El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Emir Abdülvehhab B. Buht

Bu zat, Battal Abdullah ile beraber olup Rum diyarında şehid edilmiştir. Biyografisi şöyledir: Abdülvehhab b. Buht Ebu Ubeyd. Künyesinin Ebu Bekir olduğu da söylenir. Mekkelidir. Mervan ailesinin azathsıdır. Şam'a …

Bu zat, Battal Abdullah ile beraber olup Rum diyarında şehid edilmiştir. Biyografisi şöyledir:

Abdülvehhab b. Buht Ebu Ubeyd. Künyesinin Ebu Bekir olduğu da söylenir. Mekkelidir. Mervan ailesinin azathsıdır. Şam'a yerleşmiş, sonra Medine'ye göçmüştür. İbn Ömer, Enes, Ebu Hüreyrg ve bir tabii cemaatından rivayetlerde bulunmuştur. Aralarında Eyyüb, Malik b. Enes, Yahya b. Said elEnsârî ve Ubeydullah el-Ömerî'nin de bulunduğu bir grup, ondan rivayetlerde bulunmuşlardır.

Enes'ten merfu olarak rivayet ettiği hadisi şudur: «Bu sözümü duyup kafasına yerleştiren, sonra başkasına tebliğ eden kimsenin yüzünü Allah ak etsin. Çünkü fıkhı taşıyan kimselerin bazısı bunu kendisinden daha iyi anlayan birine nakleder. Üç şeye hainlik girmez. Mü'min olup Allah'a ihlasla amel eden bir kalbe, ulülemre samimi ve bağlı olan kimselere ve Müslüman cemaata bağlı olan kimselere... bunların dualarını sanki arkadan kendilerini kuşatır.»

Emir Abdülvehhab, Ebu Hüreyre'den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), şöyle buyurmuştur:

«Biriniz Müslüman kardeşiyle karşılaşırsa, ona selam versin. Eğer aralarına bir ağaç (engel olarak) girer de sonra onunla karşılaşırsa yine ona selam versin.»

Âlimlerden bir grup, kendisinden bahsetmekte olduğumuz bu Emir Abdülvehhab'in sika ravilerden olduğunu söylemişlerdir. İmanı Malik, onun hakkında şöyle demiştir: «Çokça hac ve umre yapar, gazaya giderdi. Nihayet şehid oldu, yükünün içindeki eşyalara arkadaşlarından ve yoldaşlarından başka hak sahibi olan kimse olmadı. Cömert ve eli açık bir kimseydi. Emir Ebu Muhammed Abdullah el-Bat-tal'la birlikte Rum illerinde şehid edildi ve oraya defnedildi. Allah ona rahmet etsin.»

Halife ile diğerlerinin ifadesine göre Emir Abdülvehhab, hicretin 113. senesinde vefat etmiştir. Vefatı şöyle olmuştu: Düşmanla karşılaştıklarında Müslümanlardan bazıları firar etmişlerdi. Kendisi atını koşturarak düşmana doğru ilerlemiş ve şöyle seslenmeye başlamıştı: «Ey Müslümanlar! Cennet'e gelin, Cennet'ten mi kaçıyorsunuz? Yazıklar olsun size! Cennet'ten mi kaçıyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Yazıklar olsun size, siz dünyada kalıcı ve ebedi değilsiniz.» Böyle dedikten sonra şehid edilinceye kadar savaşmıştı. Allah ona rahmet etsin.