! Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: "Ümmetimden bir kavim çıkacak. Bunlar Kur'ân okuyacaklar. …

Sahih-i Müslim'de Zeyd b. Vehb el-Cühenfden rivayet olunduğuna göre Hz. Ali, şöyle demiştir:

«Ey insanlar! Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim:

"Ümmetimden bir kavim çıkacak. Bunlar Kur'ân okuyacaklar. Sizin okuyuşunuz onların okuyuşu yanında hiç kalacaktır. Namazlarınız da onların namazları yanında hiç kalacaktır. Oruçlarınız da onların oruçları yanında hiç kalacaktır. Kur'ân okuyacaklar ve bu okuyuşun lehlerinde olacağını sanacaklar ama aleyhlerinde olacaktır. Onlarla karşılaşan ordu, peygamberlerinin lisanı ile kendi lehlerinde verilen hükmü bilseler, ellerini işten çekerler(savaşmak için uğraşmazlar). Bunun alameti de şudur: Onlar arasında bir adam vardır. O adamın pazu-su vardır. Ama bileği yoktur. Pazununun başında meme ucu gibi birşey vardır. O uçta bazı beyaz tüyler vardır. Bazıları Muaviye ile Şamlıların üzerine gidecekler ve bunlan arkanızda çoluk çocuğunuzun ve mallarınızın üzerinde bırakacaklardır." işte ben umarım ki, hadiste sözü edilen kimseler, bu Hariciler olacaktır. Çünkü bunlar, haksız yere kan akıttılar, insanların sürülerine saldırdılar. Siz de Allah'ın adıyla harekete geçip yürüyün.»

Ravi Zeyd b. Vehb, sözünü şöyle sürdürüyor: «Yolumuza devam ettik, bir köprüye geldiğimizde Haricilerle karşılaştık. Başlarında Abdullah b. Vehb er-Rasibî vardı. Adamlarına şöyle dedi:

- Mızrakları bir tarafa atın. Kılıçlarınızı kınlarından çıkarın, kınlarını kırın. Çünkü bunların Harura savaşında size seslendikleri gibi seslenmelerinden korkarım.

Hariciler, geri dönüp mızraklarını bir tarafa attılar. Kılıçlarını sıyırıp geldiler, insanlarla birbirlerine girdiler. Ama bizimkiler, onlara mızrak atmaya başladılar. Birbirlerini öldürdüler. O günde sadece iki kişi Öldürüldü. Hz. Ali: «Bana Hariciler arasında Mahdici bulun.» dedi. Aradılar, ama onu bulamadılar. Hz. Ali, bizzat gelip aramaya başladı. Bir grup insanın üst üste yığılmış olduğunu gördü. Bunlan bir tarafa itin, onu alt tarafta bulacaksınız, dedi. Gerçekten de o, insan yığınını bir tarafa attıklannda Mahdic'in alt tarafta olduğunu gördüler. Bunun üzerine Hz. Ali, tekbîr getirip: «Allah doğru söyledi, Rasûlü de tebliğ etti.» dedi.

Ubeyde es-Selmanî, kalkıp Hz. Ali'ye şunu sordu:

- Ey mü'minlerin emin! Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah hakkı için sen bunu Rasûlullah'tan işittin mi?

- Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah hakkı için ben bunu bizzat Rasûlullah'tan işittim.

Ubeyde, bu yemini Hz. "Ali'ye üç kez yaptırdı. O da her defasında ye-

min ederek bizzat Rasûlullah'tan işitmiş olduğunu söyledi.»

imam Ahmed b.Hanbel, Süveyd b. Gafle'den rivayet etti ki, Hz.Ali şöyle demiştir:

«Ben size Rasûlullah (s.a.v.)'dan hadis naklederken ona yalan isnad etmektense göğün üzerime yıkılmasını daha çok isterim. Ama sizinle kendi aramdaki hususlarda konuştuğum zaman bilesiniz ki savaş hile-dir.Ben Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim:

«Ahir zamanda ümmetimden bir kavim çıkacaktır. Yaşlan gençtir. Toydurlar, akıllan hafiftir. Yaratıklann en hayırlısının (Rasûlullah'm) sözlerini söyleyecekler ve Kur'ân okuyacaklardır. Ancak okudukları bu şey onlann hançerlerini geçmeyecektir. (Ravilerden Abdurrahman dedi ki: Onlann imanlan hançerlerini geçmeyecektir.) Bunlar, okun hedefini delip geçişi gibi dinden çıkacaklardır. Kendileriyle karşılaştığınızda bunlan öldürün. Çünkü bunlan öldürmekte, kendilerini öldüren kimseler için Allah katında kıyamet gününde sevap vardır.»

imam Ahmed b.Hanbel, Velid b.Kasım el-Hemedanf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ali, Nehrevan'a gitti. Biz de onunla birlikte gittik. Haricileri öldürdük. Bize dedi ki: "Mahdici arayın, zira Rasûlullah şöyle buyurmuştur. "Bir kavim gelecektir. Bunlar hak sözü söyleyecektir. Ancak bu söz, onlann hançerlerinden aşağı inmeyecektir. Okun hedefini delip geçişi gibi dinden çıkacaklardır. Onlann alametleri, aralarında eksik elli bir adamın (Mahdic'in) bulunmasıdır. O siyahidir. Elinde siyah kıllar vardır. Eğer aralannda o adam varsa ve onu öldürürseniz, insanların en şerlisini öldürmüş olursunuz. Eğer o, onlann arasında yoksa, insanlann en hayırlısını öldürmüş olursunuz.» Biz Mahdic'i onlar arasında bulduk. Secdeye kapandık. Ali de bizimle birlikte secdeye kapandı.»

