Medine heyeti, bu sene Muaviye oğlu Yezid'in yanma gitti. Yezid, onlara ikramda bulundu ve kıymetli armağanlar verdi. Bu armağanlarla Yezid'in yanından döndüklerinde onu hallettiler. Başlarına da Abdullah b. Hanzale el-Gasilî vali olarak geçirdiler. Yezid de ertesi sene onların üzerine Medine'ye bir ordu gönderdi ve ilerde de inşallah açıklayacağımız gibi Harre vak'ası meydana geldi. Yezid, Amr b. Said b. As'ı Hicazdan azletti, onun yerine Velid b. Utbe b. Ebi Süfyan'ı vali olarak tayin etti. Velid de Medine'ye gider gitmez mallara, ürünlere ve mülklere el koydu. Amr b. Said'in kölelerini yakalayıp hapsetti. Bunlar 300 kişi kadardılar. Amr b. Said de kalkıp Yezid'in yanma gitti. Kölelerine de zindandan çıkıp kendisiyle birlikte gelmeleri için haber gönderdi. Binmeleri için develer hazırladı, onlar da bu emri yerine getirdiler. O, Yezid'in yanına vardığında köleler de ona yetiştiler. Yezid, Amr b. Said'e ikramda bulundu- Saygı gösterdi, meclisinde yer verdi, yanına yakın oturttu. Sonra da Ibn Zübeyr'e karşı gerekeni yapmadığından dolayı onu kınadı. Amr da şöyle cevap verdi:
- Ey müzminlerin emiri! Hazırda bulunan, hazırda bulunmayanın görmediğini görür. Mekke ve Hicaz halkı, onu bize karşı kışkırttılar, ondan taraf oldular, onu sevdiler. Benim de -üzerine gittiğim takdirde-ona karşı koyabilecek kadar ordum yoktu. Kaldı ki, o bana karşı tedbirli davranıyor ve benden çekiniyordu. Ben de ona çok yumuşak davranıyor, işi idare ederek geçiştiriyordum ki, fırsatını bulup da üzerlerine atılayım. Mamafih onu sıkıştırdım. Birçok şeyler yapmalarına engel oldum. Mekke'de, Mekke'nin yollarında ve caddelerinde bekçiler diktim. Gelenlerin adım, babasının adını, nereden geldiğini, niçin geldiğini, nereye gideceğini kaydetmeden hiç kimseyi şehre sokmuyordum. Gelen kişi, eğer onun adamların dans a veya onun yanma gitmek istediği tahmin ediliyorsa, onu tahkir ederek geri çeviriyordum. Eğer böyle bir amacı yok ise şehre bırakıyordum. Şimdi Velid başa geçti, onun ne yaptığı, hangi durumda olduğu hakkında sana bilgiler ulaşacaktır. Böylece sen benim, vermiş olduğun emri süratle yerine getirmek uğruna göstermiş olduğum çabanın kıymetini anlayacaksın. Sana karşı dürüst olan ve öğüt veren bir kimse olduğumu da inşaallah farkedeceksin. Allah, senin lehine hüküm verecek ve düşmanını kahredecektir.
Yezid, ona şu cevabı verdi:
- Sen, sana iftira edenden daha doğru sözlüsün. Beni sana karşı kışkırtandan daha sadıksın. Sen güvendiğim adamlardansın. Yardımını umduğum kimselerdensin. Sıkıntı, gaile ve büyük musibetler zamanında kendisinden istifade etmek için bir tarafta beklettiğim kimselerdensin.
