Soy kötüğü şöyledir: Abdullah b. Abbas b. Abdülmuttalib b. Haşim b. Abdumenaf b. Kusay Ebu'lAbbas el-Haşimî. Rasûlullah (s.a.v.)'m amcası oğludur. Bu ümmetin âlimidir. Allah'ın kitabının müfessiri ve tercümanıdır. Kendisine derya gibi derin âlim anlamına gelen "Hibr" ve "Bahr" denilirdi. Rasûlullah (s.a.v.)'dan ve sahabeler topluluğundan çok şeyler rivayet etmiştir. Bazı sahabeler ve tabiilerden de bir cemaat ondan rivayetlerde bulunmuşlardır. İlminin genişliği, anlayışının çokluğu, aklının olgunluğu, üstünlüğünün erişilemez oluşu ve asaleti sebebiyle başka sahabelerin yaşantılarında rastlanmayan bazı özellikleri vardır. Ayrıca onların rivayet edemedikleri bazı şeyleri rivayet etmiştir. Allah, ondan razı olsun ve onu hoşnut kılsın.
Anasının adı Ümmü Fadl Lübabe binti Haris el-Hilaliye'dir. Anası, mü'minlerin annesi Meymune binti Haris'in kız kardeşidir.
Abdullah b. Abbas, Abbasi halifelerinin atasıdır. Annesi Ümmü Fadl'dan doğan on erkek kardeşten biridir. Kardeşlerinin en küçüğüdür. İleride de anlatılacağı gibi kardeşlerinin her biri, diğerinden uzak bir beldede vefat etmiştir.
Müslim b. Halid en-Zenci el-Mekkî, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.), Şibi Ebi Talib'te boykot altında bulunduğu zaman, babam, Rasûlullah (s.a.v.)'ın yanma gelip ona şöyle dedi:
- Ya Muhammed, öyle sanıyorum ki karım Ümmü Fadl hamile kalmıştır.
- Umarım ki Allah onun doğuracağı çocukla gözlerinizi aydın kılar. Annem beni doğurduğunda beni bir beze sararak kundaklayıp
Rasûlullah'a götürmüşler. Rasûlullah da tükürüğünü benim ağzıma sürmüş."
Mücahit de dedi ki: "Rasûlullah (s.a.v.)'m, Abdullah b. Abbas'tan başka bir kimsenin ağzına kendi tükürüğünü sürdüğünü bilmiyoruz."
Başka bir rivayette anlatıldığına göre Abbas, karısının hamile olduğunu Rasûlullah'a bildirdiğinde Rasûlullah, ona şu cevabı vermiştir: "Umarım ki Cenâb-ı Allah, doğacak bir erkek çocuk vesilesi ile yüzümüzü ağartır."
Rasûlullah'ın böyle demesinden sonra Abdullah b. Abbas doğdu.
Amr b. Dinar dedi ki: "Abdullah b. Abbas, hicret senesinde doğdu."
Vakidî, îbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Ben, hicretten üç sene önce doğdum. O zaman biz Şibi Ebi Talib'te boykot altındaydık. Rasûlullah (s.a.v.) vefat ederken ben onüç yaşındaydım."
Vakidî dedi ki: İşin bu kadarında ilim ehli arasında ihtilaf yoktur.
Vakidî'nin ileri sürdüğü delillere göre İbn Abbas, Veda haccı senesinde bulûğa ermiştir.
Sahih-i Buhari'de îbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), vefat ettiğinde ben sünnetli bir çocuktum." Mekke-liler bulûğa ermeden erkek çocuklarını sünnet ettirmezlerdi.
Şube, Hişam ve İbn Avane, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:
"Rasûlullah (s.a.v.), vefat ederken ben on yaşında bir çocuk olup sünnetli idim." Hişam, İbn Abbas'ın bu rivayetteki sözlerine ek olarak şunları da söylediğini nakletmiştir:
- Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m zamanında muhkemleri de topladım.
- Muhkem nedir?
- Mufassal âyetlerdir
- Ebu Davud et-Teyalisî, İbn Abbas'ın şöyle dediğim rivayet etmiştir:
"Rasûlullah (s.a.v.) vefat ettiğinde ben onbeş yaşında olup sünnetliydim."
Malik, İbn Abbas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ben bir merkebe binmiş olarak Mina'da namaz kıldırmakta olan Rasûlullah (s.a.v.)'m yanına gittim, o zaman bulûğa ermiştim. Rasûlullah ile kıble ciheti arasında bir duvar yoktu. Saflardan birinin önünden geçtim. Sonra merkebimden inip onu yayılmaya bıraktım. Ben de safa girdim. Bu hareketimi hiç kimse yadırgamadı."
Sahih-i Buharf de rivayet olunduğuna göre İbn Abbas şöyle demiştir: "Ben ve annem müstazaflardandık, annem müstazaf kadınlardandı, ben de müstazaf çocuklardandım."