Müslim, Rasûlullah (s.a.v.)'ın azadlısı Ebu RafVnin oğlu Ubeydul-lah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hanıriler ortaya çıtıklannda ben Ebu Talib oğlu Ali ile birlikteydim. Onlar:«Hüküm vermek, sadece Allah'a mahsustur* deyince Ali, şöyle dedi:

«Bu söz, hak bir sözdür. Ancak bununla batıl amaçlanmıştır. Zira Rasûlullah (s.a.v.), bir grup insanın evsafını bize anlattı. Ben de anlattığı insanlann evsafım şunlarda görmekteyim. Rasûlullah (s.a.v.), bun-lann evsafinı analtırken şöyle diyordu:«Dillerinde hak söz vardır, ancak bu söz onlann şurasından (böyle derken parmağıyla boğazını gösterdi) aşağıya inmeyecektir. Allah'ın en çok buğz ettiği yaratıklardan biri, bunlardan Esved adındaki bir adamdır. Onun ellerinden biri, koyun ayağı veya meme ucu şeklindedir.»

Hz.Ali, onlan öldürünce «Şunlann halini araştırın.» dedi. Arkadaşlar onlara baktılar. Birşey göremediler. Hz. Ali; "Tekrar bakıp araştırın, vallahi ben yalan söylemedim ve bana yalan söylenmedi." dedi. Bu sözünü iki yada üç kez tekrarladı. Mahdic'i bir harabede buldular. Alıp Hz.AIi'nin yanına getirdiler. Önüne bıraktılar. Ben de oradaydım. O siyahi adamı (Mahdic'i) gördüm.»

imam Ahmed b.Hanbel, Ubeyde'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hz. Ali'nin yanında Haricilerden söz edildi. Hz. Ali de onlar hakkında şöyle dedi:

«Hariciler arasında eli kısa bir adam vardır. Eğer siz şımaracak olmasaydınız Cenâb-ı Allah'ın onları öldürenler hakkında Muhammed (s.a.v)'m dili ile yapmış olduğu vaadleri size anlatırdım.»

Ben dedim ki:

- Ey müminlerin emiri! Sen bu vaadleri Muhammed (s.a.v.)'in kendisinden mi işittin?

- Evet, KaTbe'nin Rabbine yemin olsun ki, Muhammed (s.a.v.)'den işittim.»

Muhammed b. Sirin'in rivayetinde de şu ilave vardır: "Ali bu vaadleri bizzat Rasûlullah (s.a.v.)'dan işittiğine yemin etti ve şöyle dedi: «Rasûlullah (s.a.v.)'a yalan isnad etmektense gökten yere düşmeyi daha çok isterim.»

İmam Ahmed b. Hanbel'in oğlu Abdullah, Asım'm babası Küleyb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Ben, Ali'nin yanında oturmaktaydım. O esnada üzerinde yolculuk elbiseleri bulunan bir adam gelip Ali'nin yanına girmek için izin istedi. Ali, o esnada insanlarla konuşmaktaydı. O adamla ilgilenemedi ve şöyle dedi: «Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gitim. O esnada yanında Aişe (r.anha)de oturmaktaydı.Rasûlullah (s.a.v.), bana şöyle bir soru sordu:

- Falan günde sen nasıl olacaksın, ne yapacaksın?

- Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler.

- Bir kavim doğu tarafından çıkacaktır. Kur'ân okuyacaklar, ancak okudukları Kur'ân, onların kürek kemiklerinin aşağısına inmeyecektir. Aralarında eksik elli bir adam vardır. Elleri, Habeşli adamın ellerini andırır.»

Allah aşkına söyleyin. Bu adamın bu kavim arasında bulunduğunu size haber vermişmiydim.»

Hafız Ebu Bekir Hatib el-Bağdadî, Ebu Cuhfe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Savaş sona erdiği zaman Ali dedi ki: «Şu Hariciler arasında bir adam vardır. Onun pazusunda kemik yoktur. Sonra onun pazusu meme ucunu andırır. Üzerinde uzun ve eğri kıllar olacaktır.»

Aradılar, o adamı bulamadılar. Ben,o günkü kadar Ali'nin sabırsızlık gösterdiği başka bir gün görmedim. Gelip dediler ki:

- Ey mü'minlerin emiri! Sözünü ettiğin adamı bulamadık.

- Yazıklar olsun size. Bu yerin adı nedir?

- Nehrevan'dır.

- Yalan söylüyorsunuz. O adam bunların arasında olmalıdır. Haricilerin cesetlerini kontrol ettik. Ama sözünü ettiği adamı bulmadık. Tekrar dönüp dedik ki:

- Ey mü'minlerin emiri! Sözünü ettiğin adamı bulamadık.

- Bu mekanın adı nedir?

- Nehrevan'dır.

- Allah ve Rasûlü doğru söylediler, siz yalan söylediniz. Çünkü o adam buradadır. Bunlar arasındadır. Onu arayıp bulun.

Aradık, onu su kanalında bulduk. Ali'nin yanma getirdik.Ben de onun pazusuna baktım ki, pazusu kemiksizdi. Üzerinde kadın memesinin ucunu andıran bir et perçesı vardı. Bu meme ucu üzerinde de uzun ve eğri büğrü kılllar vardı.»

İmam Ahmed b.Hanbel, Ensâr'ın azadlısı Ebu Kesir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ben, Nehre Vanlılarla savaştığı zaman efendim Ebu Talbi oğlu Ali ile birlikteydim. Hz. Ali'nin, Nehrevanlıları öldümesinden Ötürü yanındaki insanlar biraz rahatsız olmuşlardı. Ali, onlara hitaben şöyle dedi:

- Ey insanlar! Rasûlullah (s.a.v.), bize okun yaydan çıkışı gibi dinden çıkacak bir kavimden bahsetti. Bunlar, dinden çıkacaklar ve okun yayına dönüşüne kadardinlerine geri dönmeyeceklerdir. Bu kavmin işareti şudur ki, aralarında siyahi vekısa elli bir adamın mevcud olmasıdır. Ellerinden biri kadın memesi gibidir. Tıpkı kadın memesinin ucundaki gibi, onun da elinin ucunda bir et parçası ve bu uçta da yedi kıl bulunacaktır. Onu arayın. Bence o adam, bunların arasındadır.»Aradılar veo adamı nehir kıyısında cesetlerin altında buldular.Çıkardıklarında Hz. Ali, tekbir getirerek: «Allahu Ekber! Allah ve Rasûlü doğru söylediler.» dedi. Hz. Ali'nin üzerinde o esnada Arap yapısı bir yay vardı.Yayı alıp o adamın kısa eline dürttü ve: «Allah -ve Rasûlü doğru söylediler.» dedi. İnsanlar da bu durumu gördüklerinde tekbir getirip sevindiler ve Hz. Ali'ye karşı duydukları kırgınlık da kalplerinden silinip gitti.»

