El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Otuzsekizinci Senesi

Bu senede Muaviye, Amr b. As'ı Mısır'a gönderdi. Amr, Mısır diyarını Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in elinden aldı. Muaviye, Mısır'a Amr b. As'ı vali olarak atadı. Daha Önce Hz. Ali, oraya Kays b. Sa'd b. Ubade'yi vali …

Bu senede Muaviye, Amr b. As'ı Mısır'a gönderdi. Amr, Mısır diyarını Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in elinden aldı. Muaviye, Mısır'a Amr b. As'ı vali olarak atadı. Daha Önce Hz. Ali, oraya Kays b. Sa'd b. Ubade'yi vali olarak tayin etmişti. Kays, orayı istila eden Muhammedb. Ebi Hüzeyfe'nin elinden kurtarmıştı. Hz. Osman, kuşatma altına alındığı zaman Mısır valisi Abdullah b. Sa'd b. Ebi Şerh idi. Abdullah, orayı fethetmiş olan Amr b. As'ı Mısır'daki görevinden uzaklaştırmıştı. Nitekim bunu önceki sayfalarda da anlatmıştık.Sonra Hz. Ali, Kays b.Sa'd'ı, Mısır valiliğinden azledip oraya Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'i atamıştı. Ancak Kays'ı oradan azlettiğine de pişman olmuştu. Çünkü Kays b.Sa'd, Muaviye'ye de Amr b. As'a da denk bir şahsiyetti. Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed, oraya tayin edildiğinde Muaviye'ye ve Amr b. As'a denk bir kuvvete sahip değildi. Kays b. Sa'd, Mısır valiliğinden az-ledildiğinde dönüp Medine'ye gitti. Sonra Irak'ta bulunan Hz. Ali'nin yanına gitti. Onunla beraber oldu. Muâviye, bu hususta şöyle diyordu:

«Allah'a yemin ederim ki, Kays b.Sa'd, beni Ali'nin yanında bulunan 100.000 savaşçıdan daha çok kızdıran bir şahsiyettir.»

Kays, Sıffm savaşında Hz. Ali'nin safları arasında Muaviye'ye karşı savaştı. Hz. Ali, Sıffîn savaşından sonra Mısırlıların yirmialtı yaşında genç bir vah oluşu yüzünden Muhammed b. Ebu Bekir'i hafife aldıklarını ve otoritesini tanımadıklarını duyunca Mısır valiliğine tekrar Kays b.Sa'd'ı atamaya karar verdi. Güvenlik kuvvetlerini onun ya da Musul ve Nusaybin valisi olan Ester enNehaî'nin uhdesine vermek istedi. Sıffîn savaşından sonra Hz. Ali, bu durumu Eşter'e bir mektupla bildirdi. Onu yanma çağırttı. Sonra Mısır'a vali olarak atadı.

Muaviye, Mısır valiliğine Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in yerine Ester en-Nehaî'nin atandığını duyunca çok öfkelendi. Çünkü o, Mısır'ı Hz.Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in elinden almaya tamahlanmış-tı. Ester en-Nehaî'nin akıllı ve bahadır biri olması yüzünden Mısır'ı kendisine karşı koruyacağını biliyordu. Ester, Mısır'a gitmek üzere yola çıkıp Kalzum'a ulaştığında haraç toplama görevlisi Hansar, onu kaşla-dı. Hansar, Eşter'e yemek yedirdi ve bal şerbeti içirdi. Ester de bu yüzden vefat etti. Muaviye, Amr b. As ve Şamlılar, bu hadiseyi duyunca: «Allah'ın baldan askerleri vardır.» dediler.

"Tarih" adlı eserinde İbn Cerir'in anlattığına göre Muaviye, Han-sar'a haber göndererek Eşter'e tuzak kurmasını ve öldürmesini istemiş ve bunu yaptığı takdirde kendisine bazı vaadlerde bulunmuştu. Bu yüzden Hansar, Eşter'i öldürmüştü. Ancak bu anlatılanların doğruluğunda ihtilaf vardır. Şayet doğruluğunu var sayarsak demek ki, Muaviye, Hz. Osman'ın katillerinden biri olduğu için Eşter'i öldürmeyi caiz görmüştür.

