Bu zatın soy kütüğü şöyledir: Muaviye b. Ebi Süfyan Sahr b. Harb b. Ümeyye b. Abdü'ş-şems b. Abdumenaf b. Kusay Ebu Abdirrahman el-Kureşi el-Ümevî. Mü'minlerin dayısıdır. Alemlerin Rabbı tarafından gelen vahyin katibidir. O, babası (Ebu Süfyan) ve anası Hind Binti Utbe b. Rebia b. Abdü'ş-şems 'le birlikte Mekke fethi gününde Müslüman olmuştur. Rivayete göre Muaviye şöyle demiştir: "Ben Umretü'1-Kaza gününde Müslüman oldum ama babamdan korktuğum için Müslümanlı-. ğımı Mekke fethi gününe kadar gizledim."
Babası, cahiliye döneminde Kureyş kabilesinin liderlerindendi. Bedir savaşından sonra da Kureyş'in liderliği ona verildi. O, bu Kureyş'in savaş komutanıydı. Emrine itaat edilen zengin bir reisti. Müslüman olduğu zaman şöyle demişti:
- Ya Rasûlallah, bana emir ver de daha önce Müslümanlarla savaştığım gibi kafirlerle de savaşayım. - Olur.
- Muaviye'yi yanında katip yap.
- Olur.
Aralarında bu konuşma geçtikten sonra Ebu Süfyan, kızı Azze'yi Rasûlullah'la evlendirmek istedi. Bu evliliğin gerçekleşmesi için Ra-sûlullah'ın nikahında bulunan kızkardeşi Ümmü Habibe'den de yardım istedi. Ancak bu evlilik gerçekleşmedi. Rasûlullah (s.a.v.), Ümmü Habibe ile evli olduğu için Azze ile evlenmenin kendisine helal olmayacağını açıkladı.
Biz bu hadisi birçok yerde anlattık. Bu konuda müstakil bir eser tasnif ettik. Hamd ve minnet Allah'adır.
Kısaca anlatmak istediğimiz şudur ki, Muaviye, diğer vahiy katip-leriyle birlikte Rasûlullah (s.a.v.)'a vahiy katipliği yapıyordu. Allah hepsinden razı olsun.
Şam fethedildiği zaman Hz. Ömer, Muaviye'yi kardeşi Yezid'den sonra Şam valiliğine tayin etti. Hz. Osman da kendi halifeliği döneminde Muaviye'yi, Şam valiliğinde bıraktı ve yönetimine diğer bazı beldeleri de ekledi. Şam'da yeşil kubbeyi inşa edip içinde kırk sene ikamet eden kişi Muaviye'dir. Hafız ibn Asakir, böyle demiştir.
Hz. Ali hilafete geçince, Osman'ı öldürme işine karışmış olan komutanlarından çoğu kendisine Muaviye'yi Şam valiliğinden azledip yerine Sehl b. Hanift, atamasını teklif ettiler. Hz. Ali de bu teklifler üzerine Muaviye'yi Şam valiliğinden azletti. Ancak bu azl işi gerçekleşmedi. Şamlılardan büyük bir grup, Muaviye'nin etrafında birleştiler. Hz. Ali'ye karşı savundular. Kendisi de şöyle dedi: "Osman'ın katillerini bana teslim etmedikçe Ali'ye bey'at etmeyeceğim. Çünkü Osman, mazlum olarak öldürülmüştür. Oysa şu ayet-i kerimede Cenâb-ı Allah, şöyle buyurmaktadır:
"Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır." (el-Isrâ, 33.)
Taberanî, İbn Abbas'm bu hususta şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Muaviye'nin bu ayete dayanarak yönetime geçtiğine olan kesin inancımı hala sürdürmekteyim."
Muaviye, Osman'ın katillerini kendisine teslim etmedikçe Ali'ye bey'at etmeye yanaşmayınca önceki sayfalarda anlatmış olduğumuz Sıffin savaşı meydana geldi. Sonra yönetimin kime verileceği hususundaki karar hakemlere bırakıldı. Amr b. As ile Ebu Musa'nın hakemlik yapmaları sonucunda yönetimi Muaviye ele geçirdi. Şamlılar güçlendiler, Muaviye'nin otoritesi kuvvetlendi. Hz. Ali'nin adamları arasında ise anlaşmazlık sürüp gitti. Nihayet İbn Mülcem onu öldürdü. O esnada Iraklılar da Hz. Ali'nin oğlu Hasan'a bey'at ettiler. Şamlılarsa, Muavi-ye'ye bey'at ettiler. Bundan sonra Hz. Hasan, Irak ordusu ile birlikte (ama kendi iradesi dışında) yola çıktı. Muaviye de Şamlılarla birlikte yola çıktı. İki ordu karşı karşıya gelince bazı kimseler aralarında barış yapmak için çaba sarfettiler. Sonuç olarak Hasan, kendini halifelikten hal edip yönetimi, Muaviye'ye teslim etti. Bu teslim ve tesellüm işi, hicri kırkbirinci senenin rebiyülevvel ayında yapıldı. Bunun üzerine Muaviye, Küfe şehrine gitti. Kendisine bey'at edilmesinden sonra insanlara tesirli bir hutbe irad etti. Doğuda ve batıda, uzakta ve yakında her yerde hükümdarlık onun eline geçti. Otoritesi sağlamlaştı. O seneye, cemaat senesi denildi. Çünkü ayrılık ve parçalanmadan sonra yönetim tek emi-rin elinde toplandı. Muaviye, Şam kadılığına Fudale b. Ubeyd'i tayin etti. Ondan sonra İdris el-Holanfyi tayin etti. Güvenlik kuvvetinin başına Kays b. Hamza'yı tayin etti.
Katibi ve sekreteri, Serhun b. Mansur er-Rumî idi. Anlatıldığına göre kendisi için muhafız tutan ve mektupları bağlayıp mühürleyen ilk hükümdar, Muaviye olmuştur. Yine ilk hadiseler, onun devletinde meydana gelmiştir. Allah ondan razı olsun.

