El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altmışaltıncı Senesi

Bu senede Muhtar b. Ebi Ubeyd es-Sakafi adındaki yalana, Kûfe'de Hz. Hüseyin'in öcünü almak iddiasıyla harekete geçti. Küfe valisi Abdullah b. Muti'yi şehir dışına çıkardı. Bunun sebebi de şuydu: Süleyman b. Süred'in …

Bu senede Muhtar b. Ebi Ubeyd es-Sakafi adındaki yalana, Kûfe'de Hz. Hüseyin'in öcünü almak iddiasıyla harekete geçti. Küfe valisi Abdullah b. Muti'yi şehir dışına çıkardı. Bunun sebebi de şuydu: Süleyman b. Süred'in adamlan yenik düşerek Kûfe'ye döndüklerinde Muhtar b. Ebi Ubeyd'in zindana atılmış olduğunu gördüler. Muhtar, onlara Süleyman b. Süred'in ölümü sebebiyle taziye mektubu göndererek: "Süleyman öldürüldüyse onun yerine ben, Hüseyin'in katillerini öldüreceğim." dedi. Tevvabin ordusu ile birlikte yenik düşmüş olarak Kûfe'ye dönenlerden biri olan Rüfaa b. Şeddad ta Muhtar'a: "Biz senin istediğin doğrultudayız." diye haber gönderdi. Muhtar da artık onlara vaatlerde bulunmaya, onlan ümitlendirmeye başladı. Oysa şeytan onlara aldatmadan başka bir ümit vermez ve vaatte bulunmazdı. Onlara gizlice gönderdiği mektublardan birinde şöyle demekteydi:

"Size müjdeler olsun! Eğer ben zindandan çıkarsam doğu ile batı arasındaki düşmanlarınızı kılıçtan geçirecek ve onlan üst üste yığacağım. Onları birer ve ikişer öldüreceğim. Onlardan bize yaklaşan ve hidayeti bulanlara Allah elbetteki aranızda geniş yer verecektir. Allah, sadece çağnmıza icabet etmeyip asi olanı kahretsin, lanetlesin.

Muhtar'm bu mektubu kendilerine ulaştığında gizlice okudular ve ona: "Biz senin istediğin durumdayız. Ne zaman dilersen sem zınaan-dan çıkannz.» diye cevap yazdılar. Ancak Muhtar Küfe yönetiminin zorlanması neticesinde zindandan salıverilmekten hoşlanmadı. Işı nezaketle ele aldı ve saliha bir kadın olan kızkardeşi Safiyye'nin kocası Abdullah b. Ömer b. Hattab'a mektub yazdı. Küfe emirleri Abdullah b. Yezid el-Hutemî ile ibrahim b. Muhammed b. Talha nezdinde aracılık yapmasını ve kendisini salıvermeleri için onlara ricada bulunmasını istedi. Abdullah b. Ömer de bu iki emire mektub yazarak Muhtar'ın zindandan salıverilmesini rica etti. Onlar da onun ricasını kıramadılar. İbn Ömer, onlara yazmış olduğu mektubunda şöyle demişti:

"Sizinle aramda ne kadar büyük bir dostluk bulunduğunu biliyorsunuz. Ayrıca benimle Muhtar arasındaki yakınlık ve hısımlığın derecesini de biliyorsunuz. Size ant veriyorum ki Muhtar'ı zindandan çıka-rasınız vesselam."

