El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Ellialtıncı Senesi

Muaviye'nin zamanına denk gelen bu senede Cünade b. Ebi Ümey-ye, Rum diyarına giderek kışı orada geçirdi. Başka bir rivayete göre Rum diyarına giderek kışı orada gaza niyetiyle geçiren kişi, Abdurrah-man b. Mesud'dur. …

Muaviye'nin zamanına denk gelen bu senede Cünade b. Ebi Ümey-ye, Rum diyarına giderek kışı orada geçirdi. Başka bir rivayete göre Rum diyarına giderek kışı orada gaza niyetiyle geçiren kişi, Abdurrah-man b. Mesud'dur. Anlatıldığına göre bu senede Yezid b, Semüre, deniz savaşma gitmiştir. Karada da îyad b. Haris gaza yapmıştır. Bu senenin receb ayında Muaviye, umre yaptı, yine bu senede Velid b. Utbe b. Ebi Süfyan, insanlara haccettirdi. Muaviye, bu senede Said b. Osman'ı Horasan beldelerinin valiliğine tayin etti. Orada vali olarak bulunan Ubeydullah b. Ziyad'ı azletti. Said, Horasan'a gidip Semerkand'a bağlı Suhud mevkiinde Türklerle karşılaştı, onlardan çok kimseyi öldürdü, bu gazada yanında Müslümanlardan bir topluluk vardı. Anlatıldığına göre bu topluluk arasında Kuşem b. Abbas b. Abdülmuttalib de vardı.

İbn Cerir dedi ki: Hz. Osman'ın oğlu Said, Muaviye'den kendisini Horasan'a vali olarak tayin etmesini istemiş ve ancak Muaviye, Ubeydullah b. Ziyad'ın orada vali olduğunu söyleyince Said, ona şöyle demişti:

"Vallahi senin asla ulaşamayacağın bir noktaya gelmen için babam her türlü iyiliği yaptı ve seni iyi bir mevkiye getirdi. Ancak sen onun başına gelen musibetten dolayı teessürünü bildinnedin. Ardından da kimseyi ödüllendirmedin, tutup şu oğlunu öne geçirdin. Ona Müslümanlardan bey'at aldın, oysa ki ben şahsen ondan çok daha hayırlı olduğum gibi babam ve annem de onun babasından ve annesinden çok daha hayırh-

Onun bu sözleri üzerine Muaviye şöyle konuşmuştu: "Babanın başına gelen musibetten dolayı seni ödüllendirmem gerekirdi. Ancak ben elde ettiğim bu mevkiden dolayı teşekkür olarak babanın kanını talep ettim. Senin babanın onun babasından daha hayırlı olduğu meselesine gelince; evet, vallahi baban benden daha hayırlı idi. Ananın daha hayırlı olduğu meselesine gelince; hayır, vallahi Kureyş'ten bir kadın, Kelb o-ğullanndan bir kadından çok daha hayırlıdır. Senin ondan daha faziletli ve üstün olduğun meselesine gelince; senin gibi adamların Şam'a dolup taşmasına pekte razı değilim."

Bu konuşma üzerine Yezid, babasına: "Ey mü'minlerin emin! Sen, amcanın oğlunun işlerini halletme konusunda herkesten daha çok hak sahibi olan bir kimsesin. O sana serzenişte bulunmuştur. Senin de onun bu serzenişlerini gidermen gerekir." demiş, bunun üzerine Muaviye, Said b. Osman'ı Horasan'ın harp işlerine tayin etmiş. Said de Semer-kan'da gitmişti. Türklerden Sogd halkı ona karşı çıkmış ve iki taraf savaşmıştı. Said, onları yenilgiye uğratıp şehirlerini de kuşatma altına almıştı. Soğdlu Türkler, onunla barış yapmışlar ve eşraftan olan kimselerin elli oğlunu ona rehin olarak vermişlerdi. Said, Tirmiz'de ikamet etmiş, onlara birşey yapmamış, rehin edilen çocukları yanma alıp Medine'ye getirmişti.