Velid b. Utbeye gelince o, Hicaz'da ikamet etti. Abdullah b. Zübeyr'i yakalamak için defalarca harekete geçti. Ancak onun tedbirli ve koruma altında olduğunu gördü. O sıralarda Yemame'de Necde b. Amir el-Hanefî adında biri de Hz. Hüseyin'in öldürülmesinden sonra ayaklandı. Muaviye'nin oğlu Yezid'e muhalefet etti, ancak Abdullah b. Zübeyr'e muhalefet etmedi. Kendi yolunda yürümeye devam etti. Peşinden yürümekte olan adamları vardı. Arefe gecesi olduğunda Velid b. Utbe, büyük bir askeri gücü onun üzerine sevk etti. Ancak İbn Zübeyr ile Necde ve adamlan Velid'e tabi olmadılar. Herkes ayrı ayrı gruplar halinde vakf-lerine devam etti. Sonra Necde, Yezid'e şöyle bir mektup gönderdi:
"Bize, bunak bir adam göndermişsin. Doğru dürüst birşey yapamıyor, hikmetle öğüt veren bir kimsenin öğüdünü kavrayamıyor, eğer yumuşak huylu birini gönderecek olursan şimdiye kadar zor görülen işlerin kolaylaşacağını ve dağılmış olanların da toplanıp bir araya geleceklerini umuyorum." Bunun üzerine Yezid, Velid'i valilikten azletti, yerine Osman b. Mu-hammed b. Ebi Süfyan'ı tayin etti. Osman da Hicaz'a gitti. Fakat tecrübesiz, idareden anlamayan bir genç olduğunu gördüklerinde, karşı taraftakiler onu altetmeye niyelendiler. Medine'ye girdiğinde aralarında Abdullah b. Hanzele el-Gasil el-Ensârî'nin de bulunduğu bir heyeti Yezid'e gönderdiler. Heyette ayrıca Abdullah b. Ebi Amr b. Hafs b. Muğire el-Hadremî, Münzir b. Zübeyr ve birçok Medineli eşraf da vardı. Bunlar yanma vardıklarında Yezid, onlara ikramda bulundu. İyilik yaptı, saygı gösterdi, bol bol armağanlar verdi. Bunlar, daha sonra Medine'ye döndüler. Ancak Münzir b. Zübeyr, ai"kadaşı Basra valisi Ubeydullah b. Zi-yad'm yanma gitti. Yezid, ona heyetteki arkadaşlarının hissesi kadar 100.000 dirhem armağan verdi. Heyet, Medine'ye döndüğünde açıkça Yezid'e sövmeye ve onu kınamaya başladılar. Şöyle dediler:
"Biz dinsiz, içki içen ve meclisinde kadınlara şarkı söyletip çalgı çaldıran bir adamın yanından geldik ve onu hilafetten hal etmiş olduğumuza şahit olun" Halk da onların Yezid'i hilafetten hal edişlerine uygun nazarla baktı. Abdullah b. Hanzele el-Gasilf ye ölüm üzerine be/at ettiler. Ancak Abdullah b. Ömer, onların bu davranışım protesto etti. Münzir b. Zübeyr de Basra'dan kalkıp Medine'ye döndü ve heyetteki arkadaşlarına, Yezid'i görevden hal etmeleri hususunda muvafakat etti ve Yezid'in içki içip sarhoş olduğunu, hatta namazı bıraktığını da bildirdi. Yezid'in ayıplarını arkadaşlarından daha çok açığa vurdu. Yezid, bunu duyunca şöyle dedi: "Allah'ım, ben onu arkadaşlarından ayrı tuttum. Ona özel alaka gösterdim, ikramda bulundum ve gördüğün şeyleri yaptı. Sen onu yakala ve ondan intikam al."
Yezid, Medinelilere daha sonra Numan b. Beşir'i gönderdi ki, onları bu yaptıklarından men etsin ve böyle faaliyetlerinden onları sakındırsın. Tekrar Yezid'in emrini dinlemelerini, ona itaat etmelerini ve cemaata katılmalarını sağlasın.
Numan, Medinelilere gitti. Yezid'in emrettiklerini yaptı. Onları fitne çıkarmaktan ötürü tehdit edip korkuttu ve şöyle dedi:
- Fitne korkunçtur, vahimdir. Şamlılara karşı çıkamazsınız. Onlara gücünüz yetmez.
Abdullah b. Mutî de ona şöyle karşılık verdi:
- Ey Numan! Topluluğumuzu dağıtmana, Allah'ın düzelttiği işimizi bozmana seni iten sebep nedir? - Allah'a yemin ederim ki, etrafımzı topluluklar saracak ve atlılar dört bir yanınızı alıp herkesin tepesine ve alınlarına kılıçlarla vuracak, ölüm her iki taraf arasında da kol gezecek olsa, bana öyle geliyor ki, sen katırına binip Mekke'ye doğru kaçarsın ve bu zavallı Ensâr'ı yollarda, mescitlerde ve evlerinin kapıları önünde öldürülür halde bırakıp gider-
sin.
Fakat kimse onun dediğini dinlemedi. O da çekip gitti ve durum onun dediği gibi oldu.
İbn Cerir dedi ki: Hicretin altmışikinci senesinde insanlara Velid b. Utbe hac ettirdi. Ancak bunda ihtilaf vardır. Doğrusunu Allah bilir.