İmam Ahmed b. Hanbel'in oğlu Abdullah, Ebu Talib oğlu Ali'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

«Bir kavim okun hedefini delip geçişi gibi İslâm'dan çıkacakdır. Kur'ân okuyacaklar, ancak okudukları bu Kur'ân, onların kürek kemiklerini aşmayacaktır. Onların öldürdüğü kimseye ve onları öldürene ne mutlu. Onların işareti de aralarında eksik hilkatlı Mahdicfni bulunmasıdır.»

"Sünen" adlı eserinde Ebu Davud, Ebu Meryem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Mahdic denen bu adam, o gün mescitte bizimle beraberdi. Gece gündüz kendisiyle beraber oturup kalkardık. Yoksul bir kimseydi. Düşkün kimselerle birlikte Hz. Ali'nin yemeğine katıldığını gördüm. Ben de bir bornozumu ona giydirmiştün. Kendisine memeli Nafi diyorlardı. Eli, kadın memesini andırıyordu. Kıs aydı. Ucunda da meme ucu gibi bir et parçası vardı ki, üzerinde kedi bıyığını andıran kıllar vardı.»

Hafız Ebu Bekir el-Beyhakî, "Delail" adlı eserinde Ebu Musa'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ali'yi birlikteydim. "Mahdic'i arayın," demeye başladı. Aradılar, ama bulamadılar. Hz. Ali, terledi ve şöyle dedi: «Vallahi yalan söylemedim. Bana yalan söylenmedi de.» Nihayet mahdic'i, Evdi ilye nehrinde buldular. Ali de secdeye kapandı.»

Ebu Bekir el-Bezzar, Ebu Mü'min'in şöyle dediğini rivayet etmiştir;

«Haruriye savaşında Ebu Talib oğlu Ali ile beraberdim. O benim efendimdi. Dedi ki: "Bakın bakalım hele, bunlar arasında bir adam olacak. Onun ellerinden biri kadın memesi gibidir. Çünkü peygamber, onunla karşılaşacağımı bana haber vermiştir."

Cesetleri alt üst ettiler,ama o adamı (Mahdic'i) bulamadılar. "Hurma ağacı altında henüz kontrol etmediğimiz yedi ceset daha var." demeleri üzerine Hz. Ali, onlara: «Yazlı ki ar olsun size, ne duruyorsunuz? Haydi gidin, onlara da bakın.» dedi. Ben bir adamın ayağında iki ip bulunduğunu ve o ipleri tutarak cesedi sürükleyip Hz. Ali'nin önüne bıraktıklarını gördüm. Hz. Ali de secdeye kapanarak: «Size müjdeler olsun. Sizin ölüleriniz Cennette'dir bunların ki ise Cehennem'dedir dedi.»

Bezzar, Habib b. Ebi Sabit'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Şakik b.Seleme'ye(Ebu Vail'e) dedim ki:

- Bana memeli adamdan bahset.

- Biz onlarla savaştığımızda Ali: «Şu ve şu vasıfta bir adamı arayın bakalım, dedi.

Evsafını belirttiği adamı aradık ama bulamadık. Bunun üzerine Hz. AH, ağlamaya başladı. Ve şöyle dedi: «Onu arayıp bulun. Allah'a yemin ederim ki, ben yalan söylemediğim gibi bana yalan da söylenmedi.» Aradık, onu bulamadık. Yine Hz. Ali, ağladı ve şöyle dedi: «Onu arayıp bulun. Allah'a yemin ederim ki, ben yalan söylemediğim gibi bana yalan da söylenmedi. O adamı aradık, yine bulamadık.Bunun üzerine Hz. Ali, doru katırına bindi. Biz de o adamı aramaya devam ediyorduk. Nihayet onu, Bereda nehrininin altında bulduk. Hz. Ali, onu görünce secdeye kapandı.» îmam Ahmed b.HanbeTin oğlu Abdullah, Ebu'1-Vadi Abbad'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Kendisiyle birlikte Kûfe'ye dönmekte olduğumuz Ali, Mahdic'in şahsıyla ilgili hadisten bahsedilmesi üzerine şöyle dedi: Vallahi ben yalan söylemediğim gibi bana yalan da söylenmedi. Ama dostum

(Rasûlullah) bana cinlerden üç kardeş hakkında haber verdi ki,bu (Mahdic) onların en büyüğüdür. İkincisinin büyük bir topluluğu vardır. Üçüncüsünde ise biraz zayıflık vardır.»

Bu ifadelerde cidden gariplik vardır.Ancak memeli adamın (Mahdic'in) cinlerden olması mümkündür. Hatta insi veya cinni şeytanlardan olması da mümkündür.

imam Ahmed b.Hanbel, Abdullah b.Mesud'dan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

«Ahir zamanda bazı beyinsiz gençlerden oluşan bir kavim türeye-cektir. Bunlar, insanların en hayırlısının sözlerini söyleyecekler ve Kur'ân'ı dilleriyle okuyacaklardır. Ancak bu okudukları şeyler, onların kürek kemiklerinin ilerisine geçmez. Okun hedefini delip geçtiği gibi islâm'dan çıkacaklardır. Onları yakalayan kimse, onları öldürsün. Zira onları öldürmekte, öldüren kimseler için Allah katında büyük sevap vardır.»

