El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altmışüçüncü Senesi

Bu senede Harre vak'ası meydana geldi. Bu vak'anm meydana geliş sebebi şuydu: Medineliler, Muaviye oğlu Yezid'i hal ettiklerinde yerine Kureyşlilerin başına Abdullah b. Mutf yi, Ensârîlerin başına da Abdullah b. Hanzele …

Bu senede Harre vak'ası meydana geldi. Bu vak'anm meydana geliş sebebi şuydu: Medineliler, Muaviye oğlu Yezid'i hal ettiklerinde yerine Kureyşlilerin başına Abdullah b. Mutf yi, Ensârîlerin başına da Abdullah b. Hanzele b. Ebu Amirî'yi vali olarak geçirdiler. Bu senin başında bu yaptıklarını açıkladılar. Minberin yanında toplandılar. Onlardan birisi: "Şu sarığımı başımdan çıkardığım gibi Yezid'i de yöneticilik makamından çıkarıp attım." diyor ve başındaki sarığı çıkarıp atıyordu. Diğeri birisi de: "Şu ayakkabımı ayağımdan çıkarıp attığım gibi Yezid'i de hilafet makamından çıkarıp attım." diyordu. Böylelikle orada birçok sarık ve ayakkabı yığıldı. Sonra Yezid'in tayin ettiği vali Osman b. Muham-med b. Ebu Süfyan'ı kendi aralarından çıkarıp kovmaya,Ümmeyye oğullarını da Medine'den sürgün etmeye karar verdiler. Bunun üzerine Ümeyye oğullan, Mervan b. Hakem'in evinde toplandılar. Medineliler, bu evin çevresini çembere alıp onları kuşattılar. Hz. Hüseyin'in oğlu Ali Zeynelabidin bunlardan uzak durdu. Abdullah b. Ömer de uzak durdu. Bu ikisi, Yezid'i hal etmediler. îbn Ömer'in ailesindende hiç kimse Yezid'i hal etmedi. İbn Ömer, kendi aile halkına şöyle dedi: "Sizden hiçbiriniz Yezid'i hal etmesin. Aramızda kesin hükme varırız ya da aramıza kılıç girer."

İbn Mutî ve İbn Hanzele'ye ölüm üzerine bey'at edişlerinden dolayı Medine halkını da kınayıp protesto etti ve şöyle dedi: "Biz sadece Rasûlullah (s.a.v.)'a, cepheden kaçmamak üzere bey'at ederdik." Abdül-muttalib oğullarından da hiçbiri Yezid'i hal etmedi. Muhammed b. Ha-nefiyye'den, Yezid'i hal etmesi istenildiğinde kabul etmedi ve buna şiddetle karşı koyup tartışmaya başladı. Yezid'i savundu ve Yezid'in içki içtiğine, bazı namazları terk ettiğine dair yaptıkları suçlamaları da kabul etmedi. Nitekim bunları Yezid'in biyografisinden bahsederken inşaal-lah detaylı olarak anlatacağız.

Ümeyye oğullan, Yezid'e bir mektup göndererek kuşatma altında tutulduklarım, ihanete uğradıklarını, aç ve sussuz kaldıklarını, kendilerini bu durumdan kurtaracak birini göndermediği takdirde son adamlarına kadar Öldürüleceklerini bildirdiler. Bu mektubu bir ulakla Yezid'e gönderdiler. Ulak, mektubu Yezid'e götürdüğünde onun tahtında oturmakta olduğunu, ayaklarım da nikris illetinden Ötürü serinletmek

için suya sarkıttığını gördü. Yezid, mektubu okuyunca üzüldü. Rahat-sız oldu ve ulağa şöyle dedi: - Vay sana! Ümeyye oğulları içinde 1000 erkek yok mu?

- Evet var.

Gündüzün bir saatinde savaşamazlar mıydı?

Bundan sonra Anar b. Said b. As'a haber gönderip yanma çağırttı. Amr gelince Yezid mektubu ona okudu. Kuşatma altında bulunan Ümeyye oğullarım kurtarmak için kimi göndereceğini ona sordu. Kendisini göndermek istediğini söyleyince Amr itiraz edip şöyle dedi:

- Mü'minlerin emiri, orada düzen sağlamken, işler yoluna gitmekte iken beni oradaki valilikten azletti. Şimdi ise Kureyşlilerin kanları orada toprağa akmaktadır. Bu durumda onlara valilik yapmak istemem. Bu işi onlara benden daha uzak biri üstlensin.

