Cuma günü Hz. Osman minberden düşüp bayıldığı, kafası varıldığı ve kaldırılıp evine götürüldüğü zaman işler kızıştı. Hadise büyüdü. Beyinsiz bazı kimseler, onu öldürmeye cüret ettiler. O, evine kapandı, onu sıkıştırdılar. Çevresini kuşattılar. Onu muhasara altında tuttular, sahabelerin çoğu da kendi evlerine kapandı. Hz. Osman'a bazı sahabelerin oğulları babalarının emri ile gittiler. Bunlar, arasında Hasan ve Hüseyin, Abdullah b. Zübeyr ve Abdullah b. Ömer de vardı. Bunlar Hz. Osman'la çarpışmaya gelen asilere karşı durup bunlara karşı Hz. Osman'ı savundular. Bazı kimseler de bu heyetin isteklerinden hiç değilse birine Hz. Osman'ın icabet edeceğini ümid ettiler. Bu heyet gidip Hz. Osman'dan ya bizzat halifelikten feragat etmesini ya da Mervan b. Ha-kem'i kendilerine teslim etmesini taleb ettiler. Dışardakilerden hiç kimse, asilerden birinin Hz. Osman'ı öldüreceğini düşünmüyordu. Hz. Osman mescide gelmekten vazgeçti. İşin başlangıcında zaten seyrek olarak mescide gelirken sonraları mescitten tamamen koptu. O günlerde Gafıki b. Harb, cemaata namaz kıldırıyordu. Kuşatma bir aydan fazla sürdü. Bazı rivayetlere göre kırk gün sürmüştü.
Kuşatma sonunda Hz. Osman şehid edildi. Allah ondan razı olsun. Nitekim bunu ileride de detaylı olarak inşaallah açıklayacağız. İbn Ce-rir'in rivayetine göre kuşatma altında bulunduğu sürece Hz. Osman'ın yerine Müslümanlara Talha b. Ubeydullah imamlık yapmıştır.
Vakidfmn rivayetine göre kuşatma altında bulunduğu sürece Hz. Ali, Ebu Eyyüb, Sehl b. Hanif de cemaata o esnada namaz kıldırmıştır. Cuma namazlarım ise Hz. Ali kıldırmıştır. Zaten Hz. Osman'ın şahadetinden sonra Müslümanlara imamlık yapan Hz. Ali olmuştur.
İmam Ahmed b. Hanbel, Amr b. Cavan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Ahnef dedi ki: Biz hac için yola çıktık. Medine'ye uğradık. Medine'de evimizde oturmakta iken adamın biri gelip bize: "İnsanlar mescittedirler." dedi. Ben ve arkadaşım oraya gittik. Saflar arasına girip ilerledik. Başa geçtik. Ebu Talib oğlu Ali'nin, Zübeyr'in, Talha'nın ve Sa'd b. Ebi Vakkas'm orada olduklarını gördük. Çok geçmeden Hz. Osman da yürüyerek oraya geldi ve şöyle sordu:
- Ali burada mı?
- Evet.
- Zübeyr burada mı?
- Evet.
- Talha burada mı?
- Evet.
- Sa'd b. Ebi Vakkas burada mı?
- Evet.
- Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah aşkına söyleyin. Siz, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu biliyor musunuz? "Her kim falan oğullarının hurma kurutma yerini satın alırsa Allah onu bağışlasın." işte ben o hurma kurutma yerini aldım. Ve Rasûlullah (s.a.v.)'a gidip: "Orayı ben satın aldım." dedim. Rasûlullah (s.a.v.) da bana: "Orayı mescidimize kat ve sevap kazan." dedi. Bu böyle olmadı mı?
- Evet.
- Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah aşkına söyleyin. Siz Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu biliyor musunuz? "Kim Rume kuyusunu satın alır?" İşte ben şu kadar fiyata o kuyuyu satın aldım." Rasûlullah'a gidip: "Ben, o kuyuyu satın aldım." deyince Rasûlullah (s.a.v.): "Onu Müslümanların su içmesine tahsis et ve sevabı kazan." dedi. Bu böyle olmadı mı?
- Evet.
- Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah aşkına söyleyin. Siz Rasûlullah (s.a.v.)'ın zorluk ordusunu (Tebük'e gidecek orduyu) hazırladığı günde kavmin yüzüne bakıp: "Bu orduyu kim teçhiz ederse Allah, onu bağışlasın." dediğini biliyorsunuz. İşte ben o orduyu teçhiz ettim. Eksikliklerini tamamladım, öyle ki, bir yular ve bir ayak bağı dahi eksik kalmadı. Bu böyle olmadı mı?
