El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Sa'd B.Ebî Vakkas

Asıl adı Malik b. Üheyb b. Abdumenaf b. Zühre b. Kilab Ebu İshak el-Kureşi ez-Zührfdir. Cennet'le müjdelenen on sahabeden ve Hz. Ömer'in vefatı esnasında şura meclisine seçilen altı üyeden biridir. Rasûlullah, vefat …

Asıl adı Malik b. Üheyb b. Abdumenaf b. Zühre b. Kilab Ebu İshak el-Kureşi ez-Zührfdir. Cennet'le müjdelenen on sahabeden ve Hz. Ömer'in vefatı esnasında şura meclisine seçilen altı üyeden biridir. Rasûlullah, vefat ederken kendilerinden razı olduğu kimselerdendir, islâmiyet'in ilk zamanlarında Müslüman olmuştu. Müslüman olurken onyedi yaşındaydı. Sahih hadiste belirtildiğine göre o şöyle demiştir:

"Benim yaşımda İslâm'a giren başka hiç kimse yoktur. Yedi gün bekledim. Ben, İslâm'ın üçte biriyim. İslâm'a ilk giren yedi kişinin ye-dincisiyim." Sa'd, Küfe şehrini yücelten ve oradan Acemleri süren kimsedir. Davetine icabet edilen bir kimseydi. Hicret etti. Bedir ve müteakip savaşlara katıldı. Allah yolunda ilk ok atan kimsedir. Yiğit bir süvari olup Rasûlullah'm komutanlarmdandı. Hz. Ebu Bekir'in hilafeti zamanında da kadri yüce büyük bir komutandı. Hz. Ömer'in hilafeti zamanında da öyleydi. Hz. Ömer, onu Küfe valiliğine atadı. Medaini fethetti. Celûla savaşım yönetti. Lider ve emrine uyulan bir kimseydi. Acizlik veya hıyaneti olmaksızın Kûfe'den azledildi. Ancak Hz. Ömer, bu hususta gözettiği bir maslahat sebebiyle onu Küfe valiliğinden azlet-miştir. Hz. Ömer, vefat ederken onu kendisinden sonraki halifeyi seçecek altı kişilik şura meclisi üyeliğine atadı. Hz. Ömer'den sonra Hz. Osman da onu valiliğe atadı, sonra görevden aldı.

Humeydî, Anır b. Dinar'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Sa'd b. Ebi Vakkas ile İbn Ömer, hakemler gününde Devmetü'l-Cendel'de hazır bulundular."

Sahih-i Müslim'de sabit olan bir rivayette anlatıldığına göre Sa'd, develeri ile meşgul olarak bir tarafa çekilmiş, uzlet hayatı yaşamakta iken oğlu Ömer gelip kendisine şöyle demişti:

- Halk, emirlik konusunda birbiriyle çekişiyor, sense burada yalnız başına yaşıyorsun?

- Ey oğulcuğum! Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu işittim: "Doğrusu Allah, zengin, gizlenen ve takvalı olan kulu sever,"

îbn Asakir dedi ki: İlim ehlinden bir kimsenin anlattığına göre

Sa'd'm kardeşinin oğlu Haşim b. Utbe b. Ebi Vakkas, amcası Sa'd'm yanına gelerek şöyle demişti:

- Ey amca! Şurada 100.000 kılıç sahibi kimseler duruyor. Bunlar

senin emirliğe layık olduğunu söylüyorlar.

- gen 100.000 kılıç sahibi insandan sadece bir tek kılıç istiyorum

ki o kılıçla mü'mine vurursam ona zarar vermesin; kafire vurursam da onu kesip öldürsün.

Abdürrezzak, Zekeriya b. Amr'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: Sa'd b. Ebi Vakkas, Muaviye'nin ziyaretine gitti.-Ramazan ayını onun yanında geçirdi. Namazım kasr (seferi namaz) ile kılıyor ve oruç tutmuyordu."

Başkalarının anlattıklarına göre Sa'd, Muaviye'ye bey'at etmiş, ondan her ne istemişse, Muaviye kendisine onu vermişti.

Ebu Yala, Kays b. Ebi Hazim'den rivayet etti ki; Sa'd b. Ebi Vakkas, şöyle demiştir: "Ben müşriklere ilk ok atan kimseyim ve Rasûlullah (s.a.v.) benden önce hiç kimseye: "Anam babam sana feda olsun" demiş değildir. Ben onun şöyle dediğini işittim: "At, anam babam sana feda ol-

sun.

