Mâide sûresinin nazil oluşundan sonra İslâm'a girdi. Hicretin onuncu senesinin ramazan ayında Müslüman oldu. Rasûlullah (s.a.v.), hutbe irad ederken yanma geldi. O esnada Rasûlullah (s.a.v.), hutbesinde şöyle buyuruyordu: "Şu yoldan size Yemen'in en hayırlı adamı gelecektır. Onun yüzünde melek simasından bir nebze vardır." İçeri girdimde insanlar ona baktılar. Tıpkı Rasûlullah'm anlattığı ve tasvir ettiği şekilde olduğunu gördüler. Bu durumu kendisine anlattılar. O da yüce Allah'a hamd etti.
Rivayete göre Rasûlullah (s.a.v.), onu yanına oturttuğunda üzerine oturması için kendi abasını yere sermiş ve şöyle demişti: "Bir kavmin ulu kişisi size geldiğinde ona ikramda bulunun."
İbn Cerir dedi ki: Bu senede Ziyad, Hakem b. Amr ve Rebi b. Ziyad el-Harisf nin ölümünden sonra Horasan'a vali olarak tayin edildi. O da Belh şehrini sulh yoluyla ele geçirdi. Ahnef in kendileriyle barış yapmasından sonra dahi Belhliler şehrin kapılarını kilitlemişler ve Müslümanların oraya girmelerine engel olmuşlardı. Ziyad, ayrıca Kuhistan'ı zor kullanarak ele geçirmişti. Orada Türkler vardı, onlarla savaştı, hepsini öldürdü, sadece Türk Turhan kaldı. İlerde de anlatılacağı gibi onu Kuteybe b. Müslim öldürmüştür.
Bu senede Rebi, Maveraünnehr'e gidip savaştı, ganimet elde ederek salimen geri döndü. Ondan önce Hakem b. Amr, Maveraünnehr'i geçmiş, nehir suyundan ilk içen de Hakem'in bir kölesi olmuş, bu köle hem kendisi içmiş, hem de efendisine içirmişti. Hakem de o sudan abdest alıp namaz kılmış, iki rekat namaz kıldıktan sonra geri dönmüştü. Ancak Rebi, Maveraünnehr'e gidip savaşınca ganimet elde ederek salimen geri dönmüştü.
Ebu Maşer ile Vakidf nin ifadesine göre bu senede Yezid b. Muaviye, insanlara hac ettirmiştir.
Rasûlullah (s.a.v.), cahiliye döneminde Devs kabilesinin saygı gösterip taptığı bir put olan Zi'1Hülasa putunu yıkmak üzere Cerir'i görevlendirdi. Ancak Cerir, at üzerinde duramazdı. Rasûlullah (s.a.v.), mübarek elini onun göğsüne vurup: "Allah'ım, Cerir'e sebat ver ve onu hidayete ermiş, hidayete erdiren bir kimse kıl." diye dua etmişti. Bundan sonra Cerir, Zi'1-Hülasa'ya gidip yıkmıştı. Buharı ve Müslim'in sahihlerinde anlatıldığına göre Cerir şöyle demiştir: "Ben Müslüman olduktan sonra Rasûlullah (s.a.v.), yanına gitmeme hiçbir zaman engel çıkarmadı ve beni her gördüğünde de mutlaka gülümserdi."
Hz. Ömer, şöyle demiştir: "Cerir, bu ümmetin Yusuf udur."
Abdülmelik b. Umeyr de şöyle demiştir: "Cerir'i gördüğümde yüzü sanki bir ay parçasıydı." Şa*bî şöyle demiştir: "Cerir ve bir cemat, Hz. Ömer'le birlikte Kabe'de idi. Hz. Ömer, onlardan birinde bir koku hisseti ve şöyle dedi: "Kendisinden koku gelen şu adam kalktığında abdest alsın, diyorum."
Cerir de dedi ki: "Hepimiz mi kalkıp abdest alalım ey mü'minlerin emiri!"
Hz. Ömer, onun bu sorusuna şöyle cevap verdi: "Sen hem cahiliye döneminde hem de islâmiyet döneminde ne güzel bir lider ve efendi bir kişisin." Cerir, Hz. Osman'a bağlı Hemedan valisi idi. Anlatıldığına göre orada iken gözünü kaybetmiştir. Hz. Osman öldürüldüğü zaman Ali'den de Muaviye'den de uzak durdu. Hicretin ellibirinci senesinde Se-rat'da vefat edinceye kadar Cezire'de yaşadı. Vakidî böyle demiştir. Hicretin ellidördüncü senesinde veya ellialtmca senesinde vefat ettiğine dair rivayetler de vardır.