Bu iki emir, Muhtar'ı huzurlarına çağırdılar. Muhtar'ın adamlarından bir grup ta ona kefil oldu. Abdullah b. Yezid, eğer Müslümanların başına bir gaile çıkarır ve isyan ederse, Ka'be'nin karşısında 1000 deve kesmesi, sahib olduğu köle ve cariyelerin tamamını azad etmesi şartıyla kendisini salıvereceklerini söyleyerek, bu hususta ondan Allah adına yemin etmesini istedi. Muhtar da bu şartı kabul edip Allah adına yemin etti, salıverildi. Gidip evine kapandı ve şöyle demeye başladı:

"Allah ikisini de kahretsin. Allah adına yemin ettim, ama ben birşe-ye yemin eder de ondan daha hayırlı birşeyle karşılaşırsam, o hayırlı şeyi yapmak için yeminimi bozar ve keffaretimi ödedikten sonra o hayırlı şeyi yaparım. Ka'be karşısında 1000 deve kesmeye gelince, bu benim için çok basittir. Köle ve cariyelerimin azad edilmiş olmasına gelince, ben bu işimin başarıyla sonuçlandığını görürsem bir tek kölemin kalmasını dahi istemem, hepsini azad ederim."

Bundan sonra Şiiler, Muhtar'ın etrafında toplandılar, adamları çoğaldı. Gizlice ona bey'at ettiler. Onun adına bey'at alıp insanları onun etrafında toplanmaya teşvik edenler beş kişi idi. Saib b. Malik el-Eş'arî, Yezid b. Enes, Ahmed b. Şemit, Rüfaa b. Şeddad ve Abdullah b.Şeddad el-Cüşemî.

Muhtar'ın durumu gittikçe kuvvetlendi. Gücü arttı ve şanı yüceldi. Nihayet Abdullah b. Zübeyr de Küfe valisi Abdullah b. Yezid ile İbrahim b. Muhammed b. Talha'yı görevden azletti ve Abdullah b. Muti'yi Kûfe'ye vali olarak atadı. Haris b. Abdullah b. Ebi Rebia'yı da Basra'ya vali olarak gönderdi. Abdullah b. Muti el-Mahzumî hicretin altmışbe-şinci senesinin ramazan ayında Kûfe'ye vardığında insanlara şöyle bir konuşma yaptı:

"Mü'minlerin emiri Abdullah b. Zübeyr, size Ömer b. Hattab ile Osman b. Affan'm yönetimi gibi bir yönetim uygulamamı emretti." Saib b. Malik adındaki ŞU kalkıp ona şöyle cevap verdi: "Biz ancak Ali'nin kendi beldelerinde uyguladığı yönetim tarzının bize uygulanmasını isteriz, başka bir yönetim tarzına razı olmayız. Osmanın yönetim tarzının uygulanmasını istemiyoruz (Böyle derken Hz. Osman'ın aleyhinde ileri geri konuştu). Her ne kadar insanlar için iyilikten başka birşey istemiyor idiyse de Ömer'in de yönetim tarzının uygulanmasını istemiyoruz."

Saib'in bu konuşmasını bazı Şii emirleri tasdik ettiler. Vali Abdullah b. Muti de sustu ve sonra: "Size istediğiniz bir yönetim tarzını uygulayacağım." dedi.

Muhafız kuvvetlerinin komutanı İyas b. Mudarib el-Becelî, Abdullah b. Muti'nin yanma gelip şöyle dedi: "Konuşman esnasında sana reddiyede bulunan kişi, Muhtar'ın adamlarının eleb aşlarından dır. Sen, Muhtar'a karşı güven içinde değilsin. Asker gönder de onu tekrar zindana attır. Çünkü casuslarımın bana bildirdiklerine göre, Muhtar sana karşı adam toplamaktadır. Şehirde seni yakalatmak için uğraşıyor."

