El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hîcrî Ondördüncü Sene

Bu sene, Ömer b. Hattab'm insanları Iraklılarla savaşa teşvik etmesiyle başladı. Çünkü Hz. Ömer'e ,Cisr savaşında Ebu Ubeyd'in şehid edildiği, Farslılarm birleştikleri hanedandan Yezdücürd'ü tahta geçirme konusunda görüş …

Bu sene, Ömer b. Hattab'm insanları Iraklılarla savaşa teşvik etmesiyle başladı. Çünkü Hz. Ömer'e ,Cisr savaşında Ebu Ubeyd'in şehid edildiği, Farslılarm birleştikleri hanedandan Yezdücürd'ü tahta geçirme konusunda görüş birliği ettikleri, Irak'taki Medainlilerin ahidlerini bozdukları, Müslümanlara eziyet edip onları aralarından çıkarıp kovdukları haberi ulaştı. Bunun üzerine Hz. Ömer, Irak'taki ordularına, şehir içinden çıkıp şehir çevrelerinde durmaları talimatını gönderdi.

Merhum îbn Cerir dedi ki: Bu senenin muharrem ayı başında Hz.Ömer, Medine'de bir ordu teşkil etti. Orduyu harekete geçirdi. Yola çıkan ordu, Sırar suyu yakınında konakladı. Ordugah kuruldu. Hz. Ömer de bizzat Iraklılarla savaşmak için bu ordunun başında gidiyordu. Medine'de yerine naib olarak Hz. Ali'yi bıraktı. Osman b. Affan ile Sahabelerin Önde gelen şahsiyetlerini de yanına aldı. Sonra bu kararı hususunda Sahabelerin görüşlerim" almak için bir toplantı yaptı. Duyuru yaptırdı. Hz. Ali'ye de haber gönderdi. O da Medine'den geldi. Bu toplantıya katıldı. Toplantıda Hz. Ömer, Sahabelerin görüşlerini sordu. Tamamı Irak'a gitmek hususunda onunla, hem fikir olduklarını beyan ettiler. Yalnız Abdurranman b. Avf şöyle dedi:

- Ey Ömer, korkarım ki sen yenilgiye uğrar ve gücünü kaybedersen, diğer beldelerdeki Müslümanlar da zaafa uğrarlar. Görüşüme göre

sen Medine'ye dönmelisin .Irak'a kendi yerine başka birini göndermelisin.

Abdurrahman b. Avf m bu görüşünü, Hz. Ömer ve istişare edilen diğer cemaat üyeleri uygun gördüler. Bunun üzerine Hz. Ömer, Abdurrahman b. Avf a şöyle bir soru sordu:

- Irak'a kimi göndermemi istersin?

- Sen o adamı bulmuşsun.

- Kimdir o adam?

- Aslan pençeli Sa'd b. Malik ez -Zührî'dir.

Hz. Ömer, Abdurrahman b. Avf m bu sözünü güzel buldu. Sa'd'a haber gönderdi. Onu Irak ordularının başına komutan yaptı. Çeşitti tavsiyelerde bulunup şöyle dedi:

- Ey Sa'd! Sakın, Rasûllullah'm dayısı ve Sahabesidir, diye söylenen sözler Allah hakkında seni aldatıp gururlandırmasın. Çünkü Allah ile hiçbir kimse arasında, ona itaat etmenin dışında bir bağlantı yoktur. insanların tamamı Allah'ın huzurunda eşitirler. Allah, onların Rabbi-dir, onlar da onun kullarıdırlar. Fakat afiyette olmak hususunda birbirinden üstündürler. O'nun yanındakini ise ancak itaatla elde edebilirler. Sen, Rasûlullah'ı bisetinden vefatına kadar ne yapar gördünse, onu yap. Emir budur. Sana öğüdüm budur. Eğer bu öğüdümü tutmaz, başka yöne saparsan, amelin boşa çıkar ve kayba uğrayanlardan olursun." Hz. Ömer garnizondan ayrılıp Medine'ye dönmek istediği zaman da Sa'd b. Malik'e şöyle dedi:

- Sen doğru bir yola gitmektesin. Hayırlı bir işe başlamaktasın. Karşılaştığın musibetler karşısında dayanıklı ve sabırlı ol. Devamlı surette Allah'tan korkar ol. Bilesin ki Allah'tan korkmak, iki şeyde bir araya gelir. Biri ona itaat etmede, diğeri de ona isyan etmekten uzaklaşmakta. Ona itaat edenin itaati dünyayı sevmemek ve ahireti sevmektedir. Ona isyan edenin isyanı da dünyayı sevmek ve ahireti sevmemektedir. Kalplerde bazı hakikatler vardır ki, Allah onları meydana getirir. Bu hakikatlerin kimi gizli, kimi aşikardır. Aşikar olan hakikat şudur ki, hak hususunda öven ve kınayan aynıdır. Gizli olan hakikat ise, kişinin kalbindeki hikmetin dili ile açığa çıkması ve insanları sevmesidir. în-sanlarm seni sevmesini istememezlik etme. Çünkü peygamberler de insanların sevmelerini istemişlerdir. Allah, bir kulu severse onu başkalarına da sevdirir. Bir kula gazap ederse onu başkalarına kötü gösterir. İnsanlar nazarında hangi konumda isen, Allah katında da o konumda olacaksın."