Bu hadisin ravisi Abdullah b. Mesud, Haricilerin ortaya çıkmalarından yaklaşık beş sene önce vefat etmiştir. Onun bu konudaki haberi, senedlerin en kuvvetlüerindendir.

imam Ahmed b. Hanbel,Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ben, kendisinden işitmedim ama Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu bana anlatıldı: «Sizden bir fırka vardır ki, ibadet edecekler, dindarlık yapacaklar. Öyle ki, insanlar onları beğenecekler. Nefisleri de kendilerini beğenecektir. Onlar, okun hedefini delip geçişi gibi dinden çıkacaklardır.» îmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said'den rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöye buyurmuştur:

«Ümmetimde ihtilaf ve bölünme olacaktır. Bir kavim ortaya çıkacaktır ki, bunlar güzel konuşacaklar, ama kötü fiil yapacaklardır. Kur'ân okuyacaklardır, ama bu okudukları kürek kemiklerinin ilerisine geçmeyecektir. Sizden birisi, kendi namazını, onların namazlarının yanında hiç görecktir. Orucunu, onların orucunun yanında hiç görecek-tir.Ancak onlar, okun hedefini geçişi gibi dinden çıkacaklardır. Sonra da ok yayına geri dönünceye kadar dine geri dönmeyeceklerdir. Onlar, yaratıkların ve mahlukatm en kötüsüdürler. Onları öldürene veya onların öldürdüğü kimseye ne mutlu. Onlar, Allah'ın kitabına davet edecekler ama onların kitaptan hiç paylan yoktur. Kim onlarla savaşırsa, onlara nisbetle Allah'a daha yakın olur.» .

Dediler ki:

- Ya Rasûlallah, onların alametleri nedir?

Buyurdu ki:

- Saçlarını traş etmiş olmalarıdır.»

imam Ahmed b. Hanbel, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğim rivayet etmiştir:

«Cirâne umresi senesinde Rasûlullah (s.a.v.)'la beraberdim. O, Bilal'ın eteğindeki gümüşleri insanlara paylaştırıyordu. Adamın birisi:

- Ya Rasûlallah, adaletli ol, dedi. Rasûlullah (s.a.v.) da ona şu cevabı verdi:

- Yazıklar olsun sana! Ben adaletli olmazsam kim adaletli olacak? Eğer ben adaletli olmazsam kayba uğrarım.

Hz. Ömer dedi ki:

- Ya Rasûlallah, izin ver de şu münankı öldüreyim.

- Allah korusun, ashabımı Öldürdüğümü insanların dillerine dolamalarından Allah'a sığınırım. Bu ve arkadaşları, Kur'ân okuyacaklardır ancak okudukları, hançerelerini (veya kürek kemiklerini) aşmayacaktır. Okun hedefini delip geçişi gibi dinden çıkacaklardır.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Cabir b.Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), Cirâne'de Hevazin savaşından elde edilen ganimetleri paylaştırırken Beni Temim kabilesinden bir adam kalkıp.

- Adaletli ol ey Muhammed, dedi.

Rasûlullah (s.a.v.) da ona şu karşılığı verdi:

- Yazıklar olsun sana. Ben adaletli olmazsam kim adaletli olacak? Eğer ben adaletli olmazsam kayba uğrar, hüsrana düşerim.

Hz. Ömer, dedi ki:

- Ya Rasûlallah, şu münafığı öldürmeme izin vermez misin?

- Ümmetlerin "Muhammed ashabını öldürüyor." diye aralarında dedikodu yapmalarından Allah'a sığınırım. Şu ve arkadaşları, Kur'ân okuyacaklardır, ancak okudukları, kürek kemiklerini aşmayacaktır. Okun hedefini delip geçişi gibi bunlar dinden çıkacakdır.»

Yakub b. Süfyan, Sa'd b.Ebi Vakkas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)'ın memeli adamdan (Mahdiç'ten) söz ederek şöyle dedi: «Redhe şeytanı, at çobanı gibidir. Büceyle kabilesinden Eş-heb veya Ibni Eşheb adındaki bir adam, onu sakındırır. O zalim kavim içinde şiddetli bir adamdır.»

Sa'd b. Ebi Vakkas, Hz. Ali'nin, Haricileri Öldürdüğünü duyunca şöyle dedi: «Ebu Talib oğlu Ali, Redhe şeytanını öldürdü.»

imam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudrfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ebu Bekir, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma gelerek şöyle dedi:

- Ya Rasûlallah, ben falanca vadiye uğradım. Orada huşulu, güzel görünümlü bir adamın namaz kılmakta olduğunu gördüm.

- Git, onu öldür.

Ebu Bekir gitti. O'nu o halde görünce öldürmek istemedi. Tekrar Rasûlullah (s.a.v.)'a geldi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), Ömer'e:

- Git, onu Öldür, dedi. Ömer gidip onu Ebu Bekir'in gördüğü halde görünce öldürmek istemedi. Geri döndü ve şöyle dedi:

- Ya Rasûlallah, ben onu huşulu bir halde gördüm, öldürmek istemedim.

Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), Ali'ye:

- Ey Ali, git onu öldür, dedi. Ali gitti. Onu bulamadı, geri döndü ve şöyle dedi:

- Ya Rasûlallah, ben onu göremedim.

