El-Bidaye ve'n-Nihaye · Temmuz 1, 2026

Enes B. Malik

Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram b. Cündeb b. Amir b. Ganefn b. Adiy b. Neccar Ebu Hamza. Künyesinin Ebü Süma-me olduğu da söylenir. Ensâr'ın Neccar kabilesi oğullarındandır. Ra-sûlullah (s.a.v.)'ın …

Enes b. Malik b. Nadr b. Damdam b. Zeyd b. Haram b. Cündeb b. Amir b. Ganefn b. Adiy b. Neccar Ebu Hamza. Künyesinin Ebü Süma-me olduğu da söylenir. Ensâr'ın Neccar kabilesi oğullarındandır. Ra-sûlullah (s.a.v.)'ın hizmetkarı ve sahabesidir. Anasının adı, Ümraü Haram Melike binti Melham b. Halid b. Zeyd b. Haram'dır. Annesi, Ebu Talha Zeyd b. Sehl el-Ensârî'nin zevcesi idi.

Enes, Rasûlullah (s.a.v.)'dan çok sayıda hadis rivayet etti. Mühim bilgiler nakletti. Ebu Bekir'den, Ömer'den, Osman'dan, İbn Mesud'-tan ve diğerlerinden hadis rivayet etti. Tabiilerden bir topluluk da ondan hadis rivayet etti.

Enes dedi ki: «Rasûlullah (s.a.v.), Medine'ye geldiğinde ben on yaşında idim. O vefat ederken de yirmi yaşında idim.»

Muhammed b. Abdullah el-Ensârî, Sümame'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes'e: "Sen Bedir savaşma katıldın mı?" diye sorduklarında o: Bedir savaşına nasıl katılmam, anan ölesice!" diye cevap verdi. , Rasûlullah (s.a.v.)'a hizmetkarlık yaparak Bedir savaşında hazır bulundu.»

Şeyhimiz Hafız Ebu'l-Haccac el-Mizzî dedi ki: Savaş tarihçilerinden hiçbiri, bu hususu kitaplarında rivayet etmediler.

Ben derim ki: Doğrusu şu ki; Enes, Bedir savaşından sonraki savaşlara katılmıştır. Doğrusunu Allah bilir.

" rivayette sabit olduğuna göre annesi (başka bir rivayette anatıldıgına göre ise üvey babası), onu Rasûlullah (s.a.v.)'a getirerek

Şöyle demişti: «Ya Rasûlallah, şu Enes akıllı bir hizmetkardır. Sana

ızmet etsin.» Böyle dedikten sonra Rasûlullah'a onu hibe etmiş, o da

bu hibeyi kabul etmişti. Annesi, Rasûlullah'tan onun için dua etmesini istemiş, Rasûlullah da ona şöyle dua etmişti: «Allah'ım, Enes'in malını ve çocuklarını çoğalt. Onu Cennet'e koy.»

Bir rivayette anlatıldığına göre Enes, bu hususta şöyle demiştir: «Ben ürününü devşirdiğim bir hurma ağacı ile Rasûlullah tarafından künyelendim. Yani bana hurma ağacının babası anlamına gelen "Ebu Nahle" künyesini taktı.»

Hz. Ebu Bekir, sonra Hz. Ömer, Enes'i Bahreyn valiliğine tayin ettiler ve yararlı çalışmalarından ötürü ona teşekkür ettiler. Rasûlullah (s.a.v.)'m vefatından sonra Enes, Basra'ya gidip yerleşti. Orada dört evi vardı. Haccac'dan eziyet gördü, bu da İbn Eş'as'ın fitnesi nedeniyle olmuştu. Haccac, Enes'in bu işte alakası olduğunu ve bu iş için fetva verdiğini sanmış, bu nedenle boynunu mühürlemiş, boynuna «Bu, Haccac'ın vuracağı bir boyundur.» diye yazmıştı. Önceki kısımlarda da anlattığımız gibi Enes, bu durumu Abdülmelik'e şikayet etmiş, o da Haccac'a bir mektup yazarak bu davranışından ötürü onu azarlarnıştı. Haccac, bundan korkarak gidip Enes'le barışmıştı. İdaresi zamanında Enes, Velid b. Abdülmelik'in ziyaretine gitmişti. Bu ziyaretin hicri doksanikinci senede gerçekleştiği de söylenir. O esnada Velid b. Abdülmelik, Dımışk camiini inşa ettiriyordu.

Mekhul dedi ki: Enes'in Dımışk camiinde dolaşmakta olduğunu görünce kalkıp kendisine cenazeyi yıkayan gassalin abdestinin bozulup bozulmadığını sordum. O da bozulmayacağım söyledi.

