El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altmışdokuzuncu Senesi

Bu senede Amr b. Said el-Eşdak el-Ümevî öldürüldü. Onu Abdülme-lik b. Mervan öldürdü. Öldürmesinin sebebi de şuydu: Bu senenin başında Abdülmelik, ordulanyla birlikte Züfer b. Haris el-Kilabî'yi kuşatma altına almak …

Bu senede Amr b. Said el-Eşdak el-Ümevî öldürüldü. Onu Abdülme-lik b. Mervan öldürdü. Öldürmesinin sebebi de şuydu: Bu senenin başında Abdülmelik, ordulanyla birlikte Züfer b. Haris el-Kilabî'yi kuşatma altına almak üzere Karkisya'ya doğru yola çıktı. Züfer b. Haris, Mer-vani ordusuna karşı Süleyman b. Süred'e yardım etmiş ve Aynü'1-verde'de onlarla savaşmıştı. Abdülmelik, bu işi bitirdikten sonra Mus'ab b. Zübeyr'in üzerine yürümeye karar vermişti. Yola çıkınca yerine Şam'da Amr b. Said el-Eşdak'ı vekil bıraktı. Amr da orada kaleye çekildi. Kendini koruma altına aldı. Beytü'l-maldaki paraları aldı.

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Amr b. Said el-Eşdak, Abdülmelik b. Mervanla birlikte yola çıkmıştı. Ancak yoldayken bir kısım askerlerle birlikte geceleyin Şam'a geri dönmüştü. Yanında Humeyd b. Hirris b. Bahdel el-Kelbî ve Züheyr b. Ebred el-Kelbî vardı. Bunlar Şam'a vardılar. Şam'da Abdülmelik'in vekili olarak Abdurrahman b. Ünamü'l-Hakem vardı. Abdurrahman, bunların gelişini duyunca şehiri bırakıp kaçtı. Amr b. Said el-Eşdak ta şehire girerek bütün hazinelere el koydu. Halka nutuk irad ederek onlara adaletle muamele edeceğini, onlara bol bağışta bulunacağını vaadetti ve onları güzelce Övdü. Abdülmelik, Amr b. Said'in bu yaptıklarını duyunca .hemen Şam'a döndü. Amr b. Said'in kaleye çekildiğini, kale üzerine perdeler ve örtüler astığını gördü. Amr b. Said, müstahkem bir kale olan Şam'daki Rumi kalesine yerleşmişti. Abdülmelik, onu kuşatma altına aldı. Aralarında onaltı gün süreyle çarpışma oldu. Sonra ateşkes üzerine antlaştılar. Yalnız ateşkesin ve barışın şartlarından biri, Abdülmelik'ten sonra Amr b. Said'in veliaht olmasıydı. Abdülmelik tarafından atanan valiler aynı zamanda Amr b. Said'in valileri olacaktı. İkisi aralarında bir eman yazısı yazdılar. Ateşkes ve barış perşembe günü akşamı olmuştu.

Bundan sonra Abdülmelik Şam'a giderek normal şekilde hükümet konağına girdi. Amr b. Said elEşdak'a da şu mesajı gönderdi: "Beytü'l-maldan aldığın paraları halka geri ver." Amr b. Said ise: "Bu paralar senin değildir, bu şehir de senin değildir. Buradan çek git." diye haber gönderdi. Pazartesi olunca Abdülmelik, Amr b. Said'e haber göndererek hükümet konağına gelmesini emretti. Abdülmelik'in elçisi geldiğinde Amr'ın yanında Abdullah b. Yezid b. Muaviye de vardı. Abdullah, Amr'ın kızı Ümmü Musa binti Eşdak'm kocasıydı. Amr, Abdülmelik'in yanına gidip gitmeme hususunda Abdullah b. Yezid'e danıştı. O da fikrini şöyle açıkladı: "Ey Ebu Said, Allah'a yemin ederim ki, seni gözümden ve kulağımdan daha çok seviyorum. Bence Abdülmelik'in yanına gitmelisin. Zira Kabu'l-Ahbar'ın karısının oğlu Tebi el-Himyerî şöyle demişti: "İsrailoğullarımn büyüklerinden biri Şam'ın kapılarını kilitleyecek ve çok geçmeden öldürülecektir."