İmam Ahmed b. Hanbel, Sa'd b. Ebi Vakkas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Vallahi ben, Allah yolunda Arapların ilk ok atan adamıyım. Biz Rasûlullah (s.a.v.)la beraber gaza ediyor ve o esnada üzüm ağacının yaprağından ve Semüre ağacından başka yiyecek bulamıyorduk. Öyle ki bizden biri yiyeceğini koyun yemi gibi karıştırarak önüne koyuyordu. Sonra Esed oğulları, dinimi bırakıp İslâm'a girdiğim için beni kınamaya başladılar. Eğer ben İslâm'dan irtidat etseydim kayba uğrar, amelim de boşa gider ve hüsrana düşerdim."

İmam Ahmed b. Hanbel, Sa'd'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Uhud savaşında Rasûlullah (s.a.v.), bana hitaben: "Anam babam sana feda olsun" dedi."

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.), ona şöyle demiştir: "At, sen güçlü bir gençsin."

Said dedi ki: "Sa'd, iyi ok atan bir kimseydi."

A'meş, Cabir b. Semüre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Allah yolunda ilk ok atan kişi, Sa'd (r.a.)'dır."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ali b. Ebi Talib'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'ın, Sa'd b. Ebi Vakkas'tan başkasına: "Anam babam sana feda olsun" dediğini işitmedim. Uhud gününde Rasûlullah 'm ona şöyle dediğini işittim: "Ey Sa'd! Ok at, anam babam sana feda olsun."

Abdürrezzak, Sa'd'm kızı Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Ben, o Muhacirin kızıyım ki, Rasûlullah (s.a.v.), ana ve babacını ona feda etmiştir."

Vakidî, Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Uhud savaşında ok atıyordum, ama attığım okları bana tanımadığım beyaz tenli, güzel yüzlü bir adam geri getiriyordu. Ancak daha sonra onun bir melek olduğunu anladım."

İmam Ahmed b. Hanbel, Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Uhud savaşında Rasûlullah (s.a.v.)'ın sağında ve solunda beyaz elbiseler giyinmiş, onu korumak için şiddetlice savaşan iki adam gördüm. Bunları ne daha önce görmüşlüğüm vardı, ne de daha sonra gördüm."

Vakidî, Sa'd b. Ebi Vakkas'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bedir savaşında Rasûlullah (s.a.v.)'ı korumak amacıyla sağında ve solunda iki adam gördüm. Rasûlullah'm yüce Allah tarafından kendisine ihsan edilen zafer sebebiyle sevinerek gah sağmdakine, gah solundakine baktığını görüyordum."

Süfyan, Abdullah b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bedir savaşına Sa'd ve Ammar'la birlikte katıldım. Ganimetlerden pay aldık. Sa'd iki esir getirdi. Ben ve Ammar birşey getiremedik." A'nıeş, Alkame b. Mesud'un şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Bedir savaşında Sa'd b. Ebi Vakkas'ı, at üzerinde piyadeye karşı savaşan bir savaşçı gibi savaşırken gördüm."

Malik, Hz, Aişe'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.), bir gece uykuya daldıktan sonra uyandı, uykusu kaçtı, sonra şöyle dedi:

- Keşke bu gece salih bir adam bizi korumak için beklese. O esnada bir silah sesi duyduk. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi:

- Kimdir bu adam?

- Ben, Sa'd b. Ebi Vakkas'ım. Seni bu gece korumak amacıyla bekleyeceğim ya Rasûlallah. Rasûlullah (s.a.v.) da uykuya daldı, öyle ki homurtusunu işittim."

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Rasûlullah (s.a.v.) Sa'd'a dua etti, sonra uykuya daldı."

İmam Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Amr b. As'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bu kapıdan ilk girecek adam cennetliklerdendir." Böyle dedikten sonra kapıdan ilk olarak Sa'd b. Ebi Vakkas içeri girdi."

Ebu Ya'lâ, İbn Ömer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında oturuyorduk. Bir ara bize şöyle dedi: "Şu kapıdan yanınıza cennetlik bir adanı gelecektir." Orada bulunan bizler de o kapıdan mutlaka Rasûlullah'm ehl-i beytinden birinin gelmesini temenni ettik. Sonra bir de baktık ki Sa'd b. Ebi Vakkas çıkageidi."

