El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altmışdördüncü Senesi

Bu senenin muharrem ayı başında Müslim b. Ukbe, îbn Zübeyr ve etrafında toplanan bedevilerle savaşmak üzere Mekke'ye doğru yola çıktı. İbn Zübeyr ile etrafında ki bedeviler, Yezid'e muhalefet etmekteydiler. Harekete …

Bu senenin muharrem ayı başında Müslim b. Ukbe, îbn Zübeyr ve etrafında toplanan bedevilerle savaşmak üzere Mekke'ye doğru yola çıktı. İbn Zübeyr ile etrafında ki bedeviler, Yezid'e muhalefet etmekteydiler. Harekete geçen Müslim b. Ukbe, Medine'de yerine Ravh b. Zen-ba'l, vekil bıraktı. Herşa tepesine vardığında askerlerin reislerine haber salıp yanma çağırttı. Onlarla toplantı yaptı ve şöyle dedi:

"Mü'minlerin emiri Yezid, eğer ölürsem yerime başınıza komutan olarak Husayn b. Nümeyr esSekunfyi atamamı bana emretti. Allah'a yemin ederim ki, eğer yetkim olsaydı bunu başımza komutan yapmazdım." Böyle dedikten sonra Husayn'ı çağırtıp ona şöyle dedi: "Ey eşek semerinin oğlu! Sana yapacağım tavsiyeleri aklında tut. Mekke'ye varır varmaz üç güne kalmadan İbn Zübeyr'le hemen savaşa başla." Hu-sayn'a bu tavsiyede bulunduktan sonra şöyle dedi: "Allah'ım, ben, Allah'tan başka ilah bulunmadığına ve Muhanımed'in de Allah elçisi olduğuna yaptığım şahadetten ayrı olarak Medine halkını öldürmekten çok ahirette sevabını umduğum hiçbir amel işlemiş değilim. Eğer buna rağmen Cehennem'e girersem demek ki ben bedbahtım." Bundan sonra Müslim öldü. Allah ona lanet etsin. Vakidî'nin ifadesine göre Meslek'e defnedildi. Ondan sonra Muaviye oğlu Yezid, rebiyülevvel ayının ondör-düncü gecesinde Öldü. Allah onları umduklarına kavuşturmadı, aksine kulları üzerine kahredici güce sahip olan yüce Rab onları kahretti. Hakimiyeti ellerinden aldı. Hakimiyeti dilediği kulun elinden çekip alan zat, sahip oldukları hakimiyeti onların elinden çekip aldı.

Husayn b. Nümeyr de ordusuyla Mekke'ye doğru gitti. Vakidî'nin ifadesine göre muharrem ayının bitimine dört gün kala oraya vardı. Muharrem ayının yedinci gününde oraya vardığı da söylenir. Medine halkının sağ kalan eşrafı, İbn Zübeyr'in etrafında toplandı. Yemameli Necde b. Amir elHanefi de beraberindeki grupla ona katıldı ki, ka'be'yi Şamlılara karşı korusunlar. Husayn b. Nümeyr, Mekke dışına konakladı, oraya ordugah kurdu. İbn Zübeyr, Mekkeliler ve kendisine katılan diğer adamlarla birlikte ona karşı çıktı. İki taraf şiddetlice savaştılar, Münzir b. Zübeyr ve Şamlılardan bir adam mübareze yaptılar. Göğüs göğüse vuruştular. İkisi de birbirlerini öldürdüler, Şamlılar, Mekkelile-re şiddetle saldırdılar. Mekkeliler geri çekildiler. Abdullah b. Zübeyr'in katırının ayağı sürçtü, yere düştü. Misver b. Mahreme ile Mus'ab b. Ab-durrahman b. Avf ve bir grup Mekkeli, onu koruma altına aldılar. Hepsi öldürüldüler. îbn Zübeyr, Şamlılara karşı geceye kadar direndi. Etrafındaki adamlar, ondan uzaklaştılar. Sonra muharrem ayının kalan son kısmında ve sefer ayının baştan sona bütün günlerinde savaştılar. Hicri altmış dördüncü senenin rebiyülevvel ayının üçüncü günü olan cumartesi gününe girdiklerinde Şamlılar, Ka'be'yi yıkmak için mancınık diktiler, hatta ateşe verdiler. Cumartesi günü Ka'be'nin duvarları yandı. Vakidî böyle demiştir. Şamlılar, Ka'be'ye mancınıkla taş atarken şöyle diyorlardı:

"Ağzı köpük saçan deve gibi atıyor, Onunla mescidin direklerini vuruyoruz"

Ömer b. Havte es-Sedusî de şöyle diyordu:

