Hazreç kabilesinden olan bu zatın künyesi, Ebu Eyyüb el-Ensâ-rfdir. Bedir gazvesine, Akabe bey'atına ve diğer gazvelere katılmıştır.
Hz. Ali ile birlikte Haruriye savaşma da katılmıştır. Rasûhıllah (s.a.v.), Medine'ye geldiğinde onun evinde misafir olmuş, Mescid-i Nebevfyi ve çevresindeki meskenleri inşa edinceye kadar bir ay sureyle onun evinde kalmıştır. Mescid-i Nebevî ve çevresindeki meskenlerin inşaatı tamamlandıktan sonra Rasûlullah (s.a.v.), Halid b. Zeyd'in evinden ayrılıp kendi evine taşınmıştı. Ebu Eyyüb, Rasûlullah (s.a.v.)'ı evinin alt katma konuk etmiş, ancak kendisi üstte oturmaktan sıkılmış ve Rasûlullah (s.a.v.)'dan yukarı kata taşınmasını taleb etmiş, kendisi de annesiyle birlikte aşağı ineceğini söylemiş, Rasûlullah da onun bu isteğine olumlu karşılık vermişti.
İbn Abbas'tan yaptığımız bir rivayette anlatıldığına göre kendisi Basra valisi iken Ebu Eyyüb oraya gelmiş, kendisi evinden çıkmış ve Ebu Eyyüb'ü konuk olarak evine yerleştirmişti. Ebu Eyyüb oradan ayrılacağı zaman İbn Abbas, evindeki bütün eşyaları ona vermiş, ayrıca hediye ve armağanlarla birlikte çok sayıda hizmetçi, kırk köle ve 40.000 dirhem para vermişti. Bunu da, Ebu Eyyüb'ün hicret esnasında Rasû-lullah'ı kendi evinde misafir etmiş olmasından dolayı yapmıştı. O bu hu-. susta en büyük şerefe sahipti. Zevcesi Ümmü Eyyüb, kendisine: "însanlarm Aişe hakkında söylediklerini duymuyor musun?" diye sorduğunda o, Hz. Aişe'ye yapılan şeyin iftiradan başka birşey olmadığını söyleyerek: "Yoksa ey Ümmü Eyyüb, bu işi sen mi yaptın?" demiş. Karısı da: "Hayır vallahi ben yapmadım." deyince kendisi: "Vallahi Aişe, senden daha hayırlıdır." diye cevap vermişti. Bunun üzerine yüce Allah da şu ayet-i kerimeyi inzal buyurmuştu:
"Onu işittiğiniz zaman, erkek-kadın mü'minlerin kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez
iniydi?" (en-NÛr, 12.)
Ebu Eyyüb el-Ensârî, Kostantiniyye (İstanbul) surları yakınlarında bu senede (H. 52) vefat etmiştir. Bu seneden bir sene önce veya bir sene sonra vefat ettiğine dair zayıf rivayetler de vardır. Kendisi o esnada Yezid b. Muaviye ordusunda bulunuyordu. Vasiyyetini ona yapmış, bu yüzden de vefat ettiği zaman cenaze namazım Yezid b. Muaviye kıldırmış ti.
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Asım'dan rivayet etti ki, Mekkeli bir adam şöyle demiştir: Ebu Eyyüb'ün gazaya gittiği zaman ordu komutanı Yezid b. Muaviye idi. Vefat edeceği zaman Yezid onun yanma gitti. Yezid'e şöyle dedi: "Ben ölürsem insanlara benden selam söyleyin ve Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işitmiş olduğumu onlara haber verin:
"Bir kimse Allah'a hiç birşeyi ortak koşmaksızm Ölürse Allah, onu Cennet'e koyar."
Şimdi siz hemen harekete geçin ve elden geldiğince beni Rum illerinin derinlerine götürün," Ebu Eyyüb vefat edince insanlar onun cenazesini Rum illerinin ileri noktalarına götürdüler.
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Zibyan'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ebu Eyyüb, Yezid b. Muaviye ordusuyla gazaya gitti. Onlara şöyle dedi: "Ben ölürsem beni düşman diyarına götürün ve beni düşmanla karşılaştığınız yerde ayaklarınızın altındaki yere defnedin. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: "Bir kimse Allah'a birşeyi ortak koşmaksızm ölürse Cennet'e girer."
İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Sereme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ebu Eyyüb el-Ensârî can çekişirken şöyle dedi: Ben sizden birşeyi gizlemiştim. O şey de, Rasûlullah (s.a.v.)'dan duymuş olduğum şu sözdür:
"Eğer siz günah işlemeseydiniz Allah günah işleyen bir kavmi yaratır (onlar günah işler), Allah da onları bağışlardı."
Bence bu ve bundan önceki hadisi Yezid b. Muaviye, aşırı derecedeki ümitkarlığa yorumlamış ve bu sebeple kendisi için hoş karşılanmayan birçok fiiller işlemiştir ki, bunları ileride onun biyografisinden bahsederken anlatacağız. Doğrusunu yüce Allah daha iyi bilir.
Vakidî dedi ki: Ebu Eyyüb, hicretin elliikinci senesinde Rum diyarında vefat etti. Kostantiniye'de defnedildi. Mezarı oradadır. Rumlar, kıtlığa maruz kaldıkları zaman onun yüzü suyu hürmetine yağmur yağdırmasını Allah'tan dilerler.
Başka bir rivayette anlatıldığına göre Ebu Eyyüb'ün mezarı Kos-tantiniye surlarmdadır, mezarının üzerinde bir türbe ve mescid vardır. Ona gayet derecede saygı gösterirler.
Ebu Zür'a ed-Dımaşkî'nin ifadesine göre Ebu Eyyüb, hicri ellibeşin-ci senede vefat etmiştir. Ama elliikinci senede vefat ettiğine dair rivayet daha doğrudur. Doğrusunu Allah bilir.
Ebu Bekir b. Hellad, Ebu Eyyüb el-Ensârf den rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İki adam mescide yönelip giderler, orada namaz kılarlar. Bunlardan biri namazı tamamlayıp döndüğünde namazı diğerininkinden daha ağırdır (Daha fazla sevaba vesile olur). Diğeri ise namazı kılıp döndüğünde onun kılmış olduğu namaz zerre ağırlığına denk gelmez. Tabi bu, Öncekinin Allah'ın haramlarına karşı sakıngan olması ve hayır işlemeye hızla gitmeye tutkun olması durumunda böyle olur."
Ebu Eyyüb'ten rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.), kendisine veciz birşeyi öğretmesini isteyen bir adama cevaben şöyle demiştir:
"Namaz kıldığın zaman vedalaşırcasma namazı kıl. Özür dilemene sebep olacak bir sözü de söyleme. İnsanların ellerinde bulunan şeylere sahip olmaktan ümidini kes."