Kısaca anlatmak istediğimiz şudur ki; Muaviye ile Şamlılar, Ester en-Nehaî'nin ölümüne çok sevindiler. Bundan haberdar olan Hz.Ali de bahadır ve yetenekli bir kimse olduğundan ötürü Eşter'in Ölümüne üzüldü. Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'e de mektup yazarak Mısır valiliğini devam ettirmesini emretti. Yalnız Muhammed'in Mısır'daki otoritesi zayıflamıştı. Ayrıca Hz. Osman'ın Harbeta beldesinde bulunan taraftarları da ona muhalefet bayrağını açmışlar ve güçlenmişlerdi. Hz. Ali, Sıfîîn'den dönerken ve hakem hadisesi vuku bulurken Iraklılar, Şamlılarla yaptıkları savaştan bozguna uğramış vaziyette geri dönerken bunlar iyiden iyiye kuvvetlenmişlerdi. Şamlılar da Devmetü'l-CendePde iktidarın sarsılması esnasında halifeliği Muaviye'ye teslim etmişler ve durumları kuvvetlenmişti. O esnada Maviye, komutanları Amr b. As, Şurahbil b. Semt, Abdurrahman b. Halid b. Velid, Dahhak b. Kays, Büsr b. Ebi Ertat, Ebu Aver es-Sülemî ve Hamza b.Sinan el-Hemedanî ile diğerlerini toplantıya çağırmış; Mısır diyarına gitme hususunda fikirlerini sormuş, onlar da olumlu cevap vererek: «Sen nereye gidersen biz de seninle beraberiz.» demişlerdi. Fethettiği takdirde Mısır valiliğini Amr b. As'a vereceğini Muaviye, bu toplantı akabinde açıklamış, Amr b.As da buna sevinerek Muaviye'ye şöyle demişti:«Mısırhların üzerine savaştan anlayan güvenilir bir adam komutasında askerler göndermem uygun gÖrüyorum.Çünkü Mısır'da Hz.Osman'm taraftarları vardır. Göndereceğin orduya, muhaliflere karşı yardıma olacaklardır.»

Muaviye de şöyle dedi:«Oraya asker göndereceğimizi oradaki taraftarlarımıza haber verecek bir adam göndermek istiyorum. Ayrıca oradaki muhaliflerimize de bir adam gönderip de bu adamın onları barışa davet etmesini istiyorum. Ey Amr! Sen acelecilikle temayüz etmiş ve bundan hayır görmüş bir kimsesin. Ben de ağır davranmakla temayüz etmiş ve bundan hayır görmüş bir kimseyim. Ey Amr! Allah sana neyi takdir ederse onu yap. Yemin ederim ki, sen ve Mısırlıların durumu aranızdaki bir savaşla sona erecektir.»

Bundan sonra Muaviye, Mısır diyarındaki Hz. Osman taraftarları-nının ve Hz. Ali'ye be/at etmeyenlerin, onun gönderdiği valilerin emri altına girmeyenlerin reisleri olan Muaviye b. Hadic esSekunî ile Mesle-me b. Muhalled el-Ensârf ye haber göndererek ordusunun Mısır'a gelmek üzere olduğunu bildirdi. Mısır'daki Osman taraftarlarının sayısı 10.000 civarında idi. Bu haberi Sebi adlı kölesiyle Mısır'a ulaştırdı. Mektup, Mesleme ile Muaviye b. Hadic'e ulaşınca bunlar sevindiler ve cevaplarını göndererek bundan mutluluk duyduklarını ve göndereceği orduya yardımcı olacaklarım beyan ettiler. Bunun üzerine Muaviye de 6.000 kişilik bir orduyu Amr b. As komutasında Mısır'a gönderdi. Muaviye, orduyu yola çıkardı. Amr b. As'la ve dal aş ti. Allah'tan kokmasını, takvalı olmasını, merhametli olmasını, muhaliflerine süre tanımasını, aceleci olmamasını, kendisiyle savaşanlarla savaşmasını, arkasını dönüp kaçanları affetmesini, insanları barışa ve cemaata davet etmesini tavsiye etti. Ona: «Eğer galib olursan yardımcıların senin yanında başkalarına göre ayrıcalıklı olsunlar.» dedi.Amr b. As, Mısır'a hareket etti. Oraya vardığında Hz. Osman taraftarları da onun askerlerine katıldılar. Amr, onları da komutası altına alarak Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'e şöyle bir mektup gönderdi:

