El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Garip Bir Kıssa

Bu kıssayı "el-Muntazam" adlı kitabında İbn Cevzî senediyle birlikte anlatır. Şöyle ki: Beni Özre kabilesinden bir genç ile îbn Ümmü Hakem arasında bir kıssa cereyan etmişti. Bu kıssanın özeti şudur: Muaviye, bir gün …

Bu kıssayı "el-Muntazam" adlı kitabında İbn Cevzî senediyle birlikte anlatır. Şöyle ki: Beni Özre kabilesinden bir genç ile îbn Ümmü Hakem arasında bir kıssa cereyan etmişti. Bu kıssanın özeti şudur: Muaviye, bir gün sofrada iken Beni Özre kabilesinden bir genç gelip karşısına dikildi ve ona, zevcesi Suad'a olan iştiyakını anlatan bir şiir okudu. Mu-aviye; onu yanma oturtup başından geçenleri anlatmasını istedi. Genç te şöyle dedi:

- Ey mü'minlerin emiri, ben amcam kızı ile evliydim, develerim ve koyunlarım vardı. Bunları ona harcadım, elimdeki malım azalmca.ba-bası benden yüz çevirdi ve beni Kûfe'deki valin İbn Ümmü Hakem'e şikayet etti. Küfe valisi, zevcemin güzelliğini duymuştu, beni zincire vurup hapse attı. Eşimi boşamam için bana baskı yaptı, ben de boşamak mecburiyetinde kaldım. Zevcemin iddeti tamamlanınca babası onu 10.000 dirhem karşılığı olarak Kûfe'deki valine verdi. Onunla evlendirdi, işte şimdi sana geldim. Ey mü'minlerin emiri, sen hüzünlenenlerin, darda kalanların, yandım diyenlerin imdadına koşarsın. Mahndan yoksun bırakılanların dayanağısın, şimdi benim bu sıkıntıdan kurtulacak bir yolum yokmu? Böyle dedikten sonra ağladı ve şöyle dedi:

"Yüreğimde ateş vardır, ateş kıvılcımlanıyor. Vücudum bitkin düştü, rengim sarardı.

Gözlerim keder yaşlarını akıtıyor, bu yaşlar sağnak yağmurlar gibidir.

Aşkından ağlıyorum, bu halime tabip şaşıyor.

Büyük bir bela ile karşılaştım, buna dayanacak güç yoktur.

Gecem gece değil, gündüzüm de gündüz değil."

Muaviye, o gence acıdı ve Küfe valisi îbn Ümmü Hakem'e bir mek-tub yazarak bu davranışından dolayı onu ayıplayıp kınadı ve gencin karısını itirazsız boşamasını emretti. Mektubu alan Küfe vahşi İbn Ümmü Hakem, derin bir ah çekip: "Keşke mü'minlerin emiri beni bu kadınla bir yıl başbaşa bıraksaydı da sonra boynumu kılıçla vursaydı." dedi ve kadını boşamaya kendini zorladı ama buna güç yetiremedi. Nefsi de boşama isteğine icabet etmedi. Fakat ulak, Muaviye'nin azarlayıcı mektubunu ona teslim edince mektuptaki ifadeler kendisini o kadını boşamaya zorladı. O da çaresiz kadını boşadı, yolundan çıktı. Bir heyetle birlikte Mu-aviye'ye gönderdi, kadın gidip Muaviye'nin huzurunda durunca Muaviye, çok güzel bir manzara ile karşılaştı. Kadını konuşturunca onun çok fasih ve tatlı konuştuğunu gördü. İnsanların en güzeli ve en nazlısı olduğunu müşahede etti. Kocası ve aynı zamanda amcası oğlu olan o gence şöyle dedi: "Ey bedevi! Sana daha güzel şeyler versem bu kadının yolundan çıkar mısın?" Genç şu karşılığı verdi: "Evet, başımı gövdemden ayırırsan bu kadının yolundan çıkarım." dedi. Sonra da şu şiiri söyledi:

"Beni yağmurdan kaçarken doluya tutulmuş kimse gibi darb-ı mesellere konu yapma.

Suad'ı, kendisine hayran olan üzüntü ve anma ile akşamlayıp aynı şekilde sabahlayan kederli kimseye geri ver.

Istıraplar beni bitkin düşürdü, yüreğim yanıyor, hem de ne yanma.

Allah'a yemin ederim ki, Suad'ın aşkım unutmayacağım, mezarımda taşlar altında gövdem kayboluncaya dek onu aklımdan çıkarmayacağım.

Onun yolundan nasıl çekilebilirim ki, gönlüm ona tutkundur, kalbim onsuz yapamıyor, sabredemiyor."

Muaviye dedi ki: "Kadına seçme hakkı verelim, ya seni ya da tbn Ümmü Hakem'i seçsin." Muaviye'nin böyle demesi üzerine Suad, şöyle dedi:

"Bunun her ne kadar işi kırığa gitmişse de,

Serveti azalmışsa da,

Benim nazarımda babamdan da, komşumdan da, dirhem ve dinar sahiplerinden de daha sevgilidir. Kendisine ihanet edersem Cehennem ateşinin sıcaklığından korkarım."

Muaviye güldü ve ona 10.000 dirhem para, binek ve sergi verilmesini emretti, iddeti tamamlanınca da onu eski kocasına teslim edip onunla evlendirdi.

Bu senede yani hicretin ellisekizinci senesinde Ubeydullahb. Ziyad ile Hariciler arasında çok hadiseler cereyan etti. Ubeydullah, onlardan çok sayıda adam Öldürdü, kalanları da hapsetti. O da babası gibi atılgan ve Hariciler hakkında kararlı bir kimse idi. Noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah, elbetteki doğruyu daha iyi bilir.