El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Mervan B. Hakem

Mervan'ın soy kütüğü şöyledir: Mervan b. Hakem b. Ebu'l-As b. Ümeyye b. Şems b. Abdumenaf elKureşi el-Ümevî Ebu Abdülmelik. Künyesinin Ebul Hakem veya Ebu'l-Kasım olduğu da söylenir. Çok kimselere göre o sahabedir. Çünkü …

Mervan'ın soy kütüğü şöyledir: Mervan b. Hakem b. Ebu'l-As b. Ümeyye b. Şems b. Abdumenaf elKureşi el-Ümevî Ebu Abdülmelik. Künyesinin Ebul Hakem veya Ebu'l-Kasım olduğu da söylenir. Çok kimselere göre o sahabedir. Çünkü Peygamber (s.a.v.)'m sağlığında dünyaya gelmiştir. Kendisinden Hudeybiye sulhuna dair bir hadis rivayet edilmiştir. Sahih-i Buharı de Mervan ve Misver b. Mahrem'e tariki ile sahabelerden bir gruptan nakledilen bir hadis vardır. Mervan, Hz. Ömer'den ve Hz. Osman'dan rivayetlerde bulunmuştur. Mervan, aynı zamanda Hz. Osman'ın katibi idi. Ayrıca Zeyd b. Sabit ve Büseyre binti Safvan el-Ezdiye'den de rivayetlerde bulunmuştur. Mervan, Büseyre'nin kayınpederi idi. Hakim Ebu Ahmed'in ifadesine göre Büseyre, Mervan'ın teyzesidir. Büseyre'nin onun teyzesi olması ve Mervan'ın da onun kayın pederi olması arasında bir çelişki yoktur. Oğlu Abdülmelik, Sehl b. Sa'd, Said b. Müseyyeb, Urve b. Zübeyr, Ali b. Hüseyin Zeynela-bidin, Mücâhid ve diğerleri de Mervan'dan rivayetlerde bulunmuşlardır.

Vakidî ile Muhammed b. Sa'd'm ifadelerine göre Mervan, Hz. Pey-gamber'in sağlığına yetişmiş ama ondan birşey hıfzetmemişti, Peygamber (s.a.v.)'ın vefatı esnasında Mervan sekiz yaşındaydı. İbn Sa'd, o'nu tabiilerin ilk tabakası arasında saymıştır. Mervan, Kureyş'in önde gelen şahsiyetlerinden ve faziletli insanlarmdandı. İbn Asakir ile diğerlerinin rivayetlerine göre Hz. Ömer, Mervan'ın annesini vasıta ederek bir kadınla evlenme talebinde bulunmuş. Mervan'ın annesi de şöyle demişti: Onu, Cerir b. Abdullah el-Becelî istemişti. O, meşrik gençlerinin lideridir. Mervan b. Hakem de istemişti. O, Kureyş gençlerinin efendisidir. Abdullah b. Ömer de istemişti. O da bildiğiniz bir şahsiyettir. Neticede Mervan'ın annesi gidip o kadınla görüşünce ve mü'minlerin emiri Hz. Ömer'in kendisi ile evlenmek istediğini ifade edince kadın: "Mü'minle-rin emiri bu talebinde ciddi midir?" diye sormuş; Hz. Ömer de: "Evet" diye cevap verince: "Ey mü'minlerin emiri, öyleyse biz seni o kadınla evlendirdik." diye cevap vermişti.

Hz. Osman, Mervan'a ikramda bulunur ve saygı gösterirdi. Hz. Osman'ın yanında katiplik yapardı. Onun sır katibi idi. Fakat Hz. Osman'ın kendi evinde kuşatma altında tutulmasının sebebi de oydu. Asiler, Hz. Osman'dan, Mervan'ı kendilerine teslim etmesini ısrarla istemişler, Hz. Osman da onların bu isteklerim şiddetle reddetmişti. Hz. Osman kuşatma altında tutulurken Mervan, asilere karşı şiddetlice savaşmış ve bazı Haricileri öldürmüştü. Cemel savaşanda sol cenah komutanı idi. Anlatıldığına göre o, bir ok atarak Talha'nm dizine isabet ettir ve onu öldürmüştür. Doğrusunu Allah bilir.