Abdullah b. Muti de, Zaide b. Kudame ve başka bir komutanı Muhtar'a gönderdi. Bunlar Muhtar'ın yanma varıp: "Emirin yanma gel." dediler. Muhtar da elbiselerinin getirilmesini ve bineğinin eğerlenmesini emretti ve bu iki komutanla birlikte valinin yanına gitmeye hazırlandı. Zaide b. Kudame ona: "İnkar edenler, seni bağlayıp bir yere kapamak veya öldürmek ya da sürmek için düzen kuruyorlardı." (ei-Enfai, 30.) mealindeki ayet-i kerimeyi okuyunca Muhtar, kendini yere attı ve üzerine bir kadife örtülmesini söyledi. Güya hastaymış gibi davrandı ve: "Durumumu valiye anlatan." dedi. Bunlar da vali Abdullah b. Muti'nin yanına döndüler. Muhtar'ın gelecek durumda olmadığını söylediler. Vali onların beyanlarını ve Muhtar'ın bahanesini doğru kabul etti. Bu senenin muharrem ayı girdiğinde Muhtar, Hz. Hüseyin'in Öcünü almak iddiasıyla harekete geçti. Şiiler, etrafında toplandılar ve ona şimdi değil de bir süre sonra harekete geçmesini teklif ettiler. Sonra aralarından bir grubu Muhammed b. Hanefiye'ye göndererek Muhtar'ı ve onun iddiasını ona sordular. Bu grup, Muhammed b. Hanefiyye'nin yanına vardığında o, onlara özetle şöyle dedi: "Cenâb-ı Allah'ın dilediği kullar vasıtasıyla size yardım etmesini hoş karşılıyoruz."

Muhtar da Şiilerden bir grubun Muhammed b. Hanefıyye'ye gittiklerini duyunca bundan hoşlanmadı ve Muhammed b. Hanefiyye'nin kendisini ve iddiasını yalanlamaktan korktu. Çünkü o, Muhammed b. Hanefiyye'nin izni ile harekete geçmiş değildi. Bu grubun, Muhammed b. Hanefiyye'nin yanından dönmelerinden Önce harekete geçmeye niyetlendi. Etrafındaki adamlara kahinlerin secilerini andıran seçili sözlerle konuşmaya başladı. Sonra da onun seçili beyanlarına uygun bir va-ziyyet ortaya çıktı. Muhammed b. Hanefiyye'nin yanından dönengrup, Muhtar'ın yanma vardıklarında Muhammed'in söylediklerini naklettiler. İşte o zaman Şiiler, Muhtar b. Ebi Ubeyd'le birlikte hareket etmek hususunda ittifak ettiler ve kuvvet kazandılar.

Ebu Mihnefin rivayetine göre Şiilerin ümerası Muhtar'a şöyle demişlerdir: "Şunu bilmelisin ki, Küfe emirlerinin tamamı Abdullah b. Muti ile beraberdirler, onlar bize karşı müttefiktirler. Eğer İbrahim b. Ester en- Nehaî yalnız başına sana heyhat edecek olursa, başkalarına ihtiyacımız kalmaz."

Muhtar da İbrahim b. Eşter'e adamlarından bir grubu gönderdi. Hz. Hüseyin'in öcünü almak için kendilerine katılması onu için davet etti. Giden heyet, İbrahim b. Eşter'e Muhtar'm babasının Hz. Ali ile olan geçmişini anlattılar. İbrahim b. Ester de: "Başınıza beni geçirmeniz şartıyla isteğinize icabet ederim." deyince heyettekiler: "Bu mümkün değildir. Çünkü Mehdi'nin bize gönderdiği habere göre o, Muhtar'ı kendisi için vezir ve kendisine davetçi olarak tayin etmiştir." dediler. Bunun üzerine İbrahim b. Ester sustu, cevap vermedi. Heyettekiler de dönüp Muhtar'm yanına gittiler ve durumu ona anlattılar. Üç gün bekledikten sonra Muhtar, kendi adamlarının önde gelenleri ile birlikte İbrahim b. Eşter'in yanma gitti. İbrahim b. Ester kalkıp ona saygı gösterdi, ikramda bulundu ve yanma oturttu. Muhtar onu, kendilerine katılmaya davet etti.

