İbn Mesud dedi ki: Ömer vefat ettiği zaman en hayırlımıza be/at ettik ve başka bir şeye de aldırış etmedik.
Asmaî, Osman b. Aifan'm oğlu Amr'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Osman'ın yüzüğünde şu ibare yazılı idi: "Yaratıp tastamam bir surete büründüren zata iman ettim."
Muhammed b. Mübarek dedi ki: Bana ulaşan bir habere göre Osman'ın yüzüğünde şu ibare yazılı imiş: "Osman, Azîm olan Allah'a iman
etti."
'Tarih" adlı eserinde Buharı, Hasan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Kendisinden öç almaları zamanına kadar Osman'ın devrine yetiştim.
Onun zamanında hemen hemen her günde insanlar hayır ve bereketi paylaşırlardı. İnsanlara:
- Ey Müslümanlar topluluğu! Gelin, size verilecek bağışları alın, denilir. Onlar da gelip bu bağışlan bol bol alırlardı. Sonra onlara:
- Gelin erzakınızı alın, denilir, onlar da gelip erzaklarını bol bol
alırlardı. Sonra onlara:
- Ey insanlar, yağ ve bal almaya gelin, denilirdi. Bağışlar devamlı surette üzerlerine akardı. Erzakları, etraflarında dolaşırdı. Düşmanlardan korunmuşlardı. Aralarındaki münasebetler güzeldi. Hayır boldu. Hiçbir mü'min, diğer bir mü'minden korkmuyordu. Hangi mü'min, diğeri ile karşüaşsa, kardeşlik muamelesi görürdü. Birbiriyle ülfet eder biribirlerine nasihat verirler, birbirleriyle dostça geçinirlerdi. Ancak onlara denilmişti ki: "İlerde bazılarınız diğerlerine tercih edilecektir. Böyle birşey olunca siz sabredin."
Eğer Müslümanlar, bu durumu gördüklerinde sabretselerdi, kendilerine verilecek bağışlar, erzak ve hayırlar bol bol yetecekti, ama onlar: "Hayır vallahi, biz bu duruma dayanamayız, sabredemeyiz" dediler. Allah'a yemin ederim ki, onlar ne amaçlarına ulaştılar, ne de selamette kaldılar. Aksine kılıç, İslâm ehline karşı kınından çekildi, ama bu kılıcı onlar kendi kendilerine çekmiş oldular. Yemin ederim ki bu kılıç, kıyamet gününe kadar onlara karşı çekilmiş vaziyette kalacaktır.»
Hasan-ı Basrî'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:
«Bir hutbesinde Hz. Osman'ın, güvercinlerin kesilmesini ve köpeklerin öldürülmesini emrettiğini işittim. Bunun üzerine Medine halkının bir kısmı güvercin edindiler ve kemankâre bulundurup bununla kuşlara taş attılar. Bunun araştırmasını yapması için Hz. Osman, bir adam görevlendirdi. O da kuşların kanatlarım kesti ve kemankereleri kırdı.»
Muhammed b. Sa'd dedi ki: «Muhammed b. Hilal'in annesi kuşatma altında bulunan Hz. Osman'ın yanma zaman zaman giderdi. Birgün bu kadın, Hz. Osman'ın yanına gitmeyince Hz. Osman'a dediler ki: O bu gece bir çocuk doğurdu da onun için senin yanına gelemedi. Bunun üzerine Hz. Osman, ona elli dirhem ve sünbülani bir entari gönderdi. "Bu senin oğlunun bahşişi ve elbisesidir" dedi. Aradan bir sene geçince bu elli dirhemi yüze çıkardı."
Zübeyr b. Ebi Bekir, İbn Said b. Yerbu b. Atike el-Mahzumf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir.
"Ben, çocuk yasta iken bir gün öğle vakti mescide doğru gittim, elimde bir kuş vardı. Onu mescitte uçuracaktım. Evimizle gideceğimiz yer arasında mescid vardı. Orada, yakışıklı bir ihtiyarın, başını bir kerpiç parçası üzerine koyup uyumakta olduğunu gördüm. Güzelliğini hayranlıkla seyretmeye başladım. Gözlerim açıp:
"Sen kimsin ey çocuk? diye sordu. Ben de kendimi tanıttım. Yakınında uyumakta olan bir çocuk vardı. Ona seslendi, çocuk onun sesini duymayınca bana:
- Onu çağır bakalım, dedi. Ben de gidip çocuğu o ihtiyar adamın yanma çağırdım. İhtiyar adam ona bir şeyler yapmasım emretti. Bana da:
- Otur bakalım, dedi. Çocuk gitti ve bir elbise ile 1000 dirhem para getirdi. İhtiyar adam, üzerimdeki elbisemi çıkardı ve getirilen yeni elbiseyi bana giydirdi. O 1000 dirhemi de, bana giydirdiği yeni elbisenin cebine koydu. Ben de oradan ayrılıp, babamın yanma döndüm. Ve durumu ona anlattım. Babam:
- Ey oğulcuğum, bu iyilliği sana kim yaptı, biliyor musun? diye sorunca ben:
- Bilmiyorum, yalnız mescitte uyumakta olan bir adam vardı. Onun kadar güzel birini asla görmüş değilim, diye cevap verdim.
