El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Abdullah B. Cafer B. Ebi Talîb

Habeşistan'da doğdu. Annesi, Esma binti Ümeys'dir. Haşim oğullarından Peygamber (s.a.v.)'i görüp de en son vefat edenlerdendir. Medine'de yaşadı. Babası Cafer, Mu'te savaşında şehit olunca Peygamber (s.a.v.), Abdullah'ın …

Habeşistan'da doğdu. Annesi, Esma binti Ümeys'dir. Haşim oğullarından Peygamber (s.a.v.)'i görüp de en son vefat edenlerdendir. Medine'de yaşadı. Babası Cafer, Mu'te savaşında şehit olunca Peygamber (s.a.v.), Abdullah'ın annesinin yanına gitti ve ona: «Kardeşimin oğullarını bana getirin.» dedi. Anneleri Esma da onu ve diğer kardeşlerini civcivleri andırır vaziyette, Peygamber (s.a.v.)'in yanına getirdi. O da berberi çağırtarak başlarını traş ettirdi. Sonra şöyle dua etti: «Allah'ım, Cafer'den sonra onun ailesini sen gözet ve Abdullah'a da alışverişinde bereket ver.»

Daha sonra anneleri Esma gelip Peygamber (s.a.v.)'e evde birşey-ler olmadığını söyledi. Peygamber (s.a.v.) de: «Babalarının yerine bu çocuklar için (baba olarak) ben varım.» dedi.

Peygamber (s.a.v.), kendileriyle bey'at ettiği zaman Abdullah b. Cafer ile Abdullah b. Zübeyr, yedi yaşlarındaydılar. Bunlardan başka hiç kimse, bu yaşta bey'at etmiş değildir.

Abdullah b. Cafer, insanların en cömertlerindendi. Bol miktarda bağışta bulunduğu zaman bile bu bağışını az görürdü. Bir defasında 2.000.000 dirhem sadaka vermişti. Bir başka defa bir adama 60.000 dirhem sadaka vermişti. Yine bir defasında başka bir adama da 4.000 dinar sadaka vermişti. Anlatıldığına göre adamın birisi, Medine'ye şeker getirip satışa arzetmişti. Kimse gelip o adamdan şeker satın almadığından satama-mıştı. Abdullah b. Cafer, kendi kayyımına emir vererek gidip o şekerlerin tümünü satın almasını ve insanlara hediye etmesini istemişti.

Anlatıldığına göre Muaviye, hacca geldiğinde Mervan'ın evine konuk olmuş ve bir gün mabeyincisine şöyle demişti: «Bak bakalım hele, kapıda Hasan veya Hüseyin veya İbn Cafer veya falan falan a-damları görebilecek misin?» Mabeyinci dışarı çıktı, fakat kapı önünde kimseyi göremedi. Mabeyinciye, sözü edilen kimselerin Abdullah b. Cafer'in yanında yemek yedikleri söylendi. O da gidip bu durumu Muaviye'ye haber verdi. Muaviye: «Ben de onlar gibi biri olurum. Gidip Abdullah'ın evinde yemek yerim.» dedi. Sonra değneğine dayanarak yürüdü. Abdullah b. Cafer'in kapısına vardığında içeri girmek için izin istedi. İzin verilince içeri girdi. Abdullah, onu baş köşeye o-turttu. Muaviye, ona şöyle dedi:

- Ey Abdullah, hani yemeğin nerede?

- Canın ne çekiyorsa söyle de onu sana hazırlatayım.

- Bize beyin yedir.

- Ey köle! Bize beyin getir.

Köle, bir tabak beyin getirdi. Muaviye onu yedi, sonra Abdullah b. Cafer, kölesine:

- Yine beyin getir, dedi.

Köle de içi dolu bir tabak beyin getirdi. Muaviye onu da yedi. Nihayet üç tabak beyin getirildi. Hepsim yedi, Muaviye, bunu hayretle müşahede etti ve beğenerek: «Ey Abdullah b. Cafer, sen bol bağışta bulunmadan karnın doymuyor.» dedikten sonra oradan ayrıldı ye Abdullah b. Cafer'e 50.000 dinar verilmesini emretti. Abdullah b. Cafer, onun samimi dostuydu. Her sene yanına gittiğinde Muaviye, kendisine 1.000.000 dirhem verir ve ayrıca yüz ihtiyacını da karşılardı. Mua-viye, can çekişirken oğlu Yezid'e, Abdullah b. Cafer'e iyi davranmasını vasiyet etti. Yezid, yanma gelen Abdullah'a şöyle dedi:

- Mü'minlerin emiri Muaviye, her sene sana ne kadar verirdi?

- 1.000.000 dirhem verirdi.

- Biz o bağışı iki katına çıkardık.

Yezid, ona her sene 2.000.000 dirhem verirdi. Abdullah b. Cafer de ona şöyle dedi: «Anam babam sana feda olsun. Ben bu sözü senden önce kimseye söylemediğim gibi senden sonra da kimseye söylemeyeceğim.»

Yezid de ona şu karşılığı verdi: «Bu kadar parayı da benden önce kimse sana vermediği gibi benden sonra da kimse vermeyecektir.»

Abdullah b. Cafer'in yanında Ammare adlı bir cariye vardı. Abdullah, onu çok severdi. Bir gün Yezid b. Muaviye, Abdullah'ın yanına geldi. O cariye şarkı söyledi. Yezid, cariyenin sesini duyunca ona meftun oldu, ancak cariyeyi Abdullah b. Cafer'den istemeye cesaret edemedi. Cariyeye olan tutkusu, babası Muaviye'nin ölümüne kadar içinde gizli kaldı. Muaviye öldükten sonra Yezid, Iraklılardan bir adamı Medine'ye gönderdi ve cariye Ammare'nin durumunu araştırmasını emretti. O adam da Medine'ye gitti. Abdullah b. Cafer'in yakınındaki bir eve yerleşti. Ona bol miktarda hediye ve armağanlar sundu ve kendisiyle dost oldu. Nihayet cariyeyi ondan alarak Yezid'e getirdi.

Hasan-ı Basrî; şarkı dinlediği, eğlenceye düşkün olduğu ve cariye satın alması nedeniyle Abdullah b. Cafer'i kınar ve onun hakkında şöyle derdi: «Bu ve benzeri çirkin işlere artık son vermesi gerekmez mi?»

Nihayet Haccac, Rasûlullah (s.a.v.)'ın kız torunlarından biriyle evlendi. Haccac, şöyle diyordu: «Ebu Talib ailesini alçaltmak için bu kızla evlendim.»

Denildiğine göre Haccac, o kızla gerdeğe girememiştir. Abdülme-lik, Haccac'a bir mektup yazarak o kadını boşamasını emretmiş, Haccac da onu boşamıştı.

Abdullah b. Cafer, onüç hadis rivayet etmiştir.