El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hichetîn Kırkbeşinci Senesi

Bu senede Muaviye, Basra valiliğine Haris b. Abdullah el-Ezdî'yi atadı. Dört ay sonra onu bu görevden azletti. Yerine Ziyad'ı tayin etti. Ziyad, Küfe şehrine gitti, o esnada orada Muğire b. Şube vali olarak bulunuyordu. …

Bu senede Muaviye, Basra valiliğine Haris b. Abdullah el-Ezdî'yi atadı. Dört ay sonra onu bu görevden azletti. Yerine Ziyad'ı tayin etti. Ziyad, Küfe şehrine gitti, o esnada orada Muğire b. Şube vali olarak bulunuyordu. Ziyad., kendisine Basra valiliğine dair fermanı getirmesi için Muaviye'nin elçisini Kûfe'de beklemek üzere orada ikamet etti. Muğire ise, Ziyad'm Kûfe'ye vali olmak üzere geldiğini zannederek durumunu Öğrenmesi için Ziyad'a, Vail b. Hicr'i gönderdi. Vail gidip Ziyad'îa görüştü, ancak ondan birşey öğrenemedi. Sonra ulak Kûfe'ye gelip Ziyad'a ulaştı ve onun Basra'ya gitmesini bildirdi. Ziyad, Muaviye tarafından ayrıca Horasan ve Sicistan valiliklerine de atandı. Bundan sonra Hind, Bahreyn ve Umman valilikleri de onun uhdesine verildi. Ziyad, hicri kırkbeşinci senenin cemaziyelevvel ayının başında Basra'ya girdi. Orada açıkça kötülük işlendiğini gördüğü için ilk hutbesinde şöyle dedi:

"Ey insanlar! Sanki sizler Cenâb-ı Allah'ın taat erbabına hazırladığı sevapları ve masiyet ehline hazırladığı azapları duymamışsınız. Siz, dünyanın, gözünü görmez hale soktuğu, şehvetlerin işitme duygusunu körelttiği, sonsuz olana geçici dünyayı tercih eden kimseler gibi mi olmak istiyorsunuz?"

Sonra hükümet emirlerini tatbik etmeye başladı. Kılıcını çekip insanları büyük bir korku ve dehşete düşürdü. Neticede halk, açıkça işledikleri günahları terketti. Ziyad, otoritesini yerleştirirken bir sahabe-cemaatmdan yardım gördü. İmran b. Husayn'ı Basra kadılığına, Hakem b. Amr ei-Gifarî'yi Horasan Kaymakamlığına, Semüre b. Cündüb ile Abdurrahman b. Semüre ve Enes b. Malik'i de bazı görevlere atadı. Ziyad, sağlam görüşlü, akıllı, heybetli, dahi, konuşkan, fesahat ve belagat sahibi bir kimseydi.

Şa'bî dedi ki: "Güzel konuşan hangi konuşmacıyı dinlemişsem, onun -işi bozmasından korktuğum için- susmasını arzulanıışımdır. Ancak Ziyad, bunun dışındadır. Çünkü o, her ne kadar çok konuşsa da sözünü mutlaka güzel söyler."

Ziyad'm, Hz. Ömer nezdinde de itibarı vardı.

Bu senede Ziyad'm Horasan'daki kaymakamı Hakem b. Amr, Esel dağlarına doğru gazaya gitti. Ziyad'ın emri üzerine yaptığı bu gazada yöre halkından çoğunu öldürdü. Bol miktarda ganimet ele geçirdi. Ziyad, ona şöyle bir mektup gönderdi:

"Mü'minlerin emiri Muaviye'nin bana bir mektubu geldi. Bu mektubunda altın, gümüş bütün ganimetlerin taksim edilmeksizin toplanıp beytü'1-mala gönderilmesini emrediyor." Hakem b. Amr da, Ziyad'a şu mektubu gönderdi: "Allah'ın kitabı, mü'minlerin emiri Muaviye'nin mektubundan önde gelir. Allah'a yemin ederim ki, eğer göklerle yer Allah'a karşı gelmekten sakınan bir rakibimizin üzerinde olsa, Allah o rakibimize bir çıkış yolu yaratır." Böyle dedikten sonra Hakem b. Amr, insanlara şu duyuruda bulundu: "Gelin ganimetlerinizi size taksim edeyim." dedi ve ganimetleri askerlere taksim etti. Ziyad'a, Muaviye'nin emri üzerine kendisine göndermiş olduğu mektubu hususunda muhalefet etti. Ganimetlerin beşte birini Allah ve Rasûlünün emri üzerine ayırıp beytü'1-mala gönderdi. Sonra da Rabbine: "Allah'ım, eğer senin nezdindeki şeyler benim için daha hayırlıysa beni vefat ettirip yanma al." diye dua etti ve Horasan'a bağlı Merv kentinde vefat etti. Allah ondan razı olsun.

İbn Cerir dedi ki: Medine valisi Mervan b. Hakem, bu senede insanlara hac ettirdi.

Bu senede vahiy katiplerinden Zeyd b. Sabit el-Ensârî vefat etti. Onun biyografisini "es-Sire" adlı kitabımızın son kısmında anlatmıştık. Hz. Osman'ın emri üzerine Şam'daki ana Mushafi yazan o zattır. Bu Mushafi güzel bir hatla yazmıştı. Gördüğüm kadarıyla Mushaf m hattı çok güzeldi.

