Bu zatın soy kütüğü şöyledir: Cemil b. Abdullah b. Muammer b. Sabah b. Zibyan b. Hazen b. Rebia b. Haram b. Dabbe b. Ubeyd b. Kesir b. Özre b. Sa'd b. Hüzeym b. Zeyd b. Leys b. Serhed b. Eşlem b. el-Haf b. Kudae. Künyesi, Ebu Amr eş-Şair'dir. Besine'nin kocasıdır. Besine, başlangıçta kendisine talip olan kocası ile evlenmek istememişti. O da Besine için gazeller yazmış ve bu gazelleri ile meşhur olmuştu. Arap aşıklarmdandı. Vâdi'l-Kurâ'da vefat etmiştir. İffetli, utangaç, dindar bir şairdir.
Zamanındaki şairlerin en fesahatlılarındandır. Küseyir Azze, ondan şiirler rivayet etmiştir. O da Hedbe b. Hasrem ve Hatie tariki ile Züheyr b. Ebi Selma'dan ve Züheyr'in oğlu Ka'b'dan şiirler nakletmiş-tir. Küseyyir Azze'nin ifadesine göre Cemil b. Abdullah, Arap şairlerinin en güzelidir. Cemil b. Abdullah'ın şiirlerinden bazı örnekler sunacağız:
«Bana anlattığınıza göre Teyma, Leyla'nın menzilidir. Yaz mevsimi geldiğinde Leyla orada kalır. İşte şu yaz ayları da bizden uzaklaştı. Uzaklık için Leyla'ya bazı sözler atarsın.»
«Ey Besine, sana o kadar tutuldum ki,
Eğer aşkından ötürü güvercinlerin bana ağlamasını isteseydim, ağlarlardı.
Aradaki dedikoducular, sana olan aşkımı artırdılar.
Senden vazgeçmemin gerektiğini söyleyenlerin çokluğu ise, sana olan aşkımı devam ettirdi.
Bizi birbirimizden ayıran uzaklık beni avutmadı.
Bir araya gelişimizin uzun sürmesi de bizi birbirimizle konuşturmadı.
Ey tükürüğü tatlı olan Besine,
Seni görmediğim zaman susuyorum, boğazım kuruyor. Korkarım ki, sana olan ihtiyacım giderilmeden, Ölümle ansızın karşılaşırım.»
«Ben gıyabınızda aleyhinizde konuşmam,
İyiliğim varsa ve bunu biliyorsan, anlatman hoşuma gider.»
«Ey Besine, senin bana verdiğin söz,
Yağmur yağdırmayan bir buluttan çıkan şimşek gibidir.» .
Cemil b. Abdullah'a ait olup ayrıca Amr b. Ebi Rebia'ya da ait olduğu söylenen bir şiir de şudur:
«Senin kabileni aramaya devam ettim ki, onlara tabi olayım, Nihayet sende bana Hevdec kabilesinin beslemesini "gönderdin. Onun evine gizlice girmek için yaklaştım, Nihayet gizlice bir gedikten içeri girdim.»
«Besine dedi ki: Kardeşimin yaşamına, babamın nimetine yemin
ederim ki,
Eğer evden çıkmazsan kabileyi uyandırırım.
Elini başıma uzattı ki, dokunarak kına yakılı yerleri bilsin. Ama saçlarımı tutmasın.
Ailesinden gizlice evden çıktığında gülümsedi.
Ben de onun yemininin zorlayıcı olmadığını anladım.
Saçlarından tutarak dudaklarını öptüm,
Kar gibi soğuk tükürüğünü tattım.»
Küseyyir Azze dedi ki: Besine'nin aşığı Cemil ile karşılaştım, bana dedi ki:
- Nereden geliyorsun?
- Şu sevgilinin yanından geliyorum.
- Nereye gidiyorsun?
- Şu sevgilinin (yani Azze'nin) yanına gidiyorum.
- Sana yemin veriyorum ki, Besine'nin yanına döndüğünde benim için ondan bir randevu al. Çünkü yaz başından beri onu görmüş değilim. En son onunla Vadi'l-Kurâ'da görüşmüştüm. O zaman o, annesiyle birlikte çamaşır yıkıyordu. Gün batınıma kadar sohbet etmiştik.» '
Küseyyir dedi ki: Ben de döndüm. Besine'nin evinin önünde devemi çöktürdüm. Besine'nin babası bana sordu:
- Niçin geri döndün ey kardeşimin oğlu?
- Bazı beyitler söylemiştim. Şimdi onları sana da okumak için döndüm.
- Neymiş bakalım o beyitlerin?
Ben de beyitleri ona okumaya başladım. Besine de perde arkasında beyitlerimi dinliyordu:
«Ona dedim ki, ey Azze; arkadaşım beni sana gönderdi.