- Evet. Allah için böyle oldu.
- Allah'ım, şahid ol. Allah'ım, şahid ol. Allah'ım, şahid ol. Böyle dedikten sonra Hz. Osman dönüp gitti."
Hz. Osman mescide geldiğinde o esnada yanıbaşında sarı entari giymiş bir adam da vardı.»
Abdullah b. Ahmed, Zeyd'in babası Eslem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Kuşatma gününde Hz. Osman'ı cenazelerin konulduğu yerde gördüm. Eğer o zaman bir taş atılsaydı, mutlaka bir adamın başına düşerdi. Yere düşmezdi. Çünkü kalabalık fazlaydı. Hz. Osman'ın, Makam-ı
Cibril'in yanındaki ışık penceresinden başını uzattığını ve şöyle dediğini gördüm:
- Ey insanlar! Aranızda Talha var mı?
insanlar sustular. Cevap veren olmadı. Sonra yine şöye dedi:
- Ey insanlar! Aranızda Talha var mı?
Herkes sustu. Cevap veren olmadı. Sonra yine şöyle dedi:
- Ey insanlar! Aranızda Talha var mı?
Talha b. Ubeydullah, ayağa kalktı. Hz. Osman, ona şöyle dedi:
- Sen burada değil miydin? Sen bir* topluluğun içinde olasın da ben üç sefer sana sesleneyim ve seslenişimi duyasm ve bana cevap vermeye-sin. Bu olacak şey midir? Allah aşkına söyle, ey Talha, hatırlıyormusun, birgün falan yerde sen, ben ve Rasûlullah (s.a.v.) beraberdik. Onun yanında sahabelerin içinde benden ve senden başka kimse yoktu. Böyle değil mi?
- Evet.
- Hani hatırlıyor musun? Rasûlullah (s.a.v.) şöyle demişti: "Ey Talha! Her peygamberin ashabından mutlaka Cennet'te bir yoldaşı olacaktır. İşte şu Osman da Cennet'te benim bir yoldaşım olacaktır. " - Evet, ben bunu hatırlıyorum.
Böyle dedikten sonra Hz. Osman, dönüp gitti.»
Abdullah b. Ahmed, Sümame b. Cüz el-Kuşeyrfnin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Vurulduğu gün Osman'ın evinde hazır bulundum, onun durumuna vakıf oldum. Şöyle dedi: "Sizi bana karşı kışkırtan arkadaşlarınızı çağırın." O iki kişiyi Osman'ın yanma çağırdılar. Osman, onlara şöyle dedi:
- Allah aşkına söyleyin. Siz, Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye gelirken Medinelilerin mescide sığamadıklarını ve bu sebeple onun şöyle buyurduğunu hatırlıyor musunuz? "Kim kendi öz malı ile bu arsayı satın alır (burası mescit kılındıktan sonra kendisi de), diğer Müslümanlar gibi bu arsada olur (yani namaz kılarsa), onun için Cennet'te bu arsadan daha hayırlı birşey vardır.," Ben de Rasûlullah'm böyle demesi üzerine kendi öz malımı vererek bu mescid arsasını satın alıp Müslümanlara verdim. Ama siz benim burada iki rekat namaz kılmama engel oluyorsunuz.
Allah aşkına söyleyin, Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldiği zaman tatlı su içecek bir kuyu yoktu. Sadece Rume kuyusu vardı. Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Kim kendi öz malı ile bu kuyuyu satın alır ve kendisi de diğer Müslümanlar gibi kovasını bu kuyuya sarkıtırsa kendisi için Cennet'te bu kuyudan daha hayırlı mükafat vardır," Onun böyle buyurması üzerine ben Rume kuyusunu kendi öz malımla satın aldım. Ama siz benim bu kuyudan su içmeme engel oluyorsunuz. Zorluk ordusunu
(Tebük'e gidecek orduyu) teçhiz eden, ihtiyaçlarını karşılayan kişinin ben olduğumu biliyor musunuz?
