El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Otuzuncu Senesi

Bu senede Said b. As, Taberistan'ı fethetti. Buraya gazaya giden ilk kimse Said b. As'tır. Seyf b. Ömer'in anlattığına göre Taberistan halkı, daha önce Süveyd b. Mukrin'le barış antlaşması yapmış ve İsbehbez-ha'nın …

Bu senede Said b. As, Taberistan'ı fethetti. Buraya gazaya giden ilk kimse Said b. As'tır. Seyf b. Ömer'in anlattığına göre Taberistan halkı, daha önce Süveyd b. Mukrin'le barış antlaşması yapmış ve İsbehbez-ha'nın verdiği mal karşılığında artık oraya saldırılmamasını istemişlerdi. Doğrusunu Allah bilir.

Medainf nin anlattığına göre Said b. As, aralarında Hasan ve Hüseyin ile dört Abdullah, Hüzeyfe b. Yeman ve çok sayıda sahabenin bulunduğu bir ordu ile Taberistan üzerine gitmiş, birçok beldelere uğramış, bol miktarda mal elde etme karşılığında bu beldelerin halkı ile barış antlaşması yapmıştı. Nihayet Curcan'a bağlı bir beldeye varmış, ora halkı ile savaşmışlar, hatta korku namazını kılmak mecburiyetinde kalmışlardı. Said b. As, Rasûlullah (s.a.v.)'m korku namazını nasıl kıldığını Hüzeyfe'ye sormuş, o da kendisine anlatmış ve anlattığı şekilde Said b. As, korku namazını kıldırmıştı. Sonra kale halkı Said'den aman dilemiş, o da onlardan bir tek kişiyi dahi öldürmemek üzere onlara eman vermişti. Bunun üzerine onlar da kale kapısını açmışlardı. Fakat Said, bir kişi dışında onların tamamını öldürmüş ve kaledeki bütün eşyayı ele geçirmişti. Beni Nehd kabilesinden birisi, ganimetler arasında üzerinde büyük bir kilidin bulunduğu bir sandık bulmuş ve içinde mücevherat olduğunu sanmıştı. Bu durumu haber alan Said, Beni Nehdli adama sandığı getirmesini emretmiş, sandık getirilip kilidi kırılınca içinde ikinci bir sandığın olduğu görülmüştü. O sandık da açıldığında içinde kırmızı bir bez bulunmuştu. Bu bezi açtıklarında içinde sarı bir bezin olduğu görülmüş, sarı bezi açtıklarında da içinde koyu kırmızı renge boyanmış iki testis ve bir gül bulmuşlardı. Şairin biri de, bu iki şeyle Beni Nehdli adamı hicvedip şöyle demişti:

"Âlicenâb kimseler, esir ve ganimetler elde ederek geri dönerler. Beni Nehdli adam ise, bir sandık içinde iki testis ve kırmızı bir gül buldu.

Bunlar çok şeylerdir. Onun için onlar, bunu ganimet saydılar. Sakın ola ki yanümayasın."

Dediler ki: Daha sonra Cürcanlılar, Said b. As'ın kendileriyle yapmış olduğu barış antlaşmasını ihlal ettiler. Antlaşma gereğince ödemeleri gereken 100.000 veya 200.000 yahut 300.000 dinarı vermek istemediler. Bundan sonra ileride de inşaallah anlatacağımız gibi Yezid b. Mü-helleb, bir orduyla üzerlerine gönderildi.

Hicretin otuzuncu senesinde Hz. Osman, Velid b. Ukbe'yi Küfe valiliğinden alıp yerine Said b. As'ı atadı. Velid'in valilikten azledilmesinin sebebi şuydu: Bir gün sabah namazını cemaata dört rekat olarak kıldırmış, sonra dönüp: "Daha da artırayım mı?" diye sormuş, cemaattan biri de: "Bu günden sonra artık seni ziyaret etmeyeceğiz." demişti- Bundan sonra kendisiyle aralarında anlaşmazlık ve düşmanlık bulunan bir topluluk, Hz. Osman'a gidip Velid'i şikayet etmişlerdi. Şikayetçilerden biri gidip Velid'i içki içerken gördüğünü, bir başkası da onun içki kustuğunu gördüğünü söylemişti. Hz.Osman da Velid'in getirilmesini ve içki içme haddine çarptırılmasını emretmişti. Anlatıldığına göre Hz. Ali, getirilen Velid'in elbiselerini üzerinden çıkarmış, Said b. As da onu Hz.Osman'ın huzurunda kırbaçlamış ti. Hz.Osman, onu valilikten azletmiş, yerine Küfe valiliğine Said b. As'ı atamıştı.