Evzaî, Abdullah b. Ebi Muhacir'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes, Velid'in yanına geldi, Velid ona dedi ki:

- Kıyametle ilgili olarak Rasûlullah (s.a.v.)'dan ne işittin?

- Rasûlullah (s.a.v.)'ın bu hususta şöyle dediğini işittim: Siz ve kıyamet şu ikisi gibisiniz (Rasûlullah, böyle derken işaret parmağıyla orta parmağını bizlere gösterdi.).»

Zührî dedi ki: Dımışk'da Enes b. Malik'in yanına gittim, ağlıyordu. Niçin ağladığını sorduğumda bana şöyle cevap verdi:

«Rasûlullah'tan ve ashabından sadece şu namazı öğrendim. Ama namaza sizler neler yaptınız neler!»

Başka bir rivayette anlatıldığına göre ise şöyle demiştir: «Bu namaz zayi edildi.» Yani Emevi halifeleri, namazları geniş vakitlerinin sonuna erteliyorlardı. Bu ertelemeyi de âdeta alışkanlık haline getirmişlerdi. Sadece Ömer b. Abdülaziz, halifeliği zamanında bu alışkanlığı bozdu ve namazları vakitlerinde kıldı. Nitekim bu husus ileride de anlatılacaktır.

Abd b. Humeyd, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Annem beni çocuk iken Rasûlullah (s.a.v.)'a götürerek şöyle dedi: "Ya Rasû-lallah, küçük hizmetkarın Enes'cik... onun için Allah'a dua et." Rasûlullah da şöyle dua buyurdu: "Allah'ım! Enes'in malını ve çocuklarını çoğalt. Onu Cennet'e koy." Ben bu üç şeyden ikisini gördüm. Üçüncüsünü de göreceğimi ümit ediyorum.»

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Enes şöyle demiştir: «Allah'a yemin ederim ki, malım gerçekten çoktur. Öyle ki, hurmalıklarım ve bağlarım senede iki kez ürün veriyorlar. Çocuklarım ve torunlarına ise yüzü aşmaktadırlar.»

Başka bir rivayette anlatıldığına göre Enes şöyle demiştir: «Öz

çocuklarım 106 tanedir.»

Başka bir rivayette de Enes şöyle demiştir: «Kızım Amine bana dedi ki: Haccac'ın gelişi zamanına kadar senin 120 öz çocuğunu defnettim.»

Bu anlattıklarımızın bir kısmını siret kısmının "Delailü'n-Nübüv-

ve" bölümünün içinde nakletmiştik. Hamd Allah'adır. Sabit, Enes'e şöyle bir soru sormuştu:

- Elin, Rasûlullah'ın eline değdi mi?

- Evet.

- Öyleyse elini ver de öpeyim.

Muhamnıed b. Sa'd, Enes b. Malik'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Sevgilim Rasûlullah (s.a.v.)'ı rüyada görmediğim hiçbir gece yoktur.» Enes böyle dedikten sonra ağlardı.

Muhammed b. Sa'd, Minhal b. Amr'm şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Enes, Rasûlullah (s.a.v.)'m ayakkabılarını önüne koyar ve ibriğini taşırdı.»

Ebu Davud, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Rasûlullah (s.a.v.)'la karşılaşıp kendisine: "Ya Rasûlallah, işte

küçük hizmetkarın....." diyeceğimi ümit ediyorum.»

imam Ahmed b. Hanbel, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a.v.)'dan kıyamet gününde bana şefaatçi olmasını istedim. O da şöyle cevap verdi:

- Bunu yaparım.

- Ey Allah'ın peygamberi, kıyamet gününde seni nerede arayayım?

- Beni ilk olarak Sırat köprüsü üzerinde ara.

- Orada seni bulamazsam nerede arayayım?

- Ben mizanın yanında olurum.

- Mizanın yanında da seni bulamazsam nerede arayayım?

- O zaman ben havuzun yanında olurum. Kıyamet gününde bu üç yerden şaşmam.»

Tirmizî de bu hadisi rivayet etmiş ve garip olduğunu söylemiştir.

Şube, Ebu Hüreyre'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Namaz kılma hususunda Enes b. Malik kadar Rasûlullah'a çok benzeyen başka birini görmedim.» İbn Şirin dedi ki: «Enes, hazarda ve seferde insanların en güzel namaz kılanı idi.»

Enes dedi ki: «Benden Öğren, ben bunu Rasûlullah'tan dolayısıyla Aziz ve Celil olan Allah'tan Öğrendim. Bu hususta benden daha güvenilir birini bulamazsın.»