Muhammed b. Hanefiyye'nin adına yazılmış bir mektubu çıkarıp ona gösterdi. Mektubta İbrahim b. Eşter'e, adamları olan Şülerle birlikte Muhtar'm saflarına katılması isteniyordu. Mektup, bunların peygamber ailesine yardım etmek ve öçlerini almak kastıyla ayaklanmış olduklarını anlatıyordu. İbrahim b. Ester de kalkıp: "Muhammed b. Ha-nefiyye'nin bana sizin gösterdiğiniz mektubundan ayrı ifadeler içeren başka bir mektubu geldi." dedi. Muhtar da kalkıp şu cevabı verdi: "Bu zaman başka, o zaman başkadır." İbrahim b. Ester: "Sizin gösterdiğiniz mektubun Muhammed b. Hanefiyye'ye ait olduğuna kim şahitlik edecek?" diye sorunca Muhtar'm adamlarından bir grup kalkıp bu yönde şahadette bulundular. Bunun üzerine İbrahim b. Ester yerinden kalktı. Muhtar'ı kendi yerine oturttu. Ona bey'at etti. Gelen misafirlere meyve ve bal şerbeti getirilmesini emretti.

Şairi dedi ki: "Ben ve babam da İbrahim b. Eşter'in meclisinde o zaman hazır bulunuyorduk. Muhtar kalkıp gideceği zaman İbrahim b. Ester dönüp bana şöyle dedi:

- Ey Şa'bi, bunların yaptıkları şahitlik hakkında ne düşünüyorsun?

Ben de şöyle cevap verdim:

- Bunlar âlimdirler, emirdirler. İnsanların önde gelen şahsiyetleridirler, birşeyi bilmeden ve görmeden hakkında şahidlik yapacaklarını sanmıyorum.

Benim bu cevabım üzerine İbrahim b. Ester de şöyle dedi:

- Şu halde onları itham etme düşüncemi içime sakladım, ama ben bunların Hz. Hüseyin'in öcünü almak için harekete geçmelerini çoktan beri takdirle karşılıyor ve arzuluyorum. Ben de bunların görüşlerine katıldım.

Daha sonra İbrahim b. Ester, kendisi ve kendisine itaat eden adamları ile birlikte zaman zaman Muhtar'm evine gidip geldi. Bundan sonra Şiiler, bu senenin, (hicretin altmışaltıncı senesinin) muharrem ayının ondördünde perşembe gecesi harekete geçmek hususunda görüş birliği yaptılar.

Abdullah b. Muti, Şiilerin ittiffakından ve müşaverelerinden haberdar olunca Kûfe'nin her tarafına muhafızları yerleştirdi. Komutanlardan her birine kendi mıntıkasına göz kulak olmasmı ve hiç kimsenin dışarıya çıkmasına müsaade edilmemesini emretti. Salı gecesi İbrahim b. Ester, 100 adamıyla birlikte Muhtar'm evine gitmek için kendi evinden dışarı çıktı. Kendisinin ve adamlarının kürklerinin altında zırhları vardı. Muhafız kuvvetlerinin komutanı îyas b. Mudarib onunla karşılaştı. Ona: "Ey İbn Ester, şu saatte nereye gidiyorsun? Doğrusu senden şüpheleniyorum. Vallahi seni valinin huzuruna götürmedikçe ve senin hakkında o karar vermedikçe seni bırakmayacağım." dedi. İbn Ester de yanında bulunan adamlardan birinin elinden bir mızrak alıp îyas'ın gırtlağına sapladı. îyas, o anda yere düşüp öldü. Adamlarından birine emir vererek başım koparttı ve Muhtar'a gönderip önüne bıraktırdı. Bu kesik başı gören Muhtar: "Allah sana hayır müjde versin, işte bu hayra alamettir." dedi. Sonra İbrahim b. Ester, Muhtar'dan bu gece yola çıkmasını talep etti. Bunun üzerine Muhtar da ateş yakılmasını ve ateşin yükseklerde tutulmasını, kendi adamlarına: "Ey Mansur, öldür! Haydi Hüseyin'in intikamını alalım!" şeklindeki parolanın duyurulmasını emretti. Sonra kendisi de kalkıp zırhını giydi. Silahım kuşandı, giyinip kuşanırken de şöyle diyordu:

"Beyaz tenli, güzelliği ışık saçıcı, yanakları açıkta ve kuyruk sokumu eğik olan bilir ki, ben, savaşın sabahında öne atılan bir kahramanım."

