Hz. Aişe, Ebu Bekir Sıddık'm kızı ve Rasûlullah (s.a.v.)'m zevcesi-dir. Rasûlullah'm zevceleri arasında en çok sevdiği Hz. Aişe idi. Onun suçsuzluğu, yedi kat gökten bildirilmişti. Anası, Ümmü Ruman binti Âmir b. Üveymir el-Kinaniye'dir. Hz. Aişe'nin künyesi, Ümmü Abdullah'tır. Rivayete göre ona bu künyeyi Rasûlullah (s.a.v.) takmıştır. Abdullah'ın annesi diye künyelenmesinin sebebi, kız kardeşinin oğlu Abdullah b. Zübeyr'dir. Başka bir rivayete göre Hz. Aişe, Rasûlullah'tan bir düşük yapmış, buna da Abdullah adını vermiştir. Rasûlullah, ondan başka bakire bir kadınla evlenmiş değildir. Ondan başka herhangi bir karısının yatağında iken kendisine vahiy nazil olmuş değildir. Zevceleri arasında ondan daha çok sevdiği bir kadın yoktu. Hz. Hatice'nin vefatından sonra Mekke'de onunla evlendi, bir melek onu ipek örtü içerisinde Rasûlullah (s.a,v.)'a iki yada üç kez getirerek: "îşte zevcen budur." demişti. Bundan sonra Rasûlullah (s.a.v.), Hz. Aişe'yi anlatmıştı. Şöyleki: "Örtüyü kaldırdığımda seni gördüm ve dedim ki: Eğer bu Allah'tansa Allah bu işi başa çıkaracaktır."
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.) Aişe'yi, babası Ebu Bekir'den istedi. Babası da şöyle dedi:
- Ya Rasûlallah, Aişe sana helal olur mu?
- Evet.
- Ben senin kardeşin değil miyim?
- Evet, ama islâm da kardeşimsin. Aişe, bana helaldir.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), Aişe ile evlendi. Aişe, onun yanında adet görme çağına geldi. Bunu "es-Sire" bölümünün başında anlatmıştık. Bu hadise, yani Rasûlullah'm Aişe ile evlenmesi, hicretten iki sene önce olmuştu. Bir sene önce olduğuna dair rivayetler de vardır. Nikah akdi esnasında Hz. Aişe, altı yaşındaydı. Dokuz yaşma girdiğinde Bedir savaşından sonra Resulullah (s.a.v.), hicretin ikinci senesinin Şevval ayında onunla gerdeğe girdi ve onu çok sevdi, iftiracılar ona bühtan sürüp yalan söyledikleri zaman bu hadise Cenâb-ı Allah'ın çok ağrına gitti. Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, zamanla onun suçsuzluğuna dair on Kur'ân ayeti indirdi. Bunu önceki kısımlarda detaylı olarak anlatmıştık. Müreysi gazvesi esnasında onunla ilgili olarak nazil olan ayet ve hadisleri şerh etmiş, bunu tefsirimizde ikna edici bir şekilde açıklamıştık.
Hamd ve minnet Allah'adır. Hz. Aişe'nin suçsuzluğunun Kur'ân ayetleri ile bildirilmesinden sonra ona iftira edenlerin kafir olacaklarına dair âlimlerin icması vardır. Peygamberimizin diğer zevcelerine iftira atanların kafir olup olmayacakları hususunda âlimler ihtilafa düşerek iki görüş ileri sürmüşlerdir. Bu görüşlerin en doğru olanına göre diğer zevcelere iftira sürenler de kafir olurlar. Çünkü iftiraya uğrayan, Rasûlullah (s.a.v.)'m zevcesidir. Hz. Aişe'ye iftira atıldığı zaman Cenâb-ı Allah gazaba gelmişti. Çünkü o, Rasulûllah (s.a.v.)'m zevcesi idi. Demek ki Hz. Aişe ile peygamberin zevceleri bu hususta eşittirler. Hz. Aişe'nin ayrıcalıklarından biri de şu idi ki, Rasûlullah (s.a.v.), gece sıralaması hususunda ona iki gece ayırmıştı. Bu gecelerden biri, Sevde'nin payı idiki Şevde, Rasûlullah'm gözüne girmek için hakkını Hz.
Aişe' ye devretmişti. Rasûlullah (s.a.v.) vefat ederken Hz. Aişe'nin sırasında, onun odasında, başı onun göğsü ile gerdanı arasında iken vefat etti.