«Şimdi sen buralardan uzaklaş. Çünkü benim elimle öldürülmeni istemiyorum.Sana galip olma arzusunda değilim. Şu beldelerde insanlar sana karşı toplanmışlar ve senin yönetimini protesto edip sana uyduklarından ötürü pişman olmuşlardır. Zahir ile batın bir araya geldiğinde seni yakalayıp öldürecek olan kimseye teslim edeceklerdir. Buralardan çıkıp git. Doğrusu ben sana öğüt verenlerdenim vesselam.»

Amr b. As, bu mektubu ile birlikte Muaviye'nin de kendisine yazmış olduğu mektubu Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'e gönderdi. Muaviye, mektubunda ona şöyle demekteydi:

«Taşkınlığın ve haksızlığın sonucu, büyük bir vebaldir. Haksız yere kan akıtan kimse dünyada intikamdan, ahirette azaplı bir sorumluluktan kurtulamaz. Doğrusu biz, Osman'a karşı senden daha sert muhalefetti başka bir kimse bilmemekteyiz. Hani o zamanlar, sen elindeki hançerinle onun bağırsaklarına ve şah damarlarına vuruyordun ve senin bu yaptıklarından haberim olmadığım sanıyordun. Nihayet geldin ve memleketime komşu bir diyara vali oldun. Oysa senin valilik yaptığın diyarın ahalisinin büyük bir çoğunluğu benim taraftarlarım dır. Ve sana karşı öyle bir ordu gönderdim ki, bu ordudaki askerler seninle cihad etmeyi Allah'a yaklaşma'vesilesi saymaktadırlar. Her nerede olursan ol, Allah bu intikamı senden mutlaka alacak ve seni kısasa tabi tutacaktır. Vesselam.»

Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhainmed, kendisine gönderilen bu iki mektubu dürüp Hz. Ali'ye gönderdi ve Muaviye'nin emri üzerine Amr b. As'ın bir orduyla Mısır'a geldiğini bildirdi. Sonra da: «Eğer Mısır diyarına ihtiyacın varsa, bana mal ve adam gönder vesselam.» dedi. Hz. Ali de sabırlı olmasını, düşmanla savaşmasını ve kendisine mal ve adam göndereceğini, elden geldiğince takviye birlikler göndereceğini Muhammed'e bir mektupla bildirdi. Muhammed de Muaviye'ye cevabî mektubunu gönderdi. Mektubunda çok ağır ifadeler vardı. Aynı seviyede bir mektubu Amr b. As'a da gönderdi. Kendisi de kalkıp halka bir nutuk irad etti. Onları cihada ve üzerlerine gelmekte olan Şamlılarla savaşmaya teşvik etti.

Amr b. As, kendi ordusuyla ve Mısır'da ikamet etmekte olup kendisinin saflarına katılan Osman taraftarlarıyla toplam olarak 10.000 kişilik bir askeri birlikle Mısır'a geldi.

Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed de çağrısına icabet eden 2.000 Mısırlı süvariyle harekete geçti. Ordusunun öncü kuvvetlerinin başına Kinane b. Bişr'i komutan olarak atadı. Kinane, karşılaştığı Şamlılarla savaşıyor, onları mağlub edip Amr b.As'a gönderiyordu. Amr b. As da Muhammed'e karşı Muaviye b.Hadic'i gönderdi. Muaviye b. Hadic, arkadan gelip Muhammed'in askerlerine saldırdı. Şamlılarda önden gelip saldırdılar. Böylece Muhammed'in ordusunu çembere aldılar. Bunun üzerine Kinane, atından inip düşmanla savaştı. Savaşırken de şu ayet-i kerimeyi okudu:

«Hiçbir kimse, Allah'ın izni olmadan ölmez.O,belli bir vakte bağlanmıştır.» (Al'i Imrân, 145.)

