Kadri yüce bir sahabe olup Mısır fethine katılmıştır. Mağrib ülkesinin fethi hususunda büyük yararlılıkları olmuştu. Mısır valisi Mesleme *>• Muhalled'in kaymakamı olarak Berka şehrinde vefat etmişti.
Bu sene, Ziyad b. Ebi Süfyan da vefat etti. Kendisine Ziyad b. Ebihi, Ziyad b. Sümeyye de denilirdi. Sümeyye, onun annesinin adıdır. Ziyad, bu senenin ramazan ayında çarpılmış olarak öldü. Bunun sebebi de şuydu: Ziyad, Muaviye'ye bir mektup yazarak şöyle demişti: "Ben sol elimle Irak'ı senin için ele geçirdim. Ama sağ elim boştur. Durumumu göz önünde bulundur." Böyle demekle o, Hicaz mıntıkasının da kendisine verilmesini istemişti. Hicazlılar, bu mektuptan haberdar olunca Abdullah b. Ömer'e giderek Ziyad'm bu isteğini bildirdiler ve şikayetçi oldular. Ziyad'ın başlarına vali olarak atanması halinde, Iraklılara zulmettiği gibi kendilerine de zulmedeceğinden korktular. İbn Ömer, kalkıp kıbleye yöneldi. Ziyad'a beddua etti. O, bu yüzden çok sıkıntıya düştü. Kadı Şureyh'e giderek elini kestirmek istediğini söyledi ve bu hususta düşüncesini sorunca Şureyh, ona şöyle dedi: "Elini kestirmeni uygun görmüyorum, eğer kısa bir süre sonra ecelin gelecek olursa eli kesik olarak Allah'ın huzuruna çıkmış olursun.
Onun huzuruna çıkmaktan korktuğun için elini kesmiş olursun. Ama daha uzun süre yaşayacak isen insanlar arasında eli kesik olarak dolaşırsın. Bu sebeple çocukların da utanır." Şureyh, böyle diyerek Ziyad'ı, elini kesmekten men etti. Ziyad'm yanından çıktığında insanlardan bazıları elini kestirmesinden men ettiği için Şureyh'i kınadılar ve: "Bıraksaydm da elini kesseydi." dediler. Bunun üzerine Şureyh şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.): "Kendisine danışılan kişi güvenilir kişidir." dedi.
Anlatıldığına göre eli çarpılan Ziyad şöyle demişti: 'Taun bir yatakta olduğu halde ben hasıl uyurum." Böyle deyip elini kestirmeye karar vermişti. Ancak demirler ve dağlama aletleri getirildiğinde korkmuş ve elini kestirmekten vazgeçmişti. Anlatıldığına göre içinde hissettiği hararetten kurtarılması ve tedavi edilmesi için yanına 150 tabib getirmişti. Bunlardan üçü, Kisra b. Hürmüz'ün tabibleriydiler. Ancak kaçınılmaz kaderi ve kesin ilahi hükmü savmaya güç yetiremeyip aciz kaldılar. Bu yüzden Ziyad da bu senenin yani hicri elliüçüncü senenin ramazan ayının üçüncü gününde öldü. Ziyad, beş yıl süreyle Irak valiliği yapmıştı. Ölünce Küfe dışındaki Sevbe mıntıkasında defnedilmişti. Ölmeden önce Kûfe'den çıkıp Hicaz'a vali olarak gitmek istemiş, bu sebeple yola çıkmış, ancak Kûfe'ye yakın bir yer olan Sevbe'de ölmüştü. Ölüm haberini duyan Abdullah b. Ömer de demişti: "Haydi güle güle ey Sümeyye 'nin oğlu! Ne dünya sana kaldı, ne de ahireti elde edebildin."
Ebu Bekir b. Ebu Dünya, Abdurrahman b. Saib el-Ensârî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ziyad, Kûfelileri topladı. Mescid, mescidin avlusu, hükümet konağı insanlarla dolup taştı, onları toplanmasının sebebi, Hz. Ali'ye bir haksızlık yapmış olmadığını onlara açıklamak içindi. O esnada ben bir ara uykuya dalar gibi oldum. Uzun boyunlu deveyi andıran, gür saçlı, dudakları aşağıya sarkık bir yaratık gördüm. Ona:
- Sen nesin?diye sordum, o da şöyle cevap verdi:
- Eleştiriciler uzun boyunludurlar. Ben şu köşkün sahibine gönderildim.
Ben de ürküntü içinde ayıldım ve arkadaşlarıma:
- Benim gördüğümü siz de gördünüz mü? diye sordum. Onlar:
- Hayır, deyince durumu kendilerine anlattım. O esnada köşkten
bir adam dışarı çıkıp bizlere şöyle seslendi:
- Vali bey buradan çekip gitmenizi, şu anda meşgul olduğunu, size
hitap edemeyeceğini söylüyor.
Sonra da valinin çarpılmış olduğunu gördük.
îbn Ebu Dünya'nın rivayetine göre Ziyad, Kûfe'ye vali olarak atandığında şehrin en abid kişisinin kim olduğunu sormuş, ona Ebu Muğire el-Himyerî adındaki bir adamı tarif etmişler, o da Ebu Muğire'nin yanına gitmiş ve ona şöyle demiş:
- Evinden dışarı çıkma, sana dilediğin kadar mal vereyim.
- Dünyanın mülkünü de bana versen cemaatle namaz kılmak amacıyla evden mutlaka dışarı çıkacağım.
- Cemaate devam et, ama hiç kimseye birşey söyleme.
- İyiliği emretmekten, kötülüğü men etmekten vaz geçemem. Bunun üzerine Ziyad, emir vererek Ebu Muğire el-Himyeifnm boynunu vurdurttu.
Ziyad vefat edeceği zaman oğlu kendisine şöyle dedi:
- Babacığım, senin için elbise hazırladım, defnedeceğim.
- Ey oğulcuğum! Bana ölüm yaklaşmıştır. Ölüm elbisesi, benim için senin bu elbiselerinden daha hayırlı da olabilir, daha çabuk bir yağmalanma da olabilir. Bu, garip bir ifadedir.

