El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Abdülaziz B. Mervan

Abdülaziz b. Mervan b. Hakem b. Ebi'l-As b. Ümeyye b. Abdişems Ebu'l-Asbağ el-Kureşi elÜmevî. Medine'de doğdu. Babası Mervan'la birlikte Şam'a girdi. Kardeşi Abdülmelik'ven sonra babasının veliahtı olmuştu. Babası onu …

Abdülaziz b. Mervan b. Hakem b. Ebi'l-As b. Ümeyye b. Abdişems Ebu'l-Asbağ el-Kureşi elÜmevî. Medine'de doğdu. Babası Mervan'la birlikte Şam'a girdi. Kardeşi Abdülmelik'ven sonra babasının veliahtı olmuştu. Babası onu hicretin altmışbeşinci senesinde Mısır diyarına vali olarak atamıştı. Bu seneye kadar valiliği sürdürmüştü. Önceki sayfalarda da anlattığımız gibi Said b. Amr b. As'ın ölümünde hazır bulunmuştu. Abdülaziz'in Dımışk'ta bir evi vardı. Bu ev günümüzde "Sofilerin evi" olarak kullanılmaktadır ve Sümaysatiye hahkahı olarak bilinir. Bu ev, kendisinden sonra oğlu Ömer b. Abdülaziz'in eline geçmiş, ondan sonra da eî değiştirerek Sofiler hankahı haline gelmiştir.

Abdülaziz b. Mervan; babasından, Abdullah b. Zübeyr'den, Ukbe b. Amir'den ve Ebu Hüreyre'den hadis rivayet etmiştir.

Ahmed b. Hanbel'in "Müsned"inde ve Ebu Davud'un "Sünen"inde kendisinden rivayet olunan şöyle bir hadis vardır: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: «Erkekteki en kötü huy, aşın korkaklık ve şiddetli cimriliktir.»

Oğlu Ömer ile Zührî, Ali b. Rebah ve bir cemaat da kendisinden hadis rivayet etmişlerdir.

Muhammed b. Sa'd'ın ifadesine göre Abdülaziz b. Mervan, sika bir ravi olup az hadis rivayet etmiştir. Başkaları dediler ki: «Abdülaziz b. Mervan, kendi konuşmasında ve hadis okuyuşunda Arapçayı iyi telaffuz edemezdi, daha sonra Arapçayı öğrenip telaffuzunu sağlam-laştırıp güzelleştirdi. İnsanların en fasihlerinden biri oldu. Bunun sebebi de şuydu:

Damadını kendisine şikayet etmek isteyen bir adam, Abdülaziz b. Mervan'm yanma geldi. Abdülaziz, ona damadının kim olduğunu sormak amacıyla: «Men hateneke» diye sordu. Halbuki böyle demiş olmakla, «Seni kim sünnet etti?» demiş oldu. Adam da: «Herkesi sünnet eden adam beni de sünnet etti.» diye cevap verince Abdülaziz, katibine: «Bu ne haldir, bu adam bana nasıl cevap veriyor?» diye sordu. Katip ona: «Ey mü'minlerin emiri, senin ona: «Men hatenüke» "Damadın kimdir?" diye sorman gerekirdi.» dedi. Bunun üzerine Abdüiaziz de Arapçayı iyi öğrenmeden evinden dışarı çıkmamaya yemin etti. Bir hafta kadar evinde kalıp Arapçayı iyice öğrendikten sonra dışarı çıktığında artık o, insanların en fasihlerinden ve Arapçayı en iyi bilenlerinden biri haline gelmişti. Bundan sonra o, Arapçayı iyi konuşan kimselere bol armağan verir, Arapçayı iyi konuşamayan kimselerin bağışlarını ise azaltırdı. İnsanlar, onun zamanında Arapçayı öğrenmeye koşuştular.

Abdülaziz, günün birinde bir adama şöyle dedi:

- Sen kimlerdensin?