Dediler ki: Sa'd, 4000 kişilik bir orduyla Irak gitti. Bu ordunun 3000 kişisi Yemenli, 1000 kişisi ise diğer beldelerden gelen askerlerdi. Ordunun 6000 kişiden teşekkül ettiği de söylenmiştir. Hz. Ömer, onları Sırar mıntıkasından uğurlarken birlikte Aves'e kadar gitmişti. Sonra kalkıp orada insanlara şöyle bir nutuk irad etmişti:

"Kalpler dirilsin diye Cenâb-ı Allah, sizin için misaller verdi. Ve sözler sarfetti. Çünkü kalpler, göğüsler içinde ölü durumdadırlar. Nihayet Allah onları diriltir. Birşey bilen kimse bildiği şeyden yararlansın. Adaletin emare ve müjdeleri vardır.Emareleri, haya, cömertlik,yumuşak huyhıluk ve nazik olmaktadır. Müjdeleri ise rahmettir. Cenâb-ı Allah, her iş için bir kapı açmıştır. Her kapı için de bir anahtar hazırlamıştır. Adaletin kapısı ibret almaktır. Bu kapının anahtarı zahidliktir. İbret almaksa, ölümü anmak ve malları infak ederek ölüme hazırlanmaktır. Zahidlik ise, kişinin hakkı bulunan herkesten hakkım alması ve kendisine yetecek rızıkla kanaat etmesidir. Eğer kendisine yetecek rızıkla kanaat etmezse,onu hiçbir şey zengin etmez. Sizinle Allah arasında ben varım. Ama benimle Alîah arasında kimse yoktur. Ona halinizi şikayet etmenize gerek bırakmamak için Allah beni görevlendirilmiştir. Şikayetiniz varsa bize bildirin. Eğer bize ulaşamazsanız bu emri kendilerine tebliğ ettiğimiz yetkililerimize giderek şikayetinizi arzedin. Haksızlığa uğrayan kimsenin hakkını, zorla da olsa haksızdan alırız."

Hz. Ömer, beraberindeki Müslümanlarla Medine'ye.döndü. Sa'd da Irak yoluna devam etti. Nihayet Sa'd, Nehr-i Zerud'a ulaştı. Kendisi ile Müsenna b. Harise arasında az bir mesafe kalmıştı. İkisi de birbirlerini görme Özlemi içindeydiler. Müsenna b. Harise'nin Cisr (Köprü) savaşında aldığı yarası nüksetti. Bu yüzden vefat etti. Allah ona rahmet etsin ve ondan razı olsun. Vefat ederken yerine komutanlığa Beşir b. Hasasi-ye'yi atadı. Müsenna'nın ölüm haberini alan Sa'd, Müsenna için rahmet dileğinde bulundu ve karısı Selma ile evlendi. Sa'd, orduların bulunduğu garnizona geldiği zaman bütün ordu komutanlıkları ve o beldelerin reisleri onun emri altına girdiler. Hz. Ömer, ona başka takviye birlikleri gönderdi. Öyle ki, Kadisiye savaşında emri altında 30 000 kişilik bir ordu toplandı. Bu ordunun 36 000 kişi olduğunu söyleyenler de olmuştur. Hz. Ömer: "Allah'a yemin ederim ki, Acem hükümdarlarını Arap hü-kümdarlarıyla vuracağım." demiş ve Sa'd'a de şu mektubu göndermişti:

"Emirleri kabilelerin üzerine,onbaşıları da on askerin başına tayin et ve bunlarla Kadisiye'de bir araya toplanma buyruğunu ver."

Sa'd, bu emri yerine getirdi. Onbaşıları orar kişilik grupların başına, emirleri de kabilelerin başına tayin etti. Keşif kuvvetlerinin, öncülerin, sağ ve sol cenahların,artçı kuvvetlerin, piyadelerin, süvarilerin üzerine de Hz. Ömer'in talimatı doğrultusunda komutanlar tayin etti.

Seyf b. Ömer, üstadlarmm şöyle dediklerini rivayet etmiştir:

"Hz. Ömer, kadılığa Abdurrahman Rebia el-Bahili Zennun'u tayin etti Ganimetlerin taksimi,görevini ona verdi. İnsanları islâm'a davet et-mek,vaz ü nasihatta bulunmakla da Selman-ı Farisî'yi görevlenderdi. Ziyad b. Ebi Süfyan'ı da katiplikle görevlendirdi."

