Anlatıldığına göre Hz. Ali'ye ilk bey'at eden kişi Talha oldu. O, sağ eliyle Hz. Ali'ye bey'at etti. Elinde felçlik vardı. Bu felçlik Uhud savaşında Rasûlullah (s.a.v.)'ı düşmana karşı korurken eline isabet etmişti. Felçli eliyle Hz. Ali'ye bey'at ettiği için bazıları: 'Vallahi bu iş başa çıkmayacaktır." dediler.
Hz. Ali, mescide gidip minbere çıktı. Üzerinde izan ve sangı vardı. Ayakkabılan da elindeydi. Yayına yaslandı. Halkın çoğunluğu kendisine bey'at etti.
Bey'at, hicri otuzbeşinci senin zilhicce ayının ondokuzuncu günü, yani cumartesi gününde yapıldı. Anlatıldığına göre Talha ile Zübeyr, Hz. Ali'den kendilerini Basra ve Kûfe'ye vali olarak atamalanm taleb ettikten sonra bey'at etmişler, ancak Hz. Ali kendilerine: "Hayır siz benim yanımda kal?n, sizinle müşavere yapar ve yalnızlığımı gideririm." demişti. Bazılannm ifadesine göre Ensâr'dan bir grub Hz. Ali'ye bey'at etmemiştir. Bey'at etmeyenler arasında Hassan b. Sabit, Ka'b b. Malik, Mesleme b. Mahled, Ebu Said, Muhammed b. Mesleme, Numan b. Be-şir, Zeyd b. Sabit, Rafı b. Hudeyc, Fudale b. Ubeyd ve Ka'b b. Ucre vardı.
Medainî, Zührî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir.
"Bir grub insan, Ali'ye bey'at etmeksizin Medine'den kaçıp Şam'a gittiler. Kudame b. Maz'un, Abdullah b. Selam ve Muğire b. Şube, ona bey'at etmemişlerdi."
Ben derim ki: Mervan b. Hakem, Velid b. Ukbe ve diğer bazı kimseler kaçıp Şam'a gittiler.
Vakidî dedi ki: İnsanlar, Medine'de Hz. Ali'ye bey'at ettiler. Yedi kişi geri durup ona bey'at etmediler. Bu yedi kişinin adlan şöyledir: "Ibn Ömer, Sa'd b. Ebi Vakkas, Üheyb, Zeyd b. Sabit, Muhammed b. Ebi Mesleme, Seleme b. Selame b. Raks ve Üsame b. Zeyd. Bildiğimize göre Ensâr'dan Hz. Ali'ye bey'at etmeyen hiç kimse yoktur.
Seyf b. Ömer, üstadlanndan birkaç kişinin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hz. Osman'ın öldürülüşünden sonra Medine beş gün halifesiz kaldi. O sırada Medine yönetimini Gafiki b. Harb üstlenmiş durumdaydı. Bunlar, yönetimi üzerine alacak ve halifeliği kabul edecek birini.aradılar. Mısırlılar, Hz. Ali'nin halife olmasını ısrarla istiyorlardı. Ama kendisi onlardan kaçıp bir bahçeye gizlendi. Kûfeliler, Zübeyr'in halife olmasını istediler, ama onu bulamadılar. Basralüar, Talha'nm halife olmasını istediler. Ama o, Basralıların bu isteğini kabul etmedi.
Asiler kendi aralarında: "Şu üçünden hiç birini halife yapmayalım" dedikten sonra Sa'd b. Ebi Vakkas'a gittiler. Ve ona: "Sen şura üyelerin-densin. Halifeliği kabul et." dediler ama o, asilerin bu isteğini kabul etmeyince onlar da İbn Ömer'e gidip halifeliği ona teklif ettiler. O da kabul etmeyince şaşırıp kaldılar. Sonra şöyle dediler: Halife seçmeksizin sadece Osman'ı öldürtmüş olarak şehirlerimize dönersek insanlar yönetim hususunda anlaşmazlığa düşerler, biz de beladan kurtulamayız." Böyle dedikten sonra Hz. Ali'nin yanına döndüler ve halifeliği kabul etmesi için ona ısrar ettiler. Ester de Hz. Ali'nin elini tutup bey'at etti. Sonra diğer insanlar da ona bey'at ettiler.