Ebu'1-Hakem, Şafii'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Cemel savaşında insanlar hezimete uğradıklarında Hz. Ali, Mervan'ı çokça sormaya başladı. Niçin sorduğunu söyleyenlere de: "O benim çok yakınımdır. Bu, şefkati celbediyor. O, Kureyş gençlerinin efendisidir." demişti.»

İbn Mübarek, Kubeyse b. Cabir'in Muaviye'ye şöyle dediğini rivayet

etmiştir:

- "Senden sonra yönetimi kime bırakacaksın?

- Allah'ın kitabını okuyan, Allah'ın dinini anlayan, dinî bilgilere sahip olan, Allah'ın hadleri hususunda çok katı olan Mervan b. Hakem'e bırakacağım."

Muaviye, Mervan'ı birçok defa Medine'ye vali olarak tayin etmiş, sonra azletmiş, yeniden vali olarak tayin etmişti. Defalarca insanlara hac emirliği yapmış, hac ibadetini ifa ettirmişti.

Hanbel,İmam Ahmed'in şöyle dediğim rivayet etmiştir: "Kadılık, Mervan'ın yanındadır." denilirdi. O, Hz. Ömer'in hükümlerini takip eder ve araştırırdı.

İbn Vehb dedi ki: Birgün Mervan'dan bahseden Malik'in şöyle dediğini işittim: Mervan şöyle demişti: "Ben kırk seneden beri Allah'ın kitabını okurum. Şimdi de bu kan akıtma işinin içine düştüm."

İsmail b. Ayyaş, Şüreyh b. Ubeyd ile diğerlerinin şöyle dediklerini rivayet etmiştir:

"îslâmiyyet'ten bahsedildiği zaman Mervan şöyle derdi: "Kendi elimin kazancı ile veya babadan kalma mirasımla değil, bilakis Rabbimin bahşettiği nimetle ben İslâm'a kavuştum. Ama ben hatalıyım."

Leys, Salim Ebu Nadr'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Mervan, bir cenaze merasimine katıldı. Cenaze namazını kıldıktan sonra döndü, defin işine kadar beklemedi. Bunun üzerine Ebu Hü-reyre: "O bir kırat sevabı kazandı, ama bir kırat sevaptan da mahrum kaldı." dedi. Ebu Hüreyre'nin böyle dediğini kendisine haber verdiklerinde Mervan, koşarak geri döndü, koşarken dizleri göründü. Gelip mezar başında oturdu, nihayet gitmesi için kendisine izin verildi."

Medainî, Cafer b. Muhammed'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Hüseyin'in öldürülmesinden sonra Medine'ye dönme masrafı olarak Hüseyin'in oğlu Al i'ye, Mervan 6000 dinar borç verdi. Vefat edeceği zamanda oğlu Abdülmelik'e, Hüseyin'in oğlu Ali'den bu parayı istememesini vasiyet etti. Abdülmelik, babası Mervan'ın bu vasiyetini Hüseyin m oğlu Ali'ye bildirdiğinde, Ali bunu kabul etmedi, ancak Abdülmelik ısrar edince kabul etti." . . .

Şafiî, Cafer'in babası Muhammed'in şöyle dediğim rivayet etmiştir: "Hasan ile Hüseyin, Mervan'ın arkasında namaz kılarlar ve bu namazlarını iade etmezlerdi. Ona güvenirlerdi.

Abdürrezzak, Tank b. Şihab'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Bayram günü hutbeyi namazdan Önceye alan ilk kişi Mervan oldu. Adamın birisi ona: "Sen böyle yapmakla sünnete muhalefet ettin." deyince Mervan ona: "Burada olan kimse sünneti terketti." dedi. Ebu Said de şöyle dedi: "Bu adam böyle konuşmakla görevini yaptı. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu işittim: Sizden bir kimse, bir münkeri görürse onu eliyle düzeltsin. Eğer yapamazsa diliyle, diliyle de yapamazsa kalbiyle onu düzeltsin (Ona karşı protestoda bulunsun). Bu da imanın en zayıf derecesidir."

Anlatıldığına göre Mervan, Medine valisi iken çözümü zor bir problemle karşılaştı. O da bunu çözmek için oradaki sahabeleri toplantıya çağırdı, onların fikirlerini sordu.

