El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Karkisya İle Heytin Fethî

İbn Cerir ile diğerleri dediler ki: Cezireliler, Ebu Ubeyde ve Halid'le savaşma hususunda Humuslulara yardım etmişlerdi. Çünkü Herakli-yus, Kinnesrin'debulunuyordu. Cezireliler, bundansonra Heyt şehrinde toplanmışlardı. …

İbn Cerir ile diğerleri dediler ki: Cezireliler, Ebu Ubeyde ve Halid'le savaşma hususunda Humuslulara yardım etmişlerdi. Çünkü Herakli-yus, Kinnesrin'debulunuyordu. Cezireliler, bundansonra Heyt şehrinde toplanmışlardı. Haşim, Celûla'danMedain'edöndüğüzaman Sa'd,bu durumu Hz. Ömer'e bir mektubla bildirip fikrini sordu. Hz. Ömer de ona yazdığı cevabi mektubunda Heyt üzerine birordu gördermesini, ordunun başına Ömer b. Malik b. Utbeb. Nevfel b. Abdumenafı komutan yapmasını emretti. Ömer b. Malik de beraberindeki Müslümanlarla birlikte Heyt şehrine doğru yola çıktı. Şehre vardığı zaman halkın çevreye hendek kazmış olduklarını gördü. Onları bir süre kuşatma altında tırt-tu.Ama birşey elde edemedi, muzaffer olamadı. Kuşatmayı sürdürmesi içinyerine Haris b. Yezid'i bırakarak bir grup arkadaşıyla birlikte oradan ayrılıp Karkisya'ya gitti. Orayı kuvvet yoluyla ele geçirdi. Karkisya halkı da bunun üzerine İslâm devletine cizye vermeye razı oldu. Ömer b. Malik, Heyt'teki kuşatma komutanına şu mektubu yazdı: "Eğer barışa yanaşmazlarsa, hendeklerinin çevresine sen de hendek kaz ve kendi tarafında kapılar yap. "Bu haberi alan Heytliler, barışa razı oldular.

Hafiz ez-Zehebî dedi ki: Hicretin onaltıncı senesinde Yermük savaşını tamamladıktan sonra Ebu Ubeyde, Kinnesrin'e Amr b. As'ı gönderdi. O da Halepliler, Münbicliler ve Antakyalılarla barış antlaşması yapti. Onların cizye ödemelerini karara bağladı. Kinnesrin'e bağlı diğer beldeler ise kuvvet yoluyla fethedildiler. Yine hicretin onaltmcı senesinde İyaz b. Ganem eliyle Suruç ve Urfa fethedildi. îbn Kelbî'nin anlattığına göre yine bu senede öncü kuvvetlerinin başında Halid b. Velid olmak üzere Ebu Ubeyde, ordusuyla birlikte Kudüs'ü kuşatma altına aldı. Kudüslüler de Hz. Ömer'in gelmesi ve barışı bizzat onun kendisi ile yapma şartıyla banşa talib oldular. Ebu Ubeyde de bu durumu Hz. Ömer'e bir mektupla bildirdi. O da gelip Kudüslülerle barış antlaşması yaptı. Kudüs'te birkaç gün kaldıktan sonra Medine'ye döndü.

Ben derim ki: Bu hadise, hicretin onaltmcı senesinden önce vuku bulmuştur. Doğrusunu Allah bilir. Vakidî dedi ki: Hz. Ömer, bu senede Rabaza'yı Müslümanların atları için koruluk haline getirdi. Bu senede Ebu Mihcen es-Sakafi'yi Badi şehrine sürgün etti. Bu senede Abdullah b. Ömer, Safiyye binti Ebi Ubeyd'le evlendi.

Ben derim ki: Safiyye'nin babası Ebu Ubeyd, Cisr savaşında şehid edilen müfreze komutanıdır. Yine Safiyye, daha sonraları Irak valiliği yapan Muhtar b. Ubeyd'in kız kardeşidir. Safiyye, saliha bir kadındı. Kardeşi ise facir ve kafirdi.

Vakidi dedi ki: Hicretin onaltmcı senesinde Hz. Ömer, insanlara haccettirdi. Medine'de yerine naib olarak Zeyd b. Sabit'i bıraktı. Mekke'deki valisi Attab idi. Şam valisi Ebu Ubeyde, Irak valisi Sa'd, Taif valisi Osman b. Ebu'l-As, Yemen valisi Yala b. Ümeyye, Yemame ve Bahreyn valisi Alâ b. Hadremî, Umman valisi Huzeyfe b. Mihsan,Basra valisi Muğire b. Şube, Musul valisi Rib'i b. Evfel ve Cezire valisi de îyaz b. Ganem el-Eşarî idi.

Vakidi dedi ki: Hicri onaltmcı senenin rebiyülevvel ayında Hz. Ömer tarih yazdı. Hicri tarihi ilk yazan o oldu.

