El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Mü'mînlerin Emiri Ali'nîn Harîcîler Üzerine Gîdîşî

Hz. Ali ve beraberindekiler, önce Haricilerle savaşmaya karar verince, Hz. Ali'nin münadisi derhal harekete geçilmesi için duyuruda bulundu. Köprü geçildikten sonra Hz. Ali, orada iki rekat namaz kıldı. Sonra Deyr-i …

Hz. Ali ve beraberindekiler, önce Haricilerle savaşmaya karar verince, Hz. Ali'nin münadisi derhal harekete geçilmesi için duyuruda bulundu. Köprü geçildikten sonra Hz. Ali, orada iki rekat namaz kıldı. Sonra Deyr-i Abdurrahman'a, oradan Deyri Ebu Musa'ya, oradan da Fırat kıyısına gidildi. Orada Mincem ile karşılaşıldı. Mincem, Hz. Ali'ye gündüzün belirli bir vaktinde yol yürümesini, başka vakitlerde yol yürümemesini teklif etti. Aksi takdirde başına kötü hallerin geleceğinden korktuğunu söyledi. Ancak Hz.Ali, onun bu teklifini kabul etmeyip teklif ettiği vaktin dışında yol yürümeye devam etti. Cenâb-ı Allah, onu muzaffer kıldı. Sonra da Hz. Ali şöyle dedi: «Ben, bu adamın hatasını insanlara açıklamak ve bir cahilin de: «Ali, Mincem'e uyduğu için muzaffer oldu, demesinden korktuğum için böyle yaptım»

Bundan sonra Hz. Ali, Enbar tarafına yöneldi. Kendisinden önce oraya Kays b. Sad'ı gönderdi. Kays'm Medain'e giderek Medain valisi Sa'd b. Mesud'la (Bu zat, Abdullah b. Medud es-Sakafı'nin kardeşidir.) görüşmesini ve Medain ordusundan asker almasını emretti. İnsanlar, orada Hz.Ali için toplandılar. Hz. Ali, Haricilere haber göndererek şöyle dedi: «Bizden olan kardeşlerimizi öldüren katilleri bize verin ki, onları öldürelim. Sonra ben sizi bırakıp Şamlıların üzerine gideceğim. Böyle yaptığınız takdirde umarım ki Cenâb-ı Allah, kalblerinizi doğru yöne çevirir ve sizi içinde bulunduğunuz halden daha hayırlı bir hale kavuşturur.»

Hariciler de Hz. Ali'ye haber göndererek: «Hepimiz sizin kardeşlerinizin katilleriyiz ve biz sizin canlarınızın ve onların canlarının alınmasını helal sayıyoruz.» dediler. Kays b. Sad b. Ubade Haricilere gidip yaptıkları kötülüklerden, işledikleri büyük günahlardan sakınmalarım öğütledi. Ancak bu öğüdün faydası olmadı. Ebu Eyyüb el-Ensârî de gidip onları kınadı. Ancak bunun da faydası olmadı.

Mü'minlerin emiri Ebu Talib oğlu Ali, bizzat gidip onlara öğüt verdi. Onları korkutup sakındırdı. Uyarıp tehdit etti ve: «Beni davet ettiğiniz bir işi yaptığımdan dolayı beni protesto ettiniz. Ben sizi bundan men etmiştim. Ancak kabul etmemiştiniz. İşte şimdi ben de siz de buradayız. Yaptığınız bu işten vazgeçin. Çıktığınız yoldan geri dönün. Allah'ın haramlarını hiçe saymayın. Nefisleriniz size bir işi hoş göstermiş ve bundan ötürü de Müslümanları öldürüyorsunuz. Vallahi bu yüzden bir tavuğu dahi öldürseniz, bu Allah katında büyük bir günah olur. Hele Müslümanların kanını akıtmaya gelince bunun ne kadar büyük bir günah olduğunu varın siz düşünün.» dedi. Ancak Hariciler, Hz.Ali'ye cevap vermemişler. Sadece kendi aralarında birbirlerine seslenerek: «Ali'ye hitab etmeyin, onunla konuşmayın. Aziz ve Celil olan Rabbin huzuruna varmaya hazırlanın. Cennete, Cennet'e gidelim.» demişlerdi.