- (Minbenu Abdüddar.) Abdüddar oğullarmdanım (Burada adamın "min beni" demesi gerekirken "min benu" diye telaffuz etmesi bir hata idi.) Bunun üzerine Abdülaziz, ona şöyle cevap verdi:

- Sen bu yanlışlığının karşılığım alacağın armağanda göreceksin! Adama, armağanım 100 dinar eksik verdi.

Ebu Ya'lâ el-Musılî, Ka'ka' b. Hakim'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Abdülaziz b. Mervan, Abdullah b. Ömer'e şöyle bir mektup gönderdi:

«İhtiyacın varsa bana bildir.»

İbn Ömer de ona şu cevabî mektubu gönderdi:

«Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: «Yüksekteki el (veren el), alçaktaki elden (alan elden) daha hayırlıdır. Sen önce geçimlerinden sorumlu olduğun kimselerin ihtiyacını karşılamaya başla.» Ben senden bir şey isteyecek değilim. Aziz ve Celil olan Allah'ın bana nasib ettiği bir rı-zık senin tarafından bana gönderilecek olursa, onu da geri çevirmem.»

İbn Vehb, Süveyd b. Kays'm şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Abdülaziz b. Mervan, bana bir mektup ve 1.000 dinar vererek İbn Ömer'e göndermemi emretti. Ben de götürdüm ve o mektubu kendisine teslim ettim. Mektubu okuyunca: «Paralar nerede?» diye sordu. Ben de: «Sabah olmadan paraları sana veremem.» dedim. O da: «Allah'a yemin ederim ki, 1.000 dinarı olduğu halde İbn Ömer bu geceyi geçiremez ve sabahı bekleyemez.» dedi ve mektubu bana geri verdi. Ben de gidip o paraları getirdim, kendisine teslim ettim. O, bu paraları yoksullara dağıttı. Allah ondan razı olsun.»

Rahmetli Abdülaziz'in güzel sözlerinden bazı örnekler sunmak istiyorum:

«Allah'ın kendisini rızıklandıracağma ve infak edeceği malın yerini dolduracağına yakinen iman eden bir mü'minin, büyük sevap ve güzel övgü kazanmak için malını infak etmeyişine çok şaşıyorum.»

ibn Ömer, can çekişirken malını yanma getirtti, saymaya başladı. 300 ölçek altınlık malı bulunduğunu görünce şöyle dedi: «Allah'a yemin ederim ki, bu malın Necid'te otlanan develerin kığı olmasını çok isterdim. Allah'a yemin ederim ki, ben kendisinden bahsedilmeyen bir varlık olmak isterdim veya şu akarsu olmak isterdim. Ya da Hicaz diyarında bir bitki olmak isterdim.» Vefat edeceği esnada yanında bu-Jinanlara: «Beni saracağınız kefenimi getirin.» dedi. Getirdiklerinde etene bakıp: «Öf senden ey dünya! Senin uzun zamanın, ne kadar da Kisa; çok malın ne kadar da az.» demeye başladı.

Yakub b. Süfyan, Leys b. Sa'd'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Abdülaziz, hicretin seksenaltmcı senesinin cemaziyelevvel ayının onüçünde pazartesi gecesi vefat etti.»

İbn Asakir dedi ki: «Bu, Yakub b. Süfyan'm yanılgısıdır. Doğrusu Abdülaziz, hicretin seksenbeşinci senesinde vefat etmiştir. O, kardeşi Abdühnelik'ten önce vefat etmiştir. Abdülmelik, ondan bir sene sonra hicretin seksenaltmcı senesinde vefat etmiştir.»