Harmele, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında oturmaktaydık. Bir ara bize şöyle dedi: "Şimdi yanınıza cennetliklerden biri gelecektir." Bir de baktık ki, Sa'd b. Ebi Vakkas çıkageidi. Ertesi gün Rasûlullah (s.a.v.), yine aynı şeyleri söyledi yine önceki günkü haliyle Sa'd b. Ebi Vakkas çıkageidi. Bir sonraki gün Rasûlullah (s.a.v.), yine aynı şeyleri söyledi, yine Sa'd b. Ebi Vakkas çıkageidi. Rasûlullah (s.a.v.), kalkıp yanımızdan gidince Abdullah b. Amr b. As öfke ile ayağa kalkarak şöyle dedi: "Ben babama darıldım ve üç Sece eve gitmemeye yemin ettim. Ey Sa'd, şu yeminimi çözebilmek için bu süre zarfinda istiyorum ki, senin evine gelip kalayım."

Ravi Enes diyor ki: Abdullah b. Amr b. As, sonra olanları bize şöyle anlattı: Bir gece Sa'd'la beraber kaldım. Şafak vaktine kadar geceleyin kalkıp herhangi bir namaz kılmadı. Yalnız yatağında sağa sola dönerken Allah'ı zikredip tekbir alıyordu. Fecre kadar böyle devam etti. Fecir doğup da namaz vakti girdiğinde abdestini tam alıp namazım kıldı, sonra da oruç tutmaksızm sabahladı. Üç gece üç gün onu böylece izledim. Bundan fazla birşey yapmıyordu.

Kendisinden hayırlı ve iyi sözlerden başka birşey duymuyordum. Üç gece geçtikten sonra ben nerede ise onun amellerini küçümser oldum. Kendisine dedim ki: "Bak ey Sa'd, aslında ben babama dargın değilim, aramızda küskünlükte yok. Yalnız ben, Rasûlullah (s.a.v.)'ın meclisinde üç gün peşpeşe bize, "şu anda yanınıza cennetliklerden biri gelecektir." dediğini işittim. Ondan sonra olacakları takib ettim, her üçünde de sen yanımıza geldin. Senin cennetlik olduğunu anladım, evine gelip ne gibi ameller işlediğini görmek istedim ki, senin derecene ulaşabilmek için seni örnek edineyim. Ama görüyorum ki, sen çok amel işlemiyorsun. Rasûlullah (s.a.v.)'m senin hakkında böyle söylemesine ve senin bu dereceye ulaşmana sebep olan şey nedir?" Sa'd, bana şöyle cevap verdi: "Şu gördüğünden başka birşeyim yok." Ben yanından ayrılacağım zaman kapıya yöneldiğimde seslendi ve beni çağırıp şöyle dedi: "Bende, gördüğünden başka birşey yok, yalnız ben içimde herhangi bir Müslü-mana karşı kötü bir düşünce beslemem. Kimseye kötülük yapmaya da niyetlenmem ve kimse hakkında kötü söz de söylemem" Kendisine dedim ki: "Seni bu dereceye ulaştıran meziyet işte budur, ancak ben bunu yapamam."

"Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları

kovma." (el-En'âm, 52.)

Bu ayet-i kerime ile ilgili olarak Sa'd'ın şöyle dediği Sahih-i Müslim'de rivayet edilmiştir: "Bu ayet-i kerime, altı kişi hakkında nazil oldu. Ben ve İbn Mesud da bunlardandık." Bir rivayette anlatıldığına göre Sa'd, şöyle demiştir: Cenâb-ı Allah, şu ayet-i kerimeyi benim hakkımda inzal buyurdu:

"Eğer ana, baba, seni birşeyi körü körüne bana ortak koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme." (ei-Ankebût, a.)

Bu ayetin nüzulü şöyle olmuştur: Sa'd b. Ebi Vakkas, Müslüman

olunca annesi günlerce yemek yememiş, su içmemişti. Sa'd da ona şöyle demişti: "Vallahi biliyorsun ki, eğer senin yüz canın olsa ve bu canlarından her biri tek tek vücudundan çıkıp gitse yine de dinimi bırakmam, ister ye, ister yeme." Bu olay üzerine yukarıdaki ayet-i kerime nazil olmuştur.

Sa'd b. Ebi Vakkas'm Cennet'le müjdelenen on sahabeden biri olduğuna dair hadise gelince bu, Sahih-i Buharf de Said b. Zeyd tarafından rivayet edilmiştir.