- Evet, Allah için böyledir.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Salim b. Ebi Ca'd'm şöyle dediğim rivayet etmiştir:
"Osman, Rasûlullah'm ashabından -aralarında Ammar b. Yasir'in de bulunduğu- birkaç kişiyi çağırdı. Onlara şöyle dedi:
- Size birşeyler soracağım, ama doğru cevap vermenizi istiyorum. Allah aşkına söyleyin. Siz Rasûlullah (s.a.v.)'m Kureyşlileri diğer insanlara tercih ettiğini biliyor musunuz? Haşim oğullarını da Kureyşli-lerin diğerlerine tercih ettiğini biliyor musunuz? Orada bulunanlar sustular. Kendisi sözünü şöyle sürdürdü:
- Eğer Cennet'in anahtarları elimde olsaydı, ben baştan sona Cen-net'e girmelerine kadar anahtarları Ümeyye oğullarına verirdim. Osman, Talha ile Zübeyr'e haber gönderip çağırttı. Onlara şöyle dedi: - Size Ammar'dan söz edeyim mi? Rasûlullah (s.a.v.), Batha'da elimi tutup yürümeye başladı. Ammar'm işkence görmekte olan annesiyle babasının yanına vardı. Ammar'm babası şöyle dedi: "Ya Rasûlullah, zaman mı böyledir? Bu ne haldir?" Rasûlullah (s.a.v.) ona: "Sabret" dedi. Sonra da: "Allah'ını, Yasir ailesini mağfiret et. Nitekim mağfiret de ettin." dedi.»
İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Hz. Osman, kuşatma altında iken arkadaşlarına bakıp şöyle dedi:
- Beni niçin öldüreceksiniz? Oysa ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim: "Bir adamın kanı ancak şu üç sebepten biri ile helal olur: Bir adam evlendikten sonra zina ederse recin edilmesi gerektir. Veya birini kasten öldürürse Öldürülmesi gerekir veya İslâm'a girdikten sonra irtidat ederse yine Öldürülmesi gerekir." Allah'a yemin ederim ki, ben ne cahiliye devrinde ne de Müslüman olduktan sonra zina etmiş değilim. Bir kimseyi de öldürmüş değilim ki, onun canına karşılık bana kısas tatbik edilsin. Müslüman olduğumdan beri de irtidad etmiş değilim. Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın kulu ve Rasûlü olduğuna şahadet ederim.»
İmam Ahmed b. Hanbel, Sehl b. Hanifin oğlu Ebu Umame'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Kuşatma altında olduğu sırada Osman'ın evinde idim. Biz bir yere girdiğimizde orada konuşulan sözleri işitiriz. Osman, bir gün bir iş için içeri girdi. Yanımıza döndüğünde rengi sararmıştı. Şöyle dedi: "Az önce beni ölümle tehdit ettiler." Biz de kendisine: "Ey mü'minlerin emiri! Allah seni onlara karşı koruyacaktır." dedik. Bu defa o, şöyle dedi: "Beni niçin Öldürecekler? Oysa ben, Rasûlullahsm şöyle buyurduğunu işit-miştim: "Müslüman bir kimsenin kanı ancak üç sebepten biri ile helal olur: Bir adam Müslüman olduktan sonra kafir olursa veya evlendikten sonra zina ederse veya herhangi bir kimseyi öldürürse (kanı helal olur)." Allah'a yemin ederim ki, ben ne cahiliye döneminde, ne de İslâmiyet döneminde asla zina etmedim. Allah'ın beni İslâm'a kavuşturmasından sonra dinimi başka bir dinle değiştirmeyi dilemedim ve hiç kimseyi de öldürmüş değilim. Beni neden öldürecekler?»
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Seleme b. Abdurrahman'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Osman, kuşatma altında iken köşkünün penceresinden halka hitaben şöyle dedi:
- Allah aşkına söyleyin. Hira gününde dağ sarsıldığı zaman Rasûlullah (s.a.v.)'m ayağıyla dağa vurup sonra şöyle dediğini işiteniniz var mıdır? "Dur bakalım ey Hira! Sakin ol. Senin üzerinde bir peygamber,, bir sıddık ve bir şehid vardır. Ben de oradaydım. Öyle değil midir? Topluluk arasında bulunanlardan bazıları onun bu sorusunun cevabını verdiler ve kendisini doğruladılar. Sonra Hz. Osman şöyle sordu:
- Allah aşkına söyleyin. Hudeybiye'de Rıdvan bey'atı yapıldığı ve Rasûlullah (s.a.v.) beni, Mekkeli müşriklere gönderdiği zaman benim yerime kendisi be/at yapıp: "İşte bu benim, bu da Osman'ın elidir," demişti. Ve ellerinden birini diğerinin üzerine koyup benim be/atımı yapmıştı. Bu böyle değil midir?