Bunun üzerine Yezid, habercisini yaşlı ve güçsüz bir adam olan Müslim b. Ukbe el-Müzenî'ye gönderdi. O, bu görevi kabul etti. Yezid, onu 10.000 süvarinin (Başka bir rivayete göre 12.000 veya 15.000 süvarinin) komutanı olarak Medine'ye gönderdi. Bu süvarilerden herbirine 100 dinar (veya 400'er dinar) verdi. Sonra onları kendi atma binmiş vaziyette resmi geçitten geçirdi.

Medainî dedi ki: "Yezid, Şamlı süvarilerin başına Abdullah b. Mes'ade el-Fezarî'yi, Humuslu süvarilerin başına Husayn b. Nümeyr es-Sekunî'yi, Ürdünlü süvarilerin basma Hubeyş b. Dülce elKaynfyi, Filistinli süvarilerin başına Ruh b". Zenba el-Cüzamî'yi ve Şerik el-Kinanî'yi, Kinnesrinli süvarilerin basma Tarif b. Hashas el-Hilhalfyi komutan olarak tayin etti. Başkomutan olarak da Gatafanlı Müslim b. Ukbe el-Müzenfyi tayin etti. Selef uleması Müslim'e, Müsrif b. Ukbe adını vermişlerdi. Numan b. Beşir:

- Ey müminlerin emiri! Beni onlara vali tayin et. Seni onların belasından kurtarayım, dedi.

Numan, Abdullah b. Hanzele'nin ana bir kardeşi idi. İkisinin annesi de Amre binti Revaha idi. Ancak Yezid:.

- Hayır olmaz, onlara ancak şu zalimi vali olarak göndereceğim. Allah'a yemin 3derim ki, onlara ihsanda bulunduktan ve defalarca onları af ettikten sonra şimdi de öldüreceğim, dedi. Numan da şu karşılığı verdi:

- Ey mü'minlerin emiri! Allah aşkına, aşiretine ve Rasûlullah'm ensânna zarar verme.

Abdullah b. Cafer de Yezid'e şöyle dedi:

- Eğer onlar tekrar sana itaat ederlerse, bu itaatleri kabul edilir mi?

- Eğer tekrar bana itaat edecek olurlarsa onlara ilişümeyecektir. Yezid, Müslim b. Ukbe'ye şu talimatı verdi: "Onları üç kez itaata davet et. Eğer itaata dönerlerse kabul et ve onlara ilişme, ama itaata dönmezlerse onlara karşı Allah'tan yardım dile ve onlarla savaş. Eğer onları mağlup edersen Medine'yi üçgün süreyle mubah say. Onları öldür. Bu süre dolduktan sonra da insanlardan el çek. Hüseyin'in oğlu Ali'ye dikkat et, ona zarar verme, ona iyi davran, onu meclisine yaklaştır. Çünkü o, diğerlerinin girdiği kapıdan girmemiştir. Onların yaptıkları bozgunculuğu yapmamıştır."

Bundan sonra Yezid, Müslim b. Ukbe'ye Medine'deki işini tamamladıktan sonra İbn Numeyr'i kuşatma altına almak üzere Mekke'ye gitmesini emretti ve ona şöyle dedi: "Eğer senin basma birşey gelirse maiyetindeki askerlerin komutanı Husayn b. Numeyr es-Sekunî olsun."

Yezid, Abdullah b. Ziyad'a da İbn Zübeyr'in üzerine gidip onu Mek-ke'de kuşatma altına alması için mektup gönderdi. Ancak o bunu yapmaya yanaşmadı ve şöyle dedi: "Hayır, Allah'a yemin ederim ki, o fası-km hatırı için ben önceki günahıma ikinci bir günahı eklemeyeceğim. Hem Rasûlullah'm kızının oğlunu öldüreyim, hem de bundan sonra Beyt-i Haram'a gidip savaşayım! Bu olacak şey mi?"

