Mus'ab'ın Ukkaşe ve İsa adındaki oğullan ve bir de Sekine adında bir kızı vardı. îsa, onunla birlikte öldürülmüştü. Bunların anneleri, Fa-tıma binti Abdullah b. Saib'dir. Mus'ab'ın, karısı Aişe binti Talha'dan doğma Abdullah ve Muhammed adında iki oğlu daha vardı. Aişe binti Talha'nm annesi ise Ümmü Külsünı binti Ebubekir es-Sıddık'tir. Mus'ab in diğer zevcelerinden Cafer, Mus'ab, Said, İsa el-Asgar ve Mün-zir adında oğulları ve Sekine binti Hüseyin b. Ali b. Ebi Talip'ten doğma rebab isminde de bir kızı vardı.
İbn Cerir dedi ki: Abdullah b. Zübeyr, kardeşi Mus'ab'm ölüm haberini dunca kalkıp insanlara şöyle bir hutbe irad etti:
"Yaratmak da, emretmek te yalnız kendisinin olan Allah'a hamde-derim. O, mülkü dilediğine verir ve dilediği kimseden de çekip alır. Dile diğini aziz kılar, dilediğini de zelil kılar. Haberiniz olsun ki Allah, haklı olan kimseyi tek başına bile olsa zelil etmez. Şeytanı dost edinen kimseyi ise -isterse bütün insanlar onunla birlikte olsunlar- aziz kılmaz.
Haberiniz olsun ki, Irak'tan bizi hem üzen hem de sevindiren bir haber almış bulunuyoruz. Mus'ab'm öldürüldüğünü öğrendik. Allah ona rahmet etsin, bizi sevindiren, onun bu ölümünün şehitlik olduğunu bil-memizdir. Üzen şey ise^evilen birisinden ayrılan kimsenin bu ayrılık sırasında bu musibeti^karşı karşıya kaldığı zamanda hissettikleridir. Sağlam görüş sahibifkimse, güzel sabır gösteren ve teselli olandır. Mus'ab'm öldürülmesi musibetine maruz kalmışsam da daha önce ben Zübeyr'in de öldürülmesi musibetine maruz kalmışımdır.
Osman, nasıl musibetten kurtulamadıysa ben de kurtulamıyorum. Mus'ab'da Allah'ın kullarından bir kuldu. Benim yardımlarımdan bin idi. Bilesiniz ki Iraklılar, hain ve münafık kimselerdir. Mus'ab ı az bir paraya satıp düşmanına teslim ettiler. Mus'ab öldürülmüş de ne olmuş sanki? Allah'a yemin ederim ki, biz Ebul- As'm oğulları gibi yataklarımızda ölmeyeceğiz. Andolsun, onlardan herhangi birisi, ne cahılıye savaşında ne de İslâm dönemindeki savaşlarda ölmüş değildir. Biz ancak yaralarıyla ve kılıçların gölgesi altında ölürüz. Haberiniz olsun ki dünya, hakimiyyeti asla yok olmayan, mülkünün sonu asla gelmeyen, en büyük Melik'in verdiği bir emanettir. Eğer bu emanet kendiliğinden bana doğru gelecek olursa, ben onu azgın ve şımarık bir kimse gibi elime almam. Beni bırakıp gidecek olursa da bunun için zelil ve hakir bir kimsenin ağlayışı gibi ağlamam. Size söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Kendim için de sizin için de Allah'tan mağfiret dilerim."

