Bu zatın soy kütüğü şöyledir: Talha b. Ubeydullah b. Osman b. Amr b. Ka*b b. Sa'd b. Teym b. Mürre b. Ka"b b.Lüey b. Galib b. Fihr b. Malik b. Nadr b.Kinane Ebu Muhammed el-Kureşi etTeymî. Cömert ve kerem sahibi bir kimse olduğu için Talhatü'1-Hayr ve Talhatü'l-Feyyaz adlarıyla da tanınırdı. İslâmiyet'in ilk günlerinde Hz. Ebu Bekir vasıtasıyla Müslüman oldu. Nevfel b. Hüveylid b. Adeviye, Hz. Ebu Bekir'le Talha b. Ubeydullah'ı bir ipe sıkıca bağlardı. Beni Temim kabilesi, bu iki Müs-lümanı Nevfel'den kurtaramıyorlardı. Bu sebeple Talha ve Ebu Bekir'e iki yakın arkadaş anlamına gelen "karinan" deniliyordu. Rasûlullah (s.a.v.), Talha'yı Ebu Eyyüb elEnsârî ile kardeş kıldı. Talha, Bedir savaşı dışında bütün gazalara Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında katıldı. Ticaret ya da elçilik amacıyla Şam'da bulunduğu için Bedir savaşma katılmamıştı. Bu sebeple Rasûlullah (s.a.v.), Bedir savaşında elde edilen ganimetlerden ona da pay vermiş ve onun da bu savaşa katılmış gibi sevap kazandığını ifade buyurmuştu.
Uhud savaşında Talha, büyük yararlılık göstermişti. O gün eli felç olmuştu. Bu eliyle Rasûlullah (s.a.v.)'ı korumuş ve ölünceye kadar elindeki felçlik devam etmişti. Hz. Ebu Bekir es-Sıddık, onun Uhud savaşındaki yararlıklarından bahsederken "Uhud savaşındaki bütün başarı, Talha'ya aittir.» derdi.
Uhud savaşı esnasında Rasûlullah (s.a.v.): «Talha Cennet'i kendine vacib kıldı.» demiştir. Çünkü Uhud savaşında Rasûlullah (s.a.v.), üst üste iki zırh giyinişti. Bu zırhlar üzerindeyken bir dağa tırmanmaya çalışmış, ama becemeyince Talha başını eğmiş, Rasûlullah da onun sırtına basarak dağa tırmanabilmişti. Bunun için: «Talha, Cennet'i kendine vacib laldı.» demişti. Talha, Cennet'le müjdelenen on sahabeden biridir. Hz. Ömer'in şahadeti neticesinde halife seçmek için teşkil edilen altı kişilik şura meclisi üyelerinden biridir. Rasûlullah (s.a.v.) le arkadaşlık etmiş, onun sahabesi olmuştur. Onunla olan arkadaşlığını güzelce devam ettirmiş, öyle ki, Rasûlullah (s.a.v.), vefat ederken ondan hoşnut olarak vefat etmişti. Ebu Bekir'le Ömer de ondan hoşnut olarak vefat etmişlerdi.
Hz. Osman gailesi baş gösterince o, bir kenara çekilmiş, hatta bazı kimseler, onun Hz. Osman'a karşı düzenlenenen komplo içinde yer aldığını iddia etmişlerdi. Bu yüzden Cemel savaşında hazır bulunup Hz. Ali ile başbaşa kaldığında Hz. Ali, ona öğüt vermiş, o da geri çekilip arka sıralarda durmaya başlamış, o esnada serseri bir ok gelip dizine (başka bir rivayete göre boynuna) isabet etmişti.Ama dizine isabet ettiğine dair nakledilen rivayet daha meşhurdur. Ayağına isabet eden ok, onun ayağını atın böğrüne yapıştırmış, isabet alan atı da serkeşlik yaparak onu yere fırlatığında o: «Ey Allah'ın kulları, bana gelin.» diye feryad etmiş, kölesi gelip terkisine binerek onu at üzerinde tutmuş ve böylece onu Basra'ya götürmüştü. O da Basra'daki bir evde vefat etmişti. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Talha, savaş alanında vefat etmiştir.
Hz. Ali, savaş sonucunda ölülerin teftişini yaparken onu da ölüler arasında görünce yüzündeki toprağı silip şöyle demişti: «Allah, sana rahmet etsin ey Muhammed'in babası! Seni semadaki yıldızların altında ölmüş olarak uzandığım görmek çok gücüme gidiyor. Ayıp ve hüzünlerini Allah'a arzedip şikayette bulunuyorum. Allah'a yemin ederim ki, ben bundan yirmi sene önce ölmüş olmayı çok isterdim.»
Bir rivayette anlatıldığına göre Talha'ya ok atıp Öldüren kişi, Mer-van b. Hakem'dir. Mervan, onu vurunca Hz. Osman'ın oğlu Eban'a:«Se-ni Osman'ın katillerinden olan bazı kimselere karşı korumuş ve seni onlardan kurtarmış oldum.» demiştir. Başka rivayetlerde anlatıldığına göre Talha'yı Mervan'dan başkası vurmuştur. Her ne kadar önceki rivayet meşhursa da bana göre bu rivayet doğruya daha yakındır. Doğrusunu Allah bilir.