Peygamber (s.a.v.), dünyadan ayrılışının son deminde ve ahirette intikalinin ilk anında iken Cenâb-ı Allah, onun tükürüğüyle Hz. Aişe'nin tükürüğünü birleştirdi ve Peygamber Efendimiz vefat edince Hz. Aişe'nin odasına defnedildi.
İmam Ahmed b. Hanbel, Hz. Aişe'den rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Ölüm bana kolay geliyor. Çünkü Cennet'te Aişe'nin avucunun beyazlığını gördüm." Bu da Peygamber Efendimiz'in Hz. Aişe'ye olan büyük sevgisini gösteriyor. Cennet'te Aişe'nin avucunun beyazlığım görmekle rahatladığını söylüyor.
Hz. Aişe'nin özelliklerinden biri de onun, Peygamber (s.a.v.)'m zevceleri arasında en fazla bilgi sahibi hatta mutlak surette bütün kadınların en bilgilisi olmasıdır. Zührî dedi ki: Hz. Peygamberin zevcelerinin ilmi ile diğer bütün kadınların ilmi toplansa, Aişe'nin ilmi bunlarınkin-den daha üstün olur."Ata b. Ebi Rebah dedi ki: "Aişe, insanların en faki-hi ve en âlimi idi, genel olarak insanların en iyi görüşlüsüydü."
Urve dedi ki: "Aişe'den daha iyi fikıh, tıp ve şiir bilen başka bir kimse görmedim. Ebu Hüreyre dışında onun kadar Rasûlullah'tan çok rivayette bulunan başka bir kadın ve erkek mevcut değildir. Allah ondan razı olsun."
Ebu Musa el-Eş'arî dedi ki: "Muhammed'in ashabından bir hadisi anlamakta güçlük çeken biri yanımıza gelip de o hadisi Aişe'ye sorduğumuzda mutlaka o hadisle ilgili olarak onun yanında bilgi bulurduk."
Ebu Duha, Mesruk'un şöyle dediğini rivayet etmiştir:" Muhammed'in büyük sahabelerinin, Hz. Aişe'ye feraizi sorduklarını gördüm." "Dininizin yarısını şu Hümeyra'dan (Aişe'den) alın", mealinde nakledilen ve birçok fıkıhçı ile usul âliminin aldandığı hadise gelince, bunun aslı yoktur. Islâmî kaynaklarda böyle birşey sabit değildir. Ben bunu şeyhimiz Ebu Haccac el-Mizzî'ye sorduğumda: "Bunun aslı yoktur." dedi. Sonra Hz. Aişe'nin talebesinden Amre binti Talha kadar başka bilgin kadın mevcut değildir. Mü'minlerin annesi Aişe, sahabelerin arasında sadece kendisinin bildiği bazı meselelerle şöhret bulmuştu. Yine bazı seçme meseleler onun yanında vardı ki, bunların hilafına bir nevi teville ilgili haberler varid olmuştur. Birçok imam derlemeler yapmışlardır. Mesela Sabi dedi M: Mesruk, Aişe'den hadis rivayet ettiği zaman şöyle derdi: "Sıddık'm kızı Sıddıka ve Rasûlullah (s.a.v.)'m sevgilisi, yedi kat gökten suçsuzluğu ilan edilen Aişe bana dedi ki:"
Sahih-i Buharî'den rivayet olunduğuna göre Amr b. As, şöyle demiştir:
"Dedim ki:
- Ya Rasûlallah, insanlar arasında en çok kimi seversin?
- Aişe'yi severim.
- Ya erkeklerden en çok kimi seversin?
- Aişe'nin babasını severim."
Yine Sahih-i Buharı ile Ebu Musa'dan rivayet olunduğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Erkeklerden birçok kimse olgunluğa ermiştir, ama kadınlara gelince onlardan sadece İmran kızı Meryem, Hüveylid kızı Hatice ve Firavn'm zevcesi Asiye olgunluğa ermişlerdir. Aişe'nin diğer kadınlara nisbetle üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere nisbetle üstünlüğü kadardır." Âlimlerden, Hz. Aişe'nin Hz. Hatice'den üstün olduğu görüşünde olan birçok kimse, bu hadisi delil olarak ileri sürerek kendi görüşlerini takviye etmişlerdir. Çünkü bu hadiste anılan üç kadın ile diğerlerinin adları dahil olmuştur. Bunu Buharf nin rivayet ettiği hadis de teyid etmektedir. Şöyle ki: ismail b. Halil, Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Hatice'nin kızkardeşi Hüveylid kızı Hale, Rasûlullah (s.a.vjm yanma gelmek için izin istedi. Rasûlullah (s.a.v.), onun sesini Hatice'nin sesine benzeterek heyecanlandı ve: "Allah'ım, bu Hale'dir." dedi. Ben de, onun bu hareketini yadırgayıp kıskandım ve şöyle dedim: "Kureyş'in avurtları kızarmış ve ilk zamanlarda ölüp gitmiş yaşlı bir kadınını (Ha-pce yi) ne de çok anıyorsun! Oysa Allah, onun yerine sana ondan daha m bir kadın vermiştir (ki o da benim)."