Bunun üzerine babam:
- O, mü'minlerin emiri Osman b. Affan'dır, dedi."
Abdürrezzak, Ebu Saib b. Yezid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Adamın biri, Abdurrahman b. Osman et-Temimfye şöyle bir soru sordu:
- Talha b. Ubeydullah'm namazı mı yoksa Osman'ın namazı mı daha huşulu idi?
- Osman'ın namazı daha huşulu idi. Bir gece dedim ki: Şu Mina'dan dönüş gecesinde ben Makam-ı İbrahim'in yanında uyumaksızm bekleyeceğim, dedim. Ama uyku galebe çaldı, kalktığımda yanıbaşımda yüzü peçeli bir adamın bana taş attığını gördüm. Dönüp baktığımda onun Osman olduğunu gördüm. Beni kenara itti. Ben de kenara çekildim. Gelip Makam-ı İbrahim'in yanında namaza durdu. Kur'ân secdelerine rastladıkça secde ediyordu. Namazı o kadar devam ettirdi ki nihayet ben: "İşte fecir ezanı okunacak" dedim. Sonra o, namazım bir rekat vitir kılarak tamamladı, başka da namaz kılmadı ve çekip gitti."
Başka yollarla gelen rivayette anlatıldığına göre Hz. Osman, hacer-i esved yanında bir rekat namazda Kur'ân'ı hatmetmiştir. Bunu hac mevsiminde yapmıştır. Bu, onun âdetindendi. Allah ondan razı olsun.
"Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetim dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur
mu? (ez-Zümer, 9.)
İbn Ömer'den rivayet olunduğuna göre o, bu ayette sözü edilen zatın Osman b. Affan olduğunu söylemiştir.
"Biri, hiçbir şeye gücü yetmeyen bir dilsiz -ki efendisine yüktür. Nereye gönderse bir hayır çıkmazbu, doğru yolda olan ve adaletle emreden kimse ile bir olabilir mi? (en-Nahi, 76.)
İbn Abbas, bu ayette sözü edilen adaletle emredici ve doğru yolda olan kimsenin Hz. Osman olduğunu söylemiştir. Şair Hassan, bir şiirinde şöyle demiştir:
«Başının ön tarafında kır saçlar bulunan ve alnında secde izleri görünen, gecelerini tesbihat ve Kur'an okumakla geçiren kimseyi (Osman'ı) kurban ettiler.»
Süfyan b. Uyeyne, Hasan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Osman, "Eğer kalplerimiz temiz olsaydı, Rabbimizin kelamım okumaya doymazdık. Mushafa bakmaksızın bir günümün geçmesinden rahatsız olurum." diyordu. Osman vefat ettiği zaman çokça okuyup elinde tuttuğu için mushafı yıpranmıştı.»
Enes ve Muhammed b. Şirin dediler ki: Osman, kuşatma altına alındığı ve evine asiler tarafından hücum edildiği gün karısı, asilere şöyle dedi: "Onu ister öldürün, ister öldürmeyin, ama vallahi o gecesini bir rekat namazda Kur'ân'ı hatmederek ihya ederdi."
Birden fazla kişi dedi ki: Osman geceleyin namaz kılmak için yatağından çıktığı zaman abdest almak için kendisine yardım etsinler diye ailesinden herhangi bir kimseyi uykudan uyandırmazdı. Meğer onlardan birini uyanık görsün. O zaman ondan yardım isterdi. Zamanını hep oruçlu geçirirdi. Geceleyin uyandığında abdest almasına yardım etmesi için: "Niçin hizmetçilerden birini uyandırmıyorsun ki, sana yardım etsin" diye kendisine serzenişte bulunurlardı. O da şu cevabı verirdi: "Hayır, gece onlarındır. Gece vakti onlar dinlenirler."
Hz. Osman, boy abdesti alırken peştemalini üzerinden çıkarmazdı. Kapısı kilitli bir odada yıkanırken bile peştemalini çıkarmazdı. Şiddetli derecede utangaç olduğundan sırtını dik tutamazdı. Allah, ondan razı olsun.

