El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Abdullah B. Ömer

Abdullah b. Ömer b. Hattab el-Kureşi el-Adevî Ebu Abdurrah-man el-Mekkî. Sonra da Medenî. İslâmiyet'in ilk zamanlarında babası Hz. Ömer'le birlikte Müslüman oldu. O zaman bulûğa ermemişti. Babasıyla birlikte Medine'ye …

Abdullah b. Ömer b. Hattab el-Kureşi el-Adevî Ebu Abdurrah-man el-Mekkî. Sonra da Medenî. İslâmiyet'in ilk zamanlarında babası Hz. Ömer'le birlikte Müslüman oldu. O zaman bulûğa ermemişti. Babasıyla birlikte Medine'ye hicret etti. Bu sırada on yaşındaydı. Uhud savaşında yaşı küçük görüldüğü için savaşa alınmadı. Rasûlul-lah (s.a.v.), Hendek savaşında onbeş yaşına girdiği için savaşa katılmasına izin verdi. Bundan sonra Hendek savaşına ve müteakip savaşlara katıldı. Hz. Hafsa'nm öz kardeşidir. Bunların anneleri Zey-neb binti Maz'un'du. Zeynep, Osman b. Maz'un'un kız kardeşiydi.

Abdullah b. Ömer, orta boylu fakat iri cüsseli bir adam olup saçları omuzlarına kadar uzanırdı. Saçlarını sarıya boyar ve bıyıklarını derin bir şekilde kırpardı. Her namaz için abdest alan Abdullah, yüzünü yıkarken de suyu gözlerinin içine girdirirdi. Hz. Osman, onu kadılığa tayin etmek istedi, ama o bu görevi kabul etmedi. Babası Hz. Ömer de aynı şekilde onu kadılığa tayin etmek istedi, ama o bu görevi kabul etmedi. Yermük, Kadisiye, Celûla savaşlarına ve bu savaşlar arasında vuku bulan Fars ülkesindeki irili ufaklı bütün savaşlara katıldı. Mısır fethinde hazır bulundu ve orada kendine bir ev edindi. Daha sonra Basra'ya geldi. Fars savaşma katıldı. Defalarca Medain'e geldi. Peygamber (s.a.v.)'in vefat gününde o yirmiiki yaşındaydı. Malından birşeyi çok beğenecek oldu mu onu Aziz ve Celil olan Allah için sadaka olarak verirdi. Köleleri de onun bu huyunu öğrenmişlerdi. Bazen onlardan biri mescide kapanır, oradan ayrılmazdı. Abdullah b. Ömer, onu bu halde görünce azad ederdi. Kendisine: «Kölelerin sana hile yapıyorlar.» dediklerinde o: «Bizi Allah yolunda aldatan kimseye biz de Allah rızası için aldanırız.» diye cevap verirdi. Çok sevdiği bir cariyesi vardı. Onu azad etti ve azatlısı Nafî ile evlendirdiğinde şöyle dedi: Cenâb-ı Allah şöyle buyuruyor: «Sevdiğiniz şeylerden safretmedikçe iyiliğe erişemezsiniz.» (Âl-i imrân, 92.)

Abdullah b. Ömer, bir defasında bir deve satın aldı, deveye binince çok beğendi ve kölesi Nafi'ye: «Bunu zekat develerine kat.» dedi.

İbn Cafer, Nafi'yi kendisine satması için İbn Ömer'e 10.000 dirhem para teklif etti. İbn Ömer de: «Bundan daha hayırlı bir yol yok mudur? Nafı, Allah rızası için artık hürdür.» dedi ve Nafı'yi azad etti.

İbn Ömer, bir defasında 40.000 dirheme bir köle satın aldı ve köleyi azad etti. Köle: «Ey efendim, beni azad ettin..Bir de yaşamımı sürdürmem için bana birşeyler ver.» deyince İbn Ömer, ona 40.000 dirhem para verdi.

Abdullah b. Ömer, başka bir defasında da beş köle satın aldı. Kendisi kalkıp namaza durunca köleler de ona tabi olarak namaza durdular. Namazdan sonra: «Bu namazı kim için kıldınız?» diye sorunca, onlar: «Allah rızası için kıldık.» diye cevap verdiler. İbn Ömer de: «Öyleyse sizler, kendisi için namaz kıldığınız Allah için artık hürsünüz.» dedi ve onları azad etti.