Muhtar'm önünden İbrahim b. Ester harekete geçti. Şehrin köşe başlarını ve dış kısımlarını korumakla görevli komutanları yakalayıp bulundukları yerlerden birer birer uzaklaştırmaya başladı. Muhtar'm parolası ile seslendi. Muhtar da Ebu Osman en-Nehdî'yi ayrı bir yöne şevketti. O da Muhtar'm parolasını yüksek sesle söyleyerek Hüseyin'in intikamını alalım, diye seslendi. İnsanlar sağdan soldan gelip etrafında toplandılar. Şebes b. Ribi de gelip evinin yanında Muhtar'la çarpışmaya başladı. Muhtar'ı kuşatma altına aldı. Nihayet İbn Ester gelip onu oradan uzaklaştırdı. Şebes te gidip İbn Muti'nin yanına vardı. Ona, komutanlarını toplantıya çağırmasını ve bizzat harekete geçmesini tavsiye etti. Muhtar'm güçlendiğini ve duruma hakim olduğunu ifade etti. Şiiler, uzak yollardan gelip Muhtar'm etrafında geceleyin toplandılar.

4000 kişi kadar oldular. Sabah olunca Muhtar, askerlerini mevzilendir-di, onlara sabah namazım kıldırdı. Birinci rekatta Nâziât sûresini, ikinci rekatta da Abese sûresini okudu. Onu dinleyenler: "Muhtar kadar fasih lehçeli başka bir imam dinlemiş değiliz/' dediler.

îbn Muti, askerlerini hazırladı. 3000 kişilik grubun başına Şebes b. Ribi'yi, 4000 kişilik diğer grubun başına da Raşid b. tyas b. Mudaribi komutan yaptı. Muhtar da İbn Eşter'i 600 süvari ve 600 piyadenin başına komutan yaparak Raşid b. İyas'a karşı çıkardı. Nuaym b. Hübeyre'yi de 300 süvari ve 300 de piyadenin basma komutan tayin ederek Şebes b. Rib'i'ye karşı çıkardı. İbn Ester, karşısındaki Raşid'i hezimete uğrattı. Öldürdü ve müjdeyi Muhtar'a gönderdi. Nuaym b. Hübeyre de Şebes b. Rib'i ile karşılaştı. Yapılan çarpışma neticesinde Şebes, onu hezimete uğratıp öldürdü. Gelip Muhtar'ı çembere alıp kuşattı. İbrahim b. Ester de Muhtar'm yanma dönerken Hasan b. Faid b. Habeşî komutasındaki 2000 süvari ile karşılaştı. Bunları îbn Muti göndermişti. Bir saat kadar savaştılar. Neticede İbrahim b.

Ester, Hassan b. Faid'i ve komutasındaki askeri birliği hezimete uğrattı. Sonra Muhtar'm yanma geldi. Şebes b. Ribi tarafından Muhtar ve askerlerinin kuşatma altına alındığını gördü. Gayret gösterip onları uzaklaştırdı. Şebes b. Ribi ile askerleri geri dönüp kaçtılar. Böylece İbrahim de Muhtar'm yanma ulaşmış oldu. Bulundukları yerden ayrılıp Küfe dışındaki başka bir yere gittiler. İbrahim b. Ester, Muhtar'a: "Haydi hükümet konağına gidelim. Onu bize karşı koruyacak kimse yok." dedi. Gidip ağırlıklarını oraya bıraktılar. Yaşlı ve zayıf adamlarını oraya oturttular. Orada bulunanların başına da Ebu Osman en-Nehdî'yi bıraktılar. Muhtar, İbn Eşter'i önden gönderdi, askerlerini olduğu gibi tabiye etti. Hükümet konağına doğru harekete geçti. İbn Muti de Amr b. el-Haccac'ı 2000 kişi ile düşmana karşı gönderdi.