Amr da şu cevabı verdi: "Vallahi ben uykuda olsam bile Zerka'nın oğlunun beni uyandırmasından korkmam. O bana karşı gelecek cürete sahip değildir. Kaldı ki, dün rüyamda Osman b. Affan'm, bana kendi gömleğini giydirdiğini gördüm."

Bu konuşmadan sonra Anırb. Said, Abdülmelik'in elçisine şöyle dedi: «Abdülmelike selam söyle ve ona de ki, akşamleyin mşaallah yanına geleceğim."

Akşam olunca Amr b. Said, zırhını giydi, kılıcını kuşandı, ayağa kalktı. Ancak ayağı yerdeki sergiye takıldı. Karısı ve yanında bulunan yakınları kendisine: "Abdülmelik'in yanına gitmemen gerekir." dedilerse de o, onların uyarılarına iltifat etmedi ve yüz kadar kölesi ile yoluna devam etti. Abdülmelik te Mervanlı (kendi soyundan)lara emir vermiş, hepsini yanında toplantıya çağırmıştı. Gelip yanında toplanmışlardı. Amr b. Said kapıya vardığında Abdülmelik, içeri girmesini ve yanındaki adamların kapı girişinde bir kısmının hapsedilmesi için adamlarına emir verdi. Amr b. Said, konaktan içeri girdi. Nihayet Abdülmelik'in bulunduğu köşke vardı. Oraya vardığında yanında sadece bir kölesi kalmıştı. Etrafa göz attı, irili ufaklı bütün Mervanilerin, Abdülmelik'in yanında toplanmış olduklarını gördü. İşin kötü olduğunu farketti. Yanındaki köleye dönüp gizlice: "Haydi ne duruyorsun kardeşim, Yahya'ya git ve yanıma gelmesini söyle." diye fısıldadı. Ancak köle onun bu sözlerini anlamadı, fakat "başüstüne" dedi. Amr b. Said onun anlamadığını görünce sözlerini tekrarladı. Köle yine anlamadı ve "Başüstüne" deyince Amr, ona şöyle dedi: "Vay sana! Haydi yanımdan defol git. Allah'ın ateşinde yan."

Abdülmelik'in yanında Hassan b. Malik b. Bahdel ve Kabise b. Zü-eyb de vardı. Abdülmelik, yanından ayrılmaları için onlara izin verdi. Bunlar dışarı çıkınca köşkün kapıları kilitlendi. Amr b. Said de, Abdül-melik'e yaklaştı. Abdülmelik, onu tahtına oturttu. Sonra onunla uzun uzadıya konuşmaya başladı. Bir süre sonra Abdülmelik, hizmetçisine: "Ey çocuk! Kılıcı şundan al." diye emir verdi. Amr da: "İnnâ lillah ey mü'minlerin emiri!" diye itiraz etti. Abdülmelik, ona şöyle dedi: "Kılıcını kuşanmış olarak mı benimle konuşmak istiyorsun?" Köle, kılıcı Amr'dan aldı. Sonra ikisi bir süre daha konuştular. Abdülmelik, ona şöyle dedi:

- Ey Ebu Ümeyye!

- Buyur ey mü'minlerin emiri.

- Sen bana itaatsizlik etmeye başladığında kendi kendime şöyle yemin ettim: "Şayet gözüm sana doya doya bakacak olursa ve seni elime geçirirsem prangaya vurduracağım."

Bunun üzerine orada bulunan Mervan oğulları şöyle sordular:

- Sonra onu serbest mi bırakacaksın ey mü'minlerin emiri?

- Tabii, ben bununla Ebu Ümeyye'ye ne yaparım ki?