Kûfelilerin dediklerine göre Hz. Ali'ye ilk bey'at eden kimse, Ester en-Nehaî olmuştur. Bu bey'at, insanların Hz. Ali'nin yanına dönmelerinden sonra zilhicce ayının yirmidördüncü gününde perşembe günü yapılmıştı. Zaten hepside halifeliğe Hz. Ali'den başkasının lay k olmadığını söylemişlerdi. Cuma günü olunca Hz. Ali, minbere çıktı. Bir gün önce kendisine bey'at etmemiş olanlar da o gün bey'at ettiler. Ona ilk bey'at eden kişi, Talha oldu. Felçli eliyle ona bey'at etmişti. Orada bulunanlardan biri: "Doğrusu biz Allah'a aidiz ve ona dönücüleriz" demişti: Sonra Zübeyr, Hz. Ali'ye bey'at etmiş ve şöyle demişti: "Kılıç boynumun üzerinde durduğu için Ali'ye bey'at ettim vesselam." Sonra Mekke'ye gitti. Orada dört ay kaldı. Bu bey'at, zilhicce ayının bitimine beş gün kala cuma günü olmuştu. Hz. Ali'nin irad ettiği ilk hutbe şu olmuştu:
"Allah'a hamdü senada bulunurum. Doğrusu yüce Allah, hidayet edici bir kitap indirmiştir. O kitapta iyiliği ve kötülüğü açıklamıştır. Siz iyiliği tutun. Kötülüğü bırakın. Allah'ın size farz kılmış olduğu emirleri yerine getirin ki, onlar sizi Cennet'e iletsin. Cenâb-ı Allah, sizlere meçhul olmayan bazı şeyleri haram, kılmıştır. Müslümamn kanının haram kılınmasını da diğer bütün haramlar üzerine üstün kılmıştır. Müslümanların haklarını da; bir arada kenetlenmek ve samimiyetle İslâm'a sarılmakla düzenlenmiştir. Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden salim olduğu kimsedir. Müslümamn kanı gerekli haller dışında hiçbir şekilde dökülemez. İnsanların hukukuna riayet edin. Özellikle ölümü iyi hatırlayın. İnsanlar sizin önünüzde duruyorlar. Fakat sizin arkanızda sizi tehdit eden bir kıyamet saati vardır. Dünya mallarından ne kadar hafif yükler yüklenirseniz diğerlerine o kadar çabuk ulaşırsınız. İnsanlar, kendilerini izleyen en sonuncuları bile bekleyip duruyorlar. Şu yeryüzünde Allah'ın kullarının hakları konusunda Allah'tan korkunuz. Her türlü ufak şeylerde, hayvanlara karşı olan davranışlarınızda bile sorumlu olacaksınız. Her konuda Allah'a itaat edin ve ona isyan etmeyin. Bir yerde hayır gördüğünüz zaman onu mutlaka alın. Şer gördüğünüz zaman da ondan uzak olmaya çalışın. "Yeryüzünde az sayıda olduğunuzu ve zayıf sayıldığınızı hatırlayın." (el-Enfâl, 26.)
Hz. Ali, hutbesini tamamladıktan sonra Mısırlılar şöyle dediler:
"Sen bu söylediklerini kendine al ve tedbirli ol, ey Hasan'm babası. Biz yönetimi, yuları çeker gibi elimizde tutar ve idare ederiz. Rüzgarı andıran arslanlar gibi hücum ederiz. Elde kıhçlarla süt kalıntısı gibi oluruz.
Kementlerle yumuşakça hükümdarı vururuz. Öyle ki, hiç yorulmaksızın hedefe uğrarız."