Muhtar da ona karşı Yezid b. Enes'i gönderdi. Kendisi ve İbn Ester de önceden yola çıkıp gittiler. Nihayet Künase kapısından Kûfe'ye girdiler. İbn Muti, Hz. Hüseyin'i öldüren Şimr b. Zilcevşen komutasında 2000 asker daha gönderdi. Muhtar, buna karşı da Sa'd b. Munkiz el-Hemedanî'yi gönderdi. Muhtar'm kendisi yoluna devam etti. Nihayet Şebes'in yoluna vardı, orada 5000 kişilik bir askeri birliğin başında Nevfel b. Müsahik b. Abdillah b. Mahreme ile karşılaştı.

Ibn Muti, hükümet konağından inip halkın arasına girdi. Yerine Şebes b. Ribi'yi vekil bıraktı. îbn Ester de İbn Müsahik komutasındaki askeri birliğin yanma vardı. Aralarında şiddetli bir çarpışma cereyan etti. Bu çarpışmada Tevvabin ordusunun komutanlarından Rüfaa b. Şed-dad ile Abdullah b. Sa'd ve birkaç kişi daha öldürüldü. Sonra İbn Ester, düşmanlarını mağlub edip hezimete uğrattı. îbn Müsahik'in bineğinin yularını tuttu. îbn Müsahik ise, akrabalık bağlarını hatırlattı. Bunun Üzerine İbn Ester onu serbest bıraktı, ama İbn Müsahik, İbn Eşter'in bu iyiliğini asla unutmadı.

Sonra Muhtar, askerleri ile birlikte Künase'ye doğru ilerledi ve îbn Muti'yi sarayında üç gün arayla kuşatma altında tuttu. O esnada sarayda İbn Muti'nin yanında insanların önde gelenleri ve eşrafı da bulunuyordu. Sadece Amr b. Hirris bulunmuyordu. O, kendi evine kapanmıştı, îbn Muti'nin başı dara düşünce arkadaşlarına danıştı. Şebes b. Ribi, kendisi ve arkadaşları için Muhtar'dan eman dilemesini tavsiye etti, ancak îbn Muti: "Hicaz ve Basra'da emrine itaat edilen mü'mmlerin emiri varken ben bu işi yapamam." dedi. îbn Muti'nin bu tavsiyeyi reddetmesi üzerine Şebes ona şöyle dedi: "İstersen gizlice buradan çıkıp git ve arkadaşının yanma var. Durumu ona anlat. Bize nasıl yardım edeceğini, devletini nasıl ayakta tutacağımızı düşünsün"

Gece olunca İbn Muti, gizlice saraydan çıkıp gitti. Ebu Musa el-Eşarfnin evine vardı. Sabah olunca da emirler, İbn Eşter'den kendilerine eman vermesini talep ettiler. O da onlara eman verince saraydan çıkıp Muhtar'm yanma gittiler ve ona be/at ettiler. Sonra Muhtar saraya girdi, geceyi orada geçirdi. İnsanların eşrafı, mescitte ve sarayın kapısında sabahladı. Muhtar, mescide gidip minbere çıktı ve insanlara tesirli bir nutuk irad etti. Sonra insanları bey'ata davet ederek şöyle dedi:

"Gökleri kurulmuş bir tavan, yeryüzünü de gidilecek yollar halinde döşeyen Allah'a yemin ederim ki siz, Ebu Talib oğlu Ali'ye ve onun ailesine yapmış olduğunuz bey'attan daha ileri bir hidayete götürecek bir bey*atta bulunmuş değilsiniz."