"Mancınığın neler yaptıklarını görüyor musun? Onları Safa ile Mer-ve arasında yakalıyor." Başka bir rivayette anlatıldığına göre Ka'be'nin yanmasının sebebi şuydu: Mekkeliler, Ka'be'nin etrafında otururken ateş yaktılar. Bu ateşten bazı kıvılcımlar Ka'be'nin örtüsüne sıçradı. Örtü yarımca ateş, Ka'be'nin tahtalarına ve tavanına sirayet etti. Böylece Ka'be yanmaya başladı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre ise Ka'be'nin yanmasının sebebi şudur: İbn Zübeyr, karanlık bir gecede Mekke dağlarından birinden tekbir sesi işitti. Tekbir alanların Şamlılar olduğunu sandı. Mızrak ucunda bir ateşi yakıp yükseltti ve etrafi aydınlatarak dağın tepesindekilerin kimler olduğunu anlamak istedi. Mızrağın ucundaki ateşten bazı kıvılcımları rüzgar, Rükn-ü Yemani ile hacer-i esved arasındaki Ka'be örtüsüne sıçrattı. Ateş alan örtü, Ka'be'nin tahtalarını da tutuşturdu, böylece ka'be yandı. Hacer-i esved karardı ve üç yerden çatladı.

Kuşatma, rebiyülahır ayının başına kadar sürdü. O esnada Muaviye oğlu Yezid'in ölüm haberi geldi. Rebiyülevvel ayının yirmidördüncü gecesinde öldüğü bildirildi. Ölürken otuzbeş, otuzsekiz veya otuzdokuz yaşındaydı. Halifeliği üç sene altı veya sekiz ay sürmüştü. İşte o esnada Şamlılar mağlup oldular. Küçülmüş ve zelil olarak geri döndüler, o sırada savaş ateşi söndü, fitne alevleri dindi.

Anlatıldığına göre Şamlılar, Yezid'in ölümünden kırk gece sonrasına kadar İbn Zübeyr'i kuşatma altında tutup beklemişlerdi. Denilir ki, İbn Zübeyr, Yezid'in ölüm haberini Şamlılardan önce duydu ve onlara Şöyle seslendi:

- Ey Şamlılar! Allah sizin azgınınızı ve taşkınlık yapanınızı helak etti. Sizden her kim diğer insanların girdiği kapıdan girmek istiyor ve onlarla bebarber olmak istiyorsa bunu yapsın. Her kim de Şam'ına gen dönmek istiyorsa dönsün! Ancak Şamlılar, Mekkelilerin kendilerine

verdikleri bu habere inanmadılar. Nihayet Sabit b. Kays b. Kayka gerçek haberi onlara getirdi.

Anlatıldığına göre İbn Zübeyr, iki ordunun safları arasında kendisiyle görüşüp konuşmak için Husayn b. Numeyr'i çağırdı. İkisi bir araya geldiler. Öyleki atlarının başları bile birbirlerine değdi. Husayn'm atı kaçmak istiyordu, tepmiyordu, ama Husayn onun dizginini çekiyordu îbn Zübeyr ona sordu:

- Neyin var senin?

- Güvercin, atımın ayağı altındaki pislikleri yiyor, ben de atımın Harem güvercinlerini ezmesini istemiyorum, onun için dizginini çekiyorum.

- Müslümanları öldürüyorsun, ama güvercini ezmek istemiyor-:' sun?

- Bize izin ver, Kabe'yi tavaf edelim. Sonra da memleketimize dönelim.

İbn Zübeyr, onlara izin verdi. Ka'be'yi tavaf ettiler.

îbn Cerir'in anlatımına göre Husayn ile îbn Zübeyr, bir gece toplanmak üzere sözleştiler ve nihayet Mekke dışında bir araya geldiler. Husayn ona dedi ki:

- Yezid öldüğüne göre artık ondan sonra halifeliğe insanlar arasında en layık olan kişi sensin. Benimle beraber Şam'a gel. Allah'a yemin ederim ki, senin halifeliğin konusunda iki kişi dahi anlaşmazlığa düşmeyecektir.

İbn Zübeyr, ona güvenmedi ve ağır sözler söyledi. Husayn da ondan nefret edip uzaklaştı. Giderken: "Ben onu halifeliğe davet ediyorum ama o bana kötü sözler sarfediyor." dedi. Sonra da Şam'a gitmek üzere askerlerim harekete geçirdi ve: "Ben ona hükümdarlığı vaad ediyorum, ama o beni ölümle tehdit ediyor." dedi. Sonra îbn Zübeyr, oha kötü sözler sarfettiğinden dolayı pişman oldu ve ona haber göndererek şöyle dedi: "Ben Şam'a gelemem, sen benim adıma orada bey'at al, size teminat veriyorum, sizi güven altında tutacağım ve size adaletle hükmedeceğim."

Husayn da ona haber göndererek şöyle cevap verdi: "Şam'da halifeliği bu aile arasında isteyen çok kimseler var." Dönüp Medine'ye geçti. Medineliler ona saldırdılar, ona çok hakaretlerde bulundular, ancak Hz. Hüseyin'in oğlu Ali Zeynel Abidin ona ikramda bulundu ve kendisine azık, bineğine de yem verdi. Ümeyye oğulları ,orduyla birlikte Şam'a göçtüler. Yezid'in oğlu Muaviye'nin, babasının vasiyeti üzerine babasının yerine halifeliğe geçmiş olduğunu gördüler. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.