Hicretin otuzuncu senesinde Hz. Osman'ın parmağında bulunan peygamber yüzüğü Eriş kuyusuna düştü. Bu kuyu, Medine'ye iki millik mesafede bir yerdeydi. Kuyular arasında suyu en az olandı. Çok masraf yapılmasına ve çokça aranmasına rağmen şu zamana kadar dahi o yüzük bulunamamıştır. Bundan sonra Hz. Osman, parmağına gümüşten bir yüzük taktı. Üzerine de Muhammedün Rasûlullah (s.a.v.) ibaresini yazdırdı. Hz. Osman öldürüldüğünde bu ikinci yüzük kayboldu. Kimin aldığı bilinemedi.

İbn Cerir, Peygamber (s.a.v.)'in Önceleri altın, sonra gümüş bir yüzük taktığını, Hz. Ömer'i Kisra'ya, Dıhye'yi de Kayser'e gönderdiğini anlatan uzun bir hadis nakletmiş tir. Hz.Osman'ın kuyuya düşürdüğü yüzük, önceleri Peygamber (s.a.v.)'in parmağında idi. Onun vefatından sonra halife Ebu Bekir'in parmağında idi. Onun da vefatından sonra halife Ömer'in parmağında idi. Onunda vefatından sonra halife Osman'ın parmağında altı yıl müddetle kaldı. Sonra Eriş kuyusuna düştü. Hicretin otuzuncu senesinde Şam'da Muaviye ile Ebu Zerr arasında anlaşmazlık baş gösterdi. Ebu Zerr, Muaviye'nin bazı uygulamalarına karşı çıktı. Mal biriktiren zenginleri protesto ediyordu. însana yetecek miktardan fazla malın stok edilmesini uygun görmüyordu. Fazla malın stok olarak verilmesi gerektiğini söyleyip şu ayeti bu doğrultuda tevil ediyordu.

"Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarfetmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele." (et-Tevbe, 34.)

Muaviye, onu bu görüşlerini yaymaktan men ediyor ama o Muaviye'nin ikazlarına aldırış etmiyordu. Bunun üzerine Muaviye, Hz. Osman'a mektup yazarak onu Medine'ye celbetmesini taleb etti. Ebu Zerr, Medine'ye gidince Hz. Osman, bazı hareketlerinden ötürü onu kınadı. Ebu Zerr, Şam'a dönmek istediğini söyleyince Hz. Osman buna izin vermedi. Medine'nin doğusunda Rabaza'da ikamet etmesini emretti. Bir rivayete göre Rabaza'da ikamet etmeyi bizzat Ebu Zerr'in kendisi Hz. Osman'dan taleb etmiş ve şöyle demiştir: «Rasûlullah (s.a.v.) bana şöyle demiştir: u Binalar Sel mıntıkasına ulaştığında sen oradan çık." îşte şimdi binalar da Sel mıntıkasına ulaşmıştır.» Böyle demesi üzerine Hz. Osman, Rabaza'da ikamet etmesi için Ebu Zerr'e izin verdi ve hicretinden sonra bedevi hale dönmemesi için ara sıra Medine'ye gelmesini söyledi. O da böyle yaptı. Vefat edinceye kadar Rabaza'da kaldı. Hicretin otuzuncu senesinde Hz. Osman, Zevra mıntıkasında cuma günleri üçüncü ezanın okunmasını emretti.

Hicretin Otuzuncu Senesinde Vefat Eden Zatlar

Şeyhimiz Ebu Abdillah ez-Zehebfye göre bu senede vefat eden şahsiyetler şunlardır:

Übeyb.Ka'b

Vakidî de bu zatın hicri otuzuncu senede vefat ettiğine dair gelen rivayetin sahih olduğunu söylemiştir.