Topluluk arasında bulunan bazıları, onun bu sözünü doğruladılar. Sonra Osman şöyle dedi:
- Allah aşkma söyleyin. Rasûlullah (s.a.v.): "Kim mescitteki bu odayı bizim için genişletir ki, kendisi için Cennet'te bir ev yapılsın?" demişti. Onun bu sözünü işiteniniz varandır? Ben o zaman kendi paramla arsayı satın alıp mescidi genişletmiştim. Öyle değil mi? .
Topluluk arasında bulunanlardan bazıları, onun bu dediğine şahitlik ettiler. Sonra Hz. Osman, şöyle dedi:
- Allah aşkına söyleyin. Zorluk ordusu hazırlanırken Rasûlullah (s.a.v.)'m: "Bugün kabul edilecek bir nafaka sarfedilir." demesi üzerine ben o ordunun ihtiyaçlarının yarısını kendi malımla temin etmiştim. Öyle değil mi?
Topluluk arasında bulunan bazı kimseler, onun bu sözünü doğrulamışlardı. Sonra Osman şöyle demişti:
- Allah aşkına söyleyin. Daha önceleri Rume kuyusunun suyu yolculara parayla satılırdı. Ben o kuyuyu kendi malımla satın ahp yolculara bedava tahsis ettim. Öyle değil mi?
Topluluk arasında bulunan bazı kimseler, onun bu sözünü de doğruladılar.»
İbn Cerir'in anlattığına göre Hz. Osman, Mısır'dan gelen asilerin bu yaptıklarını, kendisini evinde kuşatma altında tuttuklarını, mescide gitmesine engel olduklarını görünce Şam'da bulunan Muaviye'ye, Basra'da bulunan îbn Amir'e ve Kûfelilere mektub yazarak yardım göndermelerini ve asileri Medine'den kovmalarını istedi. Bunun üzerine Mua-viye, Mesleme b. Habibi yardım için gönderdi. Yezid b. Esed el-Kuşeyrî de askeri bir birliği refaketine alıp yardıma geldi. Asiler, yardım için askeri birliklerin yola çıktıklarını duyunca kuşatmayı daha da sıklaştırdı-lar. Yardım için yola koyulan askeri birlikler Medine'ye yaklaştıklarında kendilerine Hz. Osman'ın şehid edildiğine dair haber ulaşmıştı.
îbn Cerir'in anlattığına göre Hz. Osman, Ester en-Nehaf yi çağırttı. Evinin ışık penceresinin arka kısmında kendisi için bir yastık konulan Hz. Osman, bu yastığa dayanarak başını dışarıya uzatıp cemaata baktı ve Eşter'e şöyle sordu:
- Ey Ester, şu insanlar ne istiyorlar?
- Ya halifelikten vaz geçmeni veya dövdüğün, sopaladığın, yahud hapsettiğin adamlara bizzat, sana kısas yapmalarına imkan tanımanı istiyorlar. Aksi takdirde seni öldürecekler.
Başka bir rivayette anlatıldığına göre toplanan kimseler, Hz. Osman'dan şehirlerdeki valilerini görevden azletmesini ve yerine kendi istedikleri kimseleri vali olarak atamasını istediler. Kendini halifelikten azletmese bile Mervan b. Hakem'i kendilerine teslim etmesini istediler ki, kendisinin ağzıyla yalandan mektup yazıp Mısır'a göndermesine ceza olarak Mervan'ı cezalandırsınlar. Ancak Hz. Osman, Mervan'ı onlara teslim ettiği takdirde onu öldürmelerinden korktu ve Müslüman bir adamın ölümüne sebep olmak istemedi. Mervan'ın yaptığı işin ölümü gerektirecek büyük bir suç olmadığına kanaat getirdi. Kendisinin dövdüğü, sopalattığı veya hapsettiği kimselerin bizzat kendisinden kısas taleb etmelerine, zayıf bedenli ve yaşlı bir adam olduğunu söyleyerek mazeret gösterdi. Halifelikten feragat etmesine dair taleplerine gelince bunu yapmayacağını ve Allah'ın kendisine giydirdiği bir gömleği üzerinden çıkarmayacağını, Muhammed ümmetini de birbirlerine saldıran kimseler olarak başsız bırakmayacağını, asilerin istedikleri beyinsiz kimseleri valiliklere atamayacağını söyledi.