Kinane savaştı, nihayet öldürüldü.Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in askerleri dağılıp gittiler.Muhammed'in kendisi de oralardaki bir harabeye gidip sığındı. Amr b.As, Mısır'ın Fustat kentine girdi. Muaviye b. Hadic, Muhammed'i aramaya başladı. Yolda bir cemaata rastladı.Onlara: «Tanınmadığınız bir adam buradan geçti mi?» diye sordu. Onlar: "Hayır." diye cevap verince aralarından biri şöyle dedi:

«Ben şu harabede bir adamın oturmakta olduğunu gördüm.» Muaviye b. Hadic de: «Ka'be'nin Rabbine yemin ederim ki odur.» dedi. Harabeye gidip Muhammed'i dışarı çıkardılar. Susuzluktan ölmek üzereydi. Kardeşi Abdurrahman b.Ebu Bekir, Amr b.As'a gitti. Abdurrahman da onunla birlikte Mısır'a gelmişti. Amr b. As'a: «Kardeşimi işkenceyle mi öldüreceksiniz?» diye çıkıştı. Amr b. As da Muaviye b.Hadic'e haber göndererek Hz.Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'i öldürmeden yanına getirmelerini istedi. Ancak Muaviye b. Hadic, şöyle dedi: «Hayır vallahi olmaz. Onlar, Kinane b. Bişr'i öldürsünler de ben Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'i sağ bırakayım! Bu olacak şey midir?» Hz.Ebu Bekir'in oğlu Muhammed, Hz. Osman'ı öldürenlerdendi. Hz. Osman, onlardan su istemiş ancak vermemişlerdi. Yakalandığında Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed, içmek için su istemiş, ancak Muaviye b. Hadic, şöyle karşılık vermişti: «Eğer ben sana bir damla su içirecek olursam Allah bana ebediyete kadar su içirmesin. Çünkü siz Osman'ı içecek sudan mahrum bırakmıştınız. Allah da ona saf bir içecek verdi.»

Ibn Cerir'le başkalarının anlattıklarına göre Ebu Bekir'in oğlu Muhammed, Muaviye b. Hadic, Amr b. As, Muaviye ve Hz. Osman'a tahkir edici sözler sarfedince Muaviye b.Hadic, öfkelenerek onu öldürmüş, sonra cesedini eşek leşleri arasına atarak yakmıştı. Hz. Aişe, bunu duyunca çok üzülmüş ve Muhanımed'in çocuklarım yanına almıştı. Aralarında oğlu Kasım da vardı. Hz. Aişe, her namazdan sonra Muaviye ve Amr b. As'a beddua etmeye başlamıştı.

Vakidî'nin anlattığına göre Amr b.As, aralarında Ebu Aver es-Sülemî'nin de bulunduğu 4.000 kişilik bir orduyla Mısır'a geldi. Müsen-na denen yerde Mısırlılarla karşılaştı. Şiddetli bir şekilde savaştı. Nihayet Kinane b.Bişr b.Attab et-Tecib'i öldürüldü. O esnada Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed kaçıp Cebele b.Mesruk adındaki bir adamın yanında gizlendi. Cebele, Muaviye b. Hadic'e gidip Muhammed'in yanında gizlenmekte olduğunu ihbar etti. Muaviye b. Hadic'in adamları da gelip Muhammed'in gizlenmekte olduğu evi çembere aldılar. Muhammed çıkıp onlarla çarpıştı. Nihayet öldürüldü. Bu hadise, hicri otuzsekizinci senenin safer ayında vuku buldu. Muhammed öldürüldükten sonra Hz. Ali, Ester en-Nehai'yi Mısır'a vali olarak gönderdi. Ancak Ester yolda iken vefat etti. Doğrusunu Allah bilir.

