El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Abdülmelîk B. Mervan'ın Halifeliği

Babasının sağlığında halifelik için kendisine bey'at edildi. Babası, ramazanın üçünde vefat edince Şam ve Mısır'a bağlı mıntıkalarda kendisine yeniden bey'at edildi. Babasının hüküm sürdüğü topraklarda otoritesini …

Babasının sağlığında halifelik için kendisine bey'at edildi. Babası, ramazanın üçünde vefat edince Şam ve Mısır'a bağlı mıntıkalarda kendisine yeniden bey'at edildi. Babasının hüküm sürdüğü topraklarda otoritesini sürdürdü. Babası Ölmeden önce İbn Zübeyr'in egemenliğindeki yerlerden ikisini almak üzere Irak'a ve Medine'ye iki askeri birlik gönderdi. Irak'a giden askeri birliğin komutanı Ubeydullah b. Ziyad idi. Ubeydullah b. Ziyad, yolda Aynülverde mıntıkasında Süleyman b. Sü-red komutasındaki Tevvabin ordusu ile karşılaştı ve önceki sayfalarda anlattığımız muharebe, bu iki askeri birlik arasında cereyan etti. Neticede Ubeydullah b. Ziyad, Tevvabin ordusunu mağlub etti. Komutanlarını ve çok sayıda askeri öldürdü.

Askeri birliklerden Medine'ye gönderilen ise, Hubeyş b. Dülce komutasında idi. Medine'ye doğru yola çıktı. Medine'ye vardığında İbn Zü-beyr tarafından atanmış olan vali Cabir b. Esved b. Avf kaçtı. Bu vali, Abdurrahman b. Avf in kardeşi oğlu idi. İbn Zübeyr tarafından atanmış olan Basra valisi Haris b. Abdullah b. Rabia da Medine'de bulunan İbn Dülce'ye karşı Basra'dan bir askeri birlik hazırlayıp yola çıkardı. Hubeyş b. Dülce bu, askeri birliğin kendilerine doğru gelmekte olduğunu duydu. İbn Zübeyr de Abbas b. Sehl b. Sa'd'ı vali olarak Medine'den harekete geçirdi ve Hubeyş'i yakalamasını emretti. O da Hubeyş'in ve askerlerinin peşine düştü. Nihayet Rabaza'da onları yakaladı. Yezid b. Siyah b. Habeşiye ok atarak onu öldürdü. Bazı arkadaşlarını da öldürdü, geride kalanlar ise yenik düştüler. Onlardan 500 kişi Medine'de kaleye sığındılar. Sonra Abbas b. Sehl'in hükmüne boyun eğdiler. Abbas ta onları katliamdan geçirdi. Yenik düşen Hubeyş'in askerleri Şam'a döndüler.

İbn Cerir dedi ki: Hubeyş b, Dülce'nin katili Yezid b. Siyah el-Esvarî, Abbas b. Sehl ile beraber Medine'ye döndüğünde üzerinde beyaz bir elbise vardı. Doru bir ata binmişti. Kısa sürede elbisesi <ve bineği insanların ona el sürmesinden ve üzerine çokça esans ve misk saçmasından dolayı karardı.

Yine bu senede Haricilerin Basra'da gücü arttı.

Bu senede Haricilerin lideri Nafi b. Ezrak ile Basralıların süvari birliği lideri Müslim b. Ubeyd arasında bir savaş meydana geldi. Neticede Rebia es-Selûtî, Nafi'yi öldürdü. Bu ikisi arasında beş kadar komutan daha öldürüldü. Hariciler savaşında Kurre b. İyas el-Muzeni Ebu Muaviye adındaki sahabe de öldürüldü. Nafi b. Ezrak Öldürülünce, Hariciler başlarına Ubeydullah b. Me'cur'u lider yaptılar. O da onları toplayıp Medain'e götürdü. Medainlilerle savaştılar. Sonra Ahvaz ve diğer beldeleri hakimiyetleri altına aldılar. Yemame ve Bahreyn'den gelen takviye kuvvetlerden de yararlanarak malları topladılar. Sonra Attab b. Verka er-Riyahî idaresinde bulunan İsfahan'a doğru yürüdüler. Attab b. Verka bunlarla savaştı ve hezimete uğrattı. Haricilerin lideri ibn

Me'cur Öldürülünce bunlar, başlarına Kutri b. Fucae'yi lider yaptılar.