Mutemer b. Süleyman, Enes'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «İki kıbleye yönelerek namaz kılanlar arasında benden başka kimse hayatta kalmadı.»

Muhammed b. Sa'd, Harirî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Enes, Zat-ı Irk'ta ihrama girdi. İhramdan çıkıncaya dek Allah'ın zikrinden başka birşey söylediğini işitmedik. O, bana dedi ki: «Ey kardeşimin oğlu, ihram işte böyledir.»

Salih b. İbrahim b. Abdirrahman b. Avf dedi ki: «Biz, Peygamber (s.a.v.)'in zevcelerinden birinin evinde sohbet etmekte iken cuma günü Enes yanımıza geldi ve: «Sus» dedi. Namaz kılındıktan sonra da şöyle dedi: «Size susun dediğim için cumamın iptal edilmiş olmasından korkuyorum.»

İbn Ebi'd-Dünya, Sabit'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Enes b. Malikle beraberdim. Vekilharç geldi ve şöyle dedi: «Ey Ebu Hamza (Enes'in künyesi, Ebu Hamza idi). Arazimiz susuz kaldı ve kuraklaştı.» Bunun üzerine Enes kalkıp abdest aldı. Çöle gitti, iki rekat namaz kıldı, sonra dua etti. Bulutların gelip üstüste yığıldıklarını, sonra yağmur yağdığını gördüm. Öyle ki, yağan yağmur sularının her tarafı ve herşeyi doldurduğunu sandım. Yağmur dinince, Enes, aile efradından birini göndererek: «Bak bakalım hele, yağmur suları nereye kadar vardı?» diye talimat verdi. Adam gitti, baktı ve yağmurun onun arazisinin çok az ilerisine kadar yağmış olduğunu gördü.»

İmam Ahmed b. Hanbel, Muhammed'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes, Rasûlullah (s.a.v.)'ın hadisim naklederken korkuya kapılır ve şöyle derdi: Rasûlullah, böyle buyurdu veya buna benzer birşey söyledi.»

Ensârî, Muhammed'in şöyle dediğini rivayet etmiştir: «Emirlerden biri, Enes'e ganimet malından bir miktar gönderdi.

Enes: «Bu, beşte birlik paydan mıdır?» diye sorunca: «Hayır» diye ce~

vap verdiler. Enes de o malı kabul etmedi.»

Nadr b. Şeddad, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes hastalandı. Kendisine: «Sana tabip çağırmayalım mı?» diye

sorduklarında Enes: «Tabip beni hastalandırdı.» diye cevap verdi.» Hanbel b. İshak, Ali b. Yezid'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Haccac'la birlikte hükümet konağındaydım. O, İbn Eş'as'ın gecelerini halka anlatıyordu. O sıralarda Enes b. Malik geldi. Haccac dedi vj- «Ey habis! Sen fitnelerde dolaştın. Bazen Ali'yle, bazen İbn Zü-beyr'le, bazen de İbn Eş'as ile beraber oldun; ama Haccac'ın canı kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, ağacın zamkının ağaçtan koparıldığı gibi seni de kökünden kopartacağım. Kelerin derisinin yü-zülüşü gibi seni de yüzeceğim.»

Enes, ona şöyle sordu:

- Beni mi kastediyorsun ey emir?

- Evet, seni kastediyorum. Allah senin kulağını sağırlaştırdı. Bunun üzerine Enes:

- înnâ lillâh ve innâ ileyhi raciûn, dedi.

Haccac, başka birşeyle meşgul olunca Enes dışarı çıktı. Biz de peşine Çakıldık. Düzlüğe kadar gitti ve şöyle dedi: Küçük çocuklarımı hatırjamasaydım ve onlar için endişeye kapılmas aydım hangi şekille öldürülürsem öldürüleyim, öldürülüşüme aldırmazdım ve bu makamda ona öyle birsöz söylerdim ki, ondan sonra artık Haccac, beni korkutamazdı.»

Ebu Bekir b. Ayyaş'ın anlattığına göre Enes, Abdülmelik'e mektup yazarak Haccac'ı şikayet etmiş ve mektubunda şöyle demişti: «Allah'a yemin ederim ki Yahudiler ve Hristiyanlar, peygamberlerinin hizmetçilerini de görselerdi, onlara ikramda bulunurlardı. Ben, Rasûlullah (s.a.v.)'a on sene müddetle hizmet ettim.» Bunun üzerine Ab-dülmelik, Haccac'a çok ağır ifadeler içeren bir mektup gönderdi. Mektubunda şöyle dedi: «Bu mektubum sana geldiğinde Ebu Hamza'nın (yani Enes'in) yanına git, gönlünü al, elini ve ayağını öp; yoksa haket-tiğin cezayı sana veririm.»