Amr b.As, Mısır'daki durumlarını, oradaki fethini, insanların ken- . dilerine itaat ettiklerini, emirlerini dinlediklerini, cemaatın toplandığını ve kendilerine verilen emrin yerine getirildiğini bildiren bir mektubu Muaviye'ye gönderdi.

Hişam b. Muhammed el-Kelbî'nin anlatıltığına göre Muhammed b. Ebi Hüzeyfe b. Utbe de Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in öldürülmesinden sonra yakalanmıştı. Bu, Hz. Osman'a karşı asileri kışkırtanlardan ve onu öldürmeleri için azmettirenlerdendi. Amr b. As, bunu yakalayıp Muaviye'ye gönderdi. Kendisi hemen onu-öldürmek istemedi. Çünkü Muaviye'nin dayısı oğluydu. Muaviye, onu Filistinde hapsetti, ancak hapisten kaçıp gitti. Belka diyarında Abdullah b. Amr b. Zalam adında biri onu takibe başladı. Muhammed, bir mağaraya gizlenmişti. Yabani eşekler gelip mağaraya girmek istediklerinde Muhammed'i görünce ürküp kaçmışlardı. Orada ekin biçenlerden birkaç kişi merkeplerinin kaçıştıklarını görünce bir tuhaflık olduğunu sezmişler, mağaraya gidip baktıklarında Muhammed'in orada gizlenmekte olduğunu görmüşlerdi. Bunlar gidip durumu Abdullah b. Amr b. Zalam'a bildirdiler. Abdullah b. Amr, onu Muaviye'ye gönderdiği takdirde Muaviye'nin onu affedeceğinden endişe etti. Kendisi onun boynunu vurdu.

İbn Kelbî de böyle demiştir. Vakidî ile diğerlerinin anlattıklarına göre Muhammed b. Ebi Hüzeyfe, hicretin otuzaltma senesinde öldürülmüştür. Nitekim biz de önceki sayfalarda böyle demiştik. Doğrusunu Allah bilir.

İbrahim b.Hüseyin b. Dizil kitabında der ki: Amr b.As, Müslümanlarm gizliliklerini Rumlara açıklayan Mısırlı bir Kıptînin suçunu tesbit etmiş ve yaklaşık 13.000.000 dinar tutarındaki malını ganimet saymıştı.

Ebu Mihnef, bazı senetlere dayanarak şöyle demiştir: Hz. Ali, Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in öldürüldüğünü ve Mısır'da cereyan eden hadiseleri, Amr b.As'ın orayı ele geçirdiğini, Mısırlıların onun ve Muaviye'nin etrafında toplandıklarını duyunca çevresindeki halka bir nutuk irad etti. Onları, cihada ve sabra teşvik edip düşmanları olan Şamlılara, Mısırlılara karşı gazaya davet etti. Küfe ile Hire arasındaki Cerea mıntıkasında buluşmalarım söyledi. Ertesi gün oraya gitmek üzere yola çıktı. Nihayet gidip Cerea'ya konakladı. Fakat peşinden gelen olmadı. Akşam olunca ahalinin eşrafına haber gönderip yanma çağırttı. Yanma geldiklerinde hüzünlü ve umutsuzdu. Kalkıp onlara şöyle bir konuşma yaptı:

«Bazı işleri kaza buyuran ve bazı fiilleri takdir eden, beni sizinle imtihan eden ve kendilerine emrettiğimde bana itaat etmeyen kimselerle beni simyan, davet ettiğimde davetime icabet etmeyen kimselerle beni mihnete düşüren Allah'a hamdolsun. Hayret ediyorum, Muaviye, bazı katı ve bayağı adamları davet ediyor, onlar onun davetine icabet ediyorlar. Oysa Muaviye, onlara hiç bir bağışta bulunmuyor ve yardımda etmiyor. Ama buna rağmen senede iki ya da üç kez dilediği yere gitme hususunda ona icabet ediyorlar. Ben sizi davet ediyorum, sizler akıllı kimselersiniz, bağışlara ve yardımlara mazhar kimselersiniz. Buna rağmen yanımdan ayrılıp gidiyor, bana isyan ediyor ve bana karşı muhalefette bulunuyorsunuz. Bu ne iştir?»

