El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Emevi Camisinin Kapısındaki Saatler

Kadı Abdullah b. Ahmed b. Zebr dedi ki: Caminin cephe tarafındaki kapısına saatler kapısı denilmesinin sebebi, Beleşkar adındaki ustanın orada saatler yapmış olmasıdır. Orada bu ustanın yaptığı bir saat vardı ki, günün …

Kadı Abdullah b. Ahmed b. Zebr dedi ki: Caminin cephe tarafındaki kapısına saatler kapısı denilmesinin sebebi, Beleşkar adındaki ustanın orada saatler yapmış olmasıdır. Orada bu ustanın yaptığı bir saat vardı ki, günün bir, saati geçince bakırdan serçeler, yılanlar ve kargalar saatin içinden dışarı çıkar, ötmeye başlarlardı. Bir de saatin alt tarafındaki tasa da bir çakıl tanesi düşerdi. Böylelikle insanlar, gündüzün bir saatinin geçtiğini anlarlardı. Diğer saatlerde de aynı hareket tekrarlanırdı.

Ben derim ki: Bunun iki ihtimali vardır. Ya caminin ön cephesindeki kapıda saatler bulunduğundan dolayı bu kapıya saat kapısı denilmiştir ki, bu kapıya ziyade kapısı da denilmektedir. Ancak bu kapının, caminin inşasının tamamlanmasından bir süre sonra yapıldığı söylenmektedir. Ama bu da kadı İbn Zebr zamanında, o kapıda saatlerin mevcudiyetine engel bir husus değildir. Ya da caminin Ön cephe duvarının doğu tarafında Babüzziyade yanında başka bir kapı daha vardı ki, o kapıda saatler vardı. Daha sonra oradaki saatlerin tümü, bugünün Verrakin kapısına nakledilmiştir. Bu kapı, caminin doğu ta-ramdaki kapısıdır. Doğrusunu Allah bilir.

Ben derim ki: Verrakin kapısı da caminin ön cephesindedir. Buradan camiye giriş yapıldığından ya da camiye bitişik olduğundan ötürü bu kapıda camiye nispet edilir. Doğrusunu Allah bilir.

Ben derim ki: Caminin su akan sahnmın ortasında ve halk tarafından Ebu Nüvas kubbesi denen kubbeye gelince bu, hicretin 369. senesinde inşa edilmiştir. Bazı Dımışklılarm yazılarına dayanarak ibn Asakir bu tarihi vermiştir. Caminin sahnmda bulunan yüksekçe batı kubbesine gelince -ki buna Aişe kubbesi denmektedir- bu hususta şeyhimiz Zehebî'nin şöyle dediğini işittim: "Bu kubbe, Mehdi b. Mansur el-Abbasî zamanında hicretin 160. senesi hudutlarında inşa edildi. Caminin hasılatları ve evkafının kitapları buraya konuldu."

Mescid-i Ali kapısının üzerindeki doğu kubbesine gelince, bu hususta denilir ki: Bu kubbe, Hakim el-Ubeydî zamanında hicretin 104. senesi hudutlarında inşa edilmiştir. Ciron yolu altındaki su fıskiyesine gelince, bunu şerif Fahrü'd-Devle Ebu Ali Hamza b. Hasan b. Ab-bas el-Hasenî inşa etmiştir. Bu zat, Emevi camiinin nazırı idi. Camiye Haccac'ın sarayından büyük bir taş getirdi. Hicri 417. senenin re-Dîyülevvel ayının yedisinde cuma gecesi oraya su akıttı. Çevresinde Köprüler inşa ettirdi. Üzerine de bir kubbe yaptırdı. Sonra bu kubbe, izdiham nedeniyle hicri 457. senenin safer ayında çöktü. Kubbe yeni-en in§a edildi. Fakat sütunları yine yıkıldı. Bu olay da hicretin 562. senesinin şevval ayında vuku buldu. Bütün bunları İbn Asakir anlatmıştır.

Ben derim ki: Su fıskiyesinin üst orta kısmındaki çanağımsı taşa gelince, bu taş hâlâ orada bulunmaktadır. Ben bunu gördüm, fakat daha sonraları oradan kaldırılıp götürülmüştür. Ciron şadırvanında da o çanağımsı taşa benzer bir taş vardı. Hicretin 741. senesinde Hristiyanların çıkardığı yangın sebebiyle o taş orada kaybolup gitti. Sözü edilen şadırvan, öncekine nispetle daha güzel bir şekilde yeniden yapıldı. Ancak o çanağımsı taş kaybolup gitti, izine rastlanmadı. Daha sonra Ciron fıskiyesinin doğusundaki şadırvan -zannedersem-hicretin 514. senesinden sonra inşa edildi. Doğrusunu, noksanlıklardan münezzeh olan yüce Allah daha iyi bilir.