El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Altmışyedînci Senesi

Bu senede Ubeydullah b. Ziyad, İbrahim b. Ester en-Nehaî tarann-dan öldürüldü. Bu hadise şöyle cereyan etmişti: İbrahim b. Ester, hicri altmışatmcı senenin zilhicce ayının bitimine sekiz gün kala cumartesi günü Kûfe'den …

Bu senede Ubeydullah b. Ziyad, İbrahim b. Ester en-Nehaî tarann-dan öldürüldü. Bu hadise şöyle cereyan etmişti: İbrahim b. Ester, hicri altmışatmcı senenin zilhicce ayının bitimine sekiz gün kala cumartesi günü Kûfe'den çıktı. Hicri atmışyedinci senenin girişinde İbn Ziyad'ı yakalayıp öldürmek amacıyla Musul'a doğru gitmekteydi. İkisi, Hazir denen yerde karşılaştılar. Hazir mıntıkası ile Musul arasında beş fersahlık bir mesafe vardı. İbn Ester, o geceyi uykusuz geçirdi, uyuyamıyordu. Sabaha yakın kalktı, askerlerini mevzüendirdi. Birliklerini yerli yerince yerleştirdi. Adamlarına ilk vaktinde sabah namazım kıldırdı, sonra bineğine bindi. İbn Ziyad'ın ordusuna doğru harekete geçti. Askerlerini yavaş yavaş sevkediyordu. Kendisi de piyadeler arasında yürüyordu. İbn Ziyad ve askerlerinin bulunduğu tepeye vardığında onlardan hiçbirinin hareket halinde olmadığını gördü.

İbn Ziyad ve askerleri, bunları görünce telaşla atlarına ve silahlarına koştular. İbn Ester de atma bindi ve kabilelerin sancaktarlarının yanına gelerek onları İbn Ziyad'a karşı savaşmaya teşvik edip şöyle dedi: "Bu, Rasûlullah (s.a.v.)'ın kızının oğlunun katilidir. Allah onu ayağınıza getirdi. Bu gün onu sizin elinize düşürdü. Ona saldırın. O, Firavun'un îsrailoğullarına yapmadığını Rasûlulullah'ın kızının oğluna yaptı. Hüseyin'in, çocukları ve kadınları ile birlikte Fırat suyundan su içmelerine engel oldu. Memleketine dönmesine veya Yezid b. Muaviye'nin yanına gitmesine de izin vermedi. Sonunda onu öldürdü. Haydin bakalım, bundan öcünüzü alın. Onun kanını mızraklarınıza ve kılıçlarınıza kana kana içirin. Bu, peygamberinizin ailesine neler yaptı neler! İşte Allah, onu ayağınıza getirmiştir."

Buna benzer daha çok sözler söyledi. Daha sonra bineğinden inip sancağının altında durdu. Ibn Ziyad da atlısı ve piyadesiyle büyük bir orduyla birlikte gelmişti. Ordunun sağ cenahına Husayn b. Nümeyr'i, sol cenahına Umeyr b. Habbab es-Sülemf yi tayin etmişti. îbn Eşter'le karşı karşıya geldiğinde onu yarın adamlarıyla birlikte hezimete uğratacağını söyleyip tehdit etti. İbn Ziyad'ın süvarilerinin başında Şurah-bü b. el-Küa' vardı. Kendisi de piyadelerin başında olup onlarla beraber yürümekteydi. İki taraf karşı karşıya gelince Husayn b. Nümeyr, Iraklıların sol cenahına saldırıp onları hezimete uğrattı. Komutanları Ali b. Malik el-Cüşemî'yi öldürdü. Onun ölümünden sonra sancağı oğlu Mu-hammed b. Ali eline aldı. Oda öldürüldü. Sol cenah kırılmaya yüz tuttu. Ester de onlara: "Yanıma gelin, ey Allah'ın dininin muhafızları, ben Eş-ter'im!" diye seslenmeye başladı. Kendisini tanımaları için de başım açtı. Bunun üzerine gelip etrafına toplandılar, sonra Kûfelilerin sağ cenahı Şamlıların sol cenahına saldırdı. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Şamlıların sol cenahı hezimete uğradı ve İbn Eşter'in yanına doğru geriledi. Sonra İbn Ester, beraberindeki adamları ile birlikte saldırıya geçti. Sancaktarına da: "Sancağınla birlikte aralarına gir!" diye emir verdi.