Hz. Ali de onlara cevaben şöyle dedi:
"Eğer aciz kain1 ve kendimi savunamazsam. Ondan sonra akıllıca davranır ve tutumumu sürdürürüm. Yerde sürümekte olduğum eteğimi kaldırır ve dağınık işleri toparlayıp düzeni sağlarım. Eğer başkanlarınca desteklenmeyen ve tez elden ortaya çıkmayan fitne beni meşgul etmezse ya da üzerime gelen silahlar karşısında beni savunmasız bırakmazlarsa, düzeni sağlarım."
O esnada Kûfe'de namaz imamlığını Ebu Musa el-Eşârî, savaş komutanlığım Ka'ka b. Amr, Haraç idaresini Cabir b. Fulan el-Müzenî yürütüyordu. Basra valiliğini Abdullah b. Amir, Mısır valiliğini Abdullah b. Sa'd b. Ebi Şerh yürütüyordu. Muhammed b. Ebi Hüzeyfe, ona tarşı ayaklanmıştı. Şam valiliğini Muaviye b. Ebi Süfyan yürütüyordu. Humus valisi Abdurrahman b. Halid b. Velid, Kinnesrin valisi Habib b. Seleme, Ürdün valisi Ebü'1-Aver, Filistin valisi Hakim b. Alkame, Azerbeycan valisi Eş'as b. Kays, Karkisya valisi Cerir b. Abdullah el-Becelî, Hulvan valisi Uteybe b. Nehhas, Kisariye valisi Malik b. Habib, Heme-dan valisi de Hubeyş idi.
îbn Cerir'in ifadesine göre bunlar, Hz. Osman'ın vefatı esnasındaki . valilerdir. Beytülmalm idaresini Ukbe b. Amr, Medine kadılığını da Zeyd b. Sabit yürütüyordu. Hz. Osman Öldürüldüğü zaman Numan b. Beşir, onun kana bulanmış gömleği ile asilere karşı onu savunurken karısı Naile'nin koparılmış parmaklarını ortaya çıkardı. Bunları Şam'da bulunan Muaviye'ye getirdi. Muaviye de halkın görmesi için bu kanlı gömlekle parmakları minberin üzerine koydu. Parmakları gömleğin yenine taktı. İnsanlara çağrıda bulunarak bu fecaatin intikamının alınmasını istedi. Minber çevresindeki cemaat ağlaşmaya başladı. Gömleği bazen kaldırıyorlar, bazen indiriyorlardı. Bu ağlaşma bir sene sürdü.
Halk, Hz. Osman'ın öcünün alınması için birbirlerini asilere karşı kışkırtıyordu. Bu senede insanların çoğu yastan Ötürü karılarından uzak durdular. Muaviye ile sahabelerden bir topluluk, halk arasında dolaşarak insanları Hz. Osman'ın intikamını katil asilerden almaya teşvik ediyorlardı. Hz. Muaviye ile birlikte dolaşan sahabeler şunlardı: Ubade b. Samit, Ebu Derda, Ebu Umare, Amr b. Anbese. Tabiilerden de şunlar vardı: Şerik b. Hibaşe, Ebu Müslim el-Holanî, Abdurrahman b. Ganem.
Hz. Ali'ye bey'at işi tamamlanınca Talha, Zübeyr ve sahabelerin önde gelenleri yanına giderek hadleri tatbik etmesini, Osman'ın intikamının alınmasını taleb ettiler. Hz. Ali de asilerin yardımcılarının ve destekçilerinin bulunduğunu söyleyerek bunu yapamayacağını bildirdi ve onlardan özür diledi. O işi o günde yapamayacağını ifade etti. Zübeyr, kendisini Küfe valiliğine atamasını Hz. Ali'den istedi ki, gidip Kûfe'den kendisine yardımcı askerler getirsin. Talha da kendisini Basra valiliğine atamasını Hz. Ali'den istedi ki, gidip Basra'dan yardımcı askerler getirsin. Böylece asi ve haricilere karşı güçlensin. Asi ve Haricilerle birlik olan cahil bedevilere karşı kuvvetlensin. Çünkü bunlar da Hz. Osman'ın öldürülmesine iştirak etmişlerdi. Hz. Ali, Talha ile Zübeyr'e: "Yavaş olun hele, ben bu idare işini tamamıyla elime geçireyim, ondan sonra bu işe bakarım." dedi.