Muaviye, bu senede insanların, oğlu Yezid'e veliaht olarak be/at etmeleri çağrısında bulundu. Muaviye, Muğire b. Şube hayatta iken de daha önce bu işe niyetlenmişti. ŞaTrî tarikiyle İbn Cerir'in rivayetine göre Muğire, daha önce Muaviye'nin yanına giderek kendisini Küfe valiliğinden af etmesini istemiş, yaşlılığından ve zayıflığından Ötürü Muaviye onu bu görevden affetmişti. Yerine Said b. As'ı, Kûfe'ye vali olarak atamaya karar vermişti. Muğire, bunu duyunca pişman olur gibi oldu. Kalkıp Muaviye'nin oğlu Yezid'in yanma gitti ve ona, babasından, kendisini veliaht olarak ataması talebinde bulunmasını tavsiye etti. Yezid de bunu babasından istedi, Muaviye ona: "Bunu sana kim söyledi?" diye sorunca o, "Muğire teklif etti." diye cevap verdi. Muaviye, Muğire'nin bu teklifinden hoşlandı ve onu tekrar Küfe valiliğine atadı. Ona, bu işiçin çalışmasını emretti, bunun üzerine Muğire de bu işi başa çıkarmak için olanca gayretini gösterdi. Muaviye, Ziyad'a bir mektub göndererek bu konudaki fikrini sordu. Ancak Ziyad, Yezid'in oyuna ve ava meyilli olduğunu bildiği için bundan hoşlanmadı. Muaviye, Ziyad'ı bu görüşünden vazgeçirmek için yanma samimi arkadaşı olan Ubeyd b. Ka'b b. Numeyrfyi gönderdi. Ubeyd, önce Dımaşk'a gidip Yezid'le görüştü. Ona Ziyad'dan bahsetti ve kendisine veliahtlık talebinde bulunmamasını öğütledi.

Eğer bu işten vazgeçerse, bu iş için çalışmasından daha hayırlı olacağını söyledi. Yezid de bu talebinden vazgeçti. Babası ile görüşerek vazgeçtiğini bildirdi ve ikisi de bu hususta o zaman anlaştılar, ancak bu senede Ziyad vefat edince, Muaviye işi sonuçlandırmak için teşebbüse geçti. İnsanları Yezid'e veliaht olarak bey'ata davet etti. Oğlu Yezid için bey'at akdetti ve bunu bütün beldelere birer mektubla bildirdi, diğer beldelerdeki insanlar da veliaht Yezid'e bey'at ettiler, ancak Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman, Hz. Ömer'in oğlu Abdullah, Hz. Ali'nin oğlu Hüseyin, Zübeyr'in oğlu Abdullah ve Abbas'm oğlu Abdullah, Yezid'e bey'at etmediler. Bu sırada Muaviye, umre için Mekke'ye gitti. Mekke dönüşünde Medine'ye uğradığında o beş kişiden herbirini ayrı ayrı çağırıp tehdit etti, bey'at etmediklerinden ötürü korkuttu.

Bunlardan Mua-i karşı şiddetle karşı koyan ve sert konuşan Abdurrahman b. Ebu Bekir oldu, en yumuşak cevap veren de Abdullah b. Ömer oldu. Sonra bu beş kişi, minberin alt tarafında hazır beklemekte iken Muaviye, minbere çıkıp bir hutbe okudu. Halk Yezid'e be/at ettiler. Bu beş kişide orada oturmaktaydılar. Ne muvafakat ettiler, ne de muhalefette bulundular. Çünkü Muaviye, onları tehdit edip korkutmuştu. Bundan sonra diğer şehirlerde de Yezid'e bey'at edilmişti. Diğer ülkelerden heyetler, Ye-zid'in yanına geldiler, gelenler arasında Ahnef b. Kays da vardı. Muaviye ona, gidip Yezidle konuşmasını emretti. O da gidip Yezidle sohbet etti, konuştu. Sonra Yezid'in yanından ayrıldığında Muaviye, Ahnefe şöyle dedi:

- Yeğenini nasıl buldun?

- Yalan söylersek Allah'tan korkarız, doğru söylersek de sizden korkarız. Sen, gecesinde, gündüzünde, gizlisinde, açığında, girdisinde, çıktısında, Yezid'i bizden daha iyi bilirsin. Benim ne demek istediğimi çok iyi anlarsın, bize düşen, emri dinleyip itaat etmektir. Sana düşen de, ümmete nasihat etmektir."

Muaviye, Hz. Hasan'la barış yaptığı zaman kendisinden sonra Hz. Hasan'ın veliaht olmasını kararlaştırmıştı. Ancak Hz. Hasan, vefat e-dince Yezid'in durumu Muaviye nezdinde kuvvetlendi ve Muaviye, onu veliahtlığa layık gördü, bu da babanın evladına olan sevgisinden dolayı idi. Yezid'de dünyevi necabet ve asaleti görüyordu. Özellikle hükümdar çocuklarının savaş taktiklerini bildiklerini, yönetimi düzgünce yürütebileceklerini, idari görevleri layıkı veçhiyle ifa edebileceklerini biliyordu. Bunu sahabelerden herhangi birinin hakkıyla yerine getiremeyeceğini sanıyordu. Bu sebepledir ki Muaviye, Abdullah b. Ömer'e şöyle demişti:

- Benden sonra reayanın (halkın) başıboş koyunlar gibi yöneticisiz kalmasından korktuğum için Yezid'i veliaht tayin ettim.

Ibn Ömer de ona şöyle demişti:

Herkes Yezid'e bey'at ettikten sonra ben de kendisine -organları kesik bir köle olsa bile- bey'at ederim.