Hz. Hüseyin'i öldürdüğü zaman annesi Mercane, Abdullah b. Zi-ya'da: "Yuh sana! Sen ne yaptın? Nasıl bir günah işledin?" diyerek şiddetle azarlamıştı^

Anlatıldığına göre İbn Zübeyr'in hutbesinde şöyle dediğini insanlar Yezid'e haber vermişlerdi: "Maymunların Yezid'i, içki içen, namazı terk eden, şarkıcı cariyelerle başbaşa kalan Yezid."

Müslim b. Ukbe askerlerini harekete hazır hale getirip Yezid'e resmi geçit yaptığı zaman şöyle diyordu:

"Gece karanlık basınca ve bu askerler, Vadi'1-Kura'ya varınca söyle Ebu Bekir'e, Senin bu gördüğün sarhoşlar topluluğu mu, Ümmü'l-Kurâ'da dinden çıkanın vay haline! Din ile aldatıp yalan ve iftira atandan vay."

Başka bir rivayette anlatıldığına göre ise şöyle demiştir:

"İş ehlinin eline düşüp de ordu, Vâdi'l-Kurâ'ya indiğinde Ebu Bekir'e haber verdi.

Genç, yaşh 20.000 kişi, senin bu gördüğün sarhoşlar topluluğu mudur?"

Müslim, beraberindeki askerlerle Medine'ye doğru yola çıktı. Oraya yaklaştığında Medineliler, Ümeyye oğullarım kuşatma işine giriştiler ve bu hususta çaba sarfedip onlara şöyle dediler: "Allah'a yemin ederiz ki, ya bize-şu gelen Şamlılara bizi teslim etmeyeceğinize, bize karşı onlarla işbirliği yapmayacağınıza ve açığınızı onlara vermeyeceğinize dair kesin söz ve teminat verirsiniz ya da sizi baştan sona öldürürüz." Ümeyye oğulları da onlara bu hususta kesin söz ve teminat verdiler. Şam ordusu Medine'ye vardığında Ümeyye oğulları onları karşıladılar. Müslim b. Ukbe, onlardan her ne soruyorsa onlar hiçbir şey söylemiyorlardı. Müslim, bu durumdan sıkıldı. Mervan oğlu Abdülmelik, ona gelip şöyle dedi: "Eğer zafer istiyorsan Medine'nin doğusuna, Harre'ye gidip konakla, eğer sana karşı gelirlerse güneş sizin ensenize, onların da yüzlerine vurur. Onlan itaate davet et, eğer bu davetine icabet ederlerse ne alâ! Aksi takdirde Allah'tan yardım dileyip onlarla savaş. Allah onlara karşı- imama muhalefet edip itaattan çıktıklarından - sana yardım edecektir." Müslim b. Ukbe, bu konuşma ve tavsiyesinden dolayı ona teşekkür etti ve tavsiyesine uydu, gidip Medine'nin doğusuna, Harre'ye ordugah kurdu. Üç gün süreyle Medinelileri itaata davet etti. Her davetinde Medineliler icabetten kaçtılar. Sadece savaşmaya razı oldular. Üç günlük süre geçince dördüncü günde ki o günde hicri altmışüçüncü senenin zilhicce ayının yirmisekizinci günü olan çarşamba idi. Onlara şöyle dedi:

- Ey Medine halkı! Üç günlük süre doldu. Mü'minlerin emîri bana

şöyle demişti: "Medineliler, benim aslım ve aşiretimdir. Onların kanlarının akıtılmasını istemiyorum." Mü'minlerin enıiri, size üç günlük süre vermemi emretmişti. Bu süre geçip gitti. Şimdi ne yapacak siniz? Barış mı yapacaksınız, yoksa savaşacak mısınız?

- Savaşacağız.

- Böyle yapmayın, barış yapın. Gücünüzü ve kuvvetinizi şu dinsiz İbn Zübeyr'e yöneltelim.

