El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Hz. Ebu Bekir'in Oğlu Abdurrahman

Zübeyr b. Bekkar'm ifadesine göre Abdurrahman, Hz. Ebu Bekir'in en büyük oğludur. Şakacı idi, mizahı severdi, anasının adı Ümmü Ru-man'dı. Ümmü Ruman, Hz. Aişe'nin de annesidir. Böyle olunca Abdurrahman, Hz. Aişe'nin öz …

Zübeyr b. Bekkar'm ifadesine göre Abdurrahman, Hz. Ebu Bekir'in en büyük oğludur. Şakacı idi, mizahı severdi, anasının adı Ümmü Ru-man'dı. Ümmü Ruman, Hz. Aişe'nin de annesidir. Böyle olunca Abdurrahman, Hz. Aişe'nin öz kardeşi olmaktadır. Abdurrahman, Bedir ve Uhud savaşlarında müşriklerin saflarında yer alarak Müslümanlarla savaştı. Babası Ebu Bekir'i öldürmek istedi. Ebu Bekir, onu öldürmeye kastedince Rasûlullah (s.a.v.) ona: "Ey Ebu Bekir, vücudunla bizi yararlandır." dedi. Abdurrahman, bundan sonra barış döneminde Müslüman oldu. Mekke fethinden önce hicret etti. Rasûlullah (s.a.v.), her sene Hayber ürünlerinden ona kırk yük mal verirdi. Abdurrahman, Müslümanların önderlerindendi. Rasûlullah (s.a.v.), başını Hz. Aişe'nin göğsüne dayamış olarak vefat edeceği esnada Abdurrahman, onun odasına girmişti. Abdurrahman'm elinde o esnada bir misvak vardı. Rasûlullah'm gözü o misvaka takılınca Hz. Aişe, misvakı Abdurrahman'm elinden alıp ucunu kesti, düzeltti, sonra Rasûlullah (s.a.v.)'a verdi. Rasûlullah da çok güzel bir şekilde ağzım misvakladı. Sonra: "Allah'ım, beni Refik-i A'lâya götür." dedi ve ruhunu teslim etti. Vefat edişinden sonra Hz. Aişe de şöyle dedi: "Allah, benim tükürüğümle onunkini birleştirdi. Başı göğsümle gerdanım arasında iken evimde vefat etti. O günümde kimseye haksızlık etmedim."

Abdurrahman, Yemame fethine katıldı ve o günde yedi kişiyi öldürdü. Muhkem b. Tufeyl'i öldüren odur. Muhkem, yalancı peygamber Mü-seyleme'nin dava arkadaşı idi. Muhkem, bir duvarın gediğinde durmakta iken Abdurrahman, ona bir ok attı. Muhkem yere düştü. Müslümanlar, o gedikten içeri girdiler, Müseyleme'yi yakalayıp Öldürdüler.

Abdurrahman, Şam fethine de katıldı. Müslümanlardan saygı görüyordu. Şam Araplarınm hükümdarı Cudi'nin kızı Leyla, Hz. Ömer'in emri üzerine Halid b. Velid tarafından Abdurrahman'a hediye edildi. Bununla ilgili açıklama ileride gelecektir. Abdürrezzak, Said b. Müsey-yeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abdurrahman b. Ebi Bekir ki, onun yalan söylediği görülmüş değildir." Bana şöyle bir olay anlattı: Muaviye'nin oğlu Yezid'e bey'at için Medine'ye emir geldiğinde Mervan'a şöyle dedim: "Vallahi siz bu işi Heraklius'un ve Kisra'nm bey'aü-na döndürdünüz, yani hükümdarlığı babadan oğula aktarıyorsunuz." Mervan da bana şöyle dedi: "Sus, sen o kimsesin ki, senin hakkında Allah şu ayeti indirmiştir:

"Annesine babasına: "Öf ikinizden; beni tekrar diriltümekle mi tehdit ediyorsunuz?" diyen kimseye?" (el-Ahkâf, 17.)

Hz. Aişe de bu olay üzerine şöyle demişti: "Allah, bizim ailemiz hakkında Kur'ân ayeti indirmiş değildir. Ancak benim suçsuzluğuma dair ayet indirmiştir."

Rivayete göre Mervan'ı kınayan ve azarlayan bir haber göndermiş, ve bu haberde, Mervan'ı ve babasını yeren sözler varmış. Hz. Aişe'nin böyle birşey yaptığı doğru değildir, bu rivayet sahih değildir.

Zübeyr b. Bekkar, Abdülaziz ez-Zührî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Muaviye, Yezid b. Muaviye'ye bey'at etmeye yanaşmamasından ve itiraz etmesinden sonra Hz. Ebu Bekir'in oğlu Abdurrahman'a 100.000 dirhem para göndermişti. Ancak Âbdurrahman bu parayı reddetmiş ve almaya yanaşmayıp: "Dünya için dinimi mi satacağım?" diyerek, çıkıp Mekke'ye gitmiş ve orada vefat etmiştir."

Ebu'z-Zür'â ed-Dımaşkî, Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Âbdurrahman b. Ebi Bekir, uyku halinde iken vefat etti." Hz. Aişe de onun için köleler azad etti. Mekke'ye altı mil veya oniki mil mesafedeki Habşi mıntıkasında vefat etti. Cenazesi omuzlar üzerinde taşındı ve Mekke'nin üst tarafina defnedildi. Hz. Aişe, Mekke'ye geldiğinde mezarını ziyaret edip şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim ki, seni görmüş olsaydım, senin için ağlamayacaktım. Eğer yanında olsaydım öldüğün yerden seni başka yere taşıyıp defne tmezdim." Böyle dedikten sonra Hz. Aişe, Mütemmim b. Nüveyre'nin kardeşi Malik hakkında söylemiş olduğu şu şiiri, kardeşi Âbdurrahman için okudu:

"Bir zaman Cezime'deki iki arkadaş gibi beraber olduk. Öyle ki bunlar hiç ayrılmayacaklar denildi. Ben ve Malik, birbirimizden ayrıldığımızda birleşmemiz uzun sürdüğü halde sanki bir gece dahi bir arada olmamış gibi olduk."

îbn Sa'd'm rivayetine göre bir defasında îbn Ömer, Abdurrah-man'ın mezarı üzerine bir çadır kurulduğunu görmüş. Bunu vefatından sonra Hz. Aişe oraya kurdurmuştu. İbn Ömer, bu çadırın sökülmesini emretmiş ve: "Abdurrahman'ı sadece ameli gölgelendirir." demişti. Tarih âlimlerinin çoğuna göre Âbdurrahman, hicretin ellisekizinci senesinde vefat etmiştir. Vakidî, katibi Muhammed b. Sa'd, Ebu Ubeyd ve diğer bazı tarihçilerin ifadelerine göre Âbdurrahman, hicretin elliüçüncü senesinde vefat etmiştir. Hicri ellidördüncü senede vefat ettiğine dair zayıf bir rivayet de vardır. Doğrusunu Allah bilir.