Hüşeym ile birkaç kişi, Cabir'in şöyle dediğim rivayet etmişlerdir: Rasûlullah (s.a.v.)'m yanında oturuyorduk. O esnada Sa'd b. Ebi Vakkas geldi. Rasûlullah (s.a.v.), bize şöyle dedi: "Bu benim dayımdır, bir adam bana dayısını göstersin." dedi.

Taberanî, Cabir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'la beraberdik, o esnada Sa'd geldi. Rasûlullah (s.a.v.) da onu göstererek: "Bu benim dayımdır." dedi.

Zührî, Sa'd b. Ebi Vakkas'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Veda haccı senesinde şiddetli bir hastalığa yakalandım. Rasûlullah (s.a.v.), ziyaretime geldi. Kendisine şöyle dedim:

- Ya Rasûlallah, ben mal sahibi bir kimseyim. Bir kızımdan başka mirasçım da yok. Malımın üçte ikisini sadaka olarak vereyim mi?

- Hayır.

- Yarısını vereyim mi Ya Rasûlallah?

- Hayır.

- Ya üçte birini vereyim mi?

- Üçte biri. Üçte biri de çoktur. Mirasçılarım senden sonra zengin bırakman, onları insanlara avuç açan yoksul kimseler olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Allah rızasını amaçlayarak verdiğin bir nafaka karşılığında mutlaka sevap kazanırsın. Hatta bu amaçla karının ağzına koyduğun lokma karşılığında da sevap kazanırsın.

- Ya Rasûlallah, arkadaşlarımdan geride mi kalacağım?

- Hayır, sen geride kalmayacaksın. Allah rızasını amaçlayarak işlediğin bir amel karşılığında derece ve yüksekliğin daha da artacaktır. Umarım ki geride kaldığın takdirde bazı kimseler senden yararlanacak, bazı kimselerse zarar göreceklerdir. Allah'ım! Ashabımın hicretini devam ettir. Onları gerisin geri döndürme. Asıl acınacak olan kişi, Sa'd b. Havle'dir."

Rasûlullah (s.a.v.), Sa'd b. Havle'nin Mekke'de ölümüne üzüldü.

İmam Ahmed b. Hanbel, Sa'd b. Ebi Vakkas'm yukarıdaki hadise ek olarak şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), mübarek elini alnıma koydu, yüzümü sıvazladı, göğsümü ve karnımı ovaladı. Sonra da şöyle dedi: "Allah'ım, Sa'd'a şifa ver ve hicretini tamamla." Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m mübarek elinin serinliğini şu ana kadar ciğerimde hissetmekteyim."

İbn Vehb, Ali b. Rebah'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasûlullah (s.a.v.), hastalanan Sa'd'ı ziyaret etti ve şöyle dua etti:

"Allah'ım, Sa'd'daki hastalığı gider, insanların ilahı, insanların meliki şifa veren ancak sensin, senden başka şifa verecek yoktur. Allah'ın adıyla, sana eziyet veren her şeyden, seni hasedden ve nazar değmesinden Allah'a sığındırıyorum. Allah'ım, bunun kalbine ve bedenine sıhhat ver, hastalığını gider, duasına da icabet et."

îbn Vehb, Bekir b. Eşecc'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Amir b. Sa'd'a, Rasûlullah (s.a.v.)'m Sa'd'a söylediği şu sözün manasını sordum: "Belki de senin burada kalmanla bazı kimseler senden yararlanır, bazı kimseler de zarar görürler." Benim bu soruma Amir şu cevabı verdi: "Sa'd, Irak'a vali olarak atandı, orada irtidad eden bazı kimseleri öldürdü böylece onlara zarar vermiş oldu. Bazı kimseler de Müseylemetü'l-Kezzab gibi hareket ettiler. Onlardan tevbe etmelerini istedi. Onlarda tevbe ettiler. Böylece ondan yararlandılar."

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Ümame'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v. )'ın yanında oturuyorduk. Bize bazı şeyleri anlattı ve yüreğimizi inceltti. Bunun üzerine Sa'd b. Ebi Vakkas, çokça ağladı ve keşke ölseydim." dedi. Rasûlullah (s.a.v.) da onun bu sözüne şu karşılığı verdi: "Ey Sa'd, eğer sen Cennet için yaratılmışsan, ömrünün uzaması (veya amelinin güzel olması) senin için daha hayırlı olur."