îbn Cerir'e göre Kutri b. Fucae, Basralılarla Dolap denen yerde savaşmıştır. Bu savaşta Kutri, galip gelince Basrahlar, Haricilerin şehre girmelerinden korktular, İbn Zübeyr de Bebbe adıyla tanınan valisi Abdullah b. Haris'i azlederek yerine Kubba' adıyla tanınan Haris b. Abdullah b. Ebi Rebia'yı Basra'ya vali olarak atadı. Ayrıca Mühelleb b. Ebi Süfre el-Ezdî'yi de Horasan valiliğine atadı. Mühelleb, Basra'ya ulaştığında halk ona: "Haricilerle ancak sen savaşabilirsin." dediklerinde o: "Mü'minlerin emiri İbn Zübeyr, beni Horasan'a vali olarak gönderdi. Ben onun emrine karşı gelecek değilim." diye karşılık verdi. Bunun üzerine Basra halkı, valileri Haris b. Abdullah b. Ebi Rebia ile gizlice anlaşarak îbn Zübeyr adına Mühelleb'e, Basra'ya girişlerine engel olunr-ası için Haricilere karşı çıkmasını emredici bir mektub yazdılar.

Mühelleb, bu mektubu okuyunca Basrahlara, kendi askerlerim Basra beytü'1-ma-lmdan sağlanacak para ile takviye etmeyi ve Haricilerin mallarından ganimet edindiği şeylerin de kendisine verilmesini şart koştu. Basrahlar, bu şartlan kabul ettiler. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Bas-ralüar bu durumu ,İbn Zübeyr'e bir mektubla teklif etmişler, îbn Zübeyr de bu teklin kabul etmiş ve bunun üzerine Mühelleb te Haricilere karşı çıkmıştı. Mühelleb, bahadır, yiğit ve kahraman bir kimse idi. Haricilerle savaşmaya karar verdiği zaman Hariciler, misli görülmemiş bir teçhizat, zırh, silah ve çok sayıda atla Mühelleb'e karşı hızla ilerlediler. Çünkü onlar, o mıntıkaların gelirlerini yemişler, böylece güçlenmişlerdi. Onlar, asla boyun eğmeyen yiğitlerdi. Geri püskürtülemeyecek bir hamle gücüne, kırılamayacak bir kuvvete ve savaş ateşinin içine hızla atılabilecek bir yüreğe sahiptiler.

İki taraf Selvesel Ebri denen yerde karşı karşıya geldiklerinde şiddetlice savaşmaya başladılar. İki tarafta göz kamaştıracak bir sabır ve sebat gösterdiler. 30.000'e yakın asker vardı. Sonra Hariciler, benzeri görülmemiş bir saldırı yaptılar. Mühel-leb'in askerleri hezimete uğradı. Baba evladına ve hiç kimse bir başkasına dönüp bakacak durumda değildi. Mühelleb'in askerlerinden bir kısmı yenik düşerek Basra'ya vardı. Mühelleb ise, kaçmakta olan ve yenik düşmüş askerleri kovaladı, önlerine geçti, yüksek bir yere çıkıp: "Ey Allah'ın kulları bana gelin." diye seslendi. 3000 kadar bahadır süvari gelip yanmda toplandılar. Onlara şöyle bir nutuk çekti:

"Ey insanlar! Doğrusu Cenâb-ı Allah, sayısı çok bir kalabalığı, bazen kendi nefislerine aldanmaları sebebiyle hezimete uğratır. Bunun yanında az sayıda askerlerden oluşan topluluklara da yardımım indirir ve onlar muzaffer olurlar. Ömrüme yemin ederim ki, şu anda siz az sayıda değilsiniz. Siz, sabır savaşçıları ve zafer erbabısınız. Aranızda hezimete uğrayıp kaçmış olanlardan herhangi birinin şu anda yanınızda bulunmasını asla istemiyorum "Aranızda savaşa çıkmış olsalardı, ancak

sizi bozmağa çalışırlardı." (et-Tevbc, 47.) Şimdi sizden her birinizin yanma on taş alıp bizimle birlikte düşman karargahına gelmesini emrediyorum. Çünkü onlar şu anda kendilerinden emin durumdadırlar. Atlıları sizin hezimete uğrayan kardeşlerinizi kovalamak için garnizondan ayrılıp gitmiştir. Allah'a yemin ederim ki, onların atlıları dönmeden siz onların askerlerini Öldürecek, komutanlarımda helak edeceksiniz."