Bu defa Mervan oğulları, Amr'a şöyle dediler: "Mü'minlerin emiri-nin yeminini yerine getir." Amr da şöyle karşılık verdi: "Allah, senin yeminini yerine getirmiş olsun, ey mü'minlerin emiri."

Bunun üzerine Abdülmelik, döşeğinin altında bulunan prangaları çıkardı ve: "Hey köle, kalk ona bu prangayı vur!" dedi. Köle kalkıp Amr'ı prangaya vurduktan sonra Amr şunları söyledi: "Ey mü'minlerin emiri! Sana Allah'ı hatırlatıyorum ve beni bu şekilde herkesin önüne çıkartmanı istiyorum." Abdülmelik, ona şöyle cevap verdi: "Ey Ebu Ümeyye, Ölüme yaklaşmışkende mi bana tuzak kurmayı düşünüyorsun? Allah'a yemin ederim ki, seni bu şekilde prangaya vurulmuş olarak herkesin önüne çıkartacak değiliz."

Daha sonra Abdülmelik, onu öyle bir itti ki, Amr'ın*ağzı tahta çarptı ve ön dişleri kırıldı. Bunun üzerine Amr şöyle dedi: "Ey mü'minlerin ecıiri, Allah'ı hatırlamam istiyorum. Bir kemiğim kırılmış bulunuyor, bundan daha kötü birşey yapmaya kalkma."

Abdülmelik, ona şu karşılığı verdi: "Allah'a yemin ederimki, sana bundan daha fazla birşey yapmadığım takdirde bunu yanıma bırakacağına ve Kureyş'in durumunu düzelteceğine inansaydım seni serbest bırakırdım. Fakat herhangi bir beldede ikimizin durumunda iki kişi bir araya gelmişse kesinlikle biri diğerini çıkarmıştır."

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Abdülmelik, ona şöyle demiştir: "Ey Amr, bilmezmisin ki iki damızlık hayvan aynı tuzakta bir araya gelmez."

Amr, Öldürüleceğini kesin olarak anlayınca ona: "Şimdi de sözünde durmamak mı ey İbn Zerka?" dedi. Ona çok ağır ve çirkin sözler sarfetti. Bu arada müezzin, ikindi ezanını okumaya başladı. Abdülmelik, namaz kılmak üzere yerinden kalktı. Kardeşi Abdülaziz b. Mervan'a da Amr'ı öldürmesini emretti. Abdülmelik namaz kılmak üzere dışarı çıktı. Abdülaziz kalkıp kılıcı eline aldı. Amr, ona şöyle dedi: "Sana Allah'ı hatırlatıyorum ve aramızdaki akrabalık dolayısıyla beni öldürme işini üzerine almamanı istiyorum. Beni akrabalık itibarıyla senden uzak biri Öldürsün." Bunun üzerine Abdülaziz kılıcını bıraktı ve yerine oturdu. Abdülmelik alelacele bir namaz kıldırdı. Herkes içeri girdi ve kapılar kapatıldı. Abdülmelik çıkarken halk, beraberinde Amr'm olmadığını görmüştü. Bu, Yahya b. Said'e bildirilince Yahya Amr'a ait bir azatlı köle ve pek çok arkadaşı ile birlikte geldi.

Bunlar Abdülmelik'in kapısında: "Ey Ebu Ümeyye! Bize sesini duyur!" diye bağırmaya başladılar. Yahya'nın adamlarından biri Abdülmelik'in oğlu Velid'in başına kılıçla vurdu ve başım yaraladı. Divan sahibi İbrahim b. Adiy, Velid'i bir odaya koyup sakladı. Mescitte büyük bir karışıklık meydana geldi, gürültü patırtı çıktı. Abdülmelik döndüğünde kardeşinin Amr'ı öldürmediğini gördü. Onu kınadı, ona ve annesine sövdü, çünkü Abdülazız'le Abdülmelik'in anneleri aynı değildi. Abdülaziz, Abdülmelik'e: "Amr, bana Allah'ı hatırlattı, akrabalık bağından bahsetti. Beni öldürmemesini diledi." dedi. Abdülmelik b. Mervan, onun amcasının oğluydu, bon-ra Abdülmelik, kölesine: "Ey çocuk bana mızrağımı getir, diye emir verdi. Getirilen mızrağı eline alıp salladı. Amr'a vurdu ama tesir etmedi, tekrar vurdu yine tesir etmedi.