Talha, hicretin otuzaltıncı senesinin cemaziyelahir ayının onuncu günü (perşembe günü) Öldürüldü. Kel'e mıntıkasının yanma defnedildi. Öldürülürken altmış yaşındaydı. Altmış küsur yaşında olduğuna dair rivayetler de vardır. Esmer tenliydi. Beyaz tenli olduğuna dair zayıf bir rivayet de vardır. Yüzü güzeldi. Saçı gürdü, boyu kısaya daha yakındı. Günlük geliri 1000 dirhemdi.
Hammad b. Seleme, Zeyd b. Cüd'an'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Adamın birisi, rüyasında Talha'yı gördü. Talha, ona şöyle diyormuş: «Beni bu mezardan çıkarıp başka bir yere gömün. Çünkü bu mezardaki su, beni rahatsız ediyor.» Adam, bu rüyayı peşpeşe gördükten sonra Basra valisi İbn Abbas'a gidip rüyasını anlatmış, îbn Abbas ve adamları da Basra'da Talha için 10 000 dirheme bir ev satın almışlar, onu mezarından çıkararak getirip o eve defhetmişlerdi.Cesedini mezardan çıkardıklarında suyun isabet ettiği tarafinının yeşermiş olduğunu ve öldürüldüğü gündeki gibi vücudunun taptaze olduğunu görmüşlerdi."
Talha'ya dair birçok faziletler ve menkıbeler nakledilmiştir. Mesela, Ebu Bekir b. Ebi Asım, Musa b, Talha'dan rivayet etti ki, Talha şöyle demiştir:
«Uhud savaşında Rasûlullah, bana Talhatü'1-Hayr (Hayır ve iyilik Talha'sı) adını verdi. Zorluk ordusunu teçhiz ederken (Tebük'e gidecek ordunun teçhizatını hazırlarken) bana Talhatü'l-Feyyaz ( eli bol Talha) adım verdi. Hüneyn savaşında da bana Talhatü'1-Cûd (cömert Talha) adını verdi.»
Ebu Ya'lâ el-Musilî, Talha'nın oğulları Musa ve İsa'dan rivayet etti ki, Talha şöyle demiştir: Rasûlullah'm ashabından birkaç kişi,
«Kimi, bu uğurda canını vermiştir.» (el-Ahzab, 23.) ayetinin manasım soran bir bedeviye dediler ki: «Sen bu âyetin manasım Rasûlullah (s.a.v.)'a sor.» Bedevi de gelip mescidde bu ayetin manasım Rasûlullah (sa.v.)'a sordu. Rasûlullah (s.a.v.), ona aldırış etmedi. Yine sordu, yine aldırış etmedi. O esnada ben, üzerimde yeşil bir elbise olarak mescidin kapısından içeri girdim. Rasûlullah (sa.v.) da: - O soruyu soran nerede? diye sorunca bedevi:
- işte ben buradayım, dedi. Rasûlullah (s.a.v.) da beni göstererek:
- İşte bu, bu uğurda canını verenlerden (olacak)dır.» Ebu'l-Kasım el-Beğavî, Cabir b. Abdullah'tan rivayet etti ki,
Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:
«Ayakları üzerinde yürüyen bir şehide bakmak isteyen kimse, Talha b. Ubeydullah'a baksın.»
Tirmizî, Ebu Talib oğlu Ali'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Şu kulaklarım, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işitmiştir: «Talha ile Zübeyr, benim Cennet'teki komşularım dır.» Birkaç yoldan rivayet olunduğuna göre Hz. Ali, şöyle demiştir: «Ben, Talha, Zübeyr ve Osman'ın, Cenâb-ı Allah'ın haklarında şöyle buyurduğu kimselerden olacağımızı ümid ediyorum: Biz, onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.» (ei-Hicr, 47.) Hammad b. Seleme, Saidb.Müseyyeb'inşöyle dediğini rivayet etmiştir: "Adamın birisi, Talha, Zübeyr, Osman ve Ali aleyhinde konuştu. Sa'd, o adamı aleyhte konuşmaktan menedip şöyle dedi: "Kardeşlerimin aleyhinde konuşma.» Ama o adam bu ikaza aldırış etmedi. Bundan sonra Sa'd, kalkıp iki rekat namaz kıldıktan sonra şöyle dua etti:«Allah'ım! Eğer bu adamın söylediği sözlerde, senin gazabına sebep olacak ifadeler varsa, bunu bugün bana bir alamet olarak göster ve onu insanlara ibret dersi kıl.» Aleyhte konuşan adam, oradan çıkıp giderken bir devenin halkın arasından çıkarak gelip o adamı yakalayıp yere çaldığını ve göğsüyle üzerine çökerek ezdiğini ve nihayet Öldürdüğünü gördük. Orada bulunan Müslümanların da gelip Sa'd'a «Seni tebrik ederiz ey Ebu Ishak, duan müstecab oldu.» dediklerini gördüm."

