Bu zatm soy kütüğü şöyledir: Tüleyha b. Hüveylid b. Nevfel b. Nad-le b. Ester b. Cahvan b. Fak'as b. Tarif b. Ömer b. Kuayr b. Haris el-Fak'asî. Hendek gazvesine müşrikler safinda yer alarak katılanlardandır. Sonra hicretin dokuzuncu senesinde Müslüman oldu. Müşriklerin heyeti arasında üye olarak Medine'ye Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma geldi. Onun vefatından sonra Hz. Ebu Bekir'in hilafeti zamanında dinden çıktı. Önceki sayfalarda da anlatıldığı gibi peygamberlik iddiasında bulundu, îbn Asakir'in rivayetine göre o, Peygamber Efendimiz'in sağlığında peygamberlik iddiasında bulunmuştur. Oğlu Hiyal, Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gelmiş, Rasûlullah (s.a.v.), ona şöyle sormuştu:
- Babana vahiy getiren meleğin adı nedir?
- Yalan söylemeyen ve hainlik yapmayan Zünnun'dur. Onun gibi olan birşey yoktur.
- Allah seni kahretsin ve şehidlikten mahrum bıraksın. Rasûlullah (s.a.v.), ona böyle derken yanında bulunanlara da: "Şanı yüce bir meleğin adını verdi." dedi ve onu geldiği gibi geri çevirdi.
Hiyal, irtidat hadiseleri esnasında meydana gelen çarpışmalardan birinde öldürüldü. Onu, Ukkaşe b. Mihsan öldürmüştü. Sonra Tüleyha da Ukkaşe'yi öldürmüştü. Tüleyha, Müslümanlarla birkaç kez çarpışmıştı. Sonra Cenâb-ı Allah, onu Haîid b. Velid vasıtasıyla hezimete uğrattı. Askerleri ve taraftarları dağıldı. Kendisi de kaçıp Şam'a gitti. Al-i Ceme kabilesine konuk olup aralarında ikamete başladı. Hz. Ebu Bekir vefat edinceye kadar orada kaldı. Ondan utandığı için Medine'ye gelmemişti. Sonra tekrar İslâm'a döndü ve umre yaptı. Daha sonra gelip Hz. Ömer'e selam verdi. Ancak Hz. Ömer, ona şöyle dedi:
- Yanımdan uzak dur. Çünkü sen, iki salih adamın katilisin. Ukkaşe b. Mihsan ile Sabit b. Akram'ı Öldürmüşsün.
- Ey mü'minlerin emiri! Onlar, Allah tarafından benim vasıtamla kendilerine ikram edilen iki kişiydiler. Ama onlar vasıtasıyla Allah beni ikrama mazhar kılmadı.
Hz. Ömer, onun bu sözünü beğendi ve ondan hoşnud oldu. Kendisine danışmalarını, istişare heyetlerine almalarını, valilere bir mektupla bildirdi. Ancak ona idarecilik vermemelerini de tenbihledi. Bundan sonra Kadisiye ve Nihavend savaşlarına katıldı. Namlı yiğitlerden ve meşhur bahadırlardandı. Bütün bunlardan sonra islâmiyet'ini güzelce yaşadı. Muhammed b. Sa'd, onu dördüncü tabaka sahabeleri arasında an-. mışür. Onun yiğitliğinden ve savaş hususunda basiretli oluşundan Ötürü 1000 süvariye bedel olduğunu söylemiştir.
Ebu Nasr b. Mâkûla dedi ki: Tüleyha, Müslüman oldu. Sonra dinden çıktı. Tekrar İslâm'a döndü ve İslâmiyet'ini güzelce yaşadı. 0,1000 süvariye bedeldi. Mürtedliği ve peygamberlik iddia ettiği zamanlarında Müslümanların onun arkadaşlarını öldürmeleriyle ilgili olarak söylediği şiirlerden biri şudur:
"Kendilerini öldürdüğünüz zaman o kavim hakkında ne düşünüyordunuz?
Onlar Müslüman olmasalar da erkek değil midirler?
Müslüman olmasalar da çoluk çocukları ve kadınları yok mudur?
Hiyal'm öldürülmesi sebebiyle onlar Fer*a gitmediler mi?
Onlar için develerin göğsünü dikip hazırladım (yani develere binerek karşılarına çıktım).
Bu, yiğitleri öldürmeye karşı bir rövanştır.
Bir gün onu heybet içre korunmuş olarak görürsün.
Başka bir günse onu heybetsiz görürsün.
Bir gün meşrefi kılıçlarını onlara doğru parlatmış olarak görürsün."
Başka bir günse onları mızrakların gölgesi altında görürsün.
Akşamleyin îbn İkram'ı ve Ukkaşe el-Ümmi'yi mecal yanında ölü olarak bıraktım."
Seyf b. Ömer, Cabir b. Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:. "Kendisinden başka ilah bulunmayan Allah'a yemin ederim ki, Kadisiye savaşma katılanlardan bir tek kişinin dahi ahiretle birlikte dünyayı istediğini görmedik. Yalnız üç kişiyi itham etmiştik. Ancak onlara hücum ettiğim kadar onların emanetsiz ve zühtsüz olduklarını görmedik. Onlar Tüleyha b. Hüveylid el-Esedî, Amr b. Ma'dikerib ve Kays b. Mek-
şuh idiler.»
îbn Asakir dedi ki: Ebu Hasan Muhammed b. Ahmed b. Firas el-Verrak'm anlattığına göre Tüleyha, hicretin yirmibirinci senesinde Nu-man b. Mukrin ve Amr b. Ma'dikerib'le birlikte Nihavend savaşma katılmıştır. Allah onlardan razı olsun.