- Ey Allah'ın düşmanı! Eğer amacın buysa sana bu amacı gerçekleştirme imkanını vermeyeceğiz. Çekip gidesiniz ve Allah'ın kutsal Beyt'inde dinsizlik yapasmız diye bırakmayız. Böyle dedikten sonra Medineliler savaşa hazırlandılar. Kendileri ile Müslim b. Ukbe arasına hendek kazmışlardı. Askerlerini dört kola ayırmışlar, her kolun başına bir komutan tayin etmişlerdi. Bu kolların en güçlüsü ve en düzenlisi Abdullah b. Hanzole el-Gasilî'nin de aralarında bulunduğu koldu. Bundan sonra Medineliler şiddetlice savaşmaya başladılar. Sonra hezimete uğradılar. İki taraftan da önde gelen şahsiyetlerden birçoğu öldürüldü. Öldürülenler arasında Abdullah b. Mutî de vardı. Onunla beraber yedi oğlu da Öldürülmüştü. Yine öldürülenler arasında Abdullah b. Hanzele el-Gasilî, anne bir kardeşi Muhammed b. Sabit b. Şemmas ve Muhammed p. Amr b. Hazm da vardı. Muhammed bir Amr b. Hazm yerde yatmakta iken Mervan, onun yanından geçti ve ona hitaben şöyle dedi: "Allah sana rahmet etsin, Mescid-i Nebevf nin direklerinin yanında nice zamanlar seni gördüm ki orada uzun uzadıya kıyamda duruyor ve secdeye kapanıyordun."

Sonra selef ulemasının kendisine Müsrif b. Ukbe dedikleri Müslim b. Ukbe - Allah onu kahretsin, o ne cahil ve ne kötü bir ihtiyardı - Ye-zid'in emri üzerine Medine'yi üçgün mubah kıldı. Saygınlığını hiçe saydı. Allah ona hayır mükafat vermesin. Medine eşrafının kurrâlarının çoğunu öldürdü, çok miktarda mal yağmaladı. Çoklarının anlattıkları gibi orada büyük birşey ve yaygın bir fesat vuku buldu. Müslim'in önünde öldürülenlerden biri de Ma'kil b. Sinan'dı. Ma'kil, Müslim'in eski dostuydu, ancak Yezid hakkında kötü sözler sarfederek bu sözleri Müslim'e duyurdu. Müslim de bu sebeple ondan intikam aldı.

Müslim, Hz. Hüseyin'in oğlu Ali'yi çağırttı. Ali'de Mervan b. Hakem ile Mervan'm oğlu Abdülmelik'irı arasına girerek Müslim'in yanma geldi ki, bu ikisi onun için Müslim'den eman alsınlar, ancak Ali, Yezid'in kendisine iyi davranmasını Müslim'e tavsiyede bulunduğundan habersizdi. Müslim'in huzurunda oturunca Mervan, kendisine içecek verilmesini istedi. Müslim b. Ukbe, beraberinde Şam'dan Medine'ye kar getirmişti. Bu karı içeceği şeye katarak serinletip içiyordu. İstediği şerbet getirildiğinde Mervan biraz içti. Kalanı da Hz. Hüseyin'in oğlu Ali'ye verdi ki, böylece onun için eman alsın. Mervan, Hz. Hüseyin'in oğlu Ali'yi severdi. Müslim b. Ukbe, ona bakıp bardağı elinde tuttuğunu görünce Ali'ye: "İçeceğimizden içme." dedi. Sonra da ona: "Mervan ve oğlu ile birlikte geldin ki, bunlar senin için eman mı alsınlar?" diye sordu.

Onun bu sorusu karşısında Hz. Hüseyin'in oğlu Ali'nin eli titredi. Elindeki bardağı ne yere indirebiliyor, ne de içindekini içebiliyordu. Sonra Müslim b. Ukbe, ona şöyle dedi: "Eğer mü'minlerin emiri Yezid sana iyi davranmamı tavsiye etmiş olmasaydı, mutlaka senin boynunu vuracaktım. Şimdi istersen şurubu iç, istersen içme. Sana başka bir kâse getirsinler." Ali de: "Şu elimdeki kâseyi içmek istiyorum." dedi ve içti. Daha sonra Müslim b. Ukbe ona: "Haydi gel, şuraya otur." dedi ve onu tahtına oturttu. Sonra da: "Mü'minlerin emiri Yezid sana iyi davranmamı tavsiye etti. Bunlar beni uğraştırdıkları için seninle ilgilenemedim, belki de şimdi ailen senin için korkmuştur." dedi. Ali de: "Vallahi öyledir." diye karşılık verdi. Müslim de bineğinin hazırlanıp eğerlenmesini emretti. Sonra Ali'yi bineğine bindirdi ve alayişle kendi evine gönderdi.

