Vakidî dedi ki: İbn Eş'as, Kûfe'ye yöneldiğinde halk şehirden çıkıp onu karşıladı, etrafım çevreledi. O da onların Önü sıra şehire girdi Yalnız Haccac'm naibi Matar b. Naciye uğruna onunla savaşmak isteyen küçük bir grup direndi. Fakat ona birşey yapamadılar. Şehire girişim engelleyemediler. İbn Eş'as ve adamları, hükümet konağına yöneldiler. İbn Eş'as oraya varınca hükümet konağının balkonlarına merdiven diktirdi, içeri girdi. Matar b. Naciye'yi aşağı indirdi. Onu öldürmek isteyince Matar: «Beni hayatta bırak, ben senin atlılarından daha iyiyim.» dedi. îbn Eş'as onu hapsetti, sonra huzuruna çağırdı ve serbest bıraktı. Matar da ona bey'at etti. Böylece Küfe yönetimi tamamen îbn Eş'as'm eline geçmiş oldu. Basralılardan gelenler de onun maiyetine katıldılar. Ona gelenler arasında Abdurrahman b.
Abbas b. Rebia b. Abdülmuttalib de vardı. Her taraftan askerler toplandı, silahlı adamlar temin edildi. Sınırlar muhafaza altına alındı. Yollara ve geçitlere askerler konuldu. Sonra Haccac, beraberindeki Şamlı askerlerle Basra'dan karayoluyla harekete geçti. Kadisiye ile Azip arasına geldiğinde İbn Eş'as, büyük bir süvari birliği ile Abdurrahman b. Abbas'ı ona karşı gönderdi. Abdurrahman b. Abbas komutasındaki süvariler, Haccac'ın Kadisiye'ye girmesine engel oldular. Bunun üzerine Haccac, yoluna devam etti. Deyrkare'ye vardı, orada konakladı. İbn Eş'as da beraberindeki Basralı ve Kûfeli askerlerle yola çıktı. Nihayet gidip Deyrü'l-Cemacim'de konakladı. Yanında çok sayıda asker vardı. Adamları arasında abid, nasik ve salih birçok kimse de vardı. Bundan sonra Haccac şöyle diyordu: «Allah, Ibn Eş'-as'ı kahretsin.
O, benim Deyrkare'ye ordugah kurduğumu görmedi mi ki, o esnada kendisi kuşları uçuruyordu ve o esnada kendisi de Deyrü'lCemacim'e ordugah kurdu.»
İbn Eş'as'm yanında maaşh 1.000 savaşçı toplanmıştı. Onlarla beraber 1.000 de köle vardı. O esnada Haccac'a da Şam'dan birçok takviye kuvvetler geldi. Her iki taraf kendi ordugahlarının çevresine hendek kazdırdılar ki, düşman tarafı onlara ulaşamasın. Bundan ayrı olarak iki taraftan da her gün bazı kimseler karşı karşıya gelip göğüs göğüse şiddetlice savaşıyorlardı. Öyle ki, askerlerin reislerinden Kureyşli ve diğer kabilelere mensup bazı adamlar öldürüldüler. Bu durum uzun süre devam etti. Şura ehli komutanlar, Abdülmelik b. Mervan'ın yanında toplanarak ona şöyle dediler: «Eğer Haccac'ı görevden alman Iraklıları memnun edecekse bunu yap. Zira Haccac'ı görevden alman, onlarla savaşmandan ve kanlarını akıtmandan daha kolaydır.»
Bunun üzerine Abdülnıelik, kardeşi Muhammed b. Mervan ile oğlu Abdullah'ı yanına çağırdı. Bu ikisinin beraberinde çok sayıda asker vardı. Bunlarla birlikte Iraklılara şu mealde bir mektup gönderdi: «Eğer Haccac'ı görevden almam sizi benden memnun kılacaksa bilin ki, onu görevden azlettim ve Şamlılara verdiğim kadar size de maaş vereceğim. İbn Eş'as da kendisine bir belde seçsin, ben ve o yaşadığımız sürece orada vali olsun. Irak valiliğine de Muhammed b. Mer-van'ı tayin edeyim. Ama Iraklılar bu teklifimi kabul etmezlerse, Hac-cac eski görevinin başında kalacak ve savaş komutanlığına da bakacaktır. Muhammed b. Mervan ile Abdullah b. Abdülmelik de Haccac'ın emri altında olup ona itaat eden kimselerdir. Savaşta ve diğer hususlarda onun görüşü dışına çıkmazlar.»
Haccac, Abdülmelik'in, kendisini razı oldukları takdirde azledeceğine dair Iraklılara gönderdiği mektuptan haberdar olunca çok üzüldü ve bu durum onun ağrına gitti. Mesele, onun gözünde gerçekten büyüdü, bunun üzerine Abdülmelik'e şöyle bir mektup yazdı: «Ey mü'minlerin emiri! Allah'a yemin ederim ki, Iraklıları memnun etmek amacıyla beni görevden alacak olursan çok geçmeden onlar sana muhalefet edecekler, senin üzerine yürüyecekler ve sana karşı daha da cüretleneceklerdir. Ester en-Nehaî komutasında Iraklıların Hz. Osman'a karşı nasıl hücuma geçtiklerini görmedin ve işitmedin mi? Hz. Osman, onlara: "Ne istiyorsunuz?" diye sorduğunda onlar: "Said b. As'ı azletmeni istiyoruz." diye cevap vermişlerdi. Hz. Osman, Said b. As'ı görevden azledince aradan bir yıl geçmeden Iraklılar, onun üzerine hücuma geçtiler ve onu öldürdüler. Bu böyle olmadı mı? Demire karşı ancak demirle karşı konulur ve başarı ancak böyle elde edilir. Sahib olduğun görüş hususunda Allah yardımcın olsun vesselam.»
