El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hicretin Kırkdördüncü Senesi

Bu senede Halid b. Velid'in oğlu Abdurrahman, Müslümanlarla birlikte Rum illerine gazaya gitti, kışı orada geçirdi. Bu senede Büsr b. Ebu Ertat, denize gidip gaza yaptı. Bu senede Muaviye, Basra valisi Abdullah b. Amir'i …

Bu senede Halid b. Velid'in oğlu Abdurrahman, Müslümanlarla birlikte Rum illerine gazaya gitti, kışı orada geçirdi.

Bu senede Büsr b. Ebu Ertat, denize gidip gaza yaptı.

Bu senede Muaviye, Basra valisi Abdullah b. Amir'i görevden aldı. Çünkü Basra'da karışıklık çıkmıştı. Abdullah ise, yumuşak huylu, halim selim bir kimseydi. Anlatıldığına göre o, insanları kendine ısındırmak istediği için hırsızların elini kesmiyordu. Abdullah b. Ebi Evfa (İbn Kevva adıyla tanınır) gidip onu Muaviye'ye şikayet etti. Muaviye de bu şikayet üzerine Abdullah b. Amir'i Basra valiliğinden azletti. Oraya, Hars b. Abdullah el-Ezdf yi vali olarak tayin etti.

Muaviye, Abdullah b. Amir'i yanına çağırdı. Abdullah da Şam'a Mu-aviye'nin yanına geldi. Muaviye, ona ikramda bulundu ve görevine iade etti, vedalaşırken Muaviye ona şöyle dedi: Ben senden üç şey isteyeceğim. Sen de: "O şeyler senin olsun, ben Ümmü Hakim'in oğluyum." diyeceksin. Şöyle ki:

- Uhdendeki valiliğimi bana iade edeceksin (istifa edeceksin) ama öfkelenmiyeceksin.

- Öyle yaptım.

- Arefe'deki malını bana hibe edeceksin.

- Hibe ettim.

- Mekke'deki evlerini de bana hibe edeceksin.

- Onları da sana hibe ettim.

- Akrabalığın gereğini yaptın.

- Ey mü'minlerin emiri, ben de senden üç şey isteyeceğim ve sen: "O şeyler senin olsun, ben Hind'in oğluyum." diyeceksin. Şöyle ki:

- Arefe'deki malımı bana geri vereceksin.

- Öyle yaptım.

- Bfeni bir vali veya emir tarafından hesaba çektirmeyeceksin.

- Öyle yapacağım.

- Kızın Hind'i bana zevce olarak vereceksin.

- Verdim."

Anlatıldığına göre Muaviye, Abdullah b. Amir'i ya bu üç şeyi almak ya da Basra valiliğini kabul etmek arasında muhayyer bırakmış, Abdullah da bu üç şeyi tercih edip Basra valiliğinden istifa etmiştir.

İbn Cerir dedi ki: Bu senede, yani hicretin kırkdördüncü senesinde Muaviye, (babası belirsiz olan) Ziyad b. Ebihi'yi Ebu Süfyan'm oğlu olarak tescil etmişti. Bu tescili de şu şahitliğe dayandırmıştı: Adamın biri, cahiliye döneminde Ebu Süfyan'm, Ziyad'm annesi Sümeyye ile cinsel ilişkide bulunduğunu itiraf ettiğini ve bu ilişkiden Sümeyye'nin Ziyad'a gebe kaldığını ifade etmiş, bu hususta şahitlikte bulunmuştu. Muaviye, Ziyad'ı Ebu Süfyan'm oğlu olarak tescil edince artık Ziyad'a, Ebu Süf-yan oğlu Ziyad denildi. Hasan-ı Basrî ise, bu tescil işini makbul saymayıp şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.), bir hadisinde şöyle buyurmuştur: ' "Çocuk yatağa aittir. Zina yapana ise recm cezası vardır."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Osman'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ziyad, Ebu Süfyan'm oğlu olarak tescil edilince ben Ebu Bekre'ye uğradım ve ona şöyle dedim:

- Ne yaptınız siz? Ben, Sa'd b. Ebi Vakkas'ın şöyle dediğini işitmiş-tim: Rasûlullah (s.a.v,)'ın şöyle buyurduğunu şu kulaklarımla işittim: "Bir kimse jslâmiyet döneminde babası olmayan bir kimseyi bilerek babası olarak iddia ederse, Cennet ona haram olur."

Ebu Bekre: "Bunu ben de Rasûlullah'tan işittim." dedi.

Hicretin kırkdördüncü senesinde Muaviye, insanlara hacc ettirdi. Bu senede Muaviye, Şam'daki büyük camide kendisi için bir mahfel yaptırdı. Mervan da Medine'de kendi şahsı için mescitte bir mahfel yaptırmıştı.

Bu senede mü'minlerin annesi Ümmü Habibe binti Ebi Süfyan vefat etti. Ümmü Habibe'nin asıl adı Remle'dir. Muaviye'nin kız kardeşiydi, islâmiyet'in ilk zamanlarında Müslüman oldu. Kocası Abdullah b. Cahş'la birlikte Habeşistan'a hicret etti. Ancak kocası orada Hristiyan-lığa döndü ve Ümmü Habibe kise Müslümanlıkta sebat etti. Habibe, Ümmü Habibe'nin Abdullah ile evliyken doğan en büyük çocuğudur. Bu çocuğunu Habeşistan'da doğurmuştu. Hicretten önce Mekke'de doğurmuş olduğuna dair zayıf bir rivayet de vardır. Ümmü Habibe'nin kocası Habeşistan'da öldü. Allah ona lanet etsin ve onu kahretsin. Kocasının ölümüyle dul kaldığında, Rasûlullah (s.a.v.), Amr b. Ümeyyeed-Dami-rî'yî Necaşi'yu gönderdi. Necaşi de Ümmü Habibe'yi Rasûlullah'la evlendirdi. Nikah akdini Halid b. Said b. As yaptı. Ümmü Habibe'nin meh-rini ise Necaşi, 400 dinar olarak kendi cebinden ödedi ve Ümmü Habibe'yi hicretin yedinci senesinde Rasûlullah'a gönderdi. Mekke fethi senesinde sulhu yenilemek için babası Ebu Süfyan geldiğinde, Ümmü Habibe'nin odasına girdi. Ancak Ümmü Habibe, Rasûlullah'm minderini babasının altından kaldırdı. Babası Ebu Süfyan, ona şöyle dedi:

- Kızım, sen bu minderi mi ba*na layık görmedin, yoksa beni mi bu mindere layık görmedin?

- Hayır bu^Rasûhıllah'm minderidir, sense müşrik bir adamsın.

- Allah'a yemin ederim ki ey kızım, benden sonra sen şerre uğramış kötüleşmişsin.

Ümmü

Habibe,

mü'minlerin

annelerinin

seyyidelerinden,

hanımlarından,

takvalı

abide kadmlarmdandı. Allah ondan razı olsun.

Muhammed b. Ömer el-Vakidî, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ümmü Habibe, vefat edeceği zaman beni çağırıp şöyle dedi:

- Kumalar arasında cereyan eden bazı şeyler bizim de aramızda cereyan etmiş olabilir. Ben de ona dedim ki:

- Allah, beni ve seni bağışlasın. Bütün bu olup biten şeylerde ben hakkımdan vazgeçtim ve sana helal ettim.

- Beni memnun ettin. Allah da seni memnun etsin.

Böyle dedikten sonra Ümmü Seleme'ye de haber göndererek kendisinden helallik diledi. Ümmü Seleme de ona aynı şeyleri söyledi.