"er-Rûmî" diye bilinir. Yemenlidir. Künyesi Ebu Yahya b. Kasid'dir. Babası veya amcası Kisra'ya bağlı Eyle valisi idi. Bunların evleri Musul'da Dicle kıyısında idi. Fırat kıyısında olduğu da söylenir. Rumlar, bunların beldelerine baskın yapmış ve küçük yaşta Süheyb'i esir almışlardı. Bir süre Rumların yanında kalmış, sonra Beni Kelb kabilesi onu satın almış, Mekke'ye götür, Abdullah b. Cüd'an onu Beni Kelb kabilesinden satın alarak azad etmişti. Bir süre Mekke'de kalmıştı.
Rasûlullah (s.a.v.)'m biseti esnasında iman etti. İslâmiyet'in ilk zamanlarında aynı günde Ammar b. Yasir'le birlikte Müslüman olmuştu. Kendilerinden önce otuz küsur adam da İslâm'a girmişti. Süheyb, Allah yolunda işkence gören m üs ta zafl ardandı. Rasûlullah (s.a.v.), hicret ettiğinde Süheyb, ondan birkaç gün sonra hicret yolculuğuna çıkmış yolda iken müşriklerden bir topluluk onu yakalayarak hicretten vaz geçirmek istemişlerdi. Süheyb, onların bu amaçlarını farkedince okluğunu çıkararak içindeki okları önüne sermiş ve kendisini geri çevirmek isteyenlere hitaben şöyle demişti: «Allah'a yemin ederim ki, benim sizden çok daha iyi ok atan bir ldmse olduğumu bilmektesmiz.Yine Allah'a yemin ederim ki, önümdeki şu oklardan her biri ile sizlerden bir adamı öldürmedikçe beni ele geçiremezsiniz. Oklarım tükendikten sonra kılıcımla size karşı savaşır ve nihayet öldürülürüm. Eğer mal peşinde iseniz malımın yerini size söylîye-yim. Benim malım falan yerde gömülüdür.» Malının gömülü olduğu yeri söylemesinden sonra o müşrik topluluk, Süheyb'i bırakıp döndüler ve malını gömülü olduğu yerden çıkarıp aldılar. Süheyb, Medine'ye ulaştığında Rasûlullah (s.a.v.):«Ebu Yahya (yani Süheyb) alış verişinde kazançlı oldu.» dedi. Cenâb-ı Allah da onun hakkında şu ayet-i kerimeyi inzal buyurdu:
«İnsanlar arasında, Allah'ın rızasını kazanmak için canını verenler vardır. Allah kullarına karşı şefkatlidir." (el-Bakara, 207.)
Süheyb, Bedir, Uhud ve müteakip gazvelere katıldı. Ömer, vurulup da kendisinden sonraki halife seçimi için altı kişilik şura meclisini teşkil ettiği zaman Süheyb, Hz. Osman halife seçilinceye kadar namaz kıldırdı. Hz. Ömer'in cenaze namazını o kıldırdı. Çünkü Hz. Ömer'in arkadaşıydı. Ne uzun ne de kısaydı. Kaşları bitişikti. Gür saçlıydı. Dilinde aşırı derecede Acem aksanı vardı. Son derece dindar ve faziletli bir şahsiyet olmakla birlikte şakacı, mizahçı ve neşeli bir kimseydi. Rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.), onu, gözlerinden biri ağrıdığı halde taze bir salatalık yerken görünce şöyle demişti:
- Gözlerin ağrıdığı halde taze salatalık mı yiyiyorsun?
- Ben bunu sağlam gözümün tarafıyla yiyiyorum.
Rasûlullah (s.a.v.), onun bu cevabı karşısında gülmüştü. Süheyb, hicri otuzsekizinci senede Medine'de vefat etti. Hicri otuzdokuzuncu senede vefat ettiğine dair zayıf bir rivayet de vardır. Vefat ederken yetmiş küsur yaşındaydı.