İlerleyip savaş için saf halinde dizildiler. Sağ cenahlarına Zeyd b.Hısn et-Tai es-Senbesf yi, sol cenahlarına Şureyh b. Evfa'yı, süvarilerinin başına Hamza b. Sinan'ı, piyadelerinin başına Harkus b. Züheyr es-Sadi'yi komutan yapmışlardı.

Hz. Ali ve adamları, savaşmak üzere beklemeye başladılar. Hz. Ali de kendi ordusunun sağ cenahına Hicr b. Adiy'i, sol cenaha Şebi b. Rib'i ile Makil b. Kays er-Riyahî'yi, süvarilerin başına Ebu Eyyüb el-Ensârf yi piyadelerin başına Ebu Katade el-Ensârf yi, 700 kişiden oluşan Medinelilerin üzerine de Kays b. Sad b. Ubade'yi komutan olarak tayin etti. Ebu Eyyüb el-Ensârî'ye de Hariciler için eman bayrağı kaldırmasını ve onlara şöyle demesini emretti: «Kim bu bayrağın altına gelirse güvendedir. Kim buradan ayrılarak Kûfe'ye ve Medain'e giderse güvendedir. Bizim sizi öldürmeye ihtiyacımız yoktur, ancak kardeşlerimizi öldürenleri bize teslim edin yeter.»

4000 civarında büyük bir grup Haricilerden ayrılıp gittiler. Geride sadece 1000 kişi veya daha az sayıda adam Abdullah b.Vehb er-Rasibf yle birlikte orada kaldılar. Bunlar, Hz. Ali'ye saldırdılar. Hz. Ali; ordusunun önüne süvarileri, süvarilerin arkalarına okçuları »bunların ardına da piyadeleri yerleştirdi, adamlarına da: "Onlar size saldırmadıkça siz saldırmayın." dedi. Hariciler: «Hüküm vermek, sadece Allah'a mahsustur. Cennet'e, Cennet'e gidelim» diyerek ilerlediler.

Hz. Ali'nin öne sürdüğü süvarilere saldırarak onları dağıttılar. Süvarilerin bir kısmı sağ cenaha, diğer kısmı da sol cenaha iltihak ettiler. Haricilerin karşısına okçular çıkıp üzerlerine ok yağdırdılar. Sağ ve sol cenahtaki süvariler de Haricilerin üzerine doğru uçtular. Piyadelerle kılıç ve mızraklarla saldrıya geçerek Haricileri mahvettiler. Öyleki, Haricilerin cesetleri, Müslüman süvarilerin atlarının toynukları altında ezilip kaldı. Komutanları Abdullah b. Vehb, Harkus b. Züheyr, Şu-reyh b. Evfa ve Abdullah b. Sahbere es-Sülemî Öldürüldüler. Allah, müs-tehaklarını versin.

Ebu Eyyüb dedi ki: Haricilerden birine bir mızrak fırlattım, gidip mızrağı sırtına iyiden iyiye sapladım ve ona: «Ey Allah'ın düşmanı, Cehennemlik olduğunu sana müjdeliyorum» dedim. O bana şu cevabı verdi: «Hangimizin cehennemlik olmaya daha layık olduğunu yakında bileceksin.»

Anlatıldığına göre Hz. Ali'nin adamlarından bu savaşta sadece yedi kişi öldürülmüştür. Hz.Ali, Haricilerden öldürülen adamların cesetlerinin arasında dolaşırken onlara: «Yazıklar olsun size! Sizi aldatan, size zarar verdi» demiş, orada bulununlar da şöyle sormuşlardı:

- Ey mü'minlerin emin, bunları kim aldattı?

- Şeytan ve kötülüğü emreden nefisleri aldattı. Kuruntularla bunları aldatıp masiyetleri kendilerine süslü gösterdi. Kendilerinin hak yolda olduklarını bildirdi.

