Bilal b. Sa'd b. Temim es-Sekunî, Ebu Amr. Büyük zahidlerden, abidlerden, çokça oruç tutan ve çokça namaz kılanlardandı. Babasından rivayette bulunmuştur. Babası sahabe idi. Ayrıca Cabir, Ibn Ömer, Ebu Derda ve diğerlerinden de rivayetlerde bulunmuştur. Aralarında Ebu Amr el-Evzaî'nin de bulunduğu bir cemaat kendisinden rivayette bulunmuştur. Evzaî, onun kıssa ve vaazlarında faydalı bulduğu şeyleri yanına yazardı. Onun gibi yararlı bir vaiz görmediğim söylerdi. Yine Bilal'den ibadet hususunda öğrendiği şeyleri, başka hiç kimseden öğrenemediğini de söylemiştir. Bilal, bir gün ve bir gecede 1.000 rekat namaz kılardı.
Asmaî dedi ki: «Bilal b. Sa'd, kış geceleri uyuklayınca elbisesi ile birlikte kendini sarnıca atardı. Arkadaşlarından biri böyle yaptığından Ötürü onu kınadı ve Bilal, ona şu cevabı verdi: «Bu dünyada sarnıç suyunun vücuduma verdiği eziyet, Cehennem ateşinin azabından daha kolaydır.»
Velid b. Müslim dedi ki: Bilal b. Sa'd, mihrabda tekbir alınca sesini Kvza'dan duyarlardı.
Ben derim ki: Evza', Şam'daki Babü'l-Feradis'in dışında bulunan bir mıntıkadır.
Ahmed b. Abdullah el-İclî, Bilal b. Sa'd'm Şamlı ve sika bir tabii olduğunu söylemiştir.
Ebu Zür'a ed-Dımişkî dedi ki: Bilal b. Sa'd, kıssacı ve kıssası güzel olan âlimlerden biriydi. Kader hususunda Reca b. Hayve, onu itham etti. Nihayet Bilal, bir gün vaazında şöyle dedi: «Nice sevinen kişi var ki, aldanmıştır. Nice aldanmış kişi vardır ki, aldandığının farkında değildir. Aldandığının farkında olmayan kimsenin vay haline, yazık ona! Yer, içer, güler, ama Cenâb-ı Allah'ın onu cehennemlik kıldığının farkında değildir. Ey adam, senin ruhuna yazık, ey adam senin bedenine yazık! Ağla, ağla ki, başkaları da ebediyyete kadar senin için ağlasınlar.»
İbn Asakir, Bilal b. Sa'd'ın te'sirli mev'izalarında bulunan bazı güzel sözlerini nakletmiştir. Şöyle ki: «Kişiye günah olarak şu yeterlidir ki, Cenâb-ı Allah, dünyada za-hid olmamızı bize emrediyor, ama biz dünyaya yönelip rağbet ediyoruz. Zahidleriniz dünyaya rağbet gösteriyor, amel sahipleriniz cahildir, müctehitleriniz gayretlerini esirgiyorlar.
Seninle her karşılaştığında Allah katındaki payını sana hatırlatan ve kusurlarını sana bildiren kardeşin, seninle her karşılaştığında avucuna bir dinar koyan kardeşinden daha hayırlı ve daha sevimlidir.
Aleniyyette Allah'ın dostu, gizlilikte düşmanı olma. İblisin, nefsin ve şehvetlerin alenen düşmanı olup da gizlilikte dostu olma. İki yüzlü ve iki dilli de olma. Zahiren Allah'tan korktuğunu gösteriyorsun ki, seni övsünler, ama hakikatte senin kalbin günahkar ve facirdir.
Ey insanlar! Siz yok olmak için yaratılmadınız. Aksine siz baki kalmak için yaratıldınız. Ama bu dünyadan başka bir diyara göçeceksiniz, tıpkı babalarınızın sulbünden annelerinizin rahimlerine, annelerinizin rahimlerinden de dünyaya, dünyadan mezara, mezardan haşir yerine, haşir yerinden Cennet'e veya Cehennem'e göçeceğiniz gibi.
Ey Rahman'm kulları, siz şu dünyanın kısa günlerinde ahiretin uzun günleri için çalışıyorsunuz. Geçici bir diyarda, ebedi bir diyar için çalışıyorsunuz. Hüzün ve yorgunluk diyarında nimet ve ebediy-yet diyarı için çalışıyorsunuz. Bir kimse kesin ve yakini inanç üzere çalışmazsa bu çalışmasının ve amelinin kendisine yararı olmaz.
Ey Rahman'ın kulları! Geçmiş günahlarınız bağışlanacak olursa sizler ileride bir meşguliyetle karşılaşacaksınız. Bildiklerinizle amel edecek olursanız bu sizin için kılavuz ve sığmak olur.
Ey Rahman'm kulları! Uymakla emrolunduğunuz rehberinizin e-mirlerini hiçe sayıyorsunuz. Allah'ın size vermeyi garantilediği dünyalığın peşine düşüyorsunuz. Bu, Allah'ın yakini inanç sahibi kullarının sıfatı değildir. Nasıl oluyor da sizler, dünya işinde akıllı ama ahi-ret işinde ahmakça davranıyorsunuz? Asıl yaratılış amacınıza uygun hareket etmiyor, o amacı görmüyorsunuz. Dünya işlerinde ise çok dikkatli davranıyorsunuz? Kendisine itaatta bulunarak Allah'ın rahmetini ümid ettiğiniz gibi, yasaklarını çiğnediğiniz takdirde Allah'ın azabından da korkun.