Yezid'i veliaht tayin ettiğinden dolayı Said b. Osman b. Affan da Muaviye'yi kınamış ve Yezid'in yerine kendisini veliaht tayin etmesini istemişti. Ona şöyle demişti:

- Babam seninle ilgilendi. Nihayet şeref ve onurun doruk noktasına yükseldin ama kendi oğlunu benden öne geçirdin, oysa ben şahsen ondan daha üstünüm, babam ve annem de onun babasından ve annesinden daha üstündürler.

Muaviye, böyle diyen Hz. Osman'ın oğlu Said'e şu karşılığı verdi:

- Babanın bana iyilik ettiğini söylüyorsun. Bu, inkar edilmeyecek birşeydir. Babanın, Yezid'in babasından daha üstün ve hayırlı olduğunu söylüyorsun, bu gerçektir. Senin annen Kureyşf dir. Onun annesi Kelp kabilesindendir ve ondan da daha hayırlıdır. Senin Yezid'den daha hayırlı ve üstün olmana gelince, Allah'a yemin ederim ki, senin gibi adamlar, Dımaşk'ın Gota mıntıkasına dolup dolaşsalar bile Yezid, benim nazarımda hepinizden daha sevimlidir.

Muaviye'nin bir gün hutbe irad ederken şöyle dediğini önceki kısımlarda rivayet etmiştik:

"Allah'ım! Yezid'i bu idari işe ehil gördüğüm için veliaht tayin etmiş olduğumu biliyorsan, Yezid'in yönetime geçme işini başarıyla sonuçlandır. Eğer kendisini sevdiğim için veliaht tayin ettiğimi biliyorsan, onun yönetime geçme işini tamamlama."

Hafız İbn Asakir'in anlattığına göre Muaviye, bir gece arkadaşlarıyla sohbeti derinleştirmiş. Çocuğu asil doğacak bir kadın hakkında arkadaşlarıyla konuşmuş, arkadaşları da çocuğu asil olacak bir kadının evsafını kendisine anlatmışlardı. Bunun üzerine Muaviye şöyle demişti: "Bu nitelikte bir kadını tanımak isterdim." Meclisinde oturan arkadaşlarından biri ona şöyle demişti:

- Ey mü'minlerin emin! Sen bu nitelikte bir kadın buldun.

- Kimdir o?

- Kızımdır, ey mü'minlerin emiri!

Bunun üzerine Muaviye, o kızla evlendi. Bu evlilikten oğlu Yezid, asil, necip, zeki ve mahir bir insan olarak doğdu. Muaviye, daha sonra başka bir kadınla evlendi. Bu kadın, onun yanında itibar sahibi oldu. Ona başka bir erkek çocuk doğurdu. Bunun üzerine Yezid'in annesi gözden düştü ve Muaviye'nin evinin bitişiğindeki bir eve yerleşti. Muaviye, bir ara makamında diğer karısıyla oturmakta iken Yezid'in annesine baktı. Kadın, oğlu Yezid'in saçlarım tarıyordu. Diğer kadın, Yezid'in annesini kastederek şöyle dedi: "Allah, bu kadını ve saçım taradığı çocuğunu kahretsin." Bunun üzerine Muaviye de ona şöyle dedi:

"Niçin böyle söylüyorsun? Allah'a yemin ederim ki, onun oğlu, senin oğlundan daha asil ve daha neciptir. İstersen bunu sana açıklarım." Böyle dedikten sonra Muaviye, ikinci karısının oğlunu çağırdı, ona şöyle dedi:

"Şu anda mü'minlerin emiri, senin her isteğini yerine getirmeye hazırdır, dile benden ne dilersen.

- Senden isteğim şudur ki, bana av köpekleri, atlar ve avcılar veresin, av partisine katılacak arkadaşları bana veresin.

- Bu isteklerini yerine getirmek üzere adamlarıma emir verdim. Bundan sonra Muaviye, Yezid'i çağırdı ve ona diğer oğluna söylediklerinin aynısını söyledi. Yezid de şu karşılığı verdi:

- Şu vakitte böyle bir istekte bulunmaktan mü'minlerin emiri beni affetmez mi?

- Hayır, mutlaka isteğini söylemelisin.

- Allah, mü'minlerin emirinin ömrünü uzatsın. İsteğim, kendisinden sonra beni valiaht tayin etmesidir. Zira öğrendiğime göre halka bir gün adaletle hükmetmek, 500 sene süreyle ibadet etmek kadar sevaptır.

- Senin bu isteğini yerine getirdim.

Böyle dedikten sonra Muaviye, karısına şöyle dedi: "Yezid'i nasıl gördün?" Kadın da Yezid'in kendi oğlundan daha üstün ve faziletli olduğunu kesin olarak anlamış oldu.