Sonra da Ümeyye oğullarıyla birlikte çıkmamış olan Hz. Osman'ın oğlu Amr'ı yanma çağırttı. Ona şöyle dedi: "Eğer Medinelüer galib olsalardı, onlara ben de sizinle beraberim diyecektin, eğer Şamlılar galip olsalardı onlara ben mü'minlerin emirinin oğluyum, diyecektin." Bundan sonra emir verdi. Amr'm gür sakalı onun huzurunda yolundu.

Medainî dedi ki: "Müslim b. Ukbe, Medine'yi üç gün süreyle mubah saydı. Saygınlığım hiçe saydı. Askerleri rastladıkları herkesi öldürüyorlar, malları yağmalıyorlardı. Su'da binti Avf el-Mirrî'ye, Müslim b. Ukbe'ye haber göndererek ona şöyle dedi: "Ben amcan kızıyım. Adamlarina emir ver, falan yerdeki develerimize ilişmesinler." Bu haberi alan Müslim, adamlarına: "Önce bu kadının develerini ele geçirin." dedi. Başka bir kadın da gelip Müslim'e şöyle dedi: "Ben senin yandaşınım. Oğlum esirler arasındadır." Müslim, adamlarına: "Çabucak şunun oğlunu yakalayıp getirin." dedi ve oğlunun başım vurdurup annesine teslim etti, sonra da: "Konuşmasaydm ve böylece başı vurulmasaydı daha iyi olmaz mıydı? Sen buna razı olmaz miydin?" dedi. * Müslim'in askerleri, Medineli kadınlara tecavüz ettiler, öyleki o günlerde 1000 kadar kadın evlilik dışı hamile kaldı, denilmektedir. Doğrusunu Allah bilir.

Medainî, Hişam b. Hassan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Harre vakıasından sonra Medineli olup bekar olan 1000 kadın çocuk doğurdu." Aralarında Cabir b. Abdullah'ın da bulunduğu Önde gelen sahabeler; Müslim b. Ukbe'nin askerlerinden gizlendiler. Ebu Said el-Hudrî de Medine'den çıkıp dağdaki bir mağaraya yönelmiş, oraya sığınmak istemişti. Ancak Şamlı askerlerden biri onun peşine takıldı. Ebu Said diyor ki: "Ben onu görünce kılıcını sıyırdı ve üzerime hücum etti, beni Öldüreceğini kesin olarak kafasına koyduğunu anlayınca ben de kılıcımı kınına soktum ve ona şöyle dedim: "Ben, hem benim nemde kendi günahım yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim. Zulmedenlerin cezası budur."(ei-Mâidc, 29.)

O adam bu durumu görünce bana sordu:

- Sen kimsin?

- Ebu Said el-Hudrî'yim

- Rasûlullah (s.a.y)'m ashabından mısın?

- Evet.

Bundan sonra adam beni bırakıp gitti."

Medainî dedi ki: "Müslim b. Ukbe'ye Said b. Müseyyeb'i getirdiler. Müslim ona: "Bey'at et" deyince o: "Ben Ebu Bekir ile Ömer'in yolundan gidecek emire bey'at ederim," dedi. Bunun üzerine Müslim, Said'in boynunun vurulmasını emretti. Orada bulunanlardan birisi, Said'in deh olduğuna şahidlik edince Said serbest bırakıldı.

Medinelüer, Harre savaşında yenilgiye uğradıklarında kadınlar ve çocuklar çığlık attılar. îbn Ömer: "Ka'be'nin Rabbine yemin ederim ki, bu olanlar, Osman'a yapılanların intikamı dır. "dedi.»

Medainî, Medineli bir ihtiyarın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Zührî'ye sordum: Harre gününde Medinelilerden kaç kişi öldürüldü?" O da bana şu cevabı verdi: "Muhacir ve Ensâr'dan önde gelen 700 kişi öldürüldü. Ayrıca mevalinin önde gelenlerinden tanıdığım, tanımadığım kür ve kölelerden ve diğerlerinden de 10.000 kişi kadar olduruldu.

Harre vak'ası, hicretin altmışüçüncü senesinin zilhicce ayının bitime üçgün kala meydana geldi. Müslim b. Ukbe'nm askerleri uç gun süreyle Medine'yi yağmaladılar.

