El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicri YîrmiÎkîncı Senesi

Bu senede birçok fetih müyesser oldu. Hemedan ikinci kez fethedildi. Sonra Rey ve ondan sonraki şehirler, daha sonra Azerbeycan fethedildi. Vakidî ve Ebu Maşer dediler ki: Azerbeycan hicretin yirmi ikinci senesinde …

Bu senede birçok fetih müyesser oldu. Hemedan ikinci kez fethedildi. Sonra Rey ve ondan sonraki şehirler, daha sonra Azerbeycan fethedildi.

Vakidî ve Ebu Maşer dediler ki: Azerbeycan hicretin yirmi ikinci senesinde fethedildi.

Seyf b. Ömer ise, şöyle dedi: Azerbeycan; Hemedan, Rey ve Cür-can'm fethinden sonra hicretin onsekizinci senesinde fethedildi.

Ebu Maşer ise şöyle demiştir: Azerbeycan, bu beldelerin fethinden sonra fethedildi.

Ancak Ebu Maşer'e göre sözü edilen bu beldelerin hepsi, hicretin yirmiikinci senesinde fethedilmişlerdir. Vakidfye göre ise Hemedan ile Rey, hicretin yirmiüçüncü senesinde fethedilmişlerdir. Hemedan'ı Hz. Ömer'in şehid edilmesinden altı ay sonra Muğire b. Şube fethetmiştir. Vakidî'nin ifadesine göre Rey'in fethi, Hz.Ömer'in vefatından iki sene Önce gerçekleşmiştir. Ancak Vakidî ile Ebu Maşer, Azerbeycan'm bu senede fethedilmiş olduğu görüşünde ittifak etmişlerdir. Ibn Cerir ile diğerleri de bu iki zatın görüşüne uymuşlardır. Bunun sebebi de şudur:

Müslümanlar, Nihavend'i fethettikten ve önceki sayfalarda anlatılan savaş vuku bulduktan sonra Hulvan'ı, arkasından Hemedan'ı fethettiler. Ancak daha sonra Hemedanlılar, Ka'ka' b. Amr'ın kendileriyle yapmış olduğu barış antlaşmasını hiçe sayıp hükümlerini çiğnediler. Bunun üzerine Hz.Ömer, Hemedan'a gitmesi ve ordusunun öncü kuvvetlerinin başına kardeşi Süveyd b. Mükrin'i, sağ ve sol kanatlara da Rib'i b. Amir et-Taî ile Mühelhel b. Zeyd et-Temimî'yi komutan olarak ataması için Nuaym b. Mukrin'e mektup gönderdi. Bunun üzerine Nu-aym b. Mukrin yola çıktı. Nihayet Senivyetü'l-îsl'e varıp mola verdi. Sonra Hemedan'a indi, orayı ve çevresini kuşatma altına aldı. Halk, kendisiyle barış yapma talebinde bulundu. O da onlarla barışıp şehire girdi. O, Hemedan'da 12.000 Müslüman askerle beraber bulunmakta iken Bizanslılar, Deylemliler, Reyliler ve Azerbeycanlılar omuz omuza vererek büyük bir kalabalıkla Nuaym b.

Mukrin'e karşı savaşmaya karar verdiler. Deylemlilerin başında hükümdarları Möta, Reylilerin başında Ebu Ferruhan, Azerbeycanlılarm başında da Rüstem'in kardeşi Isfendiyaz vardı. Nuaym b. Mukrin, bu birleşik cepheye karşı beraberindeki Müslümanlarla birlikte savaşmak üzere yola çıktı. Vacirruz denen yerde iki taraf karşı karşıya geldiler. Şiddetlice savaştılar. Büyük bir savaş vuku buldu. Bu, Nihavend savaşma denk bir savaştı. Ondan aşağı derecede değildi. Müslümanlar, müşriklerden çok kişiyi Öldürdüler. Sayıları hesaba geçmeyecek derecede büyük bir kalabalığı katlettiler. Deylem hükümdarı Mota öldürüldü. Toplulukları dağıldı. Topluca hezimete uğradılar. Nuaym b. Mukrin, Deylemlilerle savaşan ilk Müslüman oldu.

Daha önce Nuaym, bu düşmanların birleşik bir cephe teşkil ettiklerini Hz.Ömer'e bir mektupla bildirmiş, Hz. Ömer, buna çok üzülüp ke-derlenmişti. Ancak çok geçmeden ulak zafer müjdesini ona ulaştırınca Hz. Ömer, Allah'a hamdü senada bulundu. Mektubun halka okutulmasını emretti. Halk, zafer müjdesini içeren mektubun kendilerine okunduğunu görünce sevinip Aziz ve Celil olan Allah'a hamd etti. Sonra Hz. Ömer'e ganimetlerin beşte birini üç komutan getirdi. Bunlar; Simak b. Hareşe (bu zat, Ebu Dücane künyesiyle tanınır), Simak b. Ubeyd ve Simak b. Mahreme. Hz. Ömer bunların adlarını sorup üçü de adlarının Simak olduğunu söylediklerinde o şöyle dua etti: "Allah'ım, bunlar vasıtasıyla İslâmiyet'i yücelt ve bunlar vasıtasıyla İslâmiyet'in gücünü arttır, ömrünü uzat." Bundan sonra Hz.Ömer, Nuaym b. Mukrin'e mektup göndererek Hemedan'da yerine birini vekil bırakmasını ve kedisinin Rey'e gitmesini emretti. Nuaym de bu emre uyup harekete geçti. Bu vak'ayla ilgili olarak Nuaym şöyle bir şiir söylemişti:

"Mota ve aşireti olan Basil oğulları üzerime geldiklerinde Acemlerin askerlerini çektiler.

Onlara yüksek kaliteli askerlerle karşı koydum ki, ırzımı kesici kılıçlarla koruyayım.

Üzerlerine demirlerle yürüdük. Sanki biz Kalasım mıntıkasının çevresinde görünen dağlar gibiydik. Topluca onlarla karşılaştığımız zaman onlar sıcak rüzgarlar gibi yüzümüze damgalar vuruyorlardı. Vacirruz mevkiinde onlarla çarpıştık. O sabahta ki, onları büyük ordulardan biriyle vurduk.

Ölüm savaşında kılıçların keskinliğine, mızrakların sivriliğine bir saat dahi dayanamadılar.

Topluluklarının dağılması esnasında onlar, kerpiçleri yıkıcıya karşı paramparça olan bir duvar gibi oldular.

Mota'yı ve çevresindeki kalabalığı vurduk, orada atak yağmacılar yardı.

Peşlerine düştük, kovaladık, dağların arasındaki geçitlere sığındılar.

Onları başlarından ve gözlerinden isabet alan köpekler gibi öldürdük.

Onlar, Vacirruz ve çevresinde öldürücü kurtların darbesine maruz kalan kuzular gibi oldular."