El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Ebu'l-Esved Ed-Düelî

Ed-Dilî olduğu da söylenir. Küfe kadısı idi. Kadri yüce bir tabii idi, adı, Zalim b. Amr b. Süfyan b. Cendel b. Yamûr b. Celis b. Adiy b. ed-Düel b. Bekr Ebu'l-Esved idi. Nahiv ilmi, bu zata nisbet edilir. Anlatıldığına …

Ed-Dilî olduğu da söylenir. Küfe kadısı idi. Kadri yüce bir tabii idi, adı, Zalim b. Amr b. Süfyan b. Cendel b. Yamûr b. Celis b. Adiy b. ed-Düel b. Bekr Ebu'l-Esved idi. Nahiv ilmi, bu zata nisbet edilir. Anlatıldığına göre bu ilim hususunda konuşan ilk kişi kendisidir. O, bu ilmi mü'minle-rin emin Ebu Talib oğlu Ali'den almıştır. Bu zatın asıl adı hususunda ihtilaf edilerek çeşitli kaviller ileri sürülmüştür. Meşhur kavle göre asıl adı Zalim b. Amr'dır. Bunun tersi olduğu da söylenir. VaHdî'nin ifadesine göre asıl adı Uveymir b. Zuveylim'dir. Peygamber (s.a.v.)'ın sağlığında Müslüman oldu. Ancak onu göremedi. Cemel savaşma katıldı ve Ubeydullah b. Ziyad'ın valiliği zamanında vefat etti.

Yahya b. Main ile' Ahmed b. Abdullah el-îclî dediler ki: "Bu zat, sika ravilerdendir. Nahiv ilminden konuşan ilk kişidir."

İbn Main ile diğerlerinin ifadesine göre, hicretin altmışdokuzuncu senesinde veba salgınında ölmüştür. İbn Hallikan dedi ki: "Bu zat, Ömer b. Abdülaziz'in halifeliği zamanında vefat etmiştir. Carif teki veba salgının başlangıcı, hicretin altmışdokuzuncu senesinde idi."

Ben derim ki: Bu, cidden gariptir.

ibn Hallikan ile diğerleri dediler ki: "Ebu'l-Esved'e nahiv ilmini ilk öğreten kişi, Ebu Talib oğlu Alidir. Hz. Ali, ona cümlenin, isim, fiil ve harften teşekkül ettiğini anlatmıştır. Sonra Ebu Esved de onun yolunu takib etmiş ve bu esaslar üzerine çeşitli detaylar meydana getirmiştir. Bu ilme bu sebeple nahiv ilmi denilmiştir. Ebu'l-Esved'i nahiv ilmini geliştirmeye iten sebep, insanların dillerinin değişmesi ve Ziyad'ın valiliği zamanında Irak'ta insanların, sözlerine lahnin girmesi idi.

Ebu'l-Esved, çocuklarının terbiyecisi idi. Adamın birisi, bir gün Ziyad'ın yanma gidip: "Babamız öldü ve geride çocuklar bıraktı." demiş Ziyad da ona, Arap kelamım öğrenmeleri için insanlara bir sistem hazırlamasını emretmişti. Anlatıldığına göre Ebu'l-Esved ilk olarak teac-cüb sigasmı (fiil çekimlerinden biri) vaz'etmiştir. Çünkü gecenin birinde kızı ona: "Ey babacığım, sema ne güzeldir!" demiş. Ebu'l-Esved ona: 'Yıldızlarım mı soruyorsun?" deyince kızı şöyle cevap vermişti: "Ben yıldızların hangisinin daha güzel olduğunu sormak istemedim, ben sadece göğün ne kadar güzel olduğunu ifade etmek istedim." Bunun üzerine Ebu'l-Esved, kızma şöyle demiştir: Öyle ise şöyle de: "Mâ ahsene's-se-müü" yani sema (gök) ne kadar da güzel."

îbn Hallikan, Ebu'l-Esved'in cimri olduğunu söylemiştir.

Ebu'l-Esved şöyle derdi: "Düşkünlere mallarımız hususunda itaat ettik, ama biz onlar gibiyiz."

Ebu'l-Esved, bir gece düşkün bir kimseye akşam yemeği vermiş, sonra onu zincire vurarak yanında gecelemiş ve o gece dışarı çıkmasına engel olmuştu ki, dilencilik yaparak Müslümanları rahatsız etmesin. Düşkün kimse ona: "Yemeğimi yedirdin, beni serbest bırak." deyince Ebu'l-Esved, şu cevabı vermişti: "Bu gece Müslümanları senden kurtarıp rahata ermeleri için sana yemek yedirdim." Sabah olunca da adamı serbest bırakmıştı. Ebu'l-Esved'in güzel bir şiiri de vardır.

İbn Cerir dedi ki: Bu senede Abdullah b. Zübeyr insanlara haccettirdi. Haricinin birisi, Mina'da tahkim olayı aleyhinde açıkça konuştu ve hücre yanında öldürüldü.

Önceki senenin valileri, bu senede görevleri başında idiler.

Bu/senede Cabir b. Semüre b. Cünade vefat etti. Sahabe idi. Hadis -rivayet etmişti. Babası da sahabe idi. O da hadis rivayet etmişti. Ca-bir'in hicri altmışaltına senede vefat ettiğine dair başka bir rivayet te vardır. Doğrusunu Allah bilir.

Bu senede Esma binti Yezid b. Seken el-Ensârîye de vefat etti. Bu kadın, Peygamber (s.a.v.)'e bey'at etti. Yermük savaşında zifafa girdiği gecede çadırının direği ile dokuz Rumu öldürdü. Şam'da ikamet etti ve vefat edince de Babü's-Sağire defnedildi.

Bu senede Hassan b. Malik te vefat etti. Bu zatın künyesi, Ebu Süleyman el-Bahdelf dir. Halifeliğe geçince Mervan'a bey'at etti ve hicretin altmışdokuzuncu senesinde de vefat etti. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.