Bu veliahtlık bey'atı, Abdülaziz b. Mervan'm vefatından sonra bu senede yapıldı. Önce Şam'da ona bey'at edildi. Sonra diğer beldelerde bey'at edildi. Ondan sonra da Süleyman'ın veliahtlığı için bey'at edildi. Bey'at işi Medine'ye vardığında Said b. Müseyyeb, Abdülmelik hayatta iken başka bir kimseye bey1 ata yanaşmadı. Medine valisi Hişam b. ismail, bey'at etmesi için ona emir verdi. Bey'at etmeyince ona altmış kırbaç vurdurdu. Ayrıca ona kıldan örülme giysiler giydirerek merkebe bindirdi ve Medine sokaklarında ibret olsun diye dolaştırdı. Sonra emir vererek onu Seniyyetü'zZübabe'ye gönderdi. Burası namazgahtı. Müslümanlar orada namaz kılar ve istirahat ederlerdi. Bir süre sonra onu Medine'ye tekrar getirip zindana attılar. Said b. Müseyyeb de: «Allah'a yemin ederim ki, beni öldürmeyeceğinizi bilseydim bu elbiseyi giymezdim.» dedi. Medine valisi Hişam b. ismail, Ab-dülmelik'e mektup yazarak Said b. Müseyyeb'in bey'at etmeyip muhalefette bulunduğunu bildirdi. Abdülmelik, yazdığı cevabî mektupta bu davranışından ötürü vali Hişam'ı kınayarak Said'i zindandan çıkarmasını emredip şöyle dedi: «Sıla-i rahim hususunda Said, bu yaptıklarından daha çok hak sahibidir. Biz, Said'in muhalefetçi ve huzursuzluk çıkaran bir kimse olmadığını biliyoruz.» Başka bir rivayette anlatıldığına göre Abdülmelik, Medine valisi Hişam'a şöyle demiştir: «Said'in bey'attan başka çaresi yoktur. Eğer bey'at etmezse boynunu vur ya da onu serbest bırak.»
Vakidî'nin anlattığına göre bey'at emri Medine'ye ulaştığında Said b. Müseyyeb, bey'ata yanaşmadı. Medine valisi Cabir b. Esved b. Avf da ona altmış kırbaş vurdurdu ve zindana attırdı. Doğrusunu Allah bilir.
Ebu Mihnef, Ebu Ma'şer ve Vakidî dediler ki: «Hicretin seksenbe-şinci senesinde Medine valisi Hişam b. İsmail el-Mahzumî, insanlara haccettirdi. Haccac da o zaman Irak'ın ve doğu eyaletinin valisi idi.»
Şeyhimiz Hafız ez-Zehebî dedi ki: Bu sene de Medine emiri Eban b. Osman b. Affan vefat etti. Eban, Medine'nin on fakihinden biri idi.
Muhammed b. Sa'd dedi ki: Eban b. Osman, sika bir ravi olup kulağında biraz ağırlık vardı. Vücudunda çok miktarda alacalık vardı. Ölmeden önce felç oldu.
Bu senede vefat edenlerden biri de Abdullah b. Amir b. Rebia idi. Amr b. Hirris, Amr b. Seleme ve Vasile b. Eska' da bu sene de vefat ettiler. Vasile, Tebük gazvesine katıldı, sonra Şam'ın fethine katıldı ve oraya yerleşti. Orada Babüssagir'in kıblesindeki hapishanenin yanında mescidi vardı.
Ben derim ki: Vasile'nin mescidi, Timurlenk fitnesi zamanında yandı. Geride sadece izleri kaldı. Doğu kapısında bir su kanalı vardı.
Hicretin seksenbeşinci senesinde vefat eden şahsiyetlerden birisi de Halid b. Yezid b. Muaviye b. Ebi Süfyan Sahr b. Harb b. Ümeyye idi. Kureyşlilerin, çeşitli ilimlere sahip en bilgin kişisi idi. Tıpta da muhalefeti vardı. Kimyada söz sahibi idi. Bu ilmi, Meryaneş adında bir rahipten öğrenmişti. Halid, fasih, beliğ, şair ve babası gibi mantıkçı bir adamdı. Bir gün Hakem b. Ebi'l-As'la birlikte Abdülmelik b. Mervan'm huzuruna girdi, oğlu Velid'in, kardeşi Abdullah b. Yezid'e hakaret etmesinden şikayetçi oldu. Abdülmelik de ona şu ayet-i kerime ile cevap verdi:
«Doğrusu hükümdarlar bir şehre girdikleri zaman orasını bozarlar. Onurlu kimselerini aşağılık yaparlar.» (en-Neml, 34.)
Halid ise, ona şu ayetle karşılık verdi:
«Bir şehri yok etmek istediğimiz zaman, şımarık varlıklarına yola gelmelerini emrederiz, ama onlar yoldan çıkarlar. Artık o şehir yok olmayı hakeder. Biz de onu yerle bir ederiz.» (eMsrâ, 16.)
Abdülmelik de dedi ki:
- Vallahi kardeşin Abdullah yanıma geldi. Onun Arapçayı düzgün telaffuz etmediğini gördüm.
- Evet, Velid Arapçayı düzgün telaffuz edemez.
- Onun kardeşi Süleyman ise Arapça telaffuzunda hiç hata yapmıyor.
- Ben de Abdullah'ın kardeşiyim, ama Arapçayı telaffuz ederken hata yapmıyorum.
Orada hazır bulunan Velid, Halid'e şöyle dedi:
- Sus, Allah'a yemin ederim ki, sen ne kervancılardan ne de insanları Arafat'tan Müzdelife'ye götürenlerden sayılmıyorsun.
- Ey mü'minlerin emiri, şunun söylediklerini duyuyor musunuz? Böyle dedikten sonra Halid, Velid'e dönüp şöyle dedi:
- Yazıklar olsun sana! Kervancılık Ebu Süfyan'a aitti. İnsanları Arafat'tan Müzdelife'ye götürme işi de dedem Utbe b. Rebia'ya aitti. Ama sen şöyle demeliydin: «Koyuncuklar, dağcıklar, Taif... Allah, Osman'a rahmet etsin.» Eğer böyle deseydin doğru söylemiş olurdun. Çünkü Hakem, Taife sürgün edilmiş olup koyun otlatıyor ve kerem dağına sığınıyordu- Sonra hilafete geçtiği zaman Osman b. Affan, onu Medine'ye kabul etti.»
Bunun üzerine Velid ile babası sustular ve cevaba şaşmadılar. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah, daha iyi bilir.