Askerler, Mühelleb'in emrini yerine getirdiler. Mühelleb b. Ebi Süf-rGî yanlarına taş alan askerleri ile birlikte Hariciler topluluğuna saldırdı. Onlardan 7000 kadar asker öldürdü. Abdullah b. Me'cur da Ezari-ka'dan çok sayıda adam öldürdü. Bol miktarda mallarını ele geçirdi. Mühelleb te yenik düşen askerlerini kovalamaya gitmiş olan Harici atlılarının geri dönmelerine engel olmak için bazı atlılarla yolu tuttu. Gelenlerin, arkadaşlarına ulaşmalarına engel oldular. Haricilerin hezimete uğrayan askerleri, Kirman ve İsfahan taraflarına doğru gittiler. Mühelleb, Ehvaz'da birkaç gün kaldı. Sonra Mus'ab b. Zübeyr »Basra'ya geldi. Haris b. Abdullah b. Ebi Rebia'yı Basra valiliğinden azletti. Nitekim bununla ilgili açıklama yakında gelecektir.

İbn Cerir dedi ki: Bu senede Mervan b. Hakem, Ölmeden Önce oğlu Muhammed'i Cezire'ye gönderdi. Bu da onun Mısır'a gelişinden önceydi.

Ben derim ki: Sözü edilen Muhammed b. Mervan, Mervan el-Hi-mar'm babasıdır. Emevilerin son halifesidir. Abbasiler, halefeliği bunun elinden almışlardı. Bununla ilgili açıklamada ileriki sayfalarda gelecektir.

İbn Cerir dedi ki: Bu senede Abdullah b. Zübeyr, kardeşi Ubeydul-lah'ı Medine valiliğinden azlederek yerine diğer kardeşi Mus'ab'ı tayin etti. Çünkü Ubeydulîah, insanlara bir nutuk irad etmiş ve nutkunda şöyle demişti: "Cenâb-ı Allah'ın 500 dirhem değerindeki bir deveyi boğazlamalarından dolayı Salih peygamberin kavmine neler yaptığını gördünüz." Bu sözleri duyan kardeşi Abdullah b. Zübeyr "Bu tekellüf-tür" demiş ve onu azletmişti. Bu sebepten Ubeydullah'a, Salih peygamberin devesinin değer takdir edicisi denilmişti.

Bu senenin sonunda Abdullah b. Zübeyr, Küfe valisi Abdullah b. Ye-zid el-Hutemî'yi azletmiş, yerine Abdullah b. Muti'yi tayin etmişti. Abdullah, Yezid'i hal ettikleri zaman Harre savaşındaki Muhacirlerin komutam idi.

îbn Cerir dedi ki: Bu senede Basra'da veba salgını baş gösterdi. İbn Cerir'in "el-Muntazam" adlı eserinde anlattığına göre veba salgını, hicretin altmışdördüncü senesinde Basra'da baş göstermiştirHicretin alt-mışdokuzuncu senesinde baş gösterdiğine dair zayıf bir rivayet te vardır. Şeyhimiz Zehebî ile diğerlerinin de anlattıklarına göre bu salgının büyük hasarı, Basra'da görülmüş ve üç gün sürmüştü. Dk günde 70.000, ikinci günde 71.000, üçüncü gün de 73.000 Basralı ölmüştü. Dördüncü günde Basralılardan çok az sayıda adam kalmıştı. Halkın büyük çoğunluğu ölmüştü. Anlatıldığına göre valinin annesi de ölmüş, cenazesini kaldıracak kimse kalmamış ve sonunda cenazeyi kaldırmak için dört kişiyi kiralamışlardı.

Hafız Ebu Nuaym el-îsbahanî, bu veba salgını zamanında yaşamış, Ebu Nüfeyd künyesi ile tanınan bir adamın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kabileleri dolaşıyor, ölüleri defnediyorduk. Ölü sayısı çoğalınca, artık kendimizde onlan defnedecek gücü bulamadık. Eve giriyor, ev halkının ölmüş olduğunu görünce, kapılarını üzerlerine kapatıyor, onları o halde bırakıyorduk. Bir eve girdik, içeriyi aradık, içeride hayatta kalmış bir kimse göremedik, kapıyı üzerlerine kapadık.