Abdülmelik'in şiddet ve tehdit içeren mektubu Haccac'a ulaştığında o, kalkıp Enes'in yanına gitmek istedi. Ancak mektubu ona getiren ismail b. Abdullah b. Ebi'l-Muhacir, Enes'in yanma gitmemesini tavsiye etti. Sonra Enes'e giderek aceleyle Haccac'ın yanma gitmesini ve Haccac'la barışmasını tavsiye etti. İsmail, Haccac'ın dostuydu. Bu tavsiye üzerine Enes kalkıp yanma gittiğinde Haccac, onu kapıda karşıladı ve şöyle dedi: «Ben sana, "Seni kastediyorum, dinle." derken başkalarının itiraz etmesine ve bana karşı konuşmasına fırsat verme-

k için böyle demiştim. Yoksa başka bir maksadım yoktu.»

ibn Kuteybe dedi ki: Enes'e ağır sözler sarfedişinden ötürü Ab-l, Haccac'a şu ağır ifadeler içeren bir mektup gönderdi: «Ey cinsel ilişki esnasında ferci daralan kadının oğlu! Sana öyle bir tekme vürurunı ki, o tekme ile Cehennem ateşine uçarsın. Ey yarasa gözlü a am! Allah seni kahretsin! Ey kara ve çarpık bacaklı adam, kendine gel!» ,

Ahmed b. Salih el-İclî dedi ki: «Sahabelerden sadece iki kişinin hastalığa mübtela olduklarını gördüm. Bunlardan biri Muaykıb'dı... cüzzam hastalığına yakalanmıştı. Diğeri de Enes b. Malik'ti... vücudunda alacalık vardı.»

Humeydî, Ebu Cafer'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes'in yemek yediğini gördüm. Lokmaları büyük büyük ağzına alıyordu. Vücudunda şiddetli bir alacalık gördüm.»

Ebu Ya'lâ, Eyyüb'ün şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes, oruç tutamayacak kadar zayıfladı. Yemek yaptırdı, otuz düşkünü davet etti. Onlara yemek yedirdi.»

Şu'be, Musa es-Sümbülavî'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes'e şöyle sordum:

- Sen, Rasûlullah (s.a.v.)'m hayatta kalan en son sahabesi misin?

- Bedevilerden bir topluluk kaldı, bana gelince ben de Rasûlul-lah'ın hayatta kalan en son sahabesiyim.»

Hastalığı zamanında Enes'e sordular:

- Sana tabip çağıralım mı?

- Beni tabip hastalandırdı.

Sonra da şöyle demeye başladı: «Bana "Lâ ilahe illallah" kelimesini telkin edin.» Can çekişirken kendisine bu kelime telkin edildi. Vefat edinceye kadar: "Lâ ilahe illallah" kelimesini tekrarladı. Yanında Rasûlullah (s.a.v.)'m küçük bir sopası vardı. Bu sopanın da kendisiyle birlikte mezara defnedilmesini vasiyet etti. Bu vasiyeti yerine getirildi.

Ömer b. Sebbe ile başkalarının ifadesine göre Enes b. Malik, 107 yaşında vefat etmiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Humeyd'den rivayet etti ki; Enes, dok-sandört sene yaşamıştır. Vakidî'nin ifadesine göre Enes, Basra'da vefat eden son sahabedir. Ali b. el-Medinî ile Fellas ve birden fazla ravi böyle demişlerdir. Tarihçiler, onun hangi senede vefat ettiği hususunda ihtilaf etmişlerdir. Kimine göre doksanıncı hicri senede, kimine göre doksanbirinci hicri senede, kimine göre doksanikinci hicri senede, kimine göre de doksanüçüncü hicri senede vefat etmiştir ki, meşhur olan ve cumhur-u ulemanın da üzerinde ittifak ettikleri tarih budur. Doğrusunu Allah bilir.

İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Naim'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:

«Enes b. Malik ile Cabir b. Zeyd, hicretin doksanüçüncü senesin' de aynı cumada vefat ettiler.»

Katade dedi ki: Enes vefat ettiği zaman Müerrik el-İclî: «Bugün ilmin yarısı gitti.» dedi. Kendisine: "Bu nasıl oluyor, ey Ebu Mute-mer?" diye sorduklarında Müerrik, şu cevabı verdi: «Heva ve heves hibi bjr kimse, Rasûlullah'tan nakledilen bir hadis hususunda bize muhalefet ettiği zaman biz ona, Enes'i kastederek şöyle diyorduk: «Gelin bunu Rasûlullah'tan işiten adamın yanına gidelim.»