İbn Ester, o gün şiddetlice savaştı. Kılıcım her kime vuruyorsa onu mutlaka yere düşürüp öldürüyordu. İki taraf arasında çok sayıda adam öldü. Anlatıldığına göre Şamlıların sol cenahı yerlerinde sebat ettiler. Önce mızraklarla, sonra da kılıçlarla şiddetlice savaştılar. Sonra İbn Ester, yeniden saldırıya geçti. Şamlılar, onun önünde hezimete uğradılar. Onları kuzuları öldürür gibi öldürmeye başladı. Kendisi ve beraberindeki bahadır arkadaşları ile birlikte onları kovaladı. Ubeydullah b. Ziyad yerinde sebat etti. Nihayet İbn Ester, gelip onun yanından geçerken kendisini tanımaksızın vurup öldürdü. Ama arkadaşlarına şöyle dedi: "Ölüler arasına gidip bakın, ben bir adama kılıcımla vurdum, ama ondan bana misk kokusu geldi. Kendisine kılıcımı vururken bir ayağı doğuya, diğer ayağı batıya uçtu. O, Hazir nehrinin kıyısında yalnız başına sancağın yanında durmaktaydı." Adamları gidip ölülerin arasına baktıklarında sözü edilen adamın Ubeydullah b. Ziyad olduğunu gördüler.

îbn Ester, ona bir darbe vurarak vücudunu ikiye ayırmıştı. Başım koparıp Kûfe'ye zafer müjdesi ile Muhtar'a gönderdiler. Bu savaşta Şamlıların komutanlarından Husayn b. Nümeyr ile Şurahbil b. Zi'l-Ki-la da öldürülmüştü. Kûfeliler, Şamlıları kovalamaya başladılar. Onlardan çok sayıda adam öldürdüler. Öldürülenlerden daha fazlası da suda boğulanlar oldu. Kûfeliler, Şamlıların ordugahmdaki mal ve atları ele geçirdiler.

Muhtar, haber gelmeden önce zaferi arkadaşlarına müjdelemişti.

Bilemiyoruz bu, onun tefaülü mü, yoksa tesadüf mü, yahut kehaneti mi idi?

Adamlarının iddialarına göre bu hususta kendisine vahiy gelmişti. Fakat bu iddianın aslı yoktur. Buna inanan veya böyle bir iddiada bulunanları tasdik eden kafir olur, ama o, savaşın Nusaybin'de olduğunu söylemişti. Böylece savaşın yerini söylerken hata etmişti. Aslında savaş Musul diyarında olmuştu. Zafer haberi geldiğinde Âmir eş-Şabî, bunu Muhtar'ın adamlarına bildirerek eleştiride bulunmuştu. Muhtar, müjdeyi almak için Kûfe'den yola çıkmış, Medain'e gelerek mescidin minberine çıkmış, hutbe irad ederken kendisine zafer müjdesi gelmişti.

Şa'bî dedi ki: Muhtar'ın adamlarından birisi bana şöyle bir soru sordu:

- Sen, Muhtar'ın bu haberi bize dün verdiğini işitmedin mi?

- O savaşın Cezire diyarında, Nusaybin'de cereyan ettiğini iddia etmişti, ancak o müjdeci, savaşın Musul diyarında Hazir mevkiinde yapıldığım söyledi.

- Allah'a yemin ederim ki ey Şa'bî; sen, acıklı azabı görmedikçe Muhtar'a inanmayacaksın.

Bundan sonra Muhtar Medain'den Kûfe'ye döndü.

Muhtar'ın zafer müjdesini almak için Kûfe'den ayrılışı esnasında daha önce Cubanetü's-Sebi ve Künase'de kendisiyle savaşanlardan bazı kimseler fırsatı ganimet bilerek Kûfe'den çıkıp Basra'da bulunan Mus'ab b. Zübeyr'in yanma gittiler. Bunlar arasında Şebes b. Rib'i de vardı. İbn Eşter'e gelince o, zafer müjdesini ve Ubeydullah b. Ziyad'm kesik başını Muhtar'a gönderdi. Nusaybin muhafızlığına da bir adamını gönderdi. Kendisi o beldelerde ikamete devam etti. Musul'a vali gönderdi. Sincar, Daran ve Cezire'deki diğer yerleri de ele geçirdi.

Ebu Ahmed el-Hakim dedi ki: Ubeydullah b. Ziyad, hicri atmışaltuı-cı senesinin aşura gününde öldürüldü. Doğrusu o, hicri altmışyedinci senede öldürülmüştür. İbn Ziyad'ı öldürdüğü için îbn Eşter'i öven Süra-ka b. Mirdas el-Barkî bir şiirinde şöyle demiştir:

"Mezhiçliler! En yiğitlerden biri geldi size,

Düşman üzerine atılır gider, korkusu yoktur.

Ey ibn Ziyad! İşte onunla karşı karşıya kal,

Keskin ve derine işleyen kılıcın tadım al,

İyiliklerini versin Allah o koruyucuların,

Çünkü onlar, Ubeydullah'tan yana içimizi soğuttular."