Eliyle Amr'm pazusuna vurdu, zırh giyinmiş olduğunu gördü ve gülüp şöyle sordu:

- Zırh mı giymişsin? Hazırlıklı gelmişsin.

Daha sonra Abdülmelik, eline bu işler için hazırlanmış özel kılıcı aldı ve Amr'm yere yatırılmasını emretti. Abdülmelik, onun göğsü üzerine oturup şu beyti okuyarak kafasını kesti:

"Ey Amr! Vazgeçmezsen eğer bana hakaretten ve beni küçük düşürmekten,

Cesedinin: "Bana su verin" diyeceği yerde seni öldürürüm."

Anlatıldığına göre Abdülmelik, Amr'ı boğazladıktan sonra saç örgüsü gibi şiddetli bir şekilde titremeye ve sarsılmaya başladı. Öyle ki, yerinden kalkamaz oldu. Onu, Amr'm göğsünden kaldırıp tahtına götürdüler, tahtına oturduğu esnada o şöyle diyordu: "Daha önce Amr gibi dünya ve ahiret sahibi bir kimseyi görmedim."

Amr'm kesik başını Abdurrahman b. Ümmü'l-Hakem'e verdiler. O da başı alıp halkın arasına fırlattı. Abdülaziz b. Mervan da elinde para dolu bir tabakla dışarı çıktı ve bu tabaktaki paraları halkın üzerine savurdu. İnsanlar parayı kapmaya başladılar. Anlatıldığına göre bundan sonra kendisi de halkın arasından sıyrılıp beytü'1-mala gitmiştir.

Denildiğine göre Amr b. Said'i, Abdülmelik'in kölelerinden Ebu Zu-ayzia, Abdülmelik'in namaza gitmesinden sonra Öldürmüştür, doğrusunu Allah bilir.

Amr b. Said'in kardeşi Yahya b. Said, kardeşinin ve beraberindeki adamların öldürülmelerinden sonra hükümet konağına kendi adamlarıyla birlikte girdi. Mervaniler onlara karşı koydular ve savaşmaya başladılar, îki taraftan da çok sayıda adam yaralandı. Yahya b. Said de başına bir taş isabet ettiği için kendi canının derdine düşmüş, savaşama-mıştı. Sonra Abdülmelik b. Mervan, büyük camiye gidip minbere çıkmış ve cemaata şöyle hitab etmişti: "Yazıklar olsun size, Velid nerede? Allah'a yemin ederim ki, onu öldürmüşlerse mutlaka onun Öcünü alırım."

İbrahim b. Adiy el-Kinani gelip: "İşte Velid yanımda, yaralı, ama yarası ağır değildir." dedi. Sonra Abdülmelik, Yahya b. Said'in öldürülmesini emretti, ancak kardeşi Abdülaziz b. Mervan araya girip onun için şefaatta bulundu. Abdülmelik'in, öldürülmelerini emrettiği başka birçok kimsenin de affedilmesini rica etti. Abdülmelik, kardeşi Abdüla-ziz'in ricasını kabul etti. Yahya'nın bir ay süreyle hapsedilmesini emretti. Bir ay süreyle hapiste tutuldu. Sonra Abdülmelik, onu ve Amr b. Said'in oğullarıyla ailelerim Irak'a sürgün etti. Bunlar gidip Mus'ab b. Zü-beyr'in yanma vardılar. Mus'ab ta bunlara çeşitli ihsan ve ikramlarda bulundu.

