Bu sahabenin soy kütüğü şöyledir: Sa'sa'a b. Naciye b. Affan b. Mu-hammed b. Süfyan b. Mücaşi b. Darim. Hem cahiliye döneminde, hem de İslâmiyet döneminde lider bir kişiydi. Anlatıldığına göre o, cahiliye döneminde doksan altı, 360 ya da 400 kız çocuğunun diri diri toprağa gömülmesine engel olmuştur. Müslüman olduğu zaman Rasûlullah (s.a.v.), ona şöyle demişti: "Bu yaptığının sevabı sana verilmiştir. Çünkü Allah, İslâm'a girmen için sana lütufta bulunmuştur."
Rivayete göre Sa'sa'a'mn diri diri toprağa gömülmekten kurtardığı ilk kızın hikayesi şöyledir: Sa'sa'a'mn iki devesi kaçıp kaybolmuşlardı. Onları aramaya çıkmıştı. Şimdi de hikayeyi kendisinden dinleyelim: "Geceleyin yolda gitmekte iken bazen ışık veren, bazen da işiği görünmez olan bir ateş gördüm. Ateşe doğru yöneldim, ama bir türlü yolunu bulamadım, şöyle dua ettim: "Allah'ım, eğer beni şu ateşe ulaştırırsan ateşin sahibinde bir zulüm ve haksızlık gördüğüm takdirde o zulüm ve haksızlığı gidermeye söz veriyorum." Böyle dua ettikten sonra yürümeye devam ettim, nihayet ateşin bulunduğu yere vardım. Ateşin yanı başında ateşi tutuşturmakta olan yaşlı bir adam, bir de yanında toplanmış birkaç kişi vardı. Onlara hitaben: "Siz necisiniz?" diye sordum. Onlar da: "Şu kadın üç günden beri bizi burada yolumuzdan etti, alıkoydu. Sancı çekiyor, ama bir türlü doğuramıyor." dediler. Ev sahibi ihtiyar adam da bana şöyle sordu:
- Senin işin nedir?
- Kaybolmuş iki devemi arıyorum.
- Onları ben buldum. Develerin, develerimizin arasındadır. Bineğimden indim, yanlarına oturdum. Oturur oturmaz kadınlar:
"Kadın doğurdu." dediler. Yaşlı adam da şöyle cevap verdi:
- Eğer doğan çocuk erkekse haydi bakalım yolumuza devam edelim. Eğer kız ise sakın onun sesini bana işittirmeyin. Ben de ihtiyar adama şöyle dedim:
- Çocuğunu niçin öldüreceksin? Oysa onun rızkını Allah veriyor.
- Kız çocuğuna ihtiyacım yok.
- Çocuğunu öldürme, onun fidyesini ben sana ödeyeyim, ancak kızı yanında bırakayım. Senin yanında büyüsün.
- Ne kadar fidye vereceksin?
- Senin yanında bulunan develerimden birini sana vereceğim.
- Hayır.
- Öyleyse ikise de senin olsun.
- Hayır, ancak şu bindiğin deveni de bana verirsen olur. Çünkü bu deveni genç ve rengi güzel bir deve olarak görmekteyim.
- Tamam, öyle olsun. Ancak beni evime ulaştırman şartıyla bu devemi de sana veriyorum.
- Olur.
Yanlarından ayrılıp çıktığımda bu yaptığımın Allah tarafından bana lütfedilen bir nimet olduğunu gördüm ve her nerede diri diri gömülecek bir kız görürsem mutlaka onun fidyesini ödeyeceğime Allah'a söz verdim, islâmiyet gelinceye dek, ben doksanaltı kız çocuğunu diri diri toprağa gömülmekten kurtarmış oldum. Zaten bunun haram olduğunu Kur'ân-ı Kerîm ayeti de bildirdi."