Dediler ki: Bu orduda sadece 310 küsur sahabe vardı. Bunların yetmiş küsuru Bedir savaşma katılmışlardı. Orduda 700 kadar sahabe oğlu vardı. Allah onlardan razı olsun. Hz. Ömer, Kadisiye'ye çabucak hareket etmesini bildiren mektubunu Sa'd'a gönderdi. Kadisiye, cahiye döneminde Sasani (Fars) imparatorluğunun kapısıydı. Hz. Ömer, mektubunda Sa'd'a şu talimatları da veriyordu: Ordun, Hicr ile ova arasında olsun. Farslılara giden bütün yol ve geçitleri kapatsın. Önce siz onlara şiddetli bir darbe vurun. Onların sayılarının çokluğu ve teçhizatlarının fazlalığı sizi korkutmasın. Onlar hileci ve tuzakçı bir kavimdirler. Eğer sabredip iyi savaşır, ihsanda bulunur, emanete riayet ederseniz onlara karşı muzaffer olacağınızı umuyorum. Sonra onlar hiç toparlanamıya-cak şekilde darma dağın olurlar, yüreksizdirler. Eğer mağlup olursanız geriye dönün ki, Hicr mıntıkasına ulaşasınız. Siz onlardan daha atak ve cesaretlisiniz. Onlarsa çok korkak ve cahildirler. Nihayet Alîah size fethi nasip eder ve tekrar onlara hücum edersiniz."

Hz. Ömer mektubunda Sa'd'a,kendini nefis muhasebesine tabi tutmasını, askerlerine öğüt vermesini, iyi niyetli ve sabırlı olmaları telkininde bulunmasını emrediyordu. Bunun sebebini de şöyle açıklıyor-du:"Çünkü zafer, kişinin niyeti miktarınca Allah katından gelir. Sevap da kişinin Allah'tan beklentisi oranında gelir. Allah'tan afiyet dileyin. "La havle velâ kuvvete illâ billahil aliyyil azim" sözünü çokça söyleyin. Bütün durumlarınızı detaylı olarak bana bildirin. Nereye konakladığınızı, düşmanın sizin nerenizde bulunduğunu bana haber verin. Bana öyle ayrıntılı mektuplar gönderin ki, sanki sizi görüyormuş gibi olayım. Durumunuzu bana açıkça izah edin, Allah'tan korkun, ondan ümit var olun ve hiçbir hususta nazlanmayın. Bilinizki Cenâb-ı Allah, bu işin başarıya çıkacağına söz vermiş ve bu söz mutlaka tahakkuk edecektir. Bu işin, seni komutanlıktan uzaklaştırmasından ve yerine başkalarını geçirmesinden sakın."

Sa'd da, Hz. Ömer'e o mıntıkaların ve arazilerin durumlarını tasvir edici mektuplar yazdı. Bu mektupları okuyan Hz. Ömer, oraları görür gibi oldu. Yine Farshlarm kendileriyle savaşmak için Rüstem ve benzeri komutanları görevlendirdiklerini haber verdi. Mektubunda şöyle diyordu: "Onlar bizi, bizde onları ele geçirmek istiyoruz. Allah'ın emri yürürlüğe girmiştir. Yargısı kabul edilmiştir. Hakkımızdaki takdirine razıyız. Afiyet üzere Allah'ın hayırlı kaza ve kaderini diliyoruz."

Hz. Ömer de, ona şu cevabi mektubu gönderdi:

"Mektubun bana geldi. Onu okudum, anladım. Düşmanınla karşılaştığın ve onların arkalarını dönüp kaçmaları firsatım Allah sana verdiği zaman onları yenilgiye uğratacağınız bana ilham edildi. Bundan şüphen olmasın . Onları yenilgiye uğrattığın zaman Medain'i başlarına yıkmadıkça onlardan vazgeçme, orası inşallah "ıarap olacaktır."

Hz. Ömer, Özellikle Sa'd için genellikle de bütün Müslümanlar için dua etmeye başladı.

Sa'd, Uzeyb'e ulaştığı zaman Müslümanlar, Fars askeri birliğiyle karşılaştılar. Bu askeri birliğin başında Şirazat b. Irazuveyh adında bir komutan vardı. Müslümanlar, onlardan çok miktarda ganimet elde ettiler. Böylece avantajlı bir konuma geçtiler. Sa'd, ele geçen ganimetleri beşe ayırdı. Beşte birini.halifeye gönderdi. Beşte dördünü de mücahidle-re taksim etti. Mücahidler bununla sevinip ferahlandılar. Ve bunu uğurlu bir durum saydılar. Sa'd, beraberindeki kadınlar için koruyuculuk görevi yapsınlar diye bir müfreze ayırdı. Bu müfrezenin başına da komutan olarak Galip b. Abdullah el-Leysî'yi atadı.

2.Bölüm