Musa b. Ukbe, Sa'd b. Ebi Vakkas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v,), onun hakkında şöyle dua etmiştir: "Allah'ım, Sa'd'm okunu hedefine ulaştır, duasına icabet et."

Siyar b. Beşir, Hz. Ebu Bekir'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.), Sa'd b. Ebi Vakkas için şöyle dua etmiştir: "Allah'ım, Sa'd'm okunu hedefine ulaştır. Duasına icabet et ve onu kullarına sevdir,"

Muhammed b. Aid ed-Dımaşkî, Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Ya Rasûlallah, duama icabet etmesi için Allah'a yalvar.

- Allah, yiyeceği helal olmayan kulun duasına icabet etmez.

- Ya Rasûlallah, yiyeceğimin helal olması için Allah'a dua et. Rasûlullah da, yiyeceğinin helal olması için Sa'd'a dua etti." Sa'd,

tarlasında b olduğu bir başak için dahi çekingen davranır, onu ait olduğu yere götümp bırakırdı. Sa'd, duasına icabet edilen bir kimseydi. Her ne zaman dua ederse, duasına mutlaka icabet edilirdi. Bunun meşhur örneği Buharı ve Müslim'in sahihlerindeki şu rivayettir: Cabir b. Sele-me'den rivayet olunduğuna göre Kûfeliler, Sa'd b. Ebi Vakkas'ı bütün davranışları hususunda Hz. Ömer'e şikayet ettiler. Öyle ki: "Sa'd, güzel namaz küdıramıyor." dediler. Sa'd da kendini savunmak için şöyle dedi: "Ben, onlara Rasûlulullah'm namazından eksik bir namaz kıldırıyor değilim. Namazların ilk iki rekatını uzun tutuyor, son iki rekatını kısa tutuyorum."

Hz. Ömer ona: "Ey Ebu îshak, biz de senin böyle yaptığım sanıyorduk." dedi. Sonra da Sa'd'm durumunu araştırmak için Küfe mahallelerine müfettiş gönderdi. Bu müfettişler, Kûfe'deki hangi mescide uğradı-larsa cemaat mutlaka Sa'd'ı Övdü. Bunlar nihayet Beni Abs kabilesinin mescidine uğradılar, mescidde Ebu Sa'd'e Üsame b. Katade adındaki bir adam kalkıp şöyle dedi:

"Sa'd, gazaya gitmiyor, ganimetleri eşit olarak taksim etmiyor, halka adaletle hükmetmiyor." Adamın böyle söylediğini duyan Sa'd, şöyle beddua etti:

"Allah'ım, eğer bu kulun riya ve gösteriş olsun diye bu sözleri söyle-mişse ömrünü uzat, yoksulluğunu devam ettir, gözünü kör et ve onu fitneye maruz bırak."

Ravi Cabir diyor ki: Sa'd'm aleyhinde konuşan Ebu Sa'de'yi kaşları gözlerinin üstüne düşmüş, yolda duran ve cariyeler ile kadınları çimdik-leyen yaşlı haliyle gördüm. Halk, kendisini azarlıyordu ama o şöyle diyordu: "Ben, fitneye uğramış ve Sa'd'm bedduasına uğramış yaşlı bir adamım."

Başka garip bir rivayette anlatıldığına göre Ebu Sa'de, Muhtar b. Ebi Ubeyd'in fitnesine maruz kalıp o fitne esnasında öldürülmüştür.

Taberanî, Said b. Müseyyeb'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Sa'd b. Ebi Vakkas'm, Zebra adında bir cariyesi yeni bir gömlek giyinerek evden dışarı çıktı. Rüzgar elbisesini savurdu, ayıp yerleri göründü. Hz. Ömer de onu kırbaçlayıp eteğini bağlattı. Sonra Sa'd, onu korumak için gelince Hz. Ömer, Sa'd'ı da kırbaçladı. Sa'd, Hz. Ömer'e beddua ederek geri dönünce Hz. Ömer, ona kırbacını verdi ve: "Sen de bana misilleme yap, bana kısas tatbik et" dedi. Ancak Sa'd, Hz. Ömer'i affetti.

Rivayet olunduğuna göre Sa'd ile İbn Mesud arasında tartışma geçti. Sa'd, ona beddua etmek isteyince İbn Mesud korktu ve hızla kaçıp gitti.