Nutkunu tamamladıktan sonra minberden indi. İnsanlar gelip Allah'ın kitabı ve Rasûlünün sünneti çerçevesinde hareket edileceği şartıyla ona bey*at ettiler. Ayrıca ehl-i beytin intikamının alınmasını talep ettiler. Adamın birisi Muhtar'a gelerek İbn Muti'nin Ebu Musa'nın evinde gizlendiği haberini verdi. Ancak Muhtar, onu dinlemiyormuş gibi davrandı. Adam bu haberini üç kez tekrarladıktan sonra sustu. Gece olunca Muhtar, İbn Muti'ye 100.000 dirhem gönderdi ve ona şu mesajı da iletti: "Buradan git, ben senin yerini aldım."

Muhtar, daha önce İbn Muti'nin samimi dostu ve arkadaşı idi. Bunun üzerine îbn Muti, Basra'ya yanına

dönmek

istemedi. gitti.

Mağlub

düşmüş

bir

kimse

olarak

îbn

Zübeyr'in

_

Muhtar da güzel bir yönetim tarzı sergileyerek insanların takdirini toplamaya, onların sevgisini kazanmaya başladı. Beytü'l-malda 9.000.000 dirhem para buldu. Kendisi ile birlikte savaşa katılmış askerlere bol miktarda harçlık ve nafaka verdi. Güvenlik kuvvetlerinin başına Abdullah b. Kamil elîşkerfyi komutan yaptı Halkın eşraiım meclisine yakın kıldı. Onlarla meclisinde oturup sohbet etti Ancak bu davranışı, mücadelesinde kendisine destek veren Arap asıllı olmayan kimselerin ağrına gitti. Bunlar, muhafız kuvvetleri komutanı Gazine'nin azatlısı Ebu Amre Keysan'a: "Vallahi Muhtar, Arapları bize tercih etti ve bizi terketti." dediler. Ebu Amre de onların bu sözlerini Muhtar'a iletti. Muhtar ise: "Aksine onlar bendendir, ben de onlardanım." dedi ve sonra da şu ayet-i kerimeyi okudu: "Şüphesiz suçlulardan intikam alacağız," (es-Secde, 22.)

Muhtar'm bu cevabı üzerine Ebu Amre de gidip Muhtar'ın Arap asıllı olmayan destekçilerine: "Size müjdeler olsun. Muhtar, sizi meclisine yaklaştıracak ve sizinle sıkı ilişki kuracak." dedi. Onlar da bu cevap karşısında sevinip sustular ve hallerinden memnun oldular.

Sonra Muhtar, emirlerini ve komutanlarını Irak ve Horasan'a bağlı şehirlere, kasaba ve mıntıkalara gönderdi. Sancak ve bayraklar hazırlayıp ilgili birliklere teslim etti. Emirlikler ve vilayetler kurdu. Sabah akşam meclis kurup halk arasındaki anlaşmazlıkları çözümlüyor, hüküm veriyordu. Fakat bu işlerin arttığım görünce Şüreyh'i kadı olarak tayin etti. Şiilerden bir grup, Şüreyh hakkında ileri geri konuşarak şöyle dediler: "O, Hicr b. Adiy aleyhine şahitlik etmiştir. Hani b. Urve'ye, gönderildiği maksada uygun olarak gerekli bildiriyi, gerekli tebliği, yapmamıştır. Ali, onu hakimlikten azletmiştir."

Şüreyh, bu dedikoduları duyunca hastalık numarası yaparak evine kapandı. Muhtar da onun yerine Abdullah b. Utbe b. Mesud'u kadı olarak tayin etti. Sonra onu da azlederek yerine Abdullah b. Malik et-Tafyi kadı olarak tayin etti.