El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Otuzikincî Senesi

Bu sene Muaviye, Bizans ülkesine gidip gaza yaptı. İstanbul boğazına kadar vardı. Yanında zevcesi Atike de vardı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre beraberindeki zevcesi Fatıma binti Karta b. Abdi Amr b. Nevfel b. …

Bu sene Muaviye, Bizans ülkesine gidip gaza yaptı. İstanbul boğazına kadar vardı. Yanında zevcesi Atike de vardı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre beraberindeki zevcesi Fatıma binti Karta b. Abdi Amr b. Nevfel b. Abdumenaf imiş. Ebu Ma'şer ile Vakidî böyle demişlerdir.

Said b. As, Selman b. Rebia'yı bir orduya komutan olarak atadı ve Bab'a gidip savaşmasını emretti. Oraların valisi olan Abdurrahman b. Rebia'ya da mektub yazarak Selman b. Rebia'ya yardıma olmasını emretti. Selman, Belencer'e varıp orayı kuşattı. Şehire karşı büyük küçük mancınıklar kurup şehri taşladı. Belencerliler, Selman b. Rebia ordusuna karşı çıktılar. Türkler de onlara yardımcı oldular. İki taraf arasında şiddetli bir çarpışma cereyan etti. Türkler, Müslümanların ölümsüz olduklarını sanıyorlardı. Ancak bu savaştan sonra Müslümanlara karşı cüretkar oldular. Bu savaşta iki taraf karşı karşıya gelince Belencerli-lerle birleşen Türkler, Müslümanlarla savaştılar. O gün Abdurrahman b. Rebia öldürüldü. Kendisine Zünnun adı takılmıştı. Müslümanlar, hezimete uğrayıp iki gruba ayrıldılar. Bir grup Hazar tarafına gitti.

Diğer grupsa Cilan ve Cürcan tarafina gitti. Bu grupta Ebu Hüreyre ile Sel-man-ı Farisî de vardı. Türkler, bu savaşta öldürülen Abdurrahman b. Rebia'nın cesedini alıp kendi beldelerinden birine defnettiler. Bu zat, Müslümanların önde gelen şahsiyetlerinden olup bahadır bir kimse idi. Türkler, onun mezarına gidip onun yüzü suyu hürmetine Allah'tan yağmur dilerlerdi. Abdurrahman b. Rebia şehid düşünce Said b. As, bu grubun başına Selman b. Rebia'yı komutan olarak atadı. Hz. Osman, kendilerine takviye olarak Habib b. Mesleme'yi Şamlı bir gurubla birlikte gönderdi. Habib ile Selman, komutanlık hususunda ihtilafa düştüler. Bu ihtilaf, Kûfelilerle Şamlılar arasında vuku bulan ilk ihtilaf oldu. Hatta bu esnada Kûfelilerden Evs adında bir adam şöyle demişti:

"Eğer Selman'ı vurursanız biz de Habib'inizi vururuz. Eğer Osman b. Afîan'a giderseniz biz de gideriz. Adaletli davranırsanız doğrusu bu sınır vilayeti, emirimizin vilayetidir. Emir de askeri birliklerle gelmektedir. Biz sınır koruyucuları ve himayecileri olduk. Geceleri her sınırda ok atar ve düşmanı mağlup ederiz."

Hicretin otuzikinci senesinde İbn Amir, Merviruz, Talkan Feryab, Cüzcan ve Taharistan'ı fethetti. Merviruz şehrini fethetmek üzere Ahnef b. Kays'ı gönderdi. Ahnef, bu şehri kuşattı. Halk ona karşı çıktı. Savaştılar. Nihayet Ahnef, onları kırıp geçirdi ve kalelerine sığınmak mecburiyetinde bıraktı. Sonra bol miktarda mal vermeleri ve arazileri için de haraç ödemeleri şartıyla onlarla barış antlaşması yaptı. Bu antlaşmanın şartlarından biri de Kisra'mn Merv valisi Merzüban'm oğlu için ikta olarak verdiği arazi yine Merv valisine bırakılacaktı. Kisra, insanların yolunu kesen ve onları yiyen büyük bir ejderhayı öldüren Merv valisi Merzüban'm babasına o araziyi ikta olarak vermişti. Ahnef, bu şartlar çerçevesinde Mervlilerle barış antlaşması yaptı. Onlara bu antlaşmayı içeren bir mektup yazdı.