Süfyan b. Uyeyne dedi ki: Kadisiye savaşında Sa'd komutandı, yaralanmıştı. Ancak fethin tamamlandığı gün cephede bulunamadı. Bunun üzerine Becile kabilesinden bir adam şöyle bir şiir okudu:

"Görmez misin ki, Allah dinini yüceltti. Ama Sa'd, Kadisiye kapısında sığmaktadır. Dışarı çıkmıyor. Geri döndük, ama çok kadın dul kaldı. Sa'd'm kadınları arasında ise dul kalan biri yoktur."

Sa'd: "Allah'ım, bizi bunun elinden ve dilinden muhafaza et." diye beddua etti. Hedefini şaşırmış bir ok gelip ona isabet etti, adamın iki eli birden kurudu. Sonra Sa'd, ortaya çıkarak sırtındaki yaraları insanlara gösterdi ve kendini savundu.

Hüşeym, Mus'ab b. Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: Adamın biri, Hz. Ali'nin aleyhinde konuştu. Sa'd, onu bu konuşmadan menetti ama adam konuşmasına devam etti. Sa'd: "Sana beddua ederim." dedi, ama adam yine konuşmasına devam etti. Sa'd,ona beddua etti. Bu sırada ürküp kaçmakta olan bir deve geldi, o adama çarptı ve ayakları altına

alıp ezdi.

Amir b. Sa'd'dan gelen başka bir rivayette anlatıldığına göre Sa'd b. Ebi Vakkas, bir topluluğun, bir adamın üzerine çullanmış olduğunu gördü. Sa'd, başını iki kişinin arasından sokarak alttaki adama baktı. Onun, Hz. Ali, Talha ve Zübeyr'e sövmekte olduğunu gördü. Onu söv-mekten menetti, ama o sövmeye devam etti. Ona: "Sana beddua ederim." dedi, ama adam: "Sanki peygambermişsin gibi beni tehdid ediyorsun." deyince Sa'd, oradan ayrılıp gidip bir eve girdi, abdest alıp iki rekat namaz kıldı. Sonra ellerini semaya kaldırıp şöyle beddua etti: "Allah'ım, eğer biliyorsan ki, şu adam sana daha önce salih ameller işlemiş olan kimselere sövmekte ise ve kendisi bu sövgüsü ile seni gazablandır-mışsa bugün onu başkaları için bir ibret kıl."

O esnada bir buhti devesi bir mahalleden koşarak geldi, hiç kimse onu geri çeviremiyordu. Geldi, o kalabalığın içine girdi. İnsanlar sağa sola kaçışıp dağıldılar. Ali, Talha ve Zübeyr'e söven adamı ayakları altına alıp ezdi ve öldürdü. Sonra ben, halkın Sa'd'm peşine koşarak gittiklerini ve ona: "Ey Ebu îshak, Allah senin duana icabet etti." dediklerini gördüm.

Ebu Bekir b. Ebu'd-Dünya, Abdurrahman b. Avfm azadlısı Mi-na'nın şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kadının biri, Sa'd'a eğilip baktı. Sa'd, onu böyle yapmaktan menetti ama kadın bu hareketinden vaz geçmedi. Sa'd, bir gün abdest almakta iken kadın ona gizlice baktı. Sa'd, ona: "Yüzün çirkin olsun." dedi ve kadının yüzü ensesine döndü."

Kesir en-Nevrî, Abdullah b. Büdeyl'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

"Sa'd, Muaviye'nin yanma gidince Muaviye kendisine şöyle dedi:

- Niçin b:zim saflarımızda bizimle beraber savaşmıyorsun?

- Karanlık bir fırtınaya yakalandım, ah ah dedim, bineğimi çök-türdüm, o firtma uzaklaştı sonra yolu öğrendim ve yürümeye başladım.

- Allah'ın kitabında ah ah yoktur ama yüce Allah, şöyle buyurmuştur: "Eğer mü'minlerden iki topluluk birbiriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah m buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız." (ei-Hucurât, 9.) Allah a yemin ederim ki ben, adil kimseye karşı asi kimse ile beraber olmadığım gibi

asi kimseye karşı da adil kimseyle beraber olmadım.

- Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'m kendisine: "Sen benim yanımda Harun'un Musa nezdindeki itibar ve mertebesine sahipsin, ancak benden sonra peygamber gelmeyecektir." dediği bir kimseye karşı savaşacak değilim.