İbn Abbas, babası ile birlikte Mekke fethinden önce Medine'ye hicret etmiştir. Bunlar, Cühfe'de Rasûlullah (s.a.v.)'la karşılaşmışlardı. O zaman Peygamber (s.a.v.), Mekke fethine gelmekteydi. İbn Abbas, Mekke fethinde hazır bulundu. Hicretin sekizinci senesinde de Hüneyn ve Taif savaşlarına katıldı. Başka bir rivayete göre bu savaşlar, hicretin dokuzuncu senesinde vuku bulmuştur. Hicri onuncu senede de Veda haccına katıldı. Peygamber (s.a.v.)'m yanında durdu. Ondan ayrılmadı, ondan birşeyler öğrendi. Sözlerini zihnine yerleştirdi. Fiillerini de, durumlarını da kafasına koydu, sahabelerden çok miktarda bilgiler edindi. Kendisinin keskin bir zekası ve derin bir anlayışı vardı. Belagat ve fesahat sahibi olup yakışıklı ve güzel huyluydu. Asaletli ve iyi konuşan bir kimseydi. Rasûlullah (s.a.v.), onun için şöyle dua etmişti: "Allah'ım, ona Kur'ân'm tevilini öğret ve onu dinde fakih kıl."
Zübeyr b. Bekkar, Zeyd b. Eslem'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "İbn Ömer, Abdullah b. Abbas'a dua eder, onu kendine yakın tutar ve onun için şöyle derdi: Ben, günün birinde Rasûlullah (s.a.v.)in sana dua ettiğini, başına elini sürdüğünü ve ağzına tükürdüğünü gördüm. Senin için şöyle dua etti: "Allah'ım, bunu dinde fakih kıl ve buna tevili öğret."
Bir rivayette anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), onun için şu duayı da yapmıştır: "Allah'ını, onda bereket meydana getir, ondan bereketi yay."
Hammad b. Seleme, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Teyzem Meynıune'nin evinde geceledim. Peygamber (s.a.v.) için yıkanma suyu koydum. Peygamber (s.a.v.): "Bunu kim koydu?" diye sorduğunda: "Abdullah b. Abbas koydu." dediler. O da şöyle dua etti: Allah'ım, ona tevili öğret ve onu dinde fakih kıl.»
İmam Ahnıed b. Hanbel, ibn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Gecenin sonunda Rasûlullah (s.a.v.)'m yanma gittim. Arkasında namaz kıldım, elimi tuttu, beni yanma doğru çekti. Nihayet beni kendisi ile aynı hizaya getirdi. Kendisi namaza yönelince ben tekrar geri çekildim, namazım kıldı. Namazını tamamladıktan sonra bana şöyle dedi;
- Seni kendi hizama getirdiğim halde niçin geri çekildin?
- Ya Rasûlallah, sen Allah'ın Rasûlüsün. Sana onur ve üstünlük
verilmiştir. Herhangi bir kimsenin seninle aynı hizada namaz kılması
uygun olur mu?
Benim böyle cevap vermem hoşuna gitti, ilim ve anlayışımı artırması iÇin Allah'a dua etti. Sonra uyuduğunu gördüm, horlamasını işittim. Bir süre sonra Bilal geldi ve: "Ya Rasûlallah, namaz vakti geldi." dedi. O da abdestini yenilemeden kalkıp namaz kıldı.»
İmam Ahmed b. Hanbel, îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Rasûlullah (s.a.v.) helaya gitti, abdest alması için su koydum, heladan çıktığında: "Bu suyu kim
koydu?" diye sordu. "İbn Abbas koydu." denilince: "Allah'ım, onu dinde fakih kıl ve ona tevili
öğret." diye dua etti.»
Sevrî, Ebu Cehdem Musa b. Salim'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "İbn Abbas, Cebrail'i gördü ve
hikmet sahibi (başka bir rivayete göre ise ilim sahibi) olması için Rasûlullah (s.a.v.), ona iki kez dua
etti."
Darekutnî, İbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Cebrail'i iki kez gördüm. Rasûlullah ta
hikmet sahibi olmam için bana Üd kez dua
etti."
İmam Ahmed b. Hanbel, îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), beni
kucakladı ve: "Allah'ım, buna hikmeti öğret." dedi.»
Yine İmam Ahmed b. Hanbel, ibn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Rasûlullah (s.a.v.), beni
kucakladı ve: "Allah'ım, buna kitabı öğret." dedi.»
İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s a.v.), onun için şöyle dua
etmiştir: "Allah'ım, îbn Abbas'a hikmet ver ve ona tevili öğret."
Mü'minlerin emiri Mehdi, Abdullah b. Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), onun için şöyle
dua etmiştir: "Allah'ım, ona kitabı öğret ve onu dinde fakih kıl."
İmam Ahmed b. Hanbel, îbn Abbas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Babamla beraber Rasûlullah
(s.a.v.)'m yanmdaydık. Yanında, kendisiyle fısıldaşmakta olan bir adam da vardı. Peygamber
(s.a.v.), babam Abbas'tan sanki yüz çeviriyordu. Yanından çıktığımızda babam bana dedi ki:
- Öyle sanıyorum ki, amcan oğlu (Rasûlullah) benden yüz çeviriyordu, öyle değil mi? - Onun yanında kendisiyle fısıldaşmakta olan bir adam varaı.
- Onun yanında başka kimse var mıydı?
- Evet.
Bunun üzerine Abbas, tekrar Peygamber (s.a.v.)'m yanına döndü ve ona şöyle bir soru sordu:
- Ya Rasûlallah, az önce senin yanında bizden başka herhangi bir kimse var mıydı? Çünkü
Abdullah, bana, senin yanında oturup seninle fisıldaşmakta olan bir adam bulunduğunu söyledi.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) bana şöyle sordu:
- Ey Abdullah, sen o adamı gördün mü?
- Evet!
- O Cebrail (a.s.) idi. Ama artık sen gözlerini kaybedeceksin."