Ahnef de bundan sonra Akra b. Habis'i Cüzcan'a gönderdi. Akra, orayı iki taraf arasında cereyan eden bir savaştan sonra fethetti. Bu savaşta Müslüman bahadırlardan bazıları öldürülmüştü. Sonra Müslümanlar muzaffer oldular. Ebu Kesir en-Nehşelî, bu savaşla ilgili olarak söylediği uzun bir kasidenin bir kısmında şöyle demişti:

"Yağmur yüklü bulutlar ortaya çıktıklarında, semada belirdiklerinde,

Cüzcan'da vurulup ölen gençlerin yattıkları yeri suladı. Köydeki iki köşke kadar her tarafi ıslattı. Orada onları iki Akra mahvetti."

Sonra Ahnef b. Kays, Merviruz'dan kalkıp Belh şehrine gitti. Orayı kuşattı. Halkın 400.000 dirhem vermeleri şartıyla barış antlaşması yaptı. Oraya vekili olarak amcasının oğlu Üseyd b. Müşemmes'i bu malı teslim alması için bıraktı. Sonra cihad için yoluna devam etti. Fakat kış onu zorladı. Arkadaşlarına sordu:

- Ne istiyorsunuz, ne yapalım?

- Bizim istediğimizi Amr b. Madikerib dile getirmiştir.

O, bir şiirinde şöyle demiştir:

"Bir şeyin üstesinden gelemezsen, onu bırak da yapabileceğin birşe-yi yapmaya başla."

Ahnef b. Kays, Belh şehrine hareket emrini verdi. Oraya gidildi. Kış mevsimi orada geçirildi. Sonra Ahnef, Amir'in yanına döndü. îbn Amir'e şöyle denildi: "Senin fethettiğin kadar çok yeri başka bir kimsenin fethetmesi görülmemiştir. Farisî, Kirmandı Sicistan'ı Amir-i Horasan'ı fethettin. "O da şöyle cevap verdi: "Bu böyle olacaktı zaten. Ben bu fetihleri bana nasip etmesine karşı Allah'a bir şükür olarak buradan ihrama girip paçaları sıvayarak umreye gideceğim." Nisabur'da ihrama girip umreye gitti. Mekke'ye vardığında Hz. Osman, Horasan'da ihrama gidip umre niyetiyle Mekke'ye gelişinden ötürü onu kınadı.

Hicretin otuzikinci senesinde Karin, 40.000 kişilik ordusuyla geldi. Abdullah b. Hazm, 4000 kişiyle onu karşıladı. Karin, onu 600 kişi ile öncü kuvvetleri başına geçirdi. Ve askerlerin tamamına mızraklarının başında ateş yakmalarını emretti. Gece yarısı düşmanın bulunduğu yere atıldılar. Başlangıçta öncü birlikler düşmana saldırarak onları oyaladı, Abdullah b, Hazm da beraberindeki Müslümanlarla birlikte saldırıya geçti. Müşrikler dönüp kaçmaya başladılar. Müslümanlar da onları kovaladılar. Dilediklerini öldürüyor, dilediklerini de esir alıyorlardı. Çok miktarda ganimet ele geçirdiler. Bundan sonra Abdullah b. Hazm, tbn Amir'e fetih müjdesini gönderdi. îbn Amir, onlardan memnun ve hoş-nud oldu. Daha önce Horasan'da komutanlık görevinden onu azletmiş olduğu halde bu defa onu eski görevinde bıraktı. Abdullah b. Hazm da bu görevini sürdürdü.

Hicretin Otuzikincî Senesinde Vefat Eden Meşhur Şahsiyetler