Abdülmelik, görüşünden vazgeçmedi. Iraklılara mezkur teklifi iletmekte ısrar etti. Bunun üzerine Abdullah ile Muhammed kalkıp Iraklıların tarafına gittiler ve Abdullah, onlara şöyle seslendi:
«Ey Iraklılar! Ben, mü'minlerin emiri Abdülmelik b. Mervan'ın oğlu Abdullah'ım! Babam size şu ve şu tekliflerde bulunuyor.» Babası Abdülmelik'in tekliflerini onlara nakletti.
Muhammed b. Mervan da kalkıp onlara şöyle seslendi: «Ben, mü'minlerin emiri ve kardeşim Abdülmelik'in söze gönderdiği elçisiyim. Size şu ve şu tekliflerde bulunuyor.»
Iraklılar da: «Yarın sabah bu teklifleri kendi aramızda görüşeceğiz ve kararımızı yarın akşam size bildireceğiz.» diye cevap verdiler.
Sonra yerlerine döndüler. Bütün komutanlar, İbn Eş'as'm meclisinde toplandılar. İbn Eş'as, kalkıp onlara bir nutuk irad etti ve Abdülmelik'in Haccac'ı azletme yolundaki teklifini kabul etmeleri için çağrıda bulundu. Bağışların ve maaşların verilmesini, Muhammed b. Mervan'ın da Haccac'ın yerine Irak'a vali olarak atanacağı teklifini kabul etmelerini istedi. Ancak her taraftan insanlar, bu tekliflere karşı çıktılar ve: «Vallahi biz bunları kabul etmeyiz. Biz onlardan sayı ve teçhizat bakımından üstünüz. Onlar, sıkıntılı bir duruma düşmüşlerdir. Onlar bizleri kendilerine hakem tayin ediyorlar ve bize boyun eğip alçalıyorlar. Vallahi biz, onların bu tekliflerini asla kabul etmeyeceğiz » dediler, sonra Abdülmelik ile naibi Haccac'ı görevden alma hususundaki bey'atlarmı ikinci bir kez yenilediler ve bu hususta hepsi ittifak ettiler.
Iraklıların bu haberi, Abdülmelik'in oğlu Abdullah ile Abdülmelik'in kardeşi Muhammed'e ulaşınca, ikisi gidip Haccac'a şöyle dediler: «Artık Iraklılara ne yapmak gerektiğini sen bilirsin. Biz senin emrin ve itaatindeyiz. Nitekim mü'minlerin emiri de bize böyle emir vermişti.»
Abdullah ile amcası Muhammed, Haccac'ın huzuruna vardıklarında ona komutanlık selamım verdiler. O da bu şekilde onların selamına karşılık verdi. Haccac, savaş idaresini ve tedbirini üstlendi. Nitekim daha önce de bu görevi yürütmekteydi. O esnada her iki taraf savaşmak üzere ilerlediler. Haccac, ordusunun sağ cenahına Abdur-rahman b. Süleyman'ı, sol cenahına Ammare b. Temim el-L'ahmî'yi, süvari birliğinin başına Süfyan b. Ebred'i, piyade birliğinin başına da Abdurrahman b. Habib el-Hakemî'yi komutan olarak tayin etti.
İbn Eş'as da kendi ordusunun sağ cenahına Haccac b. Harise el-Cüşemî'yi, sol cenahına Ebred b. Kurra et-Temimî'yi, süvarilerin başına Abdurrahman b. Ayyaş b. Ebi Rebia'yı, piyadelerin başına Muhammed b. Sa'd b. Ebi Vakkas ez-Zührî'yi, âlimler grubunun başına da Cebele b. Zahr b. Kays el-Cufî'yi tayin etti. Âlimler grubunda Said b. Cübeyr, Amir eş-Şa'bî, Abdurrahman b. Ebi Leyla, bahadır bir adam olan yaşlı olduğu halde öldürücü bir güce sahip olan Kümeyi b. Ziyad, Ebu'lBahterî et-Taî ve diğerleri de Vardı. Bunlar, her gün savaşıyorlardı. Iraklılara çeşitli mıntıkalardan erzak, yiyecek ve hayvan yemi geliyordu. Haccac'la beraber bulunan Şamlılara gelince onlar, erzak sıkıntısı ve yiyecek kıtlığı çekiyorlardı. Etten tamamıyla yoksun kalmışlardı, et bulamıyorlardı. Bu süre zarfında tümüyle savaş cereyan etti. Onlar bu haldeyken ve her gün ya da gün aşırı çarpışmalar cereyan etmekte iken hicretin seksenikinci senesi sona erdi. Bu çarpışma günlerinin çoğunda Iraklılar, Şamlılara karşı üstünlük elde ediyorlardı. Haccac'ın adamlarından Ziyad b. Ganem de öldürülmüştü. 4.000 adamın komutanı Baştanı b. Maskala da askerlerinin kılıçlarının kınlarını kırmış ve onların kendilerini ölüme atmalarını istemişti. Bastam b. Maskala ve askerleri, İbn Eş'as'ın adamlarıydılar.