- Başka bir rivayette ise Rasûlullah (s.a.v.)'ın Aişe'ye şu cevabı verdi-S kaydedilmektedir: "Andolsun ki Allah, bana Hatice'den daha hayırlı £ir kadını vermiş değildir." Ancak bu rivayetin senedi sahih değildir. ız> Hz. Hatice'nin vefatından bahsederken bunu uzun uzadıya anlatmıştık. Yine o bölümde Hz. Hatice'nin, Hz. Aişe'ye üstün olduğunu ileri sürenlerin delillerini de nakletmiştik. O delili burada tekrarlamaya gerek yoktur.
Buharı, Aişe'den rivayet etti ki, Peygamber (s.a.v.) günün birinde Aişe'ye şöyle demiştir:
"Ey Aişe! îşte Cebrail burada olup sana selam söylüyor." Aişe diyor ki:Ben de şöyle cevap verdim:"Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun ey Allah'ın Rasûlü. Benim görmediğimi görüyorsun."
Sahih-i Buharf de sabit olan bir rivayette anlatıldığına göre insanlar, Rasûlullah (s.a.v.)'a, Aişe'nin yanında bulunduğu günde hediye ve-rirlermiş. Aişe'nin yanma hangi günde gideceğini araştırırlar, o günde ona hediyelerini takdim ederlermiş. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)-'m zevceleri Ümmü Seleme'nin yanma gidip toplandılar ve ona şöyle dediler: ''Rasûlullah (s.a.v.)'a de ki; kendisi hangi zevcesinin yanında olursa olsun insanlara, kendisine her zaman ve her yerde hediye verebileceklerini anlatsın."
Ümmü Seleme diyor M: "Rasûlullah (s.a.v.), yanıma geldiğinde bunu kendisine söyledim. Ancak o benim bu sözümü dinlemedi."
Kadınlar yine Ümmü Seleme'ye aynı şeyi söylediler. Ümmü Seleme, bu dileğini Rasûlullah'a tekrar arzetti, ancak o yine dinlemedi. Tekrar Rasûlullah yanına geldiğinde Ümmü Seleme aynı şeyi söyleyince Rasûlullah (s.a.v.), ona şu karşılığı verdi:
"Ey Ümmü Seleme! Aişe hakkında bana eziyet etme. Allah'a yemin ederim ki, Aişe dışında sizlerden herhangi birinizin yatağında bulunduğum zaman bana vahiy nazil olmuş değildir."
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.)'m zevceleri, Hz. Fatıma'ya haber gönderip dileklerini ona ilettiler, o da gidip Rasûlullah (s.a.v.)'a şöyle dedi:
- Zevcelerin Ebu Bekir'in kızı Aişe konusunu dile getirerek, kendileri hakkında adil davranmalarım diliyorlar.
- Ey kızcağızım! Benim sevdiğimi sen sevmez misin?
- Evet severim.
- Sen de şu Aişe'yi sev."
Sonra Rasûlullah'm zevceleri, Zeynep binti Caljş'ı Rasûlullah'a gönderdiler. O da gidip onunla görüştü. Yanında Aişe de vardı. Zeynep, konuşmaya başladı ve Aişe'ye dil uzattı, Aişe de kendini savundu ve onu cevap veremez hale getirdi. O esnada Rasûlullah (s.a.v.), Aişe'ye baktı: "İşte bu, Ebu Bekir'in kızıdır." dedi.