Zeyd b. Sabit, insanlar arasında sivri zekalı bir kimseydi. İbranice okuyup yazmayı onbeş günde öğrenmişti.

Ebu'l-Hasen b. Berra şöyle demiştir: Zeyd b. Sabit, Farsçayı Kis-ra'mn elçisinden onsekiz günde öğrendi. Habeşçe, Rumca ve Kıptice'yi de Rasûlullah'm hizmetçisinden öğrendi. Vakidî dedi ki: Zeyd b. Sabit, onbeş yaşındayken ilk olarak Hendek gazvesine katıldı.

îmam Ahmed b. Hanbel ile Nesefnin rivayet ettikleri bir hadiste şöyle denilmektedir: "İnsanların feraizi en iyi bileni Zeyd b. Sabit'tir."

Hz. Ömer, onu kadılığa tayin etmişti.

Mesruk dedi ki: "Zeyd b. Sabit, derin ilim sahibi kimselerdendi."

Muhammed b. Amr, Ebu Seleme'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "ibn Abbas, Zeyd b. Sabit'in bineğinin üzengisini tuttu. Zeyd, ona şöyle dedi:

- Ey Rasûlullah'm amcası oğlu, uzaklaş. îbn Abbas ona şöyle karşılık verdi:

- Hayır! Biz, âlimlerimize ve büyüklerimize böyle hürmet ederiz." A'meş, Ubeyd'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Zeyd b. Sabit, evinde iken insanların en şakacısı idi. Ama insanlar araşma çıktığı zaman da en yerenlerindendi."

Muhammed b. Şirin dedi ki: "Zeyd b. Sabit, namaz kılmak üzere mescide gitti. Ancak cemaatın mescitten dönmekte olduğunu görünce onlardan gizlenip şöyle dedi: İnsanlardan utanmayan, Allah'tan da utanmaz."

Zeyd, hicretin kırkbeşinci senesinde vefat etti. Elli beşinci senesinde vefat ettiğine dair zayıf bir rivayet de vardır. Ama sahih olan rivayete göre kırkbeşinci senede vefat etmiştir. Vefat ederken yaşı altmışa yakındı. Cenaze namazım Mervan kıldırdı. Vefat ettiği zaman İbn Abbas, onun hakkında şöyle dedi: "Bugün büyük bir âlim vefat etti." Ebu Hü-reyre de şöyle dedi: "Bu ümmetin derin âlimi vefat etti."

Bu senede yetmiş yaşındaki Seleme b. Selame b. Vakş vefat etti. Bu zat, Bedir gazvesine ve müteakip gazvelere katılmıştı, vefat ederken çoluk çocuğu yoktu.

Bu senede Asım b. Adiy de vefat etti. Rasûlullah (s.a.v.), Bedir'e giderken bunu Küba ve Aliye mahallesi halkının idaresini yürütmekle görevlendirip, halef bırakmıştı. Bu zat, Uhud gazvesine ve müteakip gazvelere katıldı. 125 yaşındayken vefat etti. Rasûlullah (s.a.v.), onu ve Malik b. Dahşem'i Dırar mescidim yıkmak üzere görevlendirmiş, bunlar da gidip o mescidi yakmışlardı.

Bu senede Hz. Ömer'in kızı ve Rasûlullah'm zevcesi Hafsa vefat etti. Bu hanım, Rasûlullah'tan önce Hüneys b. Huzafe es-Sehmî ile evliydi. Hüneys'le birlikte Medine'ye hicret etmiş, Bedir gazvesinde kocası Hüneys vefat etmişti. İddetini tamamladığı zaman babası onu, evlendirmek üzere Osman'a arzetmişti. O zaman Hz. Osman'ın zevcesi ve Rasûlullah'm kızı Rukiye vefat etmişti. Ancak Hz. Osman, Hafsa ile evlenmeye yanaşmadı. Bunun üzerine Hz. Ömer, onu Hz. Ebu Bekir'e arz etti. Ancak Hz. Ebu Bekir de bir cevap vermedi. Kısa bir süre sonra Rasûlullah (s.a.v.) Hafsa ile evlenmek istedi ve evlendi. Bunun üzerine Hz. Ömer, kızıyla evlenmediği için Hz. Ebu Bekir'e sitem etti. Hz. Ebu Bekir, ona şöyle dedi: "Hafsa'yı Rasûlullah anmıştı. Ben, Rasûlullah'm sırrını ifşa etmek istemedim. Eğer Rasûlullah onunla evlenmeyecek olsaydı ben evlenirdim." Bir hadiste anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), Hafsa'yı boşamış, sonra ona ricat etmişti. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Rasûlullah'm ona dönmesini Cebrail emretmiştir. Emrederken de Rasûlullah'a şöyle demiştir: "Hafsa oruç tutar, geceleri namaz kılar. O, senin Cennet'teki zevcendir." Cumhur-u ulemanın ittifakla belirttiğine göre Hafsa, hicretin kırkbeşinci senesi şaban ayında vefat etmiştir. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Hz. Osman zamanında vefat etmiştir. Ama birinci rivayet daha sahihtir.