Vakidî ile Ebu Maşer dediler ki: "Harre vak'ası, hicri altmışüçüncü senenin zilhicce ayının bitimine iki gece kala çarşamba günü meydana geldi."

Vakidî, İbn Avn'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Hicretin altmış üçüncü senesinde Abdullah b. Zübeyr insanlara hac ettirdi. Ona, sığınan (yani Beyt'e sığınan) kişi anlamına gelen el-Aiz adını takmışlardı. İşin şura ile yürütülmesi gerektiği görüşündeydiler. Harre vak'asınm haberi, muharrem ayının ilk gecesinde Misver b. Mahreme'nin azatlısı Said tarafından Mekkelilere ulaştırıldı. Halk bu habere çok üzüldü ve Şamlılarla savaşma hazırlığına başladı.

İbn Cerir, Cüveyriye b. Esma'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Medineli yaşlıların şöyle dediklerini işittim: Muaviye, can çekişirken oğlu Yezid'i çağırıp ona şöyle demiş: "Medineliler, bir gün sana karşı ayaklanacaklardır. Eğer öyle yaparlarsa üzerlerine Müslim b. Ukbe'yi gönder, onun bize sadık olduğunu anlamışımdır." Muaviye vefat edince Medinelilerden bir heyet, Yezid'in yanma geldi. Heyette şerefli, faziletli, ibadet ehli, efendi bir adam olan Abdullah b. Hanzele b. Ebi Ainir'de vardı. Beraberinde sekiz oğlu da vardı. Yezid, bunlara 100.000 dirhem verdi. Her bir oğluna da verdiği elbise ve armağanlardan ayrı olarak 10.000 dirhem daha verdi. Sonra bunlar Medine'ye döndüler. Medine'ye vardıklarında halk yanlarına gelip sordu: "Ne haber?" Abdullah da dedi ki: "Size öyle bir adamın yanından geliyorum ki, vallahi eğer şu çocuklarımdan başkası yanımda yer almasa bile yine de onunla cihad edeceğim.

Medineliler: "Duyduğumuza göre sana armağan vermiş, sana hizmet etmiş, sana bağışta bulunup ikramda bulunmuş." diye sorunca Abdullah: "Ben bu armağanları sırf onunla savaş hazırlığı yapmak, ona karşı güçlenmek için kabul ettim." demiş ve insanları Yezid'e karşı kışkırtmıştı. Medineliler de ona bu hususta bey'at etmişlerdi. Yezid, bu durumdan haberdar olunca Medinelilerin üzerine Müslim b. Ukbe'yi gönderdi. Medineliler, Müslim b. Ukbe'nin üzerlerine gelmekte olduğu haberini alınca kendileriyle Şam arasında bulunan bütün su kaynaklarına birer küp katran dökerek suyu kuruttular. Cenâb-ı Allah da Şam ordusuna bol miktarda yağmur yağdırdı. Böylece Şamlılar, o su kaynaklarından bir kova su dahi alma ihtiyacını hissetmeksizin yağmur suyuyla yetinerek Medine'ye vardılar. Medineliler, büyük bir kalabalık ve eşi görülmemiş bir şekilde Şamlılara karşı çıktılar.

Şamlılar, onları görünce korktular ve onlarla savaşmak istemediler. Komutanları Müslim b. Ukbe, sert bir adamdı. Medine halkı onlarla savaşmakta iken arkadan Medine içinden tekbir sesleri işittiler. Duvarlar üzerinde duran Şamlılardan Harise oğullan onlara hücum ettiler. Medineliler hezimete uğradılar. İsabet alanlar hendeğe düştüler. Bunların sayısı Öldürülenlerden daha çoktu. Nihayet Şamlılar, Medine'ye girdiler. Abdullah b. Hanzele de sırtım bir duvara yaslamış uyuklamaktaydı. Oğlu onu uyandırdı. Gözlerini açınca etrafında olup bitenleri gördü, en büyük oğluna emir verdi. O ilerledi, savaşmaya başladı, nihayet öldürüldü. Müslim b. Ukbe, Medine'ye girdi, Yezid'in hizmetkarları olduklarını, onların canlarına, mallarına, insanlarına dilediği gibi hükmedeceğini söyleyerek halkı Yezid'e bey'at etmeye çağırdı."