Kısaca diyeceğimiz şudur ki, İbn Ömer, vefat ettiği zamana kadar 1.000 köle azad etmişti. Öyle olurdu ki bir mecliste oturduğu zaman 30.000 dirhem sadaka verirdi. Çok günler ve aylar geçse de bir yetimi sofraya oturtmadan et tatmazdı.

Muaviye, onun Yezid'e bey'at etmek istediğini duyduğu zaman ona 100.000 dirhem gönderdi. Bir sene geçmeden o parayı da tüketti.

ibn Ömer şöyle derdi: «Ben kimseden hiçbir şey istemem, ama Allah'ın bana nasib ettiği şeyi de geri çevirmem.»

Fitne zamanında Medine'ye hangi emir gelirse gelsin, İbn Ömer mutlaka gider, onun arkasında namaza dururdu ve malının zekatını da ona öderdi. İnsanlar arasında hac menasikini en iyi bilen oydu. Rasûlullah (s.a.v.)'ın uğradığı yerleri araştırır ve oraya gidip namaz kılardı. Rasûlullah (s.a.v.)'m bir ağacın altına gidip oturduğunu duymuştu, ibn Ömer de o ağacın yanına devamlı gider ve dibine su dökerdi. Yatsı namazını cemaatla kılamadığı zaman o geceyi ibadetle ihya ederdi. Gecenin çoğunu namaz kılarak geçirirdi. Anlatıldığına göre vefat ettiğinde fazilet hususunda babası Hz. Ömer kadar üstün olmuştu. Vefat ettiği günde o, geride kalanların en hayırlısıydı. Altmış sene süreyle fetva verdi. Her taraftan gelen insanlar, ona fetva sorarîardı. Peygamber (s.a.v.)'den birçok hadis rivayet etti. Ebu Be-kir'den, Ömer'den, Osman'dan, Sa'd'tan, İbn Mesud'dan, Hafsa'dan, AıŞe'den ve diğerlerinden çok rivayetlerde bulundu. Oğulları Hazma ile Bilal, Zeyd, Salim, Abdullah, Ubeydullah ve Ömer ile babasının azatlısı Eşlem, Enes b. Şirin, Hasan, Said b. Cübeyr, Said b. Müsey-yeb, Tavus, Urve, Atâ, İkrime, Mücahid, îbn Şirin, Zührî ve azatlısı Nafı de ondan rivayetlerde bulunmuşlardır.

Sahih'te sabit olduğu üzere Hz. Hafsa, Rasûlullah (s.a.v.)'ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

«Eğer gecelerini namaz kılarak geçirecek olursa Abdullah salih bir adamdır.» Bundan sonra Abdullah b. Ömer, gecelerini namaz kılarak geçirmeye başladı.

İbn Mesud dedi ki: «Dünyaya karşı Kureyşli gençler arasında kendi nefsine en çok hakim olan kişi İbn Ömer'dir.»

Cabir dedi ki: «Hepimiz dünyaya meylettik. Dünya da bize meyletti. Ancak İbn Ömer hariç. Allah katında derecesi üstün de olsa her kim dünyadan birşey elde ettiyse, mutlaka o yüzden Allah katında derecesi eksilmiştir.»

Said b. Müseyyeb dedi ki: «İbn Ömer vefat ettiği günde dünyadaki herkes Allah'ın huzuruna onun ameli gibi bir amelle çıkmayı arzu-lamıştı.»

Zührî dedi ki: «O, görüşünden vazgeçmezdi. Rasûlullah (s.a.v.)'-dan sonra altmış sene yaşadı. Hz. Peygamber ve sahabelerinin durumlarından hiç biri İbn Ömer'e gizli kalmadı.»

Malik dedi ki: «İbn Ömer, seksenaltı yaşına vardı. Ve İslâmiyet'i süresince altmış sene fetva verdi. Çeşitli beldelerden heyetler ve ziyaretçiler onun yanına gelirlerdi.»

Vakidî ve bir cemaat dediler ki: «İbn Ömer, hicretin yetmişdör-düncü senesinde vefat etti.»

Zübeyr b. Bekkar ve diğerleri dediler ki: «İbn Ömer, hicretin yet-mişüçüncü senesinde vefat etti.»

Ama yetmişdördüncü senede vefat ettiğine dair birinci rivayet daha sabittir. Doğrusunu Allah bilir.