Önceki kısımlarda da anlattığımız gibi Ammar, Cemel savaşı esnasında insanları Talha ile Zübeyr'e karşı savaşmaya davet etmek üzere geldiğinde Hz. Ali'nin oğlu Hasan'la birlikte Küfe camimin minberine çıkıp nutuk irad etmeye başladı. O esnada adamın birinin Hz. Aişe'ye tahkir edici sözler sarfettiğini işitince Ammar, ona şu karşılığı verdi: «Sus; tard edilmiş, yerilmiş olarak sesini kes! Allah'a yemin ederim ki Aişe, dünyada ve ahirette Rasûlullah (s.a.v. )'m zevcesidir ama Cenâb-ı Allah, kendisine mi yoksa ona mı itaat ettiğinizi tesbit etmek için sizi imtihan etti."
îmam Ahmed b. Hanbel, Aişe'nin kapıcısı Zekvan'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Abdullah b. Abbas, Aişe ile görüşmek için izin istemeye geldi. Ben de içeri girdiğimde Aişe'nin başucunda kardeşi Abdurrah-man'ın oğlu Abdullah duruyordu. îbn Abbas'm içeri girmek için izin istediğini söyledim. Yeğeni Abdullah, onun üzerine kapanarak: "Aişe ölüyor, Abdullah b. Abbas ise onunla görüşmek için izin istiyor öyle mi!" dedi. Aişe de: "İbn Abbas'ı bırak da gelsin." dedi. Kapıda duran îbn Abbas şöyle dedi: "Ey anacığım! Doğrusu Ibn Abbas, senin salih oğullanndan-dır. Sana selam veriyor ve seninle ve dalaşıyor." Bunun üzerine Aişe bana: "İstersen izin ver de gelsin. Ben de İbn Abbas'ı içeri aldım. îbn Abbas, içeri girip oturunca şöyle dedi:
- Sana müjdeler olsun ey anacığım.
- Ne müjdesi?
- Muhammed ve dostlarla buluşman için sadece ruhun bedenden çıkması gibi bir engel kalmıştır. Sen Rasûlullah (s.a.v.)'ın zevceleri arasında en çok sevdiği kadınsın. Rasûlullah (s.a.v,) da iyi ve temizden başka birşeyi sevmezdi. Ebva gazvesi gecesinde gerdanlığın düşmüştü. Rasûlullah (s.a.v.) ve insanlar sabahladıklarında yanlarında su yoktu. Bunun üzerine Cenâb-ı Allah, teyemmüm ayetini inzal buyurdu. Bu da senin sebebinle olmuştu. Bu ruhsatı Cenâb-ı Allah, bu ümmete senin sebebinle indirdi. Allah, senin suçsuzluğunu yedi kat göğün üzerinden bildirdi. Bu suçsuzluğunu bildiren ayetleri ruhu'1-emin getirmişti. Bu
ayetler, Allah'ın mescidîerinin tamamında gece ve gündüz okunmaktadır.
^ Ey İbn Abbas, beni rahat bırak, nefsim kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, ben unutulmuş, hatırlanmaz biri olmayı çok isterdim."
Hz. Aişe'nin fazilet ve menkıbelerine dair pek çok hadis vardır. O bu senede (hicretin ellisekizinci senesinde) vefat etti. Bir sene önce vefat ettiğine dair bir rivayet bulunduğu gibi, bir sene sonra vefat ettiğine daır ır fiyayette bulunmaktadır. Meşhur kavle göre hicretin ellikesizinci senesinin ramazan ayında vefat etmiştir. Şevval ayında vefat ettiğine aır zayıf bir görüş yardır. En meşhur kavle göre hicretin ellisekizinci -
senesinin ramazan ayının on yedinci gecesinde, (salı) vefat etmiştir. Ba-
mezarlığına gece defnedilmesini vasiyet etmiştir. Namazım, vitir naazından sonra Ebu Hüreyre kıldırmıştır. Mezarına beş kişi inmiş ve işini tamamlamıştır. O beş kişi şunlardı: Zübeyr b. Avvam ile kızkardeşi Esma'mn oğulları Abdullah ile Urve, kardeşi Ebu Bekir oğlu Muhammed'in oğulları Kasım ile Abdullah ve Ebu Bekir'in oğlu Abdur-rahman'm oğlu Abdullah. Vefat ederken Hz. Aişe altmış yedi yaşındaydı. Rasûlullah (s.a.v.) vefat ederken Hz. Aişe, on sekiz yaşında idi. Hicret senesinde Hz. Aişe'nin yaşı sekiz veya dokuz idi. Doğrusunu Allah bilir. Allah, ondan, onun babasından ve bütün sahabelerden razı olsun.