Ben derim ki: Bunun sebebini de Hz. Ömer'in sireti adlı eserde anlattık. Şöyle ki: Bir adamın bir başkasına yazdığı ve vadesi şaban ayı olan bir borç senedi Hz. Ömer'in eline geçti. Senede bakınca vadenin şaban ayı olduğunu gördü ve şöyle sordu:

- Hangi şaban ayı? Bu senenin mi, geçen senenin mi yoksa gelecek senenin mi şaban ayı?

Bundan sonra halkı topladı ve şöyle dedi:

- İnsanlara öyle bir tarih belirleyin ki, böylece borçlarının vadesini. bilsinler. Anlatıldığına göre bazıları, Farslılarm hükümdarlarının tahta geçiş ve tahtan ayrılışları göz önüne alınarak yaptıkları gibi bir tarih yapılmasını teklif ettiler. Buna göre bir hükümdar vefat edince ondan sonra gelecek olan hükümdarın doğum tarihi nazarı itibare alınacaktı. Bunu uygun görmediler. Bazıları da, "İskender zamanından başlayan Rum tarihini kabul edelim." dediler. Bunu da uygun görmediler. Bazıları Rasûlullah (s.a.v.)'m doğumunu, bazılarrysa bisetini nazarı itibare alarak tarih konulmasını teklif ettiler. Hz. Ali ile başkaları, Rasûlul-lah'm Mekke'den Medine'ye hicretinin esas alınmasını, bunun Rasûlullah'm doğumuna ve bisetine göre daha açık ve net olacağını söylediler. Hz.Ömer ile sahabeler, bunu uygun gördüler. Hz. Ömer, Rasûlullah'm hicretinden itibaren başlayan bir tarih sistemi kurulmasını emretti ve yılbaşı olarak da muharrem ayım belirledi. İmam Ma-lik'e göre hicri yılbaşı rebiyülevvel ayında başlar. Çünkü bu ayda Rasûlullah Medine'ye gelmişti. Cumhur-u ulemaya göre ise hicri yılbaşı muharrem ayı ile başlar. Ayların karışmaması için bu daha sağlamdı. Çünkü muharrem ayı, Arabi ayların ilkidir.

Hicri onaltmcı senede Rasûlullah'in oğlu İbrahim'in annesi Mariye vefat etti. Vakidî, İbn Cerir ve diğerlerinin anlattıklarına göre Mariye, bu senenin muharrem ayında vefat etmiştir. Cenaze namazını da Hz. Ömer kaldırmıştır. Hz. Ömer, onun cenaze namazını kılmaları için halkı toplamıştı. Namazdan sonra Baki mezarlığına defnedildi. Allah ondan razı olsun ve onu hoşnut kılsın. Bu kadının asıl adı Mariyetü'1-Kıbtıy-ye'dir. Onu Rasûlullah (s.a.v.)'a İskenderiye valisi Cüreyc b. Müna hediye etmişti. Ayrıca birçok hediye ve armağanları da Rasûlullah'a takdim etmiş, Rasûlullah da kabul buyurmuştu. Mariye ile birlikte kız kardeşi Şirin de vardı. Rasûlullah (s.a.v.), SirüVi Hassan b. Sabit'e hibe etmişti. Şirin, Hassan b. Sabit'e Abdurrahman adında bir erkek çocuk doğurmuştu. Anlatıldığına göre Mukavkis, Mariye ve Şirin ile birlikte iki cariye daha hediye etmiştir.

Bu iki cariyenin Mariye ile Sirin'in hizmetçileri olmaları muhtemeldur. Yine Mukavkis bunlarla birlikte Me'bur adında buruk bir köleyi de Rasûlullah'a hediye etmişti. Hediyeler arasında Düldül adlı doru bir katır da vardı. Bunlara ek olarak İskenderiye imalatından ipekli bir elbise de Rasûlullah'a hediye edilmişti. Bu hediyeler, hicretin sekizinci senesinde Rasûlullah (s.a.v.)'a gönderilmişti. Mariye, Rasûlullah'tan hamile kalarak İbrahim'i doğurmuş, İbrahim yirmi ay yaşamış ve babası Rasûlullah(s.a.v.)'m vefatından bir sene önce vefat etmişti. Vefatından ötürü Rasûlullah (s.a.v.) üzülüp onun üzerine ağlamış ve şöyle demişti:

"Göz yaşanyor, kalp hüzünleniyor ve biz ancak Rabbimizin razı olacağı şeyi söylüyoruz. Ey İbrahim, vefatın sebebiyle biz hüzünlenmekte-yiz." Bu hadiseyle ilgili açıklama, hicretin onuncu senesi olayları cümlesinde verilmişti. Mariye, saliha kadınlardan olup hayırlı ve güzel bir kadındı. Rasûlullah (s.a.v. )'m yanında mutlu bir hayat sürmüş ve Rasûllah onu beğenmişti. Sureti güzel, huyu güzel bir kadındı. Tatlıydı. Hz. İbrahim'in cariyesi Hacer'e benziyordu. Çünkü ikisi de Mısır diyarından gelmişlerdi. Her birini bir Peygamber nikahına almıştı. Allah'ın salatü selamları üzerlerine olsun.