- Rasûlullah'm bu sözü söylediğini seninle beraber başka duyan var mıdır?

- Falan, falan ve bir de Ümmü Seleme duymuştur.

- Eğer ben bu sözü Rasûlullah (s.a,v.)'ın kendisinden duymuş olsaydım, Ali ile savaşmazdım."

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Sa'd ile Muaviye arasında geçen bu konuşma, Muaviye'nin haccı esnasında Medine'de cereyan etmiştir ve bunların ikisi kalkıp Ümmü Seleme'nin yanma gitmişler, bu hadisi Rasûlullah (s.a.v.)'dan duyup duymadığını sormuşlar. O da Sa'd'ın duyduğu gibi bu hadisi Rasûlullah'tan bizzat duyduğunu söylemiş, bunun üzerine Muaviye: "Eğer bundan önce bu hadisi duymuş olsaydım, o ölünceye (ya da ben ölünceye) kadar Ali'ye hizmet ederdim, demiştir". Bu rivayetin senedinde zayıflık vardır. Doğrusunu Allah bilir.

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Sa'd, Ali ile Halid b. Velid hakkında konuşan bir adamı duyunca şöyle demiştir: "Aramızdaki şey dinimize ulaşmadı."

Muhammed b. Şirin dedi ki: "Sa'd, bir gecede dokuz cariyeyi ziyaret edip onlarla ilişkide bulundu, onuncusunun yanma vardığında uykuya daldı, ancak cariye onu uyandırmaktan utandı."

Sad'ın, oğlu Mus'ab'a söylediği güzel sözlerden biri şudur: "Ey oğulcuğum, birşeyi istediğin zaman kanaatle iste, çünkü kanaati olmayan kimseyi mal zenginleştirmez."

Hammad b. Seleme, Mus'ab b. Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Babam Sa'd, başı kucağımda iken vefat etti, can çekişirken ağlıyor dum, bana sordu:

- Ey oğulcuğum, niçin ağlıyorsun? Allah?a yemin ederim ki O, beni asla azaplandırmayacaktır ve ben cennetliklerdenim. Doğrusu Allah, mi&ninlere iyilikleri ile mukabelede bulunur, siz Allah için çalışın, kafirlere gelince onların iyilikleri hafifletilir, iyilikleri tükenince de onlara şöyle der:

- Her amel eden kişi, kendisi için amelde bulunduğu şahıstan amelinin sevabını istesin."

Zührî dedi İd: Sa'd, can çekişirken eski bir cübbesinin getirilmesini istedi, cübbeyi getirdiler ve şöyle dedi: "Beni bu cübbeye sarın ve öyle defnedin, çünkü Bedir gününde bu cübbeyi giyinmiş olarak müşriklerle savaştım ve bu cübbeyi bugün için sakladım."

Sa'd, Medine dışında Akik mevkiinde vefat etti. Medine'ye erkeklerin omuzunda taşındı. Cenaze namazını Mervan kıldırdı, mü'minlerin anneleri ile şöhretleri kalıcı olan salih kadınlar da onun cenaze namazını kıldılar. Bakî mezarlığına defnedildi, birçok kimsenin ittifak ettiği meşhur görüşe göre o, hicretin ellibeşinci senesinde vefat etmiştir. Vefat ederken yaşı sekseni aşmıştı, sahih rivayete göre böyledir.

Ali b. el-Medinî dedi ki: "Sa'd, aşere-i mübeşşereden en son vefat eden kimsedir."

Başkaları dediler ki: "Sa'd, Muhacirlerin en son vefat edenidir." Allah ondan da diğerlerinden de razı olsun.

Heysem b. Adiy, Sa'd'ın hicri ellinci senede vefat ettiğini söylemiştir. Ebu Maşer ile Ebu Nuaym Muğis b. Muharrerin ifadesine göre Sa'd, hicretin ellisekizinci senesinde vefat etmiştir. Muğis'in ifadesine göre bu senede Hz. Ali'nin oğlu Hasan, Hz. Aişe ve Ümmü Seleme de vefat etmişlerdir ama sahih kavle göre Sa'd, hicretin ellibeşinci senesinde vefat etmiştir. Kısa boylu, iri yan, iri elli, burun kemeri geniş ve bedeni kıllı bir kimse idi, saçını ve sakalını siyaha boyardı, vefat ettiğinde miras olarak 250000 dirhem bıraktı.

3.Bölüm