îbn Zübeyr'in öldürülmesinden sonra bütün cemaat, Abdülmelik'in etrafında toplanınca Amr b. Said'in çocukları, Abdülmelik'in yanma geldiler. Abdülmelik neredeyse onları öldürecekti, ama onlardan bazıları güzel ve yumuşak ifadeler kullanınca Abdülmelik onlara acımaya ve onlara karşı şiddetli bir merhamet duygusu hissetmeye başladı ve şöyle dedi: "Babanız beni, birbirimizi öldürmemiz gibi bir durumla karşı karşıya bıraktı. Ben de kendim ölmektense onu öldürmeyi tercih ettim. Size gelince, ben size ne diye yakınlık duymayayım ve ne diye akrabalı-ğnaızm hakkını vermeyeyim?" Böyle dedikten sonra onlara güzel armağanlar verdi ve onları kendine yakın kıldı.

Ayrıca Amr b. Said'in karısına da haber göndererek: "Amr'a yazmış olduğum eman mektubunu bana gönder" dedi. Amr'm karısı da şu cevabı verdi: "Ben onu Anır'la beraber mezara gömdüm ki, Amr o mektubu kıyamet gününde Allah'a arzederek seninle muhakeme olsun."

Mervan b. Hakem, oğlu Abdülmelik'ten sonra Amr b. Said'e veliaht olacağım vadetmişti. Amr da bu söze güvenerek veliahtlığa ümitlenmiş ve bu sebeple kendini güçlü sanmıştı. Abdülmelik ise, küçük yaşlardan beri ona şiddetle öfke duyuyordu ve büyüyünce de ona bu hainliği yaptı.

îbn Cerir dedi ki: Halid b. Yezid b. Muaviye, günün birinde Abdül-melik'e şöyle demişti: Ben Amr'ı nasıl tuzağa düşürüp öldürdüğüne hala şaşıyorum." Abdülmelik te ona şu cümlelerle cevap vermişti: "Korkusu gitsin diye yakınlaştırdım onu kendime, Sonra da üzerine kararlı ve sağlam atılayım diye, Dinim için gazaba gelerek ve dinimi korumak için yaptım. Hiç kötülük işleyenle iyinin yolunu tutan bir olur mu?"

Halife b. Hayyat dedi ki: Bu şiir, Dabbi b. Ebi Rafi'ye aittir. Ancak Abdülmelik bunu okumuştur.

İbn Düreyd, Şabi'den rivayet etti ki, Abdülmelik şöyle demiştir: "Amr b. Said'i gözlerden akan kandan daha çok seviyordum. Ama Allah'a yemin ederim ki iki erkek deve, dişi develer arasında birlikte bulunamaz. Mutlaka bunlardan biri, diğerini ağıldan dışarı çıkarır. Ben size ancak Beni Yerbu'nun kardeşinin şu şiirini okuyabilirim:

"Bana iyilik yapana iyilikle mukabelede bulunurum, İyilikle mukabelede bulunana bağışta bulunurum, Bana kötülük yapana kötülükle mukabelede bulunurum, ^ Tıpkı ayakkabının ayakkabıya karşı aynı hizada oluşu gibi.

Halife b. Hayyat dedi ki: Ebu'l-Yakzan, Amr b- Said'i öldürmesi yüzünden Abdülmelik'e şu şiiri okudu:

"Sen sağol, felç olma, düşmanına zarar verdin. Öyle bir yemin ettin ki, Amr b. Said'in beynini akıttı. Mervan oğullarını asaletsiz gördün,

Katıdırlar, insanlara zarar verirler, hücum edici ve ağır hareketlidirler.

O Mervan'a isyan edenin oğludur.

Öyle bir aileye dayanır kî, hoştur ve ataları vardır."

Vakidî dedi ki: Abdülmelik, Amr b. Said el-Eşdak'ı Hicretin altmış-dokuzuncu senesinde Batnan dönüşünde Şam'da kuşatma altına aldı. Sonra onu hicretin yetmişinci senesinde öldürdü, doğrusunu Allah bilir."