Malik b. Ka'b el-Evsî, kalkıp insanları Hz. Ali'nin emrine uymaya, buyruklarını dinlemeye ve kendisine itaatta bulunmaya davet etti. 2.000 kişi onun bu çağrısına icabet etti. Hz. Ali de bu çağrıya icabet edenlerin başına Malik b. KaVı komutan yaptı. Bunlar beş gün süreyle yol aldılar. Bu sırada Mısır'dan Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in yanında yer almış olan bir grup gelerek Mısır'daki hadiseleri, Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in nasıl Öldürüldüğünü, Amr b. As'm orayı nasıl ele geçirdiğini, Hz. Ali'ye bildirdiler. Hz. Ali de Malik b. KaVa haber göndererek onu yoldan geri çevirdi. Çünkü onların Mısır'a ulaşmadan önce Şamlıların kendilerine bir tuzak kurmalarından korktu.

Iraklılar, Hz. Ali'ye muhalefet etmeye başladılar. Emirlerine uymadılar. Yasaklarına riayet etmediler. Ona baş kaldırdılar. Hükümlerine, sözlerine ve ve fiillerine aldırış etmediler. Çünkü cahildiler. Akılları kıttı. Kaba ve katı kimselerdi. Çokları facir ve günahkardı. Bunun üzerine Hz.Ali, Basra'daki valisi ibn Abbas'a bir mektup göndererek Iraklılardan gördüğü muhalefet ve inadı şikayet etti. tbn Abbas da ona bir teselli mektubu gönderdi. Hz. Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in öldürülmesinden ötürü taziyetlerini sundu, insanlardan gördüğü anlayışsızlığa sabretmesini, kötülüklerine tahammül ^etmesini söyledi. Allah'ın sevabının dünyadan daha hayırlı olacağını ona ifade etti. Bundan sonra İbn Abbas, Basra'dan kalkıp Kûfe'de bulunan Hz. Ali'nin yanına gitti. Yerine de Ziyad'ı vali vekili olarak bıraktı.

O esnada Muaviye, Abdullah b. Amr el-Hadremî ile birlikte bir mektubu Basralılara göndererek onları, Amr b.As'ın hakem olarak verdiği hükme uymaya davet etti, Abdullah b. Amr el-Hadremî, Basra'ya geldiğinde Beni Temim kabilesinin yanına, konuk oldu. Onu himaye etttiler. îbn Abbas'ın vekili olan Ziyad da ona karşı harekete geçti. Ziyad, Abdullah b. Amr el-Hadremf ye karşı A'yun b. Dabia'yı bir cemaatla birlikte gönderdi. Bunlar gidip savaştılar. A'yun b. Dabia öldürüldü. Ziyad da îbn Abbas'm ayrılışından sonra Basra'da meydana gelen hadiseleri bir mektupla Hz. Ali'ye bildirdi. O esnada Hz. Ali, Cariye b. Kudame et-Temimfyi elli kişiyle birlikte kavmi olan Beni Temim kabilesine gönderdi. Onunla birlikte onlara hitaben yazmış olduğu bir mektubu da göndermişti. Bunun üzerine Beni Temim kabilesinin çoğu Abdullah b. Amr el-Hadremî'den vaz geçtiler. Onu yardımsız bıraktılar. Cariye de üzerine yürüdü. Onu ve beraberindeki adamları, bir evde kuşatma altına aldı. Beraberindeki adamlar, kırk veya yetmiş kişiydiler. Cariye, onların suçlarını beyan edip mazeretlerini dinledikten, onları uyarıp korkuttuktan sonra hareketlerinden vazgeçmemeleri üzerine onları ateşle yaktı.