Eş'as b. Kays, Temim oğullarının topluluğuna uğramış,onlara hakemlerin kararını içeren yazıyı okumuş, orada bulunan Urve b.Ezine (Ezine, Urve'nin anasının adıdır. Babası ise, Rebia b. Hanzale oğullarından Cerir'dir ki, o da Ebu Bilal b. Mirdas b. Cerir'in kardeşidir.) kalkıp şöyle dedi: «Allah'ın dini hususunda adamları Hakem mi tayin ediyorsunuz?» Böyle dedikten sonra Eş'as b. Kays'ın bineğinin arkasına kılıcıyla vurmuş, Eş'as ile adamları da bu olaydan dolayı Urve'ye öfkelenmişlerdi. Bunun üzerine Ahnef b. Kays ile kabilelerinin reislerinden oluşan bir grup gelip bu olaydan ötürü Eş'as b. Kays'tan özür dilemişlerdi.
Heysem b. Adiy dedi ki: Hariciler, ilk hakem tayin edilen kişinin Abdullah b. Vehb er-Rasibî olduğunu iddia etmişlerdir.Bence sahih olan, ilk kavildir. Hz. Ali'nin taraftarları olan kurralardan bir grup, hakem kelimesini Abdullah b. Vehb er-Rasibfden alarak: «Hüküm, ancak Allah'ındır» dediler. Bu nedenle de Muhakkime fırkası adım aldılar.
Sıffîn'de savaşan insanlar, şehirlerine döndüler. Muaviye, kendi adamlarıyla birlikte Şam'a, Hz. Ali de Heyt yolu üzerinden Kûfe'ye döndü. Kûfe'ye girerken bir adamın: «Ali gitti, ama eli boş olarak geri döndü.» dediğini iştince şöyle dedi: «Yanlarından ayrılıp geldiğimiz adamlar, bunlardan daha hayırlıdırlar.» Böyle dedikten sonra şu şiiri okudu:
«Asıl kardeşin o kimsedir kî, zamanın musibetleri seni sıkıntıya düşürdüğü zaman hemen sana olanca şefkat ve merhametini saçar.
Başına çeşitli gaileler geldiği zaman seni kınayıp duran kimse, kardeşin değildir.»
Hz. Ali, daha sonra yoluna devam etti.Allah'ı anmaya başladı. Nihayet Kûfe'deki emirlik köşküne girdi. Kûfe'ye girmek üzereyken askerlerinden 12.000'e yakın kişi ayrıldılar ki, bunlar Haricilerdi. Hariciler, Hz. Ali ile aynı şehirde ikamet etmek istemediler. Oradan ayrılıp gittiler. Harura denen yere yerleştiler. Hz. Ali'nin yaptığı bazı işleri protesto ettiler, Hz. Ali, onlara Abdullah, b. Abbas'ı gönderdi. Abdullah onlarla tartıştı. Neticede çokları geri döndü. Geridekiîer, Harura'da ikamete devam ettiler. Hz. Ali ile taraftarları inşaallah ileride anlatılacağı gibi gidip onlarla savaştılar. Kısaca demek istediğimiz şudur ki, şu Hariciler, şahinliğinde ittifak edilen bir hadiste Rasûlullah (s.a.v.)'m kendilerine işaret ettiği kimselerdir: «İnsanların bölündükleri bir zamanda bir grup dinden çıkacaktır.» Başka bir rivayette ise söyle denilmektedir: «Şu dinden çıkanları iki taraftan en hayırlısı öldürecektir.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Müslümanların bölündükleri zamanda bir grup insan dinden çıkacaktır ki, iki taraftan hakka en yakın olanlar, onları öldüreceklerdir.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudrî'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Ümmetim iki fıkaya ayrılacaktır.Bunların arasında bir kısım insan dinden çıkacaktır. Bu dinden çıkanları, o iki firkanın en hayırlısı öldürecektir.»
İmam Ahmed b.Hanbel, Ebu Said el-Hudrfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.), ümmetinden bir kavmin ortaya çıkacağını, insanlar bölünürken bunların zuhur edeceğini, simalarının traşlı olacağını, bunların yaratıklar arasında en şerli kimseler olduklarını, bölünen iki gruptan hakka en yakın olanın bunları öldüreceklerini beyan etti.» Ebu Said dedi ki: «Ey Irak halkı, işte bunları siz Öldürdünüz.» İmam Ahmed b.Hanbel, Ebu Said el-Hudrî'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Ümmetim iki firkaya bölünecektir. Bu iki firka arasından bir grup dinden çıkacaktır. Dinden çıkan bu grubu, o iki firkadan hakka en yakın olanı Öldürecektir.»
Bu hadis, peygamberlik delilerindendir. Zira durum, tıpkı Peygamber (s.a.v.)'in haber verdiği şekilde ortaya çıkmıştır. Yine bu hadiste Sıffîn savaşında çarpışan Şamlılarla Iraklıların Müslüman olduklarına hükmedihniştir. Rafiziler firkası ile bayağı, cahil ve alçak tabakanın iddia ettikleri gibi Şamlıların kafir olduklarına dair bu hadiste herhangi bir delil yoktur. Yine bundan anlaşıldığına göre Sıffîn savaşında çarpışanlar, Muaviye ile Ali taraftarlarıdır. Ehl-i sünnet ve'1-cemaat mezhebi de bu görüştedir. Hz. Ali, içtihadında isabet etmiştir. Muaviye de müctehiddir, fakat o, içtihadında hata yapmıştır. înşaallah sevapda kazanacaktır. Ama halife olan Hz. Ali'dir ve o iki sevap kazanmıştır. Nitekim sahih-i Buhari'de Amr b. As'dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Hakim, ictihad yapar da içtihadında isabet ederse iki sevap kazanır, îctihad yapar da içtihadında yanılırsa bir sevap kazanır.»
İleriki sayfalarda Hz. Ali'nin Haricilerle yapmış olduğu savaşın keyfiyetine ve Peygamber (s.a.v.)'in önceden haber vermiş olduğu Mah-dic'in evsafına dair açıklamalar verilecektir. Nitekim Hz. Ali de Peygamber Efendimiz'in Önceden haber verdiği şeylerin tahakkuk ettiğini görmüş ve bu sebeple sevinip şükür secdesi yapmıştır. Allah, ondan razı olsun.