Ben elçiyim, elçi kendisine güvenilen bir vekildir,
Aramızda kalacak şekilde onunla görüşmek üzere bir randevu ver.
Ne yapmam gerektiğini de bana söyle.
Son olarak Vadi'd-dum'un aşağısında seninle karşılaştığımda çamaşır yıkanıyordu.»
Gece olunca Besine, görüşme yeri olarak belirlediği mekana geldi. Cemil de geldi, ben de yanlarındaydım. O geceden daha güzel ve hoş sohbetli başka bir gece görmedim. Meclis dağıldığında aşıklardan hangisinin, diğerinin gönlünde kendisi için beslenen duyguları daha iyi anladığını bilemedim.
Zübeyr b. Bekkar dedi ki: Abbas b. Sehl es-Saidî, ölmek üzere o-lan Cemal b. Abdullah'ın yanına gitti. Cemil, ona şöyle sordu:
- Asla içki içmemiş, zina etmemiş, hırsızlık yapmamış, kimseyi öldürmemiş olup Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahadet getiren bir adam hakkında sen ne dersin?
- Öyle sanıyorum ki, böyle bir adam kurtulmuştur. Cennetlik ola-cağını umarım. Sözünü ettiğin bu adam kimdir?
- Benim.
- Allah Allah! Yirmi seneden beri senin hep kadınlarla gençlik hayatı yaşadığını sanıyorum.
- Eğer böyle yapmış isem, Muhammed (s.a.v.)'in şefaatine nail olmayayım! Ben ahiret günlerinin ilkinde ve dünya günlerinin sonunda bulunuyorum. Eğer haram yolla bir kadına elimi dokundurmuş sam, Muhammed (s.a.v.) bana şefaat etmesin.
Abbas b. Sehl diyor ki: Biz oradan ayrılmadan Cemil b. Abdullah vefat etti.»
Ben derim ki: Cemil b. Abdullah, Mısır'da vefat etti. Çünkü o, Ab-dülaziz b. Mervan'm yanına gelmiş. Abdülaziz, ona ikramda bulunmuş ve onun Besine'yi ne kadar sevdiğini sorunca, «Onu şiddetli bir sevgiyle seviyorum.» diye cevap vermişti. Abdülaziz, ondan bazı şiir ve methiyeler okumasını istemiş, o da okumuş ve kendisi ile Besine'yi buluşturup bir araya getirmesini istemişti. Ancak hicretin seksenikinci senesinde ölüm tez davranarak bu buluşmaya firsat vermemişti. Allah ona rahmet etsin.
Asmaî'nin bir adamdan naklen anlattığına göre Cemil, adamın birisine şöyle bir soru sormuş:
- Şu mektubumu Besine'nin kabilesine ulaştırır mısın? Eğer bunu yaparsan yanımda ne varsa senin olsun.
- Olur, yaparım.
- Ben öldüğüm zaman şu dişi deveme bin, şu elbisemi giyin ve şu
beyitlerimi oku:
«Ey Besine; kalk, ağlayıp feryad-ü figan et.
Diğer bütün dostlarını bırak da sadece bir dostuna ağla.»
Adam, Besine'nin kabilesine ulaştığında Cemil'in kendisine okumasını vasiyyet ettiği beyitleri okumaya başladı. Besine, evden çıktı. O adama doğru ilerledi. Cennet'te dolaşan bir dolunay gibiydi. Abası içinde salınarak geliyordu. Adama şöyle dedi:
- Yazıklar olsun sana! Eğer doğru söylüyorsan beni öldürdün. E-ğer yalan söylüyorsan beni rezil rüsvay ettin.
- Hayır, vallahi doğru söylüyorum. İşte üzerimdeki şu elbise Cemil'in elbisesidir. Sırtına bindiğim şu deve de onun devesidir.
Besine, işin gerçek olduğunu anlayınca Cemil'e üzüldüğünü beyan etti ve ona şu âğıdı yaktı:
«Ey Cemil, senden sonra artık yaşamak bana hoş değildir. Seni yitirdikten sonra yaşamakta artık hayır yoktur.»
Besine, böyle dedikten sonra o saatte öldü.
Adam diyor ki: «O günden sonra Besine kadar çok ağlayan bir erkek veya kadın görmedim.»
Ibn Asakir'in rivayetine göre Cemil b. Abdullah'a Şam'da iken şöyle denilmiş: Keşke şiiri bıraksan ve Kur'ân'ı ezberlesen. Enes b. Malik, Rasûlullah (s.a.v.)'m şöyle buyurduğunu bana nakletmiştir: «Doğrusu, şiirin bir kısmı hikmettir.»