Bundan sonra Muğire b. Şube gelip Hz. Ali'ye şöyle dedi: "Sen valilerini yerlerinde bırak. Eğer itaatlanna dair mesajları sana gelirse ondan sonra dilediğin valiyi değiştirir, dilediğini de yerinde bırakırsın." dedi. Ertesi gün tekrar gelip şöyle dedi: "Bence valileri görevden azletmelisin ki hangisinin sana itaat ettiğini, hangisinin asi olduğunu anlayasın." Hz. Ali de Muğire'nin bu sözlerini İbn Abbas'a nakledip fikrini sordu. İbn Abbas: "Dün sana öğüt verdi, ama bugün sana hile yaptı." dedi. Muğire, İbn Abbas'ın böyle dediğini duyunca: "Evet Ali'ye öğüt vermiştim, ama öğüdü ü kabul etmeyince kendisine hile yaptım." dedi. Ve Medine'den çıkıp Mekke'ye gitti. Aralarında Talha ile Zübeyr'in de bulunduğu bir topluluk, onun peşine takıldı. Bunlar, umre yapmak için Hz. Ali'den izin istediler. Hz. Ali de onlara izin verdi. Sonra İbn Abbas, idare yerleşinceye kadar valileri yerlerinde bırakmasını, özellikle Muaviye'yi Şam'da bırakmasını Hz. Ali'ye tavsiye etti ve şöyle dedi:
- Muaviye'yi valilikten arzledersen korkarım ki, Osman'ın kanını senden taleb eder. Talha ve Zübeyr'in bu sebeple senin aleyhinde konuşmayacaklarından emin değilim.
- Ben bu görüşte değilim. Bilakis sen Şam'a git. Ben seni oraya vali tayin ettim.
- Osman sebebiyle Muaviye'nin beni Öldürmesinden veya sana akraba olduğum için beni hapsetmesinden korkarını. Ama sen Muaviye'ye hitaben bir mektup yazıp bana ver. Mektubunda ona vaadlerde bulun
ve ümidlendir.
- Vallahi bu olmayacak bir şeydir.
- Ey mü'minlerin emiri, savaş hiledir. Nitekim Rasûlullah (s.a.v.)
da böyle buyurmuştur. Allah'a yemin ederim ki, eğer sen benim dediğimi yaparsan gitmelerinden sonra onları tekrar buraya getiririm.
Sonra İbn Abbas, Hz. Ali'ye kendisini Irak'a göçmeye imrendiren ve Medine'den ayrılmasını teklif eden kimselere uymamasını tavsiye etti. Ama Hz. Ali, onun bir tavsiyelerine uymadı. Aksine Medine dışındaki şehirlerden gelen Harici ve asilerin komutanlarının görüşüne uydu.
İbn Cerir dedi ki: Bu senede yani hicretin otuzbeşinci senesinde He-rakliyus'un oğlu Kostantin, bir gemi ile Müslümanların beldelerine hücum etti. Cenâb-ı Allah da üzerlerine bir kasırga gönderdi. Kendi güç ve kuvvetiyle onu ve beraberindekileri denize batırdı. Hükümdar ve beraberindeki küçük bir topluluk dışında bütün Bizanslılar denizde boğuldular. Kostantin, Sicilya adasına girdiğinde onun için bir hamam yaptılar. Hamama girince onu içerde öldürdüler ve "Adamlarımızı sen öldürdün dediler.