- O ve arkadaşları Kur'ân okurlar. Ancak okudukları kürek kemiklerini geçmez. Okun hedefini delip geçişi gibi dinden çıkacaklardır.Ok tekrar yayına dönmedikçe dine geri dönmezler. Onları öldürün. Onlar, yaratıklarım en şerlileridir.»

imam Ahmed b. Hanbel, Said el-Hudifnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Peygamber (s.a.v.), insanlar arasında bir fırkanın ortaya çıkacağını ve onları iki gruptan hakka en yakın olanın Öldüreceğini bildirdi.»

imam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudrfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), buyurdu ki: «Ebu Kasım'ın nefsi kudret elinde bulunan zata yemin ederim ki, ümmetimden bir kavim ortaya çıkacaktır. Siz onların amelleri yanında kendi amellerinizi önemsiz göreceksiniz. Onlar, Kur'ân okuyacaklar, ama okudukları, kürek kemiklerini geçmiyecektir. Onlar, okun hedefini delip geçişi gibi dinden çıkacaklardır.»

Dediler ki:

- Onları tanıtacak bir alamet var mıdır ya Rasûlallah?

- Onlar arasında memeli bir adam olaeaktır. Başlarını traş edeceklerdir.»

Ebu Said dedi ki: Rasûlullah (s.av.)'m ashabından yirmi veya yirmi küsur kişinin bana anlattığına göre Rasûlullah'ın sözünü ettiği o kavmi Hz. Ali öldürdü.

Ravi diyor ki: Ebu Said'in tekbir getirdikten sonra elleri titreyerek şöyle dediğini gÖrdüm.«Onları öldürmek, bence onların sayısınca Türkleri öldürmekten daha helaldir.»

imam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudrfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hz. Ali, Yemen'de iken Rasûlullah (s.a.v.)'a, toprağa bulanmış bir altın kütlesi gönderdi. Rasûlullah (s.a.v.), o kütleyi Akra' b. Habis el-Hanzalî, Beni Mücaşi kabilesinden bir adam, Uyeyne b. Bedr el-Fezarî, Alkame b. Ulase (veya Amir b. Tüfeyl M, bu adam beni Kilab kabilesin-dendir.) ve Zeyd el-Hayl et-Taî arasında taksim etti. Sonra Beni Nebahan kabilesinden birini onlara ortak yaptı. Kureyşlilerle Ensâr, bu taksimata kızarak: «Rasûlullah (s.a.v) güçlü ve önde gelen şahsiyetlere altın veriyor ama bizi bir tarafa bırakıyor.» dediler. Rasûlullah (s.a.v.) da böyle diyenlere: «Ben, bunların gönüllerini kazanmak istiyorum.» diye cevap verdi. O esnada gözleri çukurda olan çıkık alınlı, gür sakallı, şah daman şişkin, başı traşlı bir adam gelip Rasûlullah (s.a.v.)'a hitaben:

- Ey Muhammed, Allah'tan kork, dedi. Rasûlullah (s.a.v.) da ona şu cevabı verdi:

- Ben kendisine isyan ettiğim takdirde başka kim Allah'a itaat eder? O, beni yeryüzü ahalisi üzerine güvenilir bir kimse olarak kabul ediyor, ama siz beni güvenilir bir kimse olarak kabul etmiyorsunuz. Orada bulunanlardan birisi (zannedersem o da Haîid b. Velid idi,), o adamı öldürmek için Rasûlullah (s.a.v.)'dan izin istedi. Ancak Rasûlullah (s.a.v.) izin vermedi. Bu itirazcı adam gittikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

«Bu adamın neslinden bazı kimseler ortaya çıkacaktır ki, onlar Kur'ân okuyacaklar, ancak okudukları, hançerelerini aşmayacaktır. Bunlar, okun hedefini delip geçmesi gibi İslâm'dan çıkacaklar, îslâm ehlini öldürecekler ve putperestleri bırakacaklardır. Eğer ben kendilerine yetişirsem onları Ad kavmi gibi öldürürüm.»

Başka bir rivayette anlatıldığına göre o adamı öldürmek isteyen kimse, kesinlikle Halid b. Velid'dir. Ama Hz. Ömer'in böyle bir istekte bulunmuş olması mümkündür. Zaten Buharı ve Müslim'in sahihlerinde de böyle bir ifade vardır. Ancak Hariciler, o adamın soyundan ve sülalesinden gelmemektedirler. Haricilerden herhangi birinin dahi onun soyundan geldiğini bilmemekteyim. Belki de Rasûlullah (s.a.v.), onun şekil ve evsafında olan bazı kimselerin ortaya çıkacağını kasdetmiştir. Doğrusunu Allah bilir. O adam, Zü'1-Huveysira et-Temimf dir. Bazıları ona Harkus adını vermişlerdir. Doğrusunu Allah bilir.

İmam Ahmed b.Hanbel, Ebu Said el-Hudifden rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

«Doğu tarafından bazı kimseler ortaya çıkacak. Bunlar, Kur'ân okuyacaklar ancak okudukları kürek kemiklerini aşmayacaktır. Okun hedefini delip geçmesi gibi dinden çıkacaklar, sonra ok yayına geri dönmedikçe dine geri dönmeyeceklerdir.

Orada bulunanlardan bazıları sordular:

- Ya Rasûlallah, sözünü ettiğin bu insanların alameti ve siması nasıldır?

Rasûlullah buyurdu ki:

- Onların siması traşlı olmak (veya yağ sürünmeyi terketmek ) tir.»

îmam Ahmed b.Hanbel, Yezid el-Fakir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir.

«Ebu Said'e dedim ki:

- Aramızda bazı adamlar vardır ki, onlar bizden daha iyi Kur'ân okuyorlar. Bizden daha çok namaz kılıyorlar. Dostluk ve akrabalık bağlarına bizden daha fazla riayet ediyorlar. Bizden daha çok oruç tutuyorlar, ama kılıçlarım çekerek karşımıza çıktılar.

