Bu kitabın "Peygamberlik Delilleri" bölümünde Ebu Davud'un kendi "Sünen"inde rivayet etmiş olduğu hadisten bahsetmiştik. Ebu Davud'un rivayetine göre Rasûlullah (s.a.v.), mezkur hadisinde şöyle buyurmuştur:
«Doğrusu Allah, bu ümmete her yüz senenin başında dinini yenileyecek birini gönderir.»
İbn Cevzî ve diğerlerinin anlattıklarına göre aralarında İmam Ahmed b. Hanbel'in de bulunduğu bir ulema topluluğu demişler ki: «Ömer b. Abdülaziz, ilk yüz senenin başında gelmiştir ve o, bu tanıma girmeye en layık kişidir. Çünkü imamdı ve velayet-i âmdı. Ayrıca hakkı infaz etmek için uğraşıp çaba sarfederdi. Onun uygulaması ve yaşayış tarzı, Hz. Ömer'inkine çok benziyor, onu fazlasıyla andırıyordu.»
Şeyh Ebu'l-Ferec b. Cevzî, Hz. Ömer'in ve Ömer V Abdülaziz'in siretlerini bir kitapta toplayıp nakletmiştir. Biz de Ömer b. Hattab'ın siretini tek bir ciltte anlattık. Ömer b. Abdülaziz'in siretine gelince, biz bunun çok faydalı olan kısımlarını naklettik. Naklettiklerimiz, anlatmadıklarımızın delili ve işareti sayılır.
Ömer b. Abdülaziz, kendi beldesinde ve diğer beldelerde fıkıh talimi, ilim neşriyatı ve Kur'ân tilaveti nedeniyle meşgul oldukları için büyük camiye gelemeyen kimselere her sene beytü'l-maldan 100 dinar verirdi. Kendi valilerine, sünnete sarılmalarını mektuplarıyla bildirir ve: «Eğer sünnet benim valilerimi ıslah etmezse, Allah da onları ıslah etmesin.» derdi.
Diğer beldelere de mektup yazarak Yahudi, Hristiyan ve diğer dinlerden olan zımmilerin, eğer üzerine binmemelerini; kürk, tayle-saii ve şalvar giymemelerini emrederdi. Deriden yapılmış zünnarı bellerine bağlamadan yolda yürümemelerini, bunlardan birinin evinde silah yakalanırsa alınmasını da emrederdi. Ayrıca valilerin, ancak Kur'ân ehli kimseleri memuriyetlerde çalıştırmalarını da tenbihlerdi. Eğer Kur'ân ehli kimselerde hayır yoksa, başkalarında hiç olmaz, derdi. Valilerine yazdığı mektuplardan birinde şöyle demişti: «Namaz vakti hiçbir işle meşgul olmayın, çünkü namazı zayi edip vaktinde kılmayan kimse, İslâm'ın diğer hükümlerini haydi haydi zayi eder.»
Bazen valilerine Öğüt dolu bir mektup yazar, vali de bu öğütlerin tesirinden dolayı valilikten ayrılır ve .diyar diyar dolaşmaya başlardı. Zira öğüt, Öğüt veren kimsenin gönlünden kopup çıkarsa, öğüt verilen kimsenin gönlüne yerleşir.
Birçok imamların açıkça ifade ettiklerine göre Ömer b. Abdüla-ziz'in valilerinin hepsi güvenilir kimselerdi.
Hasan-ı Basrî, ona, çok güzel öğütler içeren bir mektup göndermişti. Eğer o mektubu burada nakledecek olursak, konu fazlasıyla uzayacaktır. Biz, işaret nev'inden bazı öğütleri burada naklettik. Ömer, valilerinin birine şöyle bir mektup göndermişti: «Sabahı kıyamet olacak bir geceyi iyi düşün. O, nasıl bir gecedir, sabahı nasıl olacaktır? O gün kafirlere çok çetin bir gün olacaktır.»
Bir başka valisine de şöyle bir mektup göndermişti:
«Cehennemliklerin Cehennem ateşinde ebediyete kadar uzun süre uykusuz kalacaklarını düşün. Sakın Allah katındaki sevaplardan yüz çevirme. Bu durumda seninle artık görüşmem ve senden ümidimi keserim.»
Anlatıldığına göre Ömer'in kendisine mektup gönderdiği bu vali, görevden istifa ederek Ömer'in yanına gelmiş. Ömer, ona: «Neyin var?» diye sorunca vali şu cevabı vermişti: «Ey mü'minleri emin, bana gönderdiğin mektup kalbimi yerinden koparıp attı. Vallahi artık ebediyyen valiliğe dönmem.»