Zira bu beyinsiz kimseler, valiliklere atandığı takdirde düzensizliğin baş göstereceğini ve işlerin çığırından çıkacağını söyledi. Nitekim de onun zannettiği ve düşündüğü gibi kendisinden sonra düzen bozuldu. Ümmet fesada sürüklendi. Her taraf karma karışık oldu. Ayrıca valileri azledip onların istedikleri adamları vali olarak atadığı takdirde bundan sonra her hoşlanmadıkları valiyi azletmeleri, her hoşlandıkları ve istedikleri kimseyi de vali olarak atamaları gibi yanlış bir tatbikata gidileceğini söyledi ki, ona göre bunun da makul bir yanı yoktu. Onlara ayrıca şunu da söyledi:
- Vallahi, beni öldürürseniz benden sonra birbirinizi sevmezsiniz. Ve asla birleşemezsiniz. Benden sonra da düşmanlarınıza karşı birlik olup savaşamazsınız.
Hz. Osman böyle demekle doğruyu söylemişti. Allah ondan razı olsun.
îmam Ahmed b. Hanbel, Numan b. Beşir'in şöyle dediğini rivayet
etmiştir:
"Osman, bir mektup yazıp bana verdi. Aişe'ye götürmemi istedi. Ben de götürüp o mektubu Hz. Aişe'ye verdim. Hz. Aişe de Rasûlullah (s.a.v.)'m Hz. Osman'a şöyle dediğini bana söyledi: "Doğrusu Cenâb-ı Allah sana bir gömlek giydirecektir. Eğer herhangi bir kimse o gömleğini çıkarmanı isterse sakın çıkarmayasın." Rasûlullah (s.a.v.), bu sözü üç kez tekrarlamıştı.
Ben de dedim ki:
- Ey mü'minlerin annesi, bu hadisi şimdiye kadar niye söylemedin?
- Ey oğlum, vallahi ben bunu unutmuştum.»
îmam Ahmed b. Hanbel, Hz, Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), bana dedi ki:
- Bana ashabımdan birini çağırın.
- Ebi Bekir'i mi çağırayım?
- Hayır.
- Ömer'i mi çağırayım?
- Hayır.
- Amcan oğlu Ali'yi mi çağırayım?
- Hayır.
- Osman'ı mı çağırayım?
- Evet.
Osman gelince Rasûlullah (s.a.v.), bana: "Buradan uzaklaş" dedi. Ve Osman'a eğilerek gizlice birşeyler söylemeye başladı. Ancak Osman'ın rengi değişti.»
Bu hadisin ravilerinden Ebu Sehle diyor ki: Osman kuşatıldığı zaman kendisine sorduk:
- Ey mü'minlerin emiri, seni korumak için asilerle savaşmayalım
mı?
- Hayır! Çünkü Rasûlullah (s.a.v.), bana birşeyler söylemiş ve benden söz almıştır. Ben o söz için sabredeceğim.»
Muhammed b. Aid ed-Dımaşkî, Ebu Sevr el-Fukaymî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Hz. Osman'ın yanma geldim. Ben yamndayken bir ara dışarı çıktım. Mısırlı asilerin geri geldiklerini gördüm. İçeri girip durumu Hz. Osman'a bildirdim. Bana:
- Onları nasıl buldun? diye sordu. Ben de:
- Yüzlerinde kötülük sezdim. Başlarında da îbn Adis el-Belevî vardı, dedim.
îbn Adis, Rasullullah (s.a.v,)'ın minberine çıkıp halka cuma namazını kıldırdı. Hutbesinde Hz. Osman'ı eleştirdi. Ben de namazdan sonra Osman'ın yanına gidip İbn Adis'in hutbesinde söylediklerini aktardım. Bunun üzerine Hz. Osman, şöyle dedi: "Vallahi îbn Adis, yalan söylemiştir. Ben İslâm'a giren ilk dört kişinin dördüncüsüyüm. Rasûlullah (s.a.v.), kızını bana nikahladı. O kızı vefat edince diğer kızını bana nikahladı. Ben ne cahiliye döneminde, ne de İslâmiyet döneminde asla zina yapmış ve hırsızlıkta bulunmuş değilim. Zina yapmadım. İslâm'a girdiğimden beri de dinimi başka bir dinle değiştirmek istemedim. Rasûlullah (s.a.v.)'la bey'at yaptığımdan beri sağ elimi tenasül organıma sürmedim. Rasûlullah (s.a.v.)'m zamanında Kur'ân'ı topladım. İslâm'a girişimden bu yana her cuma günü mutlaka bir köle azad ettim. Ama bir cumada azad edecek bir köle bulamazsam mutlaka diğer cumada iki köle azad etmişimdir."
îbn lühey'a'dan rivayet olunduğuna göre Hz. Osman o esnada: "Ben Rabbimin yanında on şeyi kendime sakladım." demiştir. Ve on on şeyi saymıştır.»