Abdülaziz b. Mervan, emirlerin seçkinlerinden ve hayırhların-dandı. Kerem sahibi, cömert ve övgüye layık bir kimseydi. Raşid halifelerden Ömer b. Abdülaziz'in babasıydı. Ömer de babası Abdülaziz'in ahlakıyla ahlaklanmış ve ayrıca birçok iyi hasletleri ondan fazla olarak kazanmıştı. Abdülaziz'in Ömer'den başka, Asım, Ebu Bekir, Süheyl ve Asbağ adında oğulları da vardı. Asbağ, babasından kısa bir süre önce vefat etmiş, bu nedenle babası onun ölümüne çok üzülmüş, ondan sonra hastalanarak vefat etmişti. Abdülaziz'in birkaç kızı da vardı. Ümmü Muhammed ve Süheyl, Ummü Osman, Ümmü Hakem, Ummü Benin. Bunlardan her biri Abdülaziz'in ayrı bir karısından doğmuştu. Onun bunlardan başka çocukları da vardı. Mısır'a bir konaklık mesafede kendi kurduğu şehirde vefat etti. Nil üzerinden Mısır'a götürüldü ve oraya defnedildi.

Abdülaziz, ölürken birkaç kadın, bol miktarda mal, binek, at, katır, deve ve daha evsafı sayılamayacak şeyleri miras olarak bıraktı. Miras bıraktığı mallar arasında gümüşten ayrı olarak 300 ölçek altın da vardı. Bununla beraber o, çok cömert, kerem sahibi, bol miktarda armağan ve bağışlar veren bir kimseydi. İnsanlar arasında en çok bağışta bulunan bir insandı. Allah, ona rahmet etsin.

İbn Cerir'in anlattığına göre Abdülmelik b. Mervan, Mısır diyarında bulunan kardeşi Abdülaziz'e bir mektup yazarak veliahtlıktan kendi oğlu Velid lehine feragat etmesini ya da Velid'ten sonra veliahtlığa razı olmasını rica etmişti. Velid'in kendi nazarında insanlar arasında en çok sevdiği ve en fazla kıymet verdiği bir kişi olduğunu ifade etmişti. Abdülaziz de ona şu cevabî mektubu göndermişti:

«Senin Velid'te gördüğün üstünlükleri ben de oğlum Ebu Bekir'de görmekteyim.»

Bunun üzerine Abdülmelik, ona emredici mahiyette bir mektup göndererek Mısır haracını kendisine göndermesini istedi. Abdülaziz, ona Mısır haracını kendisine göndermesini istedi. Abdülaziz, ona Mısır haracından hiçbir şey göndermiyordu. Başka vergileri de vermiyordu. Mısır ülkesinin tümü, mağrib ülkesinin tümü ve diğer ülkeler hep Abdülaziz'e haraç ve vergi öderlerdi. Oralardan elde edilen ganimetlerde onun eline geçerdi. Abdülaziz, bu olay üzerine Abdülmelik'e şu cevabî mektubu gönderdi:

«Ky mü'minlerin emiri! Ben ve sen öyle bir yaşa vardık ki, senin ehl-i beytinden herhangi bir kimse bu yaşa varırsa, mutlaka ömrü artık az kalmış demektir. Önce sen mi yoksa ben mi öleceğim? Bunu bilemiyorum. Ömrümün geri kalan kısmında beni kınamayıp rahat bırakmayı uygun görüyorsan bunu yap.»

Abdülmelik, kardeşinin bu mektubundan etkilendi. Ona acıdı ve su cevabı gönderdi: «Ömrüme yemin ederim ki, senin ömrünün geri kalan kısmında artık seni kınamayacağım ve rahatsız etmiyeceğim.»

Abdülmelik, oğlu Velid'e şöyle dedi: «Eğer emirliği Allah sana vermeyi murad etmişse, kullardan herhangi biri bunu senin elinden almaya güç yetiremez.»

Daha sonra oğlu Velid ile Süleyman'a şöyle dedi: «Ijiarem'den hiç uzaklaştınız mı?» Onlar; "Hayır" diye cevap verince o şöyle dedi: «Al-lahu Ekber. Ka'be'nin Rabbına yemin olsun ki, siz ona kavuştunuz.»