Ey Rahman'm kulları! İşlediğiniz amellerin bir kısmının kabul edildiğini veya işlediğiniz günahlarınızın bir kısmının bağışlandığını bildiren bir haberci mi size geldi? «Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?» (el-Mü'minûn, 115.)
Allah'a yemin ederim ki, dünyada iken amellerinizin karşılığı acilen size verilecek olsaydı, size farz kılınan şeyleri az görürdünüz. Allah'a taatta bulunarak afetler diyarı olan şu dünyaya rağbet ediyorsunuz da yemişleri ve gölgeleri devamlı olan, genişliği göklerle yerler genişliğince olan Cennet hususunda yarışmıyor ve Cennet'e rağbet göstermiyor sunuz? «Bu, sakınanların elde edeceği sonuçtur, inkarcıların varacağı sonuç ise ateştir.» (er-Rad, 35.)
Zikir iki türlüdür: Allah'ı dil ile zikretmek hoş ve güzeldir ama helal ve haram kıldığı şeylerle karşılaşıldığında Allah'ı zikretmek daha üstün ve daha faziletlidir.
Ey Rahman'm kulları! Bizlerden birine şöyle sorulur:
- Ölmeyi ister misin?
- Hayır. -Neden?
- Ölmek istemiyorum ki, iyi ameller işleyeyim.
- İşle bakalım.
- Eh, ileride işlerim.
- Sen ölmek istemiyorsun, iyi amel işlemek de istemiyorsun!
Ashnda bu kişinin en çok sevdiği ve istediği şey, Allah için yapılması gereken amelleri ertelemektir. Ama Allah'ın, dünyadaki payını geciktirmesinden de hoşlanmaz.
Ey Rahman'm kulları! Kul, Allah'ın farz kıldığı farizalardan birini yerine getirir ama diğerlerini zayi eder. Şeytanda -Allah'ın masi-yetlerini işlemeye devam etmesine rağmen- işlediği bu amel karşılığında mükafat olarak Cennet'ten aşağı hiçbir şeyi kabul etmemesini bir kuruntu olarak ona telkin eder ve işlediği tek ameli de ona büyük birşey yapmış gibi süsleyip gösterir.
Ey Rahman'ın kulları! Siz bir amelde bulunmadan Önce onunla neyi amaçladığınıza bakın. Eğer niyetiniz halis ise o ameli işleyin. Ama Allah'tan başkasının hoşnutluğunu amaçlamış iseniz, kendinizi boşuna yormayın. Çünkü Cenâb-ı Allah, sırf kendi rızası için işlenmeyen amelleri kabul etmez. Zira o şöyle buyurmuştur: «Güzel sözler O'na yükselir. O sözleri de yararlı iş yükseltir.» (elFâtır, 10.)
Allah sizi çabucak azablandıracak değildir. Kendisine yönelene-nin amelini kabul eder, arka çevirip gidenleri de kendine çağırır.
Bir adamın sıkıntı verici, zorlayıcı, ısrar edici, tartışmacı ve kendi görüşünü beğenen biri olduğunu gördüğün zaman bil ki, o tamamiyle ziyandadır.»
Evzaî dedi ki: Şam'da halk yağmur duası için şehir dışına çıktı. Cemaat toplandı. Bilal b. Sa'd kalkıp cemaata hitaben şöyle dedi:
- Ey burada toplanan cemaat! Siz kötülük yaptığınızı, günah işlediğinizi ikrar etmiyor musunuz?
- Evet, ikrar ediyoruz.
- Allah'ım! Sen; «İyi davrananlara sorumluluk olmaz.» (et-Tevbe, 9i.) buyurmuşsun. Biz de günah işlediğimizi ve kötülük yaptığımızı ikrar ettik. Bizi affet, günahlarımızı ve kötülüklerimizi bağışla. O gün Cenâb-ı Allah, Şamlılar için yağmur yağdırdı.
Evzaî, Bilal b. Sa'd'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Öyle bir kavim gördüm ki, onlar gündüzleyin cephede hedefler arasında koşuşuyorlar, birbirlerine gülüşüyorlardı. Gece karanlığı çökünce de rahipler gibi ibadet ediyorlardı.»
Bilal dedi ki: «İşlediğin günahın küçüklüğüne bakma. Kendisine karşı asi olduğun Allah'ın büyüklüğüne bak.
Sana önce iyilikte bulunan kişi, kendisine teşekkür etmen için seni âdeta esareti altına almış olur.
Bilal'in yaptığı dualardan biri de şuydu: «Allah'ım, kalbin kötülüklere meyletmesinden, günahların sorumluluğundan, amellerin gayyasından ve gözlerin saptırmasından sana sığınıyorum.»
Evzaî, Bilal b. Sa'd'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:
«Ey Rahman'ın kulları, eğer sizler Allah'a her türlü taatta bulunur ve hiçbir taatı eksik bırakmaz, yine ona karşı masiyetleria ve günahların tümünden uzak durursanız ve bunun yanısıra dünyayı severseniz, işte bu Allah katında sizin için azap nedeni olarak yçter.»
Bilal dedi ki: «Cenâb-ı Allah, tevbe eden kimsenin günahını bağışlar, ama kıyamet gününde gelip amel defterinde görebilmesi için o günahı defterinden tamamıyla silmez.»