İbn Asakir, Medainî'nin şöyle dediğim rivayet etmiştir: Harre'de Medineliler öldürüldüklerinde Mekke'de Ebu Kubeys dağının tepesinde o akşam görünmezden bir ses duyuldu, tbn Zübeyr de oturmakta iken o sesi işitti. Sesin sahibi şöyle diyordu:

"Oruç tutan, gönüllü olarak kendilerini ibadete veren, salâh ve ibadet sahipleri,

Hidayete ermiş olup iyilik yapan ve felaha önceden gidenler,

Vakimde, Baki'de sabahleyin hücuma geçen aslanlara ne oluyor?

Yesrib mıntıkasında neler oluyor? Yazıklar olsun onlara ki, ağıt yakıp çığlık atıyorlar.

Seçkin oğlu seçkin heybet ve semahat sahibfkmıseler öldürüldüler."

İbn Zübeyr dedi ki; Ey ahali! arkadaşlarınız öldürüldüler. İnna lil-lah ve inna ileyhi raciun (doğrusu biz Allah'a aidiz ve ona dönücüleriz.).

Yezid, Müslim b. Ukbe'ye Medine'yi üç gün süreyle mubah sayıp saygınlığını hiçe sayması için emir verirken hata yapmıştı. Bu çok büyük ve fahiş bir hatadır. Ayrıca sahabelerden ve çocuklarından çok sayıda adamda öldürtmüştü. Önceki kısımlarda da anlatıldığı gibi o, Hz. Hüseyin'i ve adamlarım da Abdullah b. Ziyad vasıtasıyla öldürtmüştü. Bu üç günlük süre zarfında Medine-i Nebeviye'de haddi ve ölçüsü belirsiz olan, miktar ve niteliği bilinemeyen büyük mefsedetler ve bozgunluklar vuku bulmuştu ki, bunları ancak Aziz ve Celil olan Allah bilir. Yezid, Müslim b. Ukbe'yi Medine'ye göndermekle kendi saltanat ve hakimiyetini sağlama almak, hilafet dönemini çekişmesiz bir şekilde sürdürmek amacım gütmüştü. Ama Cenâb-ı Allah onu kendi amacının zıddıyla cezalandırdı. Onunla amaanm arasına engeller koydu. Onu zorba hükümdarlara yaraşırcasma kahretti. Onu, güçlü ^ aziz bir zata layık bir şekilde yakaladı. "Allah, kasabaların zalim halkını yakalayınca, böyle yakalar; yakalaması da şiddetli ve elimdir."{Hûd, 102.)

Buharî, Sa'd b. Ebi Vakkas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) Şöyle buyurmuştur:

"Bir kimse, Medine halkına tuzak kurarsa mutlaka tuzun suda eriyişi gibi erir."

Müslim, Sa'd b. Ebi Vakkas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Bir kimse, Medine'ye kötülük yapmak isterse Cenâb-ı Allah, onu mutlaka kurşunun eriyişi gibi ateşte eritir (veya tuzun suda eriyişi gibi eritir)."

İmam Ahmed b. Hanbel, Saib b. Hallad'dan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Bir kimse, Medinelilere haksız yere korku verirse, Allah da onu korkutur. Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Kıyamet gününde Allah, onun farz ve nafile hiçbir ibadetini kabul etmez."

Darekutnî, Cabir b. Abdullah'ın oğulları Muhammed ile Abdurrah-man'm şöyle dediklerini rivayet etmiştir:

"Harre gününde babamızla birlikte dışarı çıktık. Babamızın gözleri kör olmuştu, şöyle dedi: "Rasûlullah (s.a.v.)'ı korkutan helak olsun." Kendisine: "Baba hiçbir kimse Rasûlullah'ı korkutabilir mi?" diye sorduğumuzda şöyle cevap verdi: Ben, Rasûlulah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim. "Şu Ensâr kabilesini korkutan şurayı korkutmuş olur (böyle derken elini alnına koydu)."