Kardeşi Abdülaziz'in veliahtlıktan feragat etmeye yanaşmaması ve oğlu Velid'in veliahtlığına bey'at etmemesi esnasında Abdülmelik, Abdülaziz'e beddua ederek: «Allah'ım, o benimle olan akrabalık bağını kopardı. Sen de onu kopar.» demişti. Bu senede vefat eden Abdülaziz'in Ölüm haberi kendisine ulaştırılan Abdülmelik ve aile fertleri, onun için üzülüp ağladılar. Ancak Abdülmelik, oğulları Velid ile Süleyman'ın emirlik ümitlerinin tahakkukunu görünce de sevindi. Hac-cac da Abdülmelik'e bir heyet gönderdi. Velid'in veliahtlığının güzel bir fikir olduğunu söyledi ve bu fikri onun nazarında süsleyip güzel-leştirdi. Gönderdiği heyetin başkanı İmran b. Usam el-Userî idi. Heyet mensupları, Abdülmelik'in huzuruna girdiklerinde İmran kalkıp bir konuşma yaptı. Heyetteki diğer üyeler de konuştular. Abdülmelik'e, Velid'in veliahtlığını teid etmesi için gerekli teşvikte bulundular. İmran b. Usam da bu hususta şöyle bir şiir okudu:

«Ey mü'minlerin emiri, aramızdaki uzak mesafelerden sana selam ve tebriklerimizi sunuyoruz.

Oğulların hususunda yaptığım teklifime uygun cevap ver.

Benim cevabım onlarla ilgilidir. Onlar bizim düzenimizi ayakta tutarlar.

Eğer Velid'e itaat edilirse,

Ben de halifeliği ve idareyi ona bırakırım.

Senin gibi birinin kubbesinin çevresinde Kureyşliler dolanır.

insanlar, onun sayesinde bulutlardan su ve yağmur dilerler. '

Senin gibi biri öyle korunmuştur ki,

Boynundaki gerdanlık ve muskaları çıkarsa bile musibete uğramaz.

Eğer bu hususta kardeşini tercih edersen,

Ben ve deden ona ithamda bulunma gücüne sahip değiliz.

Ama biz onun oğullarından, baba bir oğullardan çekiniyoruz.

Onlardan taraf biz zehir bulaşmasından korkuyoruz.

Hükümdarlığı onlara verecek olursan,

Bulutlardaki suyun çekilmesinden ve kuraklıktan korkuyoruz.

Yarın bu millet için sağacağın şey,

Yarından sonra senin oğullarının sağacakları şey,

Yoğunluk ve ağırlık olmasın bizlere.

Yemin ederim ki, eğer Usam beni aşacak olursa bu hususta,

Ben onu asla affetmem, mazeretini kabul etmem.

Eğer ben bir kardeşime iltimasta bulunacak olursam,

Onun vasıtası ile söz sahibi veya makam sahibi olmak isterim.

Oğullarımı oğullarına tercih etmesini ve onlara yönetimde pay vermesini isterim.

Ya da onun aleyhinde atıp tutarım.

Akrabaları arasında çatlaklık bulunan kimse olduğu zaman,

Hükümdarın, akrabaları arasındaki çatlaklığı en sonda kapatması gerekir.»

Bu şiir, Abdülmelik'i heyecanlandırıp harekete geçirdi. Kardeşi Abdülaziz'e mektup yazarak oğlu Velid lehine veliahtlıktan feragat etmesini istedi. Ancak Abdülaziz, bu isteği kabul etmedi. Ama noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah, Abdülaziz'in Abdülmelik'ten bir sene önce vefatını mukadder kıldı. Abdülaziz vefat edince Abdül-melik, oğulları Velid ile Süleyman'ın emirliğe geçmelerine yol açıldığını gördü. Doğrusunu noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.