Derler ki: Medine'de çeşitli ölçülerde ve ağırlıklardaki ölçekleri toplayıp bunların en uygununu esas kabul eden kişi Mervan'dır. O'nun seçip uygun gördüğü ölçeğe de Mervan ölçeği denilmiştir.

Zübeyr b. Bekkar, Ebu Said el-Hudrf nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ebu Hüreyre, Mervan'ın yanından çıktı. Onun yanından çıkmakta olan başka bir grupla karşılaştı. Onlar, Ebu Hüreyre'ye dediler ki: "Ey Ebu Hüreyre, şu anda Mervan, 100 köleyi azad ettiğine bizleri şahit tuttu." Ebu Hüreyre, o esnada elimi çimdikledi ve şöyle dedi: Ey Ebu Said! Temiz ve helal kazançtan olan bir köleyi azad etmek, 100 köleyi azad etmekten daha hayırlıdır."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudrf den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Falan oğullarının sayısı otuz kişiye vardığında onlar, Allah'ın malını kendi aralarında dolaştırmaya, Allah'ın dinine bey'atları dahil etmeye, Allah'ın kullarını da köle etmeye başlarlar."

Ebu Ya'lâ, Ebu Said'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Hakem oğullarının sayısı otuz kişiye vardığında onlar Allah'ın dinine bid'atlan dahil eder, Allah'ın kullarını köle eder ve Allah'ın malını kendi aralarında dolaştırırlar."

Beyhakî, İbn Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Hakem oğullarının sayısı otuza vardığında Allah'ın malını kendi aralarında dolaştırırlar, Allah'ın kullarını köle edinirler ve Allah'ın kitabını da fesatla karıştırırlar. Sayıları 496'ya vardığında da onların helakleri bir hurmayı çiğnemekten daha çabuk olur." Yine Rasûlullah (s.a.v.), Abdülmelik b. Mervan'dan bahsederken onun, dört zorbanın babası olduğunu söylemiştir.

Bütün bu rivayet yolları zayıftır.

Ebu Ya'lâ ile diğerlerinden rivayet olunduğuna göre Ebu Hüreyre şöyle demiştir:

"Rasûlullah (s.a.v.), rüyasında Hakem oğullarının kendisinin minberine çıkıp indiklerini görünce öfkelenmiş gibi uyandı ve şöyle dedi: "Hakem oğullarının maymunlar gibi minberime sıçradıklarını gördüm." Rasûlullah (s.a.v.)'m, bu hadiseden sonra ölümüne kadar artık katıla katıla güldüğünü görmedim."

Sevrî, buna benzer Said b. Müseyyeb'ten de mürsel bir rivayette bulunmuştur. Bu rivayette de şöyle denilmektedir: "Cenâb-ı Allah, Hz. Peygamber'e, bunu Hakem oğullarına "Emevilere" dünyalık olarak verdi, diye vahyetmiş, böylece Rasûlullah rahatlamıştı." Bu, şu ayet-i kerimenin de manasının tahakkukudur: "Sana gösterdiğimiz rüya ile sadece insanları denedik." (d-Isrâ, eo.) Yani biz bu rüyayı sana göstermekle insanları deneyip imtihan etmek istedik.

Bu mürsel rivayetin senedi zayıftır. Bu manada birçok uydurma hadiste nakledilmiştir. Biz, sahih olmadıklarından onları nakletmeye gerek görmedik.

Mervan'ın babası Hakem, Peygamber (s.a.v. )'ın en büyük düşman-larındandı. Ancak Mekke fethi gününde Müslüman oldu. Medine'ye geldi. Sonra Peygamber (s.a.v.), onu Taife sürgün etti. Orada vefat etti. Mervan, Hz. Osman'ın kuşatma altına alınmasının en büyük sebeple-rindendi. Çünkü o, Hz. Osman adına bir mektub uydurarak Mısır'a göndermiş ve Mısırlı asilerin öldürülmesini emretmişti. Muaviye tarafından Medine'ye vali olarak atandığında her cuma günü minberde Hz. Ali'ye söverdi. Hz. Ali'nin oğlu Hasan, ona şöyle demişti: "Sen daha babanın sulbünde iken Rasûlullah (s.a.v.), baban Hakem'e lanet okumuş ve: "Allah Hakem'e ve onun doğacak çocuğuna lanet etsin." Doğrusunu Allah bilir.