Bu hadisi ve benzerlerini delil olarak ileri sürenler, Muaviye oğlu Yezid'i lanetlemenin caiz olduğunu söylemişlerdir. Ebu'l-Ferec b. el-Cevzî de Yezid'i lanetlemenin caiz olduğunu söylemiştir. Ancak başka âlimler, onu lanetlemenin caiz olmadığını söylemişler ve bu hususta eserler tasnif etmişlerdir ki Yezid'i lanetlemek, babasını ve sahabelerden birisini lanetlemeye vesile olmasın. Onun yaptığı kötülükleri de yanlış tevil yaparak ve yanılarak yaptığı şeklinde yorumlamışlar ve şöyle demişlerdir: "Bununla beraber Yezid, fasık bir imamdı. İmam fa-sık olduğu zaman sırf fasıkhğı sebebiyle görevden azledilemez. Âlimlerin bu husustaki iki kavlinden doğru olan budur. Aksine ona karşı ayaklanmak da caiz olmaz. Çünkü bu nedenle fitne kopar, anarşi doğar, masum kanlar akıtılır, mallar yağmalanır, kadınlarla ve diğerleriyle fuhuş yapılır. Daha da kat kat fesatlar ortaya çıkar ki, bunların günahı daha fazladır."

Bazı kimselerin anlattıkları şöyle bir hadise vardır: Yezid, Medine-lilerin ayaklanma haberini ve Müslim b. Ukbe ile askerlerinin Harre'de yaptıklarını duyunca çok sevinmişti. Çünkü o, kendini imam (devlet başkanı) gözüyle görüyor ve Medinelilerin kendisine asi oldukları, başkalarını imam tanıdıkları kanaatine varmıştı. Bu yüzden itaatlarını sağlayıncaya ve cemaata onları katıncaya kadar onlarla savaşma hakkına sahip olduğunu görüyordu. Nitekim Numan b. Beşir ve Müslim b. Ukbe vasıtasıyla onları uyarmıştı. Bunu önceki kısımlarda da anlatmıştık, sahih hadiste şöyle buyurulmustur:

"Düzeniniz yerine oturmuş ve ittifakınız sağlanmışken bir kimse, sizi bölüp parçalamak amacıyla size geldiğinde kim olursa olsun onu öldürün."

Bu hususta Uhud vak'ası ile ilgili olarak îbn Zibara'nın şu şiirini delil olarak ileri sürenler de vardır: "Keşke Bedir'deki atalarım mızrak darbeleri karşısında Hazreçlile-rin paniğe kapıldıklarını görselerdi.

Onların şehir girişine zincir ve bu kağılarla inildiğini- Abdüleşhel kabilesinin arasına ölümün aktığım görselerdi.

O zaman biz onların eşrafından kat kat fazlasını öldürdük ve Bedr'in eğriliğini doğrultup düzelttik." Bazı Rafiziler de bu şiire şu beyti eklemişlerdir. "Haşimiler, melekle oynadılar. Kendilerine gelen bir melek olmadığı gibi vahiy de nazil olmadı." Bunu eğer Muaviye oğlu Yezid söylemişse, ona Allah'ın ve lanet-çilerin laneti olsun, eğer o söylememişse bunu uyduran ve onu kışkırtmak isteyen kimseye Allah'ın laneti olsun. Bu husus, Muaviye oğlu Ye-zid'in biyografisinden bahsedilirken anlatılacaktır. Ayrıca onun hakkında anlatılan ve işlediği çirkin fiillerle söylediği sözler de nakledilecektir: Bu husus, hicretin altmışdordüncü senesi olaylarından bahsedilirken ele alınacaktır. Yezid, Harre vak'asmdan ve Hz. Hüseyin'in şehit edilmesinden çok kısa bir süre sonra Cenâb-ı Allah tarafindan zorba hükümdarlara yaraşırcasma yakalanıp kahredildi. Allah, herşeyi bilen ve herşeye güç yetiren bir zattır.

Hicretin altmışüçüncü senesinde Harre vak'asmda sahabelerden ve diğer insanlardan meşhur şahsiyetler öldürüldü. Bu hususu anlatmak uzun sürecektir. Yalmz öldürülen sahabelerin meşhurları arasında; Abdullah b. Hanzele (Harre vak'ası esnasındaki Medine emiri), Ma'kil b. Sinan, Ubeydullah b. Ziyad b. Asım vardı. Allah onlardan razı olsun. Mesruk b. Ecda da öldürülmüştü.