Veba salgını bittikten sonra tekrar mahalleleri dolaşmaya başladık. Kapadığımız kapıları açıyor, evleri tekrar kontrol ediyorduk. Bir eve girdiğimizde evin ortasında vücuduna daha yeni krem sürülmüş bir çocuk gördük. Sanki o anda annesinin kucağından alınmıştı. Biz orada durup çocuğa bakarken ve durumunu hayretle seyrederken duvarın yarığından bir köpek çıkarak geldi. Çocuğa doğru yaklaştı. Çocuk ta sürünerek ona gitti ve köpeğin memesini tutup emmeye başladı. Bilahare ben o çocuğun büyüdüğünü ve Basra mescidinde sakalından tutulduğunu gördüm."

İbn Cerir dedi ki: Bu senede Abdullah b. Zübeyr, Ka'be-i Muazza-ma'yı bina etti. Yani binasını tamamladı ve Hatim'in tamamım Ka'be'ye dahil etti. Birinden girilip diğerinden çıkılması için de Ka'be'ye iki kapı açtı.

îbn Cerir, Ziyad b. Cebel'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abdullah b. Zübeyr'in idaresi zamanında Mekke'de idim. Onun şöyle dediğini duydum: "Annem ve Ebu Bekir'in kızı Esma'mn bana anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Aişe'ye şöyle demiştir: "Eğer senin kavmin küfürden daha yeni çıkmış olmasalardı, Ka'be'yi İbrahim peygamberin temellerine göre yeniden inşa eder ve Hatim'i Ka'be'ye dahil ederdim."

Abdullah b. Zübeyr, emir verdi. Mekkeliler temelleri kazdılar. Ka'be'nin temelinde deve büyüklüğünde kaya parçalan gördüler. Kaya parçalanndan birini hareket ettirmek istediler. Bir şimşek çaktı, bu durumu gören Abdullah b. Zübeyr: "Temelleri yerinde bırakın." dedi ve Ka'be'yi o temeller üzerine bina etti. Birinden girilip diğerinden çıkılması içinde Ka'be'ye iki kapı yaptı."

Bu senede Horasan'da Abdullah b. Hazm ile Haresi b. Hilal el-Kuzeyî arasında anlatımı uzun sürecek savaşlar cereyan etti.

Yine bu senede Abdullah b. Zübeyr, insanlara hac ettirdi. Medine valisi Mus'ab b. Zübeyr, Küfe valisi Abdullah b. Mutî ve Basra valisi de Haris b. Abdullah b. Ebi Rebia el-Mahzumî idi.

Bu senede vefat eden meşhur şahsiyetlerden biri, Abdullah b. Arar b As b. Vail Ebu Muhammed esSehmî idi. Bu zat, sahabelerin seçkinlerinden bilginlerinden ve çokça ibadet edenlerden idi. Peygamber (sav Vden hadis yazıp nakletmiş tir. Babasından önce Müslüman olmuş olup babasından sadece oniki yaş küçüktü. Derin bir ilme sahip olup kendini ibadete adamıştı. Akıllı bir kimseydi. Muaviye ile işbirliği yaptığından dolayı babasını kınamıştı, şişman bir kimseydi. Hem Kur'ân'ı hem Tevrat'ı okurdu. Anlatıldığına göre gözlerini kaybedince-ve kadar ağlamıştır. Gecelerini namazla, gündüzlerini de oruçla geçirirdi Bir gün tutar, bir gün tutmazdı. Muaviye o'nu Küfe valiliğine tayin etmiş, sonra onu azlederek yerine Muğire b. Şube'yi atamıştı. Hicretin altmışbeşinci senesinde Mısır'da vefat etti.

Bu senede Abdullah b. Sa'de el-Fezarî adındaki bir sahabe, Mekke'de öldürüldü. Mekke'ye gelmeden önce Şam'da yaşıyordu. Anlatıldığına göre kendisi Fezarah değildir. Ama Fezarahlar tarafından esir alınmış ve sonra azad edilmiş bir kimsedir.