Hz. Ali, daha sonra Haricilerin yaralılarının tesbitini emretti, bunların 400 kişi oldukları görüldü. Yaralılar tedavi edilmek üzere kabilelerine teslim edildiler. Orada Haricilere ait bulunan silah ve eşyalar, Hz. Ali'nin askerleri arasında taksim edildi.

"Hariciler" kitabında Heysem b. Adiy, Nizam b. Sebüre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Hz. Ali, Nehrevan savaşında Haricilerden elde edilen eşyaları ganimet olarak kabul etmedi. Aksine bunların tamamını sahiplerine iade etti. Hatta en son olarak kendisine onların bir kazanı getirilmiş, bu kazanı da geri vermişti.»

Ebu Mihnef, Abdülnıelik b.Ebi Harre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir; "Hz. Ali, Süleyman b.Sümame el-Hanefi, Ebu Harre ve Reyyan b. Sabüre b.Hevze de ile birlikte ölüler arasında Züssüdye'yi (memeli adamı) aramaya başladı. Züssüdye'yi, Reyyan adındaki adam, bir çukurda nehir bitişiğinde kırk veya elli ceset arasında buldu. Cesetler arasında bulup çukurdan çıkardığında pazusuna baktı. Omuzu üzerinde kadın memesi gibi bir meme gördü. Memenin ucunda da birkaç siyah tüy vardı. Memeyi tutup çektiğinde uzanıyordu, öyleki diğer elinin hizasına kadar uzuyordu. Sonra bıraktığında tekrar eski yerine gidiyor ve bir kadın memesi gibi oluyordu. Hz. Ali, bu durumu görünce şöyle de-di:«Ama vallahi eğer gayret ve çalışmayı bırakacağınızdan korkmuş olmasaydım, hakkı bilen bir kimse olarak Cenâb-ı Allah'ın bunlarla yapılan savaş hakkında ne hüküm verdiğini size haber verirdim ve ben yalan söylemedim.»

Heysem b.Adiy, "Hariciler" kitabında, Nafi b. Mesleme el-Ahne-si'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Memeli adam, Büceyle'nin Ürene kulundandı. Çok siyah tenli idi. Pis kokardı. Askerler arasında tanınırdı. Daha önce bizimle arkadaşlık, eder, bizimle yol gider ve bizimle konaklardı. Biz de yanına gidip konaklardık.»

Ebu İsmali el-Hanefî, Reyyan b.Sabure el-Hanefi*nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Ali ile birlikte Nehrevan savaşında hazır bulunduk. Mahdic'i bulduğunda Hz. Ali, uzun bir secde yaptı.»

Yunus b. Ebu îshak, Habbe el-Urenî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Nehrevanlılar geldiklerin de insanlar: «Bunların kökünü kazıyan Allah'a-hamd olsun ey mü'minlerin emiri!» demeye başladılar. Hz. Ali de onlara şöyle cevap verdi:

«Hayır vallahi, bunlar erkeklerin bellerinde, kadınların da rahim-lerindedirler. Bunlar insanın damarları arasından çıktıktan sonra her kiminle karşılaşırlarsa mutlaka ona karşı komplo kurmaya çalışırlar.»

Abdullah b. Vehb er-Rasibî (ki bu, Haricilerin liderlerindendi) çokça ibadet ettiği ve secde yaptığından ötürü vücudundaki secde yerleri kurumuştu. Ona beyyineler sahibi denirdi.

Heysem, Haricilerden birinin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Abdullah b. Vehb, Ali'ye öfkeli olduğundan ona inkara anlamına gelen "Cahid" kelimesinden başka bir ad vermezdi.»

Heysem b. Adiy, Alkame b. Amr'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Nehrevanlıların durumu, Hz. Ali'ye soruldu:

- Onlar müşrik midirler?

- Şirkten kaçtılar. :

- Onlar münank mıdırlar?

- Münafıklar, Allah'ı çok az anarlar.

- Öyle ise onlar nedir ey mü'minlerin emiri?

- Bize isyan eden ve taşkınlık yapan kardeşlerimizdirler. Biz de isyan ve taşkınlıkları yüzünden onlarla, savaştık.»