Bu zatın soy kütüğü şöyledir: Şeybe b. Osman b. Ebi Talha el-Abderi el-Hacbî. Ka'be'nin anahtarı bunun yanındaydı. Babası, Uhud savaşında kafir olarak Hz. Ali tarafından öldürülmüştü. Şeybe, Mekke fethi gününde Müslümanlığını açığa vurdu. Hüneyn gazvesine de katıldı. Ancak bu gazvede yine de kalbinde biraz şüphe vardı. Bir ara Rasûlullah'a suikasta niyetlendi. Onun bu kötü niyetini Cenâb-ı Allah, Rasûlüne bildirdi. Rasûlullah da Cenâb-ı Allah'ın haber vermesi üzerine gidip Şeybe'ye bu kötü niyetini bildirdi. Şeybe de bunun üzerine kalben de Müslüman oldu ve İslâmiyet'i güzelce yaşadı. Bunun üzerine Hüneyn savaşında çarpıştı ve diğer sebat edenlerle birlikte sabredip sebat gösterdi.
Vakidî, üstadlarınm şöyle dediklerini rivayet etmiştir: «Şeybe dedi ki: "Allah'a yemin ederim ki, bütün insanlar Muhammed'e iman etseler bile ben kendisine iman etmem." diyordum. Mekke'yi fethedip Heva-zin'e sefere giderken fırsatını bulup da bütün Kureyşlilerin Öcünü kendisinden almak için ben de onunla beraber yola çıktım. O gün insanlar birbirlerine karıştılar. Rasûlullah (s.a.v.), katırından indi, yanına yaklaştın, onu vurmak için kılıcımı kınından sıyırdım, fakat karşımda bir alev belirdi, neredeyse beni yakacaktı. Rasûlullah (s.a.v.), bu hadise üzerine bana dönüp şöyle dedi: "Ey Şeybe, yanıma gel." Yanma yaklaştım, elini göğsüme koydu ve şöyle dedi: "Allah'ım, bunu şeytandan koru." Allah'a yemin ederim ki, elini göğsümden kaldırmadan o günde bana, gözümden ve kulağımdan daha sevimli oldu. Bundan sonra elini göğsümden kaldırıp: "Haydi git ve savaş." dedi. Ben de düşmana doğru ilerledim. Allah'a yemin ederim ki o esnada düşman safında -şayet hayatta olsaydı- babamla karşılaşsaydım onu da öldürürdüm. İnsanlar cepheden geri döndüklerinde Rasûlullah (s.a.v.) bana: "Ey Şeybe! Allah'ın senin için murad ettiği şey, senin kendi nefsin için kasdettiğin şeyden daha hayırlıdır." dedi. Sonra da içimde Allah'tan başka kimsenin bilmediği gizli düşüncelerin hepsini bana anlattı. Ben de şahadet getirip: "Allah'tan af diliyorum." dedim. O da: "Allah seni affetti." dedi.»
Şeybe, Osman b. Talha'dan sonra Ka'be'nin perdedarhğı görevini de üstlendi. Bu görev, onun evladının elinde bugüne kadar yürütülmüştür. Beni Şeybe kabilesi de ona nisbet edilir. Bunlar, Ka'be'nin perdedarları-dırlar.
Halife b. Hayyat ile başkalarının ifadelerine göre Şeybe, hicretin el-Hdokuzuncu senesinde vefat etmiştir. Muhammed b. Sa'd'm ifadesine göre o, Muaviye oğlu Yezid'in zamanına kadar hayatta kalmıştır, "el-Muntazam" adlı eserinde de İbn Cevzî, onun hicri altmışbirinci senede vefat ettiğini söylemiştir.