Önceki kısımlarda da anlatıldığı gibi Hasan b. Malik, Cabiye'de iken Mervan yanına geldiği zaman onun bu gelişinden hoşlanmış ve ona bey'at etmişti. Ürdünlüler de kendisine bey'at etmişlerdi. Ancak işler düzene girdiği takdirde kendisinin tahttan inip yönetimi Halid b. Ye-zid'e teslim edeceğini söylemişti. Mervan, Humus valiliğine; Arar b. Said de Dımaşk valiliğine atanacaktı. Hicretin altmış dördüncü senesinin zilkade ayının ortalarında pazartesi günü Mervan'a bey'at edildi. Leys b. Sa'dile diğerleri böyle demişlerdir.

Yine Leys'in ifadesine göre Mercürahit savaşı bu senenin zilhicce ayında kurban bayramından iki gün sonra vuku bulmuştur.

Dediler ki: Mervan Dahhak b. Kays'ı mağlub edip Şam ve Mısır hakimiyetini eline geçirdikten sonra o mıntıkada söz sahibi oldu. Kendisinden sonra da oğlu Abdülmelik'e veliahtlık bey'atı, ondan sonra da dığer oğlu Abdülaziz'e veliahtlık beratı yapıldı. Abdülaziz, Ömer'in babasıydı. Mervan, yönetimi Halid b. Yezid b. Muaviye'ye terketti. Çünkü o, kendini halifeliğe layık görmüyordu. Onun bu görüşüne Malik b. Hassan da muvafakat etti. Mervan, her ne kadar Halid b. Yezid'in dayısı idiyse de yönetimi ona bıraktı. Abdülmelik'in be/atının yüklerini o üstlenmişti. Sonra Halid'in annesi, Mervan'a tuzak kurdu. Onu zehirledi. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Mervan uyumakta iken yüzünün üzerine bir yastık koymuş, bastırarak onu boğmuştu. Sonra da cariyeleri ile birlikte çığlık atarak: "Mü'minlerin emiri ansızın öldü." demişti. Mervan'dan sonra oğlu Abdülmelik hilafete geçti.

Abdullah b. Ebu Mez'ur, bazı ilim ehlinin şöyle dediklerini rivayet etmiştir: "Mervan'ın ölürken söylediği son söz şu oldu: "Cehennem ateşinden korkan kimse için Cennet vacib oldu."

Mervan'ın yüzüğünde "el-İzzetü Lillah" yazılı idi.

Asmaî, Harb b. Ziyad'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Mervan'ın yüzüğünde şöyle bir ibare yazılı idi: "Aziz ve Rahim olana iman ettim."

Mervan, hicretin altmışbirinci veya altmış dördüncü senesinde Şam'da vefat etti. Ebu Ma'şer'in ifadesine göre vefat ederken seksenbir yaşındaydı.

Halife b. Hayyat, Velid b. Hişam'ın dedesinin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Mervan, hicretin altmışbeşinci senesinde ramazan ayının üçünde, altmışüç yaşında iken Şam'da vefat etti. Cenaze namazını oğlu Abdülmelik kıldırdı. Dokuz ay onsekiz gün halifelik yaptı. Başkalarının ifadesine göre ise, on ay süreyle halifelik yapmıştır.

İbn Ebi'd-dünya ile diğerleri dediler ki: "Mervan, kırmızı yüzlü, kısa boylu, kısa ve ince boyunlu, iri başlı, gür sakallı bir adamdı. Lakabı Hayt bâtıl idi."

İbn Asakir'in rivayetine göre Said b. Kesir b. Afir şöyle demiştir: "Mervan, Mısır dönüşünde Sanberede veya Beled'de vefat etmiştir. Başka bir rivayette anlatıldığına göre Şam'da vefat etmiş, Cabiye kapısı ile Babü's-Sağir arasında bir yere defin edilmiştir."

Mervan'ın katibi Ubeyd b. Evs, mabeyincisi Minhal adındaki azatlısı, kadısı Ebu İdris el-Holanî, muhafız komutanı Yahya b. Kays el-Gassanî idi. Abdülmelik, Abdülaziz, Muaviye ve ismini saymadığımız daha başka birkaç oğlu vardı. Diğer eşlerinden doğan kızları da vardı.