Ebu Said dedi ki:

- Ben Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu işittim: Bir kavim ortaya çıkacaktır. Onlar, Kur'ân okuyacaklar ama okudukları, hançerelerini geçmeyecektir. Okun hedefini delip geçmesi gibi dinden çıkacaklardır.»

imam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Huurf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Bir gün Peygamber (s.a.v.), ganimet dağıtırken oradaydık. O sırada Temim oğulları kabilesinden Zü'1-Huveysira adında bir adam gelerek:

- Ya Rasûlallah, adaletli ol, dedi. Hz. Peygamber:

- Yazıklar olsun sana, ben adil davranmıyorsam kim davranıyor? Eğer ben adaleti yürütmüyorsam büyük bir zarara uğramış olurum. Ben adaleti yürütmedikten sonra kim yürütür? dedi.

Hz. Ömer:

- Ya Rasûlallah, izin verde şunun boynunu vurayım, dedi. Peygamber, şöyle buyurdu:

- Vazgeç ondan, zira onun Öyle arkadaşları vardır ve onlar Öyle bir topluluktur ki, herhangi biriniz kendi namazını onların namazı karşısında ve kendi orucunu onların orucu karşısında küçük görür, islâm dininden okun. hedefi delip geçişi gibi çıkarlar. O okun temrenine bakılır, onda birşeye rastlanamaz, ucuna bakılır, onda birşeye rastlanamaz. Sonra gövdesine bakılır, onda birşeye rastlanamaz.Sonra teleğine bakılır, onda da birşeye rastlanamaz. işkembe, bağırsak ve kana bulaşmadan delip geçmiştir. O topluluğun alametleri, aralarında siyah bir adamın bulunmasıdır. Adamın iki kolundan biri, kadın memesi veya gövdeden kesilip sarkan et parçası gibi sallanıp durur. Halk arasında tefrika ve ayrılık baş gösterince onlar ortaya çıkarlar.»

Onlar hakkında şu ayet-i kerime nazil oldu: «Sadakalar hakkında sana dil uzatanlar vardır.» (etTevbe, 58.)

Ebu Said dedi ki: «Ben bu hadisi bizzat Rasûlullah (s.a.v.)'dan duyduğuma tanıklık ederim. Ve Hz. Ali'nin bunları öldürdüğü zaman beraberinde idim. Kendisine Rasûlullah'm nitelediği evsafta bir adamın getirildiğinde yanında bulunduğuma tanıklık ederim.»

imam Ahmed b. HanbeTin, Ebu Said'den yaptığı başka bir rivayette anlatıldığına göre Zü'1Huveysira'yı öldürmek için Rasûlullah (s.a.v.)'dan izin isteyen kişi, Hz. Ömer'dir. Ve yine bu rivayette anlatıldığına göre Rasûlullah, onlar hakkında şöyle buyurmuştur. «Onlar, insanların bölündükleri bir zamanda ortaya çıkacaklar ve onları iki gruptan Allah'a en yakın olanı öldürecektir.»

îmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudrî'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), ümmetinden bir grubun ortaya çıkacağım, onların simalarının traşlı olacağım, onların yaratıkların en şerlileri olduklarını ve onları iki gruptan hakka en yakın olanın öldüreceğini haber vermiştir. Ve onlarla ilgili olarak da şöyle bir misal vermiştir: «Kişi avına ok atar. Okun ucuna bakar, birşey göremez. Gövdesine bakar, birşey göremez. Teleğine bakar, birşey göremez.» îşte ey Iraklılar, Peygamber (s.a.v.)'m sözünü ettiği o topluluğu siz öldürdünüz.»

Heysem b. Adiy, Humeyd b. Hilal'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Adamın birisi, bir kavme gelip şöyle dedi:

- Şu çadır kimindir?

- Selman-ı Farisî'nindir.

- Benimle birlikte gelmez misiniz? Selman'a gidelim, bize birşey-ler anlatsın. Biz de dinleyelim.

O kavimden bazıları, onunla birlikte Selman'm yanma gittiler. Adam, Selman'a şöyle dedi:

- Ey Abdullah'ın babası, çadırını bize yaklaştırsan da bize yakın olsan, bize birşeyler anlatsan, biz de seni dinlesek olmaz mı?

- Sen kimsin?

- Falan oğlu falanım.

- Senin hakkında iyi şeyler duydum.Duyduğum a göre sen, Allah yolunda çaba sarf eder, düşmanla savaşır ve Rasûlullah'ın ashabına hizmet edermişsin. Eğer bu özelliklerinden birinden saparsan, Rasûlullah (s.a.v.)'m bize anlattığı kavimden olursun.

O adamı araştırıp cesedini Nehrevanlılarm Ölüleri arasında buldular.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Büsr b. Amr'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Sehl b. Hanifin yanına gittim. Ona:«Rasûlullah (s.av.)'dan duyduğun bir hadisi bana naklet» dedim. O da Haruriye hakkında bana bir hadis nakledeceğini ifade ederek şöyle dedi:

- Peygamber (s.a.v.)'den duyduğum bir hadîsi sana nakledeceğim. İşittim ki, Rasûlullah (s.a.v.), şu taraftan (böyle derken Irak tarafinı gösterdi) bir kavmin çıkacağını, onların Kur'ân okuyacaklarını, okudukları Kur'ânın hançerelerini aşmayacağını, okun hedefi delip geçtiği gibi dinden çıcaklannı söyledi.

- Onların bir alametim de anlattı mı?

- Duyduğum budur. Sana fazla birşey söylemiyeceğim.»

Sehl b. Hanif, Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

«Doğu tarafında, bir kavmin fitnesi görülecektir. Onlar, başlarını traş edeceklerdir.»

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, îbn Abbbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

«Ümmetimden bazı kavimler Kur'ân okuyacaklardır. Ancak onlar okun hedefi delip geçtiği gibi dinden çıkacaklardır.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Ömer'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

«Ümmetimden bir kavim ortaya çıkacaktır. Onlar, kötü amel işleyecekler, Kur'ân okuyacaklar. Ancak okudukları hançerelerini aşmayacaktır.»

Hadisin ravilerinden Yezid dedi ki:Ben, Peygamber(s.a.v.)ın yukarıdaki sözlere ek olarak şöyle buyurduğunu da biliyorum:

«Sizlerden birisi, kendi amelim onların ameli yanında az görecektir. Ancak onlar, İslâm ehlini öldürecektir. Ortaya çıktıklprında siz onları Öldürün. Onları öldüren kimseye ve onların öldürdüğü kimseye ne mutlu. Onlardan her bir nesil ortaya çıktığı zaman Allah onu koparsın.» Rasûlullah (s.a.v.), bu sözünü yirmi kez veya daha fazla tekrarladı. Ben de dinliyordum.

Îbn Ömer'den rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur: «Fitne, şeytan neslinin çıkacağı şuradan (böyle derken doğu tarafinı gösterdi.) zuhur edecektir.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Şehr b. Havşeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Bize, Muaviye'nin oğlu Yezid'e bey'at yapıldığı haberi ulaştığında ben Şam'a geldim. Nevf elBekkalfnin ikametgahım öğrendim. Yanına gittim. O esnada bir adam geldi. İnsanlar, onun üzerine bir aba attılar. Gelen adamın Amr b. As'ın oğlu Abdullah olduğunu gördüm. Nevf, onu görünce konuşmasına ara verdi. Abdullah da şöyle dedi: -Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: «Hicretten sonra bir hicret daha olacaktır. İnsanlar, İbrahim'in hicret ettiği yere çekileceklerdir. Yerde sadece ahalisinin en şerlileri kalacaktır. Yerleri onları atacak. Rahman'ın zatı, onlardan iğrenecek ve ateşte onları maymun ve domuzlarla birlikte haşredecektir. Onlar gecelediklerinde sen onlarla gecelersin. Gündüzün sıcak vaktinde istirahat ettiklerinde sen de onlarla istirahat edersin. Ve geri kalanları yersin.»

Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu da işittim: «Doğu taraflarında ümmetimden bir insan grubu ortaya çıcaktır. Onlar, Kur'ân okuyacaklar, ancak okudukları Kur'ân, onların kürek kemiklerinin ile risine geçmeyecektir. Onlardan her bir nesil ortaya çıktığında koparıla-caktır.» Rasûlullah (s.a.v.), bu sözünü on defadan fazla tekrarladı. Sonra da şöyle dedi: «Onlardan her bir nesil ortaya çıktığında koparılacak-tır. Nihayet onların geride kalanları arasında Deccal çıkacaktır.» Müslim b. Haccac, Ebu Zerr'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

«Benden sonra ümmetimden bir kavim ortaya çokacaktır kî, bunlar, Kur'ân okuyacaklardır. Ancak okudukları Kur*ân, onların boğazlarının ötesine geçmeyecektir. Okun hedefini delip geçmesi gibi dinden, çıkacaklardır. Ve dine tekrar geri dönmeyeceklerdir. Yaratılışları ve huylan kötüdür.»

Bu hadisin ravilerinden İbn Samit demiş ki: Ben Hakim el-Gifarfnin kardeşi Zülfa b. Amr elGifarî'ye rastladım. O da bu hadisi Ebu Zerr'den duyduğum şekilde nakletti ve bizzat Rasûlullah (s.a.v.)'dan duymuş olduğunu anlattı.

Hafiz el-Beyhakî, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Aişe de bilir ki, asiler ordusu ile Nehrevanlılar, Muhammed (s.a.v.)'in dili ile lanetlenmişlerdir.»

israil, bir adamdan naklen Ebu İshak es-Sebif nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hariciler hakkındaki haber kendisine ulaştığı zaman Hz. Aişe, şöyle dedi: Ebu Talib oğlu Ali Redhe şeytanını (yani Mahdic'i) öldürdü.»

Hafız Ebu Bekir el-Bezzar, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), Haricilerden bahsederek şöyle buyurdu:

«Ümmetimin en şerlilerini, ümmetimin en hayırlıları öldürecektir.»

Biz bu rivayetlerin tamamını burada naklettik ki, bunun üzerinde düşünen kimse, bu anlattığımızın gerçek olduğunu ve aynı zamanda peygamberlik delillerinden en büyük bir delil olduğunu anlasın. Nitekim birçok imamlar da bunu böyle anlatmışlardır. Doğrusunu Allah bilir.

"Delail" adlı eserde Hafiz Ebu Bekir el-Beyhakî, Mesruk'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hz. Aişe, bana şöyle dedi:

- Ali'nin, Haruriye savaşında öldürdüğü memeli adam (Züssüd) hakkında bilgin var değil mi?

- Hayır.

- Onları görenlerin tanıklıkları hakkında bana bir mektup yazıp gönder.

Ben de Kûfe'ye döndüm. O gün orada topluluklar vardı. Her topluluktan bu konudaki şahadetleri alıp kayda geçirdim.Sonra bu tanıklık yazılarını götürüp Hz. Aişe'ye okudum.Bana şöyle sordu:

- Bu toplulukların hepsi onu görmüşler mi?

- Kendilerine sorduğum herkes onu (yanı memeli adamı) görmüş olduklarını bana söylediler.

- Allah, falana lanet etsin. Çünkü o, Mısır gecesinde onlara rastladığını ve onları vurduğunu bana yazmıştı.

Böyle dedikten sonra Hz. Aişe'nin gözlerinden yaşlar boşalmaya başladı. Ağlaması durunca şöyle dedi:

- Allah, Ali'ye rahmet etsin. O hak yolda idi.Benimle onun arasında geçen şeyler, kadın ile kocasımn akrabaları arasında geçen hadiselere benzer.»

"Hariciler" kitabında Heysem b. Adiy, Habib b. Hilal'in şöyle dediğini rivayet ekmiştir:

«Hicazhlardan iki adam Irak'a geldiler. Kendilerine şöyle soruldu:

- Niçin Irak'a geldiniz?

- Rasûlullah (s.a.v.)'m bize anlattığı şu kavmi görmek ümidiyle buraya geldik. Ama bizden önce Ebu Talib oğlu Ali'nin kendilerini yakaladığını gördük.

Böyle demekle onlar, Nehrevanlıları kastetmişlerdi.»

tmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudrfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Oturmaktaydık. Rasûlullah (s.a.v.)'ın gelmesini bekliyorduk. Hanımlarından birisinin evinden çıkıp bize doğru gelince ayağa kalktık. Kendisine kıyam ettik. Ayakkabısının bir tarafı koptu. Ali, geride kalıp onu dikmeye başladı. Rasûlullah (s.a.v.), yoluna devam etti. Biz de kendisiyle birlikte yürümeye başladık. Sonra Ali'yi beklemeye başladı. Biz de kendisiyle birlikte orada durduk. Bize şöyle dedi:«Nasıl ki ben, Kur'ân'm indirilişi hususunda savaştıysam sizden biri de Kur'ân'ın tevili hususunda savaşacaktır.» Orada aralarında Ebu Bekir ile Ömer'in de bulunduğu bazı kimselieff, peygamberin sözünü ettiği bu savaşçının kendileri mi olacağım sordular. Hz. Peygamber: «Hayır, o savaşçı ayakkabıyı dikendir.» diye cevap verdi. Biz de gidip bu müjdeyi Hz. Ali'ye ulaştırdığımızda kendisi bunu kulağıyla duymuş gibi idi.»

Hafız Ebu Ya'lâ, Ali b. Rebia'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Şu minberiniz üzerinde Ali'nin şöyle dediğini işittim:

«Ahdi bozanlar, zulmedenler ve dinden çıkanlarla savaşmamı Peygamber (s.a.v.) bana söyledi.»

Bu hadiste sözü edilen ahdi bozanlarla cemel vak'asmda Hz. Ali'ye karşı çıkanlar, zulmedenlerle

Şamlılar, dinden çıkanlarla da Hariciler kastedilmiştir. Çünkü Hariciler, dinden çıkmışlardı.»

Hakim Ebu Abdullah, Hz. Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ben, üç grupla savaşmakla emrolundum: Zulmedenler, ahdi bozanlar ve dinden çıkanlar.

Zulmedenler Şamlılardır. Ahdi bozanları biliyorsunuz. Dinden çıkanlarsa Nehrevanhlardır.»

Hafiz tbn Asakir, Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), çıkıp Ümmü Seleme'nin evine geldi. Ali de oraya geldi. Rasûlullah (s.a.v.),

şöyle buyurdu:

«Ey Ümmü Seleme! Allah'a yemin ederim ki, şu (Ali), benden sonra ahdi bozanlar, zulmedenler ve

dinden çıkanlarla savaşacaktır.»

Hakim, Ebu Said el-Hudrî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.), ahdi bozanlar, zulmedenler ve dinden çıkanlarla savaşmamızı bize emretti. Ben

de dedim ki:

- Ya Rasûlallah, şunlarla savaşmamızı emrediyorsun, ama kimin maiyetinde savaşıhm? - Ebu Talib oğlu Ali'nin maiyetinde savaşın. Onun maiyetinde bulunanlardan biri olan Ammar b.

Yasir öldürülecektir.»

Hakim, Mihnef b. Süleyman'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ebu Eyyüb'e gidip şöyle dedi ki:

- Sen Rasûlullah (s.a.v.)'m beraberinde bulunarak kılıcını çekip müşriklerle savaştın. Sonra gelip

Müslümanlarla mı savaşıyorsun?

- Rasûlullah (s.a.v.), bana,ahdi bozanlar, dinden çıkanlar ve zulmedenlerle savaşma emrini verdi.»

Hatib eî-Bağdadî, Alkame ile Esved'in şöyle dediklerini rivayet etmiştir:

«Sıffîn savaşı dönüşünde Ebu Eyyüb el-Ensârî'ye uğrayıp kendisine şöyle dedik:

- Ey Ebu Eyyüb! Allah, Muhammed'i konuk etmen ve devesinin başkalarının kapısına değil de özel

olarak senin kapma gelip çökmesi ile sana ikramda bulundu. Sonra sen kılıcını alıp geliyor, tevhid

ehlini vuruyorsun. Bu nasıl iştir?

- Lider, kendi adamlarına yalan söylemez. Zira Rasûlullah bize, Ali'nin maiyetinde üç grubla

savaşmamızı emretti. O gruplar da şunlardır: Ahdi bozanlar, zulmedenler ve dinden çıkanlar. Ahdi

bozanlarla savaştık. Onlar, Cemel savaşında Hz. Ali'nin karşısına çıkan Talha ile Zü-beyr idi.

Zulmedenlere gelince işte şimdi onların yanından dönmekteyiz. Biliyorsunuz ki onlar, Muaviye ile

Amr b. As'tır. Dinden çıkanlara gelince onlar; Tarafat, Saifat, Nahilat ve Nehrevan halkıdırlar.

Vallahi onların nerede olduklarını bilmiyorum. Ama inşaallah onlarla mutlaka savaşacağız. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın Ammar'a şöyle dediğini işit-tim:«Ey Ammar, seni asi ve azgın bir grup öldürecektir. O zaman sen hakkın yanında olacaksın. Hak da senin yanında olacaktır. Ey Yasir oğlu Ammar, eğer Ali'nin bir vadiye gitmekte olduğunu, diğer bütün insanların da başka bir vadiye gitmekte olduklarım görürsen, sen Ali ile beraber git. Çünkü Ali, seni bir çukura yuvarlamaz ve hidayet yolunun dışına da çıkarmaz. Ey Ammar, bir kimse kılıcını kuşanarak düşmanlarına karşı Ali'ye yardım ederse, kıyamet gününde Cenâb-ı Allah, ona ateşten iki kuşak takacaktır.»

- Yeter